8 Mart Amerikan Basınından Özetler

8 Mart Amerikan Basınından Özetler

New York Times, Başkan Trump'ın eski kampanya yöneticisi ve siyasi danışmanı Paul Manafort'un banka dolandırıcılığı ve vergi kaçırma suçlarından 47 ay hapis cezasına çarptırılmasıyla ilgili habere yer veriyor. Gazete, Manafort'un suçlarının ”çok ciddi” olduğunu söyleyen yargıç T.S. Ellis'in buna rağmen federal ceza kılavuzunun önerdiği 19 ila 24 yıllık hapis cezası yerine Manafort'a çok daha hafif bir ceza verdiğini bildiriyor. Habere göre Başkan Reagan döneminde atanan yargıç Ellis, federal kılavuzu izlemenin Manafort'un gereksiz yere çok ağır şekilde cezalandırılmasıyla sonuçlanacağını söyledi. Yargıç Ellis'in dava sırasında Rusya soruşturmasını yürüten özel yetkili savcı Robert Mueller'ın ekibiyle zıtlaştığı ve bağımsız savcıların çok fazla gücü olduğu konusundaki kaygılarını açıkça dile getirdiği biliniyor. Gut hastalığı olan ve mahkemeye ayağı bandajlı şekilde, tekerlekli sandalyede getirilen Manafort, önceden hazırlanmış açıklamasında, utanç duyduğunu söylemenin son derece yetersiz kalacağını kaydetti. Hukuk çevreleri de Manafort'un aldığı hafif cezaya tepki gösterdi. Michigan Üniversitesi'nden hukuk profesörü ve eski savcı Barbara McQuade, beyaz yakalıların davalarında yargıçların genellikle daha hafif cezalar verdiğini, ancak en az 19 yıl olması öngörülen bir cezayı dört yıldan aza indirmenin son derece saçma olduğunu söyledi.

New York Times bugün ayrıca 2014-2016 arasında Gine, Liberya ve Sierra Leone'de patlak veren ve 11 bin 308 kişinin ölümüne yol açan tarihin en büyük Ebola salgınından bu yana yedi ay önce Kongo'da baş gösteren ikinci en büyük Ebola salgınının şimdiye kadar 569 can aldığını bildiriyor. Gazete, Kongo'nun Ruanda, Güney Sudan ve Uganda'yla sınırı olduğu bölgede ortaya çıkan Ebola salgınının diğer ülkelere de hızla yayılmasından korkulduğunu yazıyor. Habere göre şimdiye kadar 80 binden fazla insana Ebola aşısı yapıldı. Ancak sağlık uzmanları, Afrika'da Ebola'nın iyi anlaşılmaması ve polis ve ordunun yerel halkı dışlayıcı eylemleri nedeniyle Ebola'nın yayılmasını önleme çabalarının sekteye uğradığını vurguluyor. İnsanlar, karantinaya alınacakları korkusuyla teşhis ve tedaviden kaçıyor. Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün başkanı Doktor Joanne Liu, Ebola'yla mücadele eden yetkililerin yerel halk tarafından düşman ilan edildiğini, hatta doktorlara ve tedavi merkezlerine yönelik 30'dan fazla saldırı olduğunu kaydediyor. Uzun yıllardır süren savaş ve şiddet nedeniyle travma halinde olan halka Ebola taraması ve tedavisinin silah zoruyla dayatılması, yerel halkta güven erozyonuna yol açıyor. Doktor Liu, acil tıbbi yardıma ihtiyacı olanların, yetkililere, ancak hastalığın tedavi edilecek aşamayı geçecek kadar ilerlemesinden sonra başvurduğunun altını çiziyor.

Washington Post ise IŞİD'in tutunduğu son kalede de yenilgiyle yüzleşmesine rağmen son zamanlarda adeta vites değiştirerek köklerine geri dönmeye başladığını ve Suriye ve Irak'ta bir zamanlar egemenliği altında tuttuğu bölgelerde uyuyun terör hücreleri oluşturduğunu yazıyor. Gazete, Amerika'nın desteklediği Suriye Demokratik Güçleri'nin IŞİD'in son kalesi olan Bağuz köyüne uzanan yol üzerindeki köylerde kalmaya korktuğunu bildiriyor. Habere göre yerel halk, militanların son zamanlarda işlediği cinayetlerin arttığını, cihatçıların gece kurdukları kontrol noktalarını sabah terk ettiklerini söylüyor. Örgütün geriye kalan üyelerinin Suriye ve Irak'a dağılması, IŞİD'in kısa sürede yeniden yapılanacağı anlamına gelmiyor. Ancak uzmanlar, önümüzdeki ayların, örgütün bölgede hala kırılgan olan istikrarı bozup bozamayacağını ve yeni dalga şiddet eylemlerine girişip girişemeyeceğini göstereceği uyarısında bulunuyor. IŞİD'in örgütlü olarak bulunduğu son bölge olan ve uyuyan hücrelerin en yaygın olduğu Deyrizor'da geniş çöl alanlar ve terk edilmiş köyleri denetim altında tutmak oldukça zor. Öte yandan Irak'ta merkezi hükümetin bir zamanlar militanların işgal ettiği topraklarda yeniden kontrol sağlamış olması, sorunların giderildiği anlamına gelmiyor. Mezhepsel ayrımcılık ve yolsuzluklar nedeniyle bölge halkı ve devlet güçleri arasında ciddi bir güven eksikliği yaşanıyor. Bu da geçmişte IŞİD'e yerel destek sağlayan etkenlerin ortadan kalkmadığı anlamına geliyor.

Wall Street Journal ise küresel ekonomik büyümenin yavaşlamasına ilişkin kaygıların merkez bankalarının taktik değiştirmesine neden olduğunu bildiriyor. Gazete, Avrupa Merkez Bankası'nın dün sürpriz bir kararla Avrupa ekonomisini canlandırmak amacıyla en azından bu yılın sonuna kadar faiz oranlarını mevcut seviyede tutacağını açıkladığını yazıyor. Habere göre bu süre, Avrupa Merkez Bankası'nın daha önce verdiği sinyallere kıyasla çok daha uzun. Avrupa Merkez Bankası ayrıca Eylül ayından itibaren bankalara ucuz uzun vadeli kredi vermeyi de planlıyor. Bankanın başkanı Mario Draghi, ekonomik gerileme riskinin çok düşük olduğunu, ancak ekonomiye yönelik tehditlerin halen varolduğunu kaydetti. Amerikan Merkez Bankası FED da faiz artışına girilmeyeceğine işaret ediyor. FED'in 19 ve 20 Mart'ta yapacağı toplantıdan faiz artışı kararı çıkması beklenmiyor. Öte yandan Kanada ve Avustralya merkez bankaları da küresel ekonomiye yönelik risklerin yükseldiği uyarısında bulundu ve faizleri mevcut seviyede tutma kararı aldı. Çin hükümeti ise ekonomik büyümeyi teşvik edici adımlar atıyor. Vergi indirimi kararı alan Çin hükümeti, bunun yanısıra bankaların küçük özel firmalara daha çok kredi sağlamasının önünü açtı.