Prof. Dr. Altun: “Türk dizileri önemli bir başarı hikayesine imza attı”

Prof. Dr. Altun: “Türk dizileri önemli bir başarı hikayesine imza attı”
Prof. Dr. Altun: “Türk dizileri önemli bir başarı hikayesine imza attı”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile İstanbul Üniversitesi (İÜ) İletişim Fakültesi iş birliğinde "Kamu Diplomasisi Aracı Olarak Türk Dizileri Çalıştayı" düzenlendi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Zahid Sobacı, dizi ve sinema sektörü sayesinde devletlerin kültürlerini ve birbirlerini daha iyi tanıma imkanı elde ettiğini belirterek, ülkelerin turistik ve kültürel alanlarının tanıtıldığını, gıda turizminin canlandığını anlattı.

Sobacı, başka bir program nedeniyle çalıştaya katılamayan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun'un mesajını okudu.

Altun, mesajında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ocak ayında sektör temsilcileriyle yaptığı toplantının devamı niteliğindeki bu çalıştayın sonuçlarının hem dizi sektörüyle ilgilenen akademisyenlere ve öğrencilere hem de gecesini gündüzüne katarak çalışan sektör temsilcilerine ışık tutacak mahiyette olduğunu düşündüğünü ifade etti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak ülkenin kamu diplomasisi çalışmalarına büyük önem atfettiklerini vurgulayan Altun, Türkiye'nin yumuşak gücünün en önemli unsurlarından biri olan Türk dizi ve sinema sektörünü tabii ortakları olarak gördüklerini anlattı.

Türkiye sinema ve dizi sektöründe de önemli başarılar elde etti

Altun, Türkiye'nin son 16 yılda sadece ekonomi ve sağlık gibi alanlarda değil aynı zamanda sinema ve dizi sektöründe de önemli başarılar elde ettiğini belirterek, şöyle devam etti:

"Dünyanın dört bir tarafından kalpleri Türkiye'yle atanların ülkemizle sıcak diyalog kurmasının aracı oldu, bu yönüyle de ülkemizin yumuşak gücünün ayrılmaz bir parçası haline geldi. Ülkemizin tarihi dokusunu modern çehresiyle birlikte anlatan Türk dizilerimiz 156 ülkeden yaklaşık 500 milyon seyirciyle buluşarak önemli bir başarı hikayesine imza atmıştır. Orta Doğu'dan başlayıp, Balkanlar ve Orta Asya ile devam eden başarı hikayemiz bölgesel ölçekli kalmayıp; artık Fransa'dan Japonya'ya, Şili'den Peru'ya, Hindistan'a kadar dünyanın dört bir yanına ulaşıyor. Türk dizi sektörü, 350 milyon doların üzerinde ihracat hacmiyle bu alanda Amerika'dan sonra ikinci sıraya gelmiş durumda."

Fahrettin Altun, oyuncusundan yapımcısına, senaristinden yönetmenine, ışıkçısına kadar bütün dizi emekçilerinin buna katkısı olduğunu vurgulayarak, "Sizin gecenizi gündüzünüze katarak, büyük fedakarlıklarla ürettiğiniz dizilerimiz milyar dolarlık turizm pazarlama kampanyalarının yapabileceğinden kat kat fazlasını başardı, ülkemizin yurt dışında doğru bir şekilde tanıtımına büyük katkıda bulundu." dedi.

"Şehirlerimiz, coğrafi zenginliklerimiz ve tabii güzelliklerimiz markalaştı"

Prof. Dr. Fahrettin Altun, sektörün bu konuda daha büyük bir potansiyeli olduğuna inandığını belirterek, "Özellikle Batı Avrupa pazarında. Bu bölgeye yönelik yapılacak yeni çalışmaların Türk dizi sektörünü 2023 hedeflerimiz olan yıllık 1 milyar dolar ihracat rakamlarına ulaştıracağına inanıyorum." ifadelerini kullandı.

Türk dizilerinin başlı başına bir ihracat kalemi olduğunu ve farklı sektörlerin gelişmesine katkı sağladığını dile getiren Altun, şöyle konuştu:

"Bu anlamda Türkiye, başarılı kültürel diplomasi uygulamalarına harika bir örnek teşkil etmektedir. Nitekim doğru kültürel diplomasi uygulamaları, yaşam tarzlarının ve estetik anlayışlarının da paylaşılarak ülkenin itibarının gelişmesinde ve ekonomik rekabetçiliğinde kaldıraç etkisi göstermektedir. Bu olumlu etkilerin ilki turizmde gözlemlenmektedir. Dünyaya açılan dizilerimiz, medyanın gücüyle Türkiye'nin tanıtımına katkı sağlamıştır. Başta İstanbul'umuz olmak üzere dizilerimize set haline gelen şehirlerimiz, coğrafi zenginliklerimiz ve tabii güzelliklerimiz markalaşmıştır. Aynı şekilde Türk insanının yaşam tarzı, zevkleri ve değerleri farklı coğrafyalarda benimsenir ve hayranlık uyandırır olmuştur.

