10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününde Yaşanan Ayrımcılık(!)

Almanya'da ,Türk yerel basının son seneler yaşadığı sıkıntılara birde ayrımcılık mı eklendi ?

10 Ocak Çalışan Gazeteciler  Gününde Yaşanan Ayrımcılık(!)

Almanya açısından  hem küresel hem yerel anlamda güçlü kılan onun basın ve medya gücüdür.Öyle ki Almanya her türlü politik ve stratejik eylemi öncesi basın gücünü eğer gerekiyorsa ‘’Bağımsız  Medyasında’’ deşifre eder ve eyleme geçer.Eli güçlenen politikası ile hamlesini yapar.Bu sebeptenden Almanya’da fikir ve basın özgürlüğüne verilen değer çok yüksektir.

Bu özgürlükler demokrasinin temeli olarak Alman anayasasının (Temel Yasa) beşinci maddesiyle koruma altına alınıyor: “Herkes fikrini sözlü, yazılı ve görsel olarak açıkça ifade etme ve yayma, kamuya açık kaynaklar üzerinden kısıtlanmadan bilgi edinme hakkına sahiptir. (. . .) Hiçbir şekilde sansür uygulanmaz.”

Amiral Gemisindeki  Alman gazete, radyo ve televizyonlar

Gazeteler devlet tarafından değil ticari amaçlı özel medya kuruluşları tarafından hazırlanır ve yayınlanır. Radyo ve televizyon alanındaysa bağımsız bilgi edinme, eğitim, kültür ve eğlence alanında temel gereksinimleri karşılamak üzere devlet radyo ve televizyonları yayın yapar ve bunların finansmanı için Almanya genelinde her haneden belli bir katkı payı alınır. Bunların yanı sıra reklamlar aracılığıyla finanse edilen programlar yayınlayan geniş bir özel radyo ve televizyon yelpazesi bulunur.Bunları içinde ana medya akımı olarak ,ARD, DEUTSCHE WELLE (DW), ZDF, RTL Television GmbH, N24, N-TV Nachrichtenfernsehen GmbH, BERLINER ZEITUNG (Yerel), BILD ZEITUNG, BILD AM SONNTAG, DER TAGESSPIEGEL, DER SPIEGEL, DIE TAGESZEITUNG, DIE WELT/ WELT AM SONNTAG,DIE ZEIT, FOCUS Magazin, FRANKFURTER ALLGEMEINE ZEITUNG, HAMBURGER ABENDBLATT (Yerel), HANDELSBLATT, HANNOVERSCHE ALLGEMEINE ZEITUNG, RHEINISCHE POST, STERN, SÜDDEUTSCHE ZEITUNG, WESTDEUTSCHE ALLGEMEINE ZEITUNG , WIRTSCHAFTSWOCHE, Almanya’nın amiral gemisindeki ana akım medya kuruluşları olarak sayabiliriz. 

Tabiki amiral gemisi dışında her eyaletin her şehrin gazete,dergileri ve televizyonları bulunmaktadır.Bunların içinde Türkçe yayın yapan ulusal Deutsche Welle'yi söyleyebiliriz.Bir çok medya kuruluşunda Türkiye kökenli gazeteciler çalışmaktadır.Her nekadar tüm ismi geçen medya kurumları bağımsız olduğu görülsede haber küresel bir mesele ise durum Alman devleti lehinde değişir.

Örneğin Almanya-Türkiye ilişkilerinde Almanyanın menfaatleri veya konjentür gereği Can Dündar kaleme aldığı yazısı aynı manşetle ,Deniz Yücel’in Almancaya tercümesi ile hemen hemen tüm ulusal basında aynı gün yer alması gibi. Veya  Almanya’da TRT ‘nin içinde yetişmiş profeyonel gazetecilerin Deutsche Welle işe alınmaları  gibi. Yetişmiş bir gazeteci o ülkenin eli ve kulağı gibidir. +90 kuruluşunda DW ‘nin etkisi ve gücünü yani Alman devletinin finansmanını düşünürsek meselenin önemini kavrayan ülkelerin uluslararası gücünüde anlarız. 

ALMANYA’da Türk Medyasının Durumu Nedir? 

Almanya’da Türkleri yani komuoyuna anayasanın koyduğu haklar çerçevesinde  bilgi verebilecek  gruplar ,kişiler kimdir diye sorarsanız derim ki onlar,Türk basını ve gazetecileridir.

Alman Medyasının yanısıra ,+90 youtube’deki  gücünün nasıl pozitif anlamda kullanıldığını ve nasıl destekler gördüğüne tanık olduktan sonra,Almanya’da yaşayan milyonlarca Türkiye kökenli gazetecilerin ve medyanın durumunu değerlendirmek isterim.

Almanya’da Türkçe yayın yapan milyonlarca Türkiye kökenli insanlara hitap eden gazete ve dergileri sıralamak isterdim lakin elimizdeki verilerin yeterli olmadığını enbaşta söylemek isterim .

