11 Eylül Saldırılarının Mimarı Hala Yargılanmayı Bekliyor

11 Eylül 2001 terör saldırılarını planlayanlardan Halid Şeyh Muhammed’i 1 Mart 2003’te yakalanmıştı. Ancak ABD’nin Muhammed'i yargı önüne çıkarması, uzun vakit aldı. Hukuki sürecin çok uzamış olmasını eleştirenler, bunun terörle mücadelenin en büyük başarısızlıklarından biri olduğu görüşünde

11 Eylül Saldırılarının Mimarı Hala Yargılanmayı Bekliyor

ABD, 11 Eylül 2001 terör saldırılarını planlayanlara karşı 1 Mart 2003’te en önemli başarılarından birini elde etmişti. Halid Şeyh Muhammed, Pakistan'ın Ravalpindi kentinde istihbarat ajanları tarafından ele geçirilmişti.

El Kaide'nin üç numaralı ismi için küresel çapta yürütülen arama 18 ay sürmüştü. Ancak Amerika'nın Muhammed'i yargı önüne çıkarması, çok daha uzun vakit aldı. Hukuki sürecin çok uzamış olmasını eleştirenler, bunun terörle mücadelenin en büyük başarısızlıklarından biri olduğu görüşünde.

Halil Şeyh Muhammed 1 Mart 2003'te Pakistan'da yakalanmıştı.
Halil Şeyh Muhammed 1 Mart 2003'te Pakistan'da yakalanmıştı.

11 Eylül 2001 terör saldırılarıyla bağlantılı olmakla suçlanan Halid Şeyh Muhammed ve dört kişi, hala Guantanamo'daki gözaltı merkezinde tutuluyor. Askeri mahkemede yargılanma planlarıysa sürekli erteleniyor.

En son aksaklık, sonbaharda yapılması planlanan ön duruşmaların geçen ay iptal edilmesi oldu.

Bu gecikme, 11 Eylül saldırılarında hayatını kaybeden yaklaşık 3 bin kişinin yakınlarının art arda yaşadığı hayal kırıklıklarına bir yenisini daha ekledi.

Ölenlerin yakınları, uzun zamandır bir duruşma ile olayın kapanacağını yanıt bulmamış soruların çözülebileceğini umuyorlardı.

Muhammed, duruşmada hüküm giymesi durumunda ölüm cezasına çarptırılabilir.

Muhammed'le birlikte yargılanması planlanan sanıklardan birinin avukatı olan James Connell, her iki tarafın da hala duruşmadan kaçınabilecek ve daha az ama yine de uzun cezalarla sonuçlanabilecek bir "duruşma öncesi anlaşmaya varmaya çalıştıkları" haberlerini doğruladı.

Adalet Bakanlığı'nın 11 Eylül saldırılarına ilişkin soruşturmalarına eşbaşkanlık yapan eski savcı David Kelley, duruşmaların gecikmesinin ve yargılanma yapılamamasının "ölenlerin aileleri için korkunç bir trajedi" olduğunu söyledi.

Muhammed'i Amerikan mahkeme sistemi yerine askeri mahkemede yargılama çabalarını ”feci bir hata” olarak tanımlayan Kelley, bunun "Anayasa'ya ve hukukun üstünlüğüne hakaret" olarak niteledi ve "Ülkemiz tarihinde çok büyük bir leke" dedi.

Muhammed ve diğer Guantanamo mahkumlarının yargılanmasındaki zorluk kısmen ABD'nin 2003 yılında yakalandıktan sonra Muhammed'e yaptıklarından kaynaklanıyor.

Muhammed ve diğer sanıklar, yakalandıktan sonra ilk önce yurtdışındaki gizli hapishanelerde tutulmuştu. İnsan hakları örgütleri, diğer El Kaide liderlerinin de yakalanmasını sağlayabilecek bilgilerin peşinde olan CIA yetkililerinin, işkenceye varan "ileri soruşturma tekniklerine" başvurduğunu söylüyor.

Muhammed, 183 kez "waterboarding" olarak bilinen ve kişide boğulma hissi yaratan su işkencesine maruz kalmıştı.

Daha sonra yapılan bir Senato soruşturması, sorgulamaların değerli bir istihbarat sağlamadığı sonucuna varmıştı. Ancak bu durum, ifadelerine ilişkin FBI raporlarının aleyhlerinde kullanılıp kullanılamayacağı konusunda, bitmek bilmeyen ön duruşma davalarına yol açtı.


İşkence suçlamaları, Amerika'nın Muhammed'i sivil mahkemede yargılama fırsatına zarar verdiği kaygılarına yol açtı.

2009 yılında dönemin başkanı Barack Obama'nın yönetimi, Muhammed'i sivil mahkemede yargılamaya karar verdi.

Muhammed'in New York'a götürüleceği ve Manhattan'da federal mahkemede yargılanacağı açıklandı.

Obama, o dönemde, "Başarısızlık bir seçenek değil" demişti.

