'Güvenli Bölgenin Kontrolu Türkiye'de Olmalı'

'Güvenli Bölgenin Kontrolu Türkiye'de Olmalı'

ANKARA — 

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, ABD’yi Suriye’de Menbiç konusunda uzlaşılmış mutabakatı uygulamakta Türkiye’yi oyalamakla suçladı; Menbiç ve Fırat’ın doğusunda kontrolu ele almayı talep ettiklerini belirtti.

Kalın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki kabine görüşmesi sonrasında düzenlediği basın toplantısında, ABD ile güvenli bölge konusunda henüz anlaşma sağlanamadığını ancak müzakereyi sürdürdüklerini söyledi. Kalın, “Bir oldu-bittiyle PYD-YPG'yi koruyan yaklaşımı kesinlikle reddettiğimizi, müsaade etmeyeceğimizi ifade etmek isterim. ABD'lilerle yaptığımız müzakerelerin konusunu da bu oluşturuyor. Güvenli bölge Suriyeliler'i korumak amaçlıdır. Açıkçası Sayın Trump'ın koyduğu iradeden sonra ilgili birimlerin konuyu bulandırması bizi düşündürüyor. Hangi saiklerle bu konuda yaptığı açıklamaları anlamakta zorlanıyoruz. Obama döneminde YPG-PYD'ye askeri desteği verene kadar, orada, 3 yıl önce bir örgüt yoktu. ABD koruma kalkanı çekildikten sonra böyle bir örgüt olmayacak. Suriye'nin Kürt’ü, Arap’ı, Türkmen’i, Arami’si özgürleşir. Bir terör örgütüne destek vererek bir başka terör örgütü yok edilemez. Bu eninde sonunda bumerang olarak sizi bulur. YPG-PYD ile sizin planınız nedir? diye sorduklarımızda cevap veremediler. Onlar etkileşimden bahsettiler. Biz de 'madem DEAŞ temizlendi hala bu ilişkiyi niye sürdürüyorsunuz?' dedik. Bir cevap veremediler” diye konuştu.

Türkiye Menbiç’te kontrolü isterken ABD’yi oyalamakla suçluyor

Kalın, Menbiç ve Fırat’ın doğusunu Türkiye’nin kontrol etmesi gerektiğini de söyleyerek ABD’ye yönelik Menbiç Yol Haritası’nın uygulanması gerektiği mesajını yineledi. Kalın, “Yol haritasının çoktan hayata geçirilmiş olması gerekirdi. Oyalama taktiklerinin kimseye bir faydası olmayacaktır. İki müttefik olarak artık yol haritasının ivedilikle, daha fazla gecikme olmadan hayata geçirilmesi hem ikili ilişkilerimiz hem bölgenin güvenliği hem de Suriye'deki süreç açısından büyük önem arz ediyor” dedi.

Kalın, 23 Ocak’ta Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya geldiği görüşmeler çerçevesinde Türkiye’nin Rus tarafıyla yaptığı müzakeresi konusunda da önemli ipuçları verdi. Erdoğan’ın son olarak Menbiç konusunda olumlu gelişmeler olduğu yönündeki açıklamasıyla Moskova’yla yürütülen müzakereleri kast ettiğini açıklayan Kalın, “(Menbiç’in) bizim Amerikalılarla konuştuğumuz şekilde hayata geçirilmesi noktasında Ruslar'la mutabık kaldık. Burada Amerikalılar'ın adım atması gerekiyor. Şimdi bir sonraki adımı atmamız lazım. Münbiç’teki PYD-YPG unsurlarının buradan çıkması gerekiyor ki, yol alalım. Umarımız önümüzdeki günlerde bu yol haritasını tamamen hayata geçirecek adımların atıldığını hep birlikte görürüz” ifadesini kullandı.

Fırat’ın doğusundan Türkiye’yi hedef alan terör tehditleri bulunduğunu da söyleyen Kalın, “Bu bölgeden Türkiye'ye dönük herhangi bir tehdidin, terör riskinin tekrar husule gelmesine asla müsaade etmeyeceğiz” mesajını verdi.

Türkiye’nin Şam rejimiyle üst düzey diyaloğu başlayacak mı?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Putin’in de yaptığı açıklamalar itibariyle Türkiye’nin Şam rejimiyle üst düzeyde müzakere yoluna gitme ihtimali konusundaki soruyu da yanıtladı.

Kalın, “Ne Rusya'nın ne bir başka ülkenin Türkiye'ye herhangi bir baskısı söz konusu olamaz. Birtakım tekliflerde, tavsiyelerde bulunabilirler ama baskı söz konusu olamaz. Biz Suriye'ye toprak bütünlüğü çerçevesinde gereken adımların atılması için Cenevre ve Astana sürecinde bulunduk, bulunmaya devam ediyoruz. Biz Suriyelilerin hepsini kucaklayacak siyasi bir yapının kurulmasıdır. Bize göre Esed rejimi meşruiyetini kaybetmiştir. Rejimin böyle bir rol üstlenmesi mümkün değildir. İstihbarat birimlerimiz Türkiye'nin güvenliği çerçevesinde zaman zaman farklı merkezlerle, buna Şam'da dahil, Haseke de dahil birtakım temaslarda bulunabilirler. Bunda şaşılacak bir durum yoktur. Bu rejimi tanımak anlamına gelmez. operasyonel bir ilişkidir. Türkiye sahada olduğu gibi masada olmaya da devam edecek” dedi.

‘’ABD ve Rusya'nın INF’den çekilmesi endişe verici’’

Bu arada SSCB ile ABD arasında 8 Aralık 1987’de imzalandıktan sonra 1 Haziran 1988’de yürürlüğe girmiş olan “Kısa ve Orta Menzilli Nükleer Kuvvetlerin Tasfiye Edilmesi Antlaşması (INF)” dünya gündeminde.

Sözcü Kalın da, ABD ve Rusya’nın anlaşmayı karşılıklı olarak yok sayma kararı almasından Türkiye olarak endişelendiklerini açıkladı. Kalın, “ABD ile Rusya'nın karşılıklı olarak orta menzili füze anlaşması bizim için endişe verici gelişme. 1987 yılında Reagan ile Gorbaçov arasında bu anlaşma imzalanmıştı. Bu anlaşmanın da bir neticesi olarak orta menzilli füze imha edilmişti. 30 küsur yıllık süre içerisinde Avrupa, Rusya ve bölgemizde güven ve istikrarı sağladı. Şimdi karşılıklı suçlamalarla bu anlaşmadan iki tarafın da çekilmesi endişe verici bir durum. Yeni bir nükleer silahlanmayla doğru gidiliyor şeklindeki bir havanın oluşması, ihtimalin ortaya çıkması elbette hepimiz için endişe vericidir. Bizim beklentimiz bunun diplomatik yolla konuşulup adım atmalarıdır” diye konuştu.

“Doğu Akdeniz’de oldu bittiye izin vermeyeceğiz”

Kalın, Kıbrıs adası çerçevesinde yaşanan doğal gaz arama tartışmalarına da değinerek, “Türkiye’yi Antalya Körfezi’ne hapsetmeye çalışan yaklaşımların kabul edilebilir olmadığını ifade etmek istiyorum. Kim tarafından gelirse gelsin özellikle Doğu Akdeniz’de bir oldu bittiye Türkiye'nin göz yummayacağını herkesin bilmesi gerekir” ifadesini kullandı.