Yapılan araştırmalarda Türk dizilerinin yayınlandıkları ülkelerde günlük tüketim alışkanlığına dönüşerek; toplumsal hayatın bir parçası haline geldiği tespit edilmiştir. Bugün dizilerin çekildiği lokasyonları görebilmek ve Türk kültürünü tecrübe edebilmek için pek çok yabancı turist Türkiye'yi ziyaret etmekte; bu da Türkiye'yi yeterli ölçüde tanımayan ülke vatandaşlarının Türkiye ile ilgili olumlu bir algı geliştirmelerine yol açmaktadır.

Sektörel çalışmalar, dizilerimizin Orta Doğu'ya açılmasını takip eden ilk dört yılda bölgeden gelen turistlerde yüzde 100'ün üzerinde artış olduğunu göstermektedir. Yine Müslüman olmayan Balkan ülkelerinde yapılan araştırmalar, henüz Türkiye'yi görmemiş ancak Türk dizileri izleyen seyircilerin yüzde 80'den fazlasının Türkiye'yi ziyaret etmek istediğini ortaya koymaktadır."

"Türk markaları yeni pazarlara erişim imkanı buluyor"

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun, dizilerde kendilerine yer bulan Türk tasarımları, tekstil ürünleri ve mobilyalar, Türk mutfağı ve Türk gıda ürünleri ile Türkiye menşeli teknoloji ürünlerinin dünyaya tanıtıldığını belirterek, Güney Amerika'dan Japonya'ya yayılan bu kültürel diplomasi ağıyla Türk markalarının yeni pazarlara erişim imkanı bulduğunu anlattı.

Dizilerin dünyadaki başarısının, yayınlanan ülkelerde Türk dilini öğrenme isteği artırdığını dile getiren Altun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da dizilerin farklı coğrafyalara açılması, farklı dillere çevrilmesi için bizzat temasta bulunduğunu, devletin sektörle açık bir diyalog halinde olduğunu kaydetti.

Son yıllarda Türk dizi oyuncuları ve yeni yapımların ABD, Güney Kore, Dubai menşeli organizasyonlarda ve Uluslararası Emmy Ödülleri'nde başarılı performans gösterdiğini anlatan Altun, amaçlarının kaliteli yapımların artmasıyla birlikte bu başarı hikayelerinin çoğalması ve ihracat hacminin de bu başarıyla aynı seyirde ilerlemesi yönünde olduğunu kaydetti.

Türk dizi sektöründe, metin yazarları, bestekarlar, oyuncular, görüntü ve kurgu yönetmenleri, özverili teknik çalışanlar ve daha pek çok iş kolunun yer aldığını belirten Altun, sektörün sorunlarını, güçlü yanlarını yapımcılar, yönetmenler, senaristler, oyuncular ve akademisyenlerle tartışılacağını anlattı.

Altun, sonuç bildirgesinin sektörle ilgili strateji belgesi hazırlanmasına da temel teşkil edeceğini dile getirerek, sektörle ilgili açılan üniversiteler ve bölümlerin yeterli olmadığını, bu alanda deneyimin kazanılması için uygulamalı eğitime ağırlık verilmesi gerektiğini söyledi.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) mevzuatında dizi üretimini ve ihracatını zorlaştırıcı ve engelleyici nitelikte olabilecek uygulamaların bulunduğunun gündeme geldiğini ifade eden Altun, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı paydaşlığında RTÜK mevzuatına yönelik iyileştirme çalışmaları yapılmasının hedeflendiğini kaydetti.

Azerbaycan, Çin ve Orta Doğu pazarında Türk dizilerine yönelik yasal engeller bulunduğunun gündeme geldiğini belirten Altun, bürokratik engellerin, yasakların kaldırılmasına yönelik Dışişleri Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı ile temaslarda bulunulması ve bu pazarlara erişimin önündeki engellerin kaldırılmasının herkesin beklentisi olduğunu ifade etti.

"Cumhurbaşkanımız sektöre önem veriyor"

Bazı ülkelerde Türk dizilerinin engellenmesine kadar varan girişimlerde bulunulduğunun altını çizen Altun, "Dizi sektörümüzü daha da ileriye taşıyabilmek için yapılması gerekenleri biliyoruz. Nitekim, Sayın Cumhurbaşkanımız da dizi ve sinema sektörümüze büyük önem atfediyor. Sektörün yıllardır devam eden ve adeta kemikleşmiş bir sorununu rekor denilebilecek bir sürede yasal düzenleme yapılarak çözülmesi sağlandı. Bu aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin de Türk kamu yönetiminde ne denli büyük bir dönüşüme yol açtığının, dinamizm kazandırdığının en büyük göstergesi durumunda" diye konuştu.

