1960 KONSEPT SOLLARI

1960'ların başında Nato kendi kontrolünde sol hareketler ortaya çıkardı.Kominist partilerin kıblesi Moskova olduğundan dolayı solun değişik idealleri çerçevesinde parçalayarak şiddet ile tanışmanın yollarını aradı.

1960 KONSEPT SOLLARI
Ercan Yaşaroğlu (Sosyal Danışman)

1960'ların başında Nato kendi kontrolünde sol hareketler ortaya çıkardı.Kominist partilerin kıblesi Moskova olduğundan dolayı solun değişik idealleri çerçevesinde parçalayarak şiddet ile tanışmanın yollarını aradı. 1959 da Küba devriminin etkisi ve Che’nin İtalyan basını sayesinde ve ABA kendisine baş düşman haline getirerek, dünyada bir Latin Amerika medyası geliştirdiler. Sol şiddet ile tanıştı. Bu sol hareketlenmeye 68 gençlik hareketi dendi. O dönemim solcuları ABD de, Avrupada yönetime gelerek iktidarlarda yer aldılar. Veya meclislerde ve senatolarda görev alıp yeni liberalizmin hayata geçirilmesinde emperyalistlere hizmete  başladılar. Üçüncü dünyanın sömürülmesini daha hümanist şekle soktular. (Muz bahçesinin hasatında çalışan çocuk açısından hiçbir şey değişmedi. O hala omuzlardan yiyemedi. Kakao hasatında çalışan çocuklar da cukulata yiyemiyor veya üretiminde bulunduğu markaları yiyemiyor.) bu demokrat ve solcu arkadaşlar milli varlıklarına ve kapitalizme hizmeti sürdürüyorlar üçüncü dünyanın yoksulluğunda bir değişiklik yok ülkelerinin yer altı, yerüstü zenginlikleri ve iş güçleri yağmalanmaları 150 yıldır kesintisiz devam etmektedir.

İtalya’da bu konsept sollara en güzel örneği, Gadyonun kurmuş olduğu Kızıltugaylar ve bu hareketin en tepesindeki İtalyan istihbaratının elemanı olarak ortaya çıkartıldı.

Almanya 1. Konumın ve RAF kuruluşunda başı çekenler BND’nin elemanlarıydı. 15 kişilik bir tim ile 1968 hareketi ortaya çıkartılmıştı. Neu libereralizmin hayata geçirilmesinde 1968 gençlik hareketinde fedakar cefakar ve lntarnasyolist olan bir yığın genç 1989 gelişen zaman diliminde bedel ödediler. Orda kullananlarda emperyalizmin hizmetine girdiler.

Bugün dayatılan Avrupa merkezli düşünmenin mucitleri geçen yüzyıllarda başlayan Avrupa merkezli demokrasi söylevlerinde avrupa ve batının küstahlığı ile ve ignoransii, kibirliliğini, ırkçı ve aşağılayıcı tavırlarının sürdürülmesini sağladılar. Üçüncü dünyadaki, yönetimlerin gelişinin ve gidişinin kararlarından tutunda, üçüncü dünyanın yönetimlerinin diktatör ilan etmede ve askeri darbeleri yapanlar, demokrasi savunucusu gibi ilan ederek işbirlikçiliğine göre çekmecelere koydular. Demokrat diktatör veya farklı açıklamalar ile ülkelerin yöneticileri ötekileştirilerek halk ve yönetim bağlarını kopartarak, Avrupa normları ile düşünmenin başlangıcını saglamış oldular. Dünya, batının üretmiş olduğu „düşünceleri“ ve „filozofları“ ile düşünmeyi öğrendi. En iyi örneği bu Avrupa merkezli düşüncenin, diğer halklara aktarılması, Milli Sollar ve Sinema, tiyatro, müziğin yeni medya yöntemleri ile insanlığın binlerce yıllık değerlerinin unutturularak. Yerine Avrupa’nın egoizminin yayılmasının motoru haline geldiler.

Hümanizm diye söylev yapan Avrupa’da insanların insanlığını tüketmesinin, imecenin paylaşım, misafirperverlik, dayanışma ve sosyal olan yönlerini köreldi. Gelecek kusaklara aktarilmasininda ortadan kalkisini saglamis oldu.  Batının konsept solları emperyalizme yani kendi ülke çıkarlarına hizmete dört elle sarılmış oldu. Ücüncü Dünya sollarına Batinin Yalakaligina ve hatdaga işbirlikçileri oldular. İktidara ortak olduklarında da diğer partilerden hiçbir farkları kalmadı. Veya muhalefette bulundukları durumda devlete ne kadar entegre olduklarını kanıtlamaya çalıştılar.