Ancak New York, böyle bir duruşmanın gerektireceği güvenlik önemlerinin maliyeti karşısında ayak diremeye başladı ve Muhammed, New York'a gönderilmedi.

Muhammed'in askeri mahkemede yargılanacağı açıklamasının üzerindense uzun yıllar geçti.

David Kelley, 20 yıl önce askeri mahkeme bahsinin geçmesinin, terör davalarının on yıllar boyunca sivil mahkemelerde başarıyla görüldüğü hukuk çevrelerinde birçoklarını şaşırttığını söylüyor ve askeri mahkeme kavramının "aniden ortaya çıktığını, hiç kimsenin bunu beklemediğini" belirtiyor.

Kelley, o dönemde Adalet Bakanı olan John Ashcroft'ın askeri mahkeme taraftarı olmadığını, Manhattan'daki federal terör davalarından yana olduğunu kaydediyor.

Şimdiyse zamanaşımı nedeniyle Muhammed'in askeri mahkemede yargılanması çok daha zor olacak. Kelley, "Kanıtlar eskiyor, görgü tanıklarının hafızaları köreliyor" diyor.

Ancak yıllar geçmesine rağmen olanlar, saldırılarda ölenlerin ailelerinin hafızalarında hala canlı. Adaletin yerine geldiğine tanıklık etme isteğiyse hala diri.

Eddia Bracken'in kızkardeşi Lucy Fishman, Dünya Ticaret Merkezi'nde hayatını kaybetmiş.

Eski Başkan Obama'nın davayı federal mahkemede görme önerisine karşı çıkan Bracken, Muhammed'in "askeri bir eylemle" suçlandığını, bu nedenle askeri mahkemede yargılanması gerektiğini söylüyor.

Bracken, gecikmeler nedeniyle hayal kırıklığı içinde olsa da bunu anlayışla karşılıyor.

Muhammed, Guantanamo'da tutuklu kalmaya devam ederken Amerika, 2011 yılında El Kaide lideri Usame Bin Ladin'i, geçen Ağustos ayındaysa örgütün lideri Eymen El Zevahiri'yi öldürdü.

Guantanamo'daki askeri komisyondan soruşturmacılar, Muhammed'in 11 Eylül 2001 saldırılarını üç yıl boyunca planladığını söylüyor.

Tutuklandığında ele geçirile bir bilgisayar sürücüsü, soruşturmacılara göre saldırı günü uçakları kaçıran 19 teröristin fotoğraflarını, Usame Bin Ladin'in yazdığı üç mektubu ve teröristler hakkındaki bilgileri içeriyordu.

Muhammed, mahkemedeki oturumunda, Usame Bin Ladin'e ettiği bağlılık yeminini, El Kaide konseyinde olduğunu, örgütün operasyonel direktörlüğünü yaptığını, 11 Eylül saldırılarını "A'dan Z'ye" organize ettiğini, planladığını ve gerçekleştirdiğini, yaptığı yazılı açıklamada itiraf etmişti.

Açıklamaya göre Muhammed; Dünya Ticaret Merkezi'ne 1993 yılında düzenlenen bombalı saldırının, ayakkabıların içine saklanan bombalarla Amerikan yolcu uçaklarını düşürme girişiminin, Endonezya'da bir gece kulübünün bombalanmasının, 11 Eylül'den sonra da Chicago'da o dönemde Sears Tower olarak bilinen gökdelenle Manhattan'daki Empire State gökdelenine yönelik ikinci dalga saldırıların planının da sorumluluğunu üstlendi.

Bunların yanısıra Muhammed, 1994 ya da 1995 yıllarında dönemin Amerika Başkanı Bill Clinton'la Papa II. Jean Paul'a suikast girişimi dahil başka saldırı planları içinde bulunduğunu da kabul etti.

Muhammed'in yeğeni Remzi Yusuf ise 1993'te altı kişinin ölümüne, bin kişinin yaralanmasına ve İkiz Kuleler'in altındaki otoparkta büyük bir çukur oluşmasında neden olan Dünya Ticaret Merkezi saldırısının mimarıydı.


İki ayrı sivil mahkemede yargılanıp hüküm giyen ve ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Yusuf, cezaevinde bulunuyor. 1995'te Pakistan'da yakalanan Yusuf, yargılanmak üzere Amerika'ya getirilmişti.

Yusuf, o dönemde, insanları öldürme hakkının, Amerika'nın İkinci Dünya Savaşı'nda nükleer bomba atma kararıyla karşılaştırılabileceğini söylemişti. Muhammed de eylemleri için benzer bir gerekçe öne sürmüş ve Guantanamo'daki oturumda, insan öldürmenin "her savaşın dili olduğunu" kaydetmişti.

2012 yılında Muhammed ve beraberindeki sanıkların çıkarıldığı mahkeme oturumuna katılmak için Guantanamo'da bulunan Bracken, davanın başlaması halinde Guantanamo'ya tekrar gideceğini söylüyor.