Altun, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak Türk dizi sektörünün her daim yanında olacaklarını, ülkenin en önemli yumuşak güç unsurlarından biri olarak gördükleri dizi sektörüne gereken her türlü desteği vermeye hazır olduklarını kaydetti.

Çalıştayın, çalışanların özlük haklarının iyileştirilmesinden bürokratik problemlere kadar sektörün karşı karşıya kaldığı sorunlara çözüm önerileri üretmesini istediğini belirten Altun, yine sektörün uluslararası alanda daha fazla yaygınlaşmasına yönelik fikir üretilmesi ve aksiyon planlarının çıkmasını temenni ettiğini kaydetti.

Televizyon ve Sinema Filmi Yapımcıları Birliği Başkanı, yapımcı, senaryo yazarı ve yönetmen Birol Güven, İstanbul'un birçok ilçesinde çekim yapmamın mümkün olmadığını, birçok yere para ödenmesi gerektiğini belirterek, "800 milyon insan düzenli olarak Türk dizilerini izliyor dünyanın her yerinde. Büyükşehir belediyesi, emniyet, ilçe belediyeleri izin versin bir yıl içinde İstanbullu yaşam stili dünya markası olur." dedi.

Çalıştayda konuşan Güven, daha önceden kendilerinin söylediklerinin dinlenilmediğini belirterek, ilk defa bu dönemde artık devletin "konuşandan, dinleyen konumuna" geçtiğini söyledi.

Türkiye'nin dizi ihracatında çok büyük yol alamadığını, sektörün yurt dışındaki pazarda en büyük rakibinin Amerika olduğunu ifade eden Güven, şöyle devam etti:

"Biz dizi ihraç ediyoruz, Amerika ise yaşam biçimi, yaşam kültürü ihraç ediyor. Biz aynı konumda değiliz. Amerika'da çekilen dizi ya da film izlerseniz, kahraman Central Park'ta yürür, araçların arasından caddede devam eder, kahvesini alır, reklam panolarının altından geçer. Böyle bir sahne Amerikan yaşam kültürünü gösteriyor. Bu filmleri seyreden insanlar Amerika'ya gittiklerinde vatana gelmiş gibi hissederler. Biz aynı şekilde kahramanımızı mesela Maçka Parkı, Taksim Meydanı'ndan devam edip İstiklal Caddesi'nde kalabalığın içinde yürüterek, bir kilo baklava aldırarak yoluna devam ettirebilir miyiz? Ettiremeyiz, çünkü zabıtalar var. Biraz esprili olacak ama keşke bu çalıştayı Büyükşehir Zabıta Müdürlüğü yapsaydı sektörümüze çok daha pratik, çok hızlı çözümler bulabilirdik. Türkiye sırf bu nedenlerle 10 yıl kaybetti. İstanbul'un birçok ilçesinde çekim yapmak mümkün değil. Çok maliyetli. Emniyet Müdürlüğüne, Büyükşehir Belediyesine, ilçe belediyesine ve İSPARK'a para ödemek zorundasınız. Hiçbir senaristin aklına Marmaray'da sahne yazmak gelmez. Hiçbir yönetmenin orada çekim yapmak aklının ucundan bile geçmez. Çünkü Marmaray'da çekim için izin almak zor bir şeydir. "

Güven, yine havaalanlarında, Sultananmet Meydanı'nda, Nişantaşı'nda, Bağdat Caddesi'nde de çekim yapılamamasına aynı sorunların neden olduğunu, artık yapımcıların İstanbul dışında çekim yaptıklarını belirterek, bu neden Türk dizilerinin yalılarda ve ormanlık alanlarda çekildiğini anlattı.

"En büyük engel zabıtalar"

Yine trafikte de çekim yapmaya izin verilmediğini anlatan Güven, şöyle devam etti:

"Tenha yerler bulmak zorundasın. Bir kamu diplomasisi aracı olarak Türk dizilerinin en büyük engel bizim üretim sürecimizle alakalıdır. İstanbul usulü yaşam biçimi dizilerimizde yok. Bizim yaşam biçimimizi kültürümüzü anlatan diziler değil. Her yerde İstanbul'u marka yaratmak için toplantılar yapılıyor. Bizim elimizde o kadar büyük bir güç var ki. 800 milyon insan düzenli olarak Türk dizilerini izliyor dünyanın her yerinde. Büyükşehir Belediyesi, emniyet, ilçe belediyeler izin versin bir yıl içinde İstanbullu yaşam stili dünya markası olur. Önümüzdeki engel zabıta müdürlüğüdür. Yanlış anlaşılmasın onlar da emekçi insanlar."