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününde Berlin 

Şunu demek isterim, Almanya’da Türk medyası zorluklar içinde  özellikle ulusal basın dediğimiz kurumların kendi bünyelerinde kapalı  kalması kamuoyuna kendilerini açmamalarıdır.Bu tirajların dibe vurmasına neden olabilecek bir sebep sayılabilir. Sayılarının az olması yanında işlevlerininde burdaki kamuoyunu doyurucu olmadığı aşikadır.Medya anlamında Metropol FM(!) kamuoyuna Türkçe radyo yayın yapması olumlu bir durum gözüksede Almanya’da geneline  yayın yapmadığı, Berlin ve NRW'daki dinleyicilerinin arasıra haberler ile bilgilendirmeye  çalışıldığı görülmektedir.Finansman olarak bağımsız ayakta durabilen tek medya kuruluşu olarak izlenim bırakıyor.

Özellikle Berlin yerelindeki basın yayın kuruluşları ise rekabet içinde reklam pazar payının daraltıldığı anlaşılmaktadır.Bu imkansızlıklar kaosu beraberinde getirirken , gazeteciler dernekleşmeleri ile sorunlarına çözüm aramaktadır.Lakin parcalanmalar,bölünmeler kacınılmaz ve genel anlamda birlikteliğin olmadığı menfaatlerin önplana çıktığı bir alan olarak yaşanıyor.Türk devletinin resmi haber ajansları AA,TRT ,TRT DEUTSCH  gibi kurumlar dışında, bir çok küçük çapta dergiler yıllardır kendi ayakları üzerinde durmaya çalışmaktadır.Ana medya akımı Sabah ve Hürriyet ise tirajları itibarı ile digital yayıncılıkta daha aktif görülmektedir. 

Evet bu bilgiler ışığında ''10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü''kutlandı.Aslında kutlanmadı! Netekim kutlayacak bir görüntü yoktu.Berlin açısından konuşmak gerekirse, gazetecilerin ana işleri gazetecilik olmaktan çıkmış,gazetecilik sadece bir ''miş'' görüntüsü vermekten öteye geçmemektedir.                      


Avrupa Türk Medyası Ulusal ve Yerel Basın Çalıştayı (2016) Frankfurt(Arşiv)

 2018 yılında Bosna’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın verdiği sözlerin Avrupa'daki Türk basınını umutlandırmış lakin süreç tam aksine işletilmiş ve durum daha da vahim olmuştur.Oysa 2016 ,Frankfurt'da yapılan basın çalıştayında sorunlar o dönemin yetkililerine 3 gün boyunca anlatılmış ve çözümleri konuşulmuştu.

2021 sonlarına doğru ise başlayan garip,resmi bilgilere dayanmayan bir uygulama ile T.C Büyükelçiliğinde anlaşılmaz şekilde  ulusal basın ve yerel basın ayrımcılığını yaşadık, bu senede maelesef dahada tuhafı karşımıza çıktı. Yeni göreve gelen  Büyükelçi Ahmet Başar Şen Bey ,10 Ocak 'ta, tamda Gazeteciler gününde sadece bir derneği (TJV) üyelerini  gazeteciler gününde kabul etmesi tuhaf bir görüntü vermiştir(!) Oysa Almanya'da birçok  gazeteci dernekleri ve gazeteciler bulunmakta.Tabi bu konuya yeni atanan Basın Müşavirliği nasıl cevap verecektir bilemiyorum(?)

10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü Türkiye'de bir çok algıyı yıkmak için yapılması gerekenleri oradaki kurumlara bırakabiliriz lakin Almanya'da milyonlarca Türkiye kökenli insanın yaşadığı yerde onlara hitap eden ,bilgi sunan medyanın sadece çok küçük bir kısmını bu anlamlı günde kabul etmek  büyük bir kısım yerel ve ulusal basın için pek anlamlı olmamış kanaatındayım.

Sabah gazetesinin haberi durumu Büyükelçiye ziyaret olarak versede zamanlamasının manidar olduğu aşikardır.Bu görüntü Almanya genelinde Türk basını açısından kabul görmeyecektir.


TJV  üyelerinin 10 Ocak çalışan gazeteciler günü Büyükelçi ziyareti

Almanya’da Türkçe yayın yapan gazete ve dergilerin ötekileştirilmesi yeni değildi lakin bu sefer çok bariz olmuştur.Bu haberdeki görüntü Türklerin ve dahi devletin menfaatlerine uygun olmamıştır.

Eğer bugün Almanya’da ortak sorunlarımız Irkçılık,İslam düşmanlığı,Ötekileştirme,işsizlik ve terör konusunda yol alacaksak bu ancak yerel ve ulusal medyanın ortak çalışması ile olacaktır. Alman devletinin(Finans ettiği) +90 kanalı ile birlesitirici özelliğini görürken, Türk temsilciliğinin,10 ocakta bir kısım basınla verilen görüntü ayrıştırıcı olmuştur.Oysa büyük olasılıkla  Almanya'da bir çok Türkçe yayın yapan gazeteci ve medya dernekleri Büyükelçilik bilgisi dahilinde dir.

Meselenin izahatı muhakkak vardır.Lakin güven kolay kazanılan bir duygu değildir. Kamuoyu, milyonlarca insan bu güvenle aldıkları haberlerin doğruluğuna inanırlar.Oysa hepimiz biliyoruz ki sosyal medya çıktıktan sonra karalama ve psikolojik algı oprasyonlarınada ençok resmi kurumlar muatap olmaktadırlar.Tabi ki kimliğini taşıdığımız,basın kartını kullandığımız Türkiye kökenli gazeteci olarak ,10 Ocakta gazeteciler arasında yapılan ayrımcılığı tasvip etmiyoruz.