Birol Güven, RTÜK'ün dizilerde trajedi, travma istemediğini, sıradan bir insanın hayatını izlettirmenin çok zor olduğunu vurgulayarak, RTÜK mevzuatına göre, bir dizide marka gözükebileceğini ancak aşırı vurgunun yasak olduğunu, bu alanda çalışanların da bu riske girmediğini anlattı.

Güven, sanatçıların, yönetmenlerin, senaristlerin yüzde yüz özgür bir ortamda kendi sezgileriyle ürettikleri ve çektikleri filmlerin kamu diplomasisi aracı olacağına inandığını vurguladı.

Yönetmen Osman Sınav da dünyanın en etkili dilinin hikaye dili olduğunu ifade ederek, bütün kutsal kitaplarda Allah'ın insanlara hikaye diliyle hitap ettiğini, yaptıkları işlere hikaye dilinden bakılması gerektiğini anlattı.

Türk dizilerinin yurt dışında satılabilmesinin kendisi için bir hayal olduğunu dile getiren Sınav, "beş kuruş para etmez" denilen bir şeyin önemli bir noktaya ulaştığını söyledi. Sınav, ortak pazar yaratmada Türk dizilerinin sağladığı empatiden faydalanıldığını, ortak pazar üretmek, birlikte iş yapmak için de bir hikaye paylaşılması gerektiğini vurguladı.

Sınav, Türk dizilerinin en önemli pazarı Orta Doğu'nun kaybedilmek üzere olunduğunu belirterek, "Bu sanıyorum siyasi durumdan dolayı ama çözülmesi için gayret rica ediyoruz. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından ve ilgili diğer kurumlardan." dedi.

"Demokles'in kılıcı"

Dizi ve film yapımcısı Timur Savcı ise, 4-5 senedir Türk dizilerinin dünya piyasasında bir düşüş yaşadığını belirterek, bunun sebeplerinden birinin de RTÜK mevzuatı olduğunu söyledi.

Savcı, "Acaba şunu yaparsak ceza mı yeriz, kanal mı kapatılır gibi bir Demokles'in kılıcı var." diyerek, istenildiği kadar yeni fikirler düşünülsün, hayal kurulsun bir otokontrol mekanizmasının devreye girdiğini, senaristin elinin yazmaya gitmediğini söyledi.

Oyuncu Halit Ergenç de, Türk dizilerinde salt kültürü ve insanlığı anlatmak noktasına geri dönülmesi gerektiğini belirterek, çeşitliliğin ve kendini ifade edilmesinde rahatlık, özgürlük sağlanması gerektiğini söyledi.

Bu tür kısıtlamaların, yapımcılara, yazarlara ve yaratıcılara baskı devam etmesi durumunda Türkiye'nin dizi ihracatının 2 senede tamamen biteceğini ileri süren Ergenç, "Güzel bir kültürümüz var. Kendi öz duygularını ifade edebilecekleri rahat bir ortam sağlamak zorundayız. Üretim yapan insanların kendini özgür hissetmesi, rahatlıkla ifade edebilmesi lazım." dedi.

"2001'de dizileri satmak hayal bile değildi"

Yönetmen Zeynep Günay Tan, böyle bir çalıştayın düzenlenmesinin sektör adına umut verici olduğunu söyledi.

Tan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun tarafından dile getirilen Türk dizilerinin Batı Avrupa pazarında da yayınlanabilme hedefinin doğru adımlarla elbette gerçekleşebileceğini dile getirdi.

Yönetmen Ali Bilgin, dizi süreleri meselesinin çözülmesi ve daha adil reyting sistemi kurulmasıyla uzun vadede başarılı çalışmalar ortaya konabileceğini belirtti.

Yönetmen Onur Tan ise, Türk dizilerinin uluslararası pazarda gösterdiği başarının sinema alanda da görülmesini sağlayacak çalışmalar ortaya koymak gerektiğini ifade etti.

Tan, Türkiye'de üretilen dizilerin kamu diplomasisi aracı olarak kullanılmasının önemine işaret etti.

Senarist ve yapımcı Bahadır Özdener ise Türkiye'nin stratejik üretimlerle dünyada dev bir sinema ve televizyon üreticisi haline gelmesinin mümkün olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"2001'de dizileri satmak hayal bile değildi. Bugün bu fırsatımız var. Çünkü devletimizde bu irade var. Sektörde de bu tecrübe var. Sektörde de beka sorununun tam ortasındayız. Ya yok olacağız ya var olacağız. Devletten iyi bir koordinasyon bekliyoruz. Çeşitli imtiyazlar da bekliyoruz. Burada nasıl bir Hollywood yaratılacağı konusu dar çalışma toplantılarında da özel olarak ele alınmalı."