Bu Avrupa merkezli düşüncenin en iyi örneği Paris ve Fransız devrimidir. Oradaki matdeleler, Fransız halkınına uygulanırken o tarihten itibaren onların kurduğu Fransa , Çin’i Kore’yi vietnam’ı  Cezayir’de Afrika’da, Latin Amerika’da işgal devleti haline geldi. Bu ülkelerde insanlık suçu işlendi. Fransız solunun bu işgallere karşı durusu, Batı küstahlığı ile , işgal edilen sömürge muhalefetine akıl vermek oldu. 18 yüzyılın sonundan bu güne kadar beyaz küstahlığını korumuşlardır.

Alman milli soluda muhaletefette gözükekerek alman devletinin dış politikalarında motor oldu. Alman solu İrlanda  kurtuluş ordusunun kuruluşunda bizzat rol aldı. 1.Dünya savası öncesi Alman krallığının sunduğu olanaklar ile İrlanda kurtuluş ordusunun  silahlanması ve maddi olanaklar sağlandı. 1900 yıllarının başından itibaren irlanda’daki muhalefet desteği, Irlanda bölününceye  kadar sürdü.

Rus devriminide, Lenin Alman Treni ve altın ile Rusya imparatorluğuna topraklarına girişini sağladılar. 1915-1923 tarihlerinde arasında Sovyet devrimine maddi ve manevi desteklerini sürdürüldü.

1980 yılından bu güne kadar alman milli solu, Almanya’nın dış politikasına uygun davranarak AL veya Yesillerin ve bugün Milli sol olan kanat, Eyalet meclislerine ilk milletvekilleri kürt kökenli seçildi. O günlerden bugünlere gelindiğinde sol partinin milletvekilleri bugün meclisten ‘’Kobani, süreci ile başlayan ve bugün kürt teşkilatının sözcüsü gibi hareket eden Türkiye kökenli millet vekillerine konuşma hakki, sol lakırdı ile ABD’nin askeri gücü haline gelmiş yapılanmaların sözcüsü olarak konuşmalarına devam etmektedir. Nato’nun silahlı gücü haline gelmiş suriye veya Irak fraksiyonlarının Avrupa sözcüsü gibi davranmaktadır. Gene sol partinin Berlin eyalet milletvekili, provokasyonlarına ,her hafta yapmaya çalıştığı yürüyüşlerde hem provakasyonunu sürdüdürüyor. Herman Meydanından ve Kreuzberg merkezinden geçerek Oranien Meydanına  yaptığı yürüyüşleri ile, o bölgede oturan istenmeyenlerin (Türkiye’den gelenlerin) yoğun olarak oturduğu bölgelerdir. O bölgede oturan Türklerin tepki göstermelerinin beklentisi ile bir yıllık yürüyüşlerine devam etmektedirler. Almanya’nın dış politikasına uygun kürt politikasını hayata geçiriyorlar.  Basında ve millet meclisi konuşmaları Alman Dış bakanlığı sözcüsü gibidir. Anti emperyalist ve NATO karşıtı hiçbir konuşması kayıtlara geçmemiştir.

Dünyadaki konsept solculardan bir kaç örnektir. Solun 150 yıllık tarihine baktığımızda emperyalizmin sürece uygun kendini entegre edişini bu konsept sollar yerine getirmiştir.

Sol yapıların düşünceleri sosyal fesatlık üzerine değil, insanlık ve insan olmanın değerleri üzerinden hayata geçirilmelidir.

İnsanların ve diğer canlıların su hakkı, temiz hava hakkı, çevre sağlığı ve genlerin devamının sağlanması önümüzdeki yüzyılın en büyük problemi batının çevre ve nüfus politikası olacaktır. Batı dünyası, Avusturalya’da ve Amerika kıtasında yaptığı gibi dünyada nüfusun yoğun olduğundan çıkarak kendi halkının bilincini şekillendirmeye başlamış bulunmaktadır. Batı çöpe attığı yiyeceği ve tüketim fazlasının ziyan edimesini tartışacağına, dünya nüfus fazlalığını ve barınak ve doyum sorunu günlük ihtiyaçların karşılanamayacağı tartışılmalıdır. Diğer ülkelerin yapmış olduğu üretimden dolayı ortaya çıkan hava kirliliğini tartışırken kendi toplumunun tüketim ve üretim dünyaya verdiği zararı tartışmadan sorunu dünyadaki diğer ülkeleri suçlayarak çevre sorununun sorumlusu tutarak suçlamaktadır. Solun yeni misyonu bu sorunları dile getirerek, anti emperyalist değerler ve ülke içerisindeki sorunlardır. Yukarıdakiler ile aşağıdakiler arasında bu yeni duruş ile dünyada insanların onurları veya gururları kırılmadan dünyada varoluşlarını ve genlerinin devamını sürdürebilmenin ve Dünyanın yer altı, yerüstü zenginliklerinin adil bir şekilde paylaşımını kavgasıdır. Önümüzdeki yüz yıla damgasını vuracaktır.

‘’Türkiye’deki Konsept Sol’’

Türk milli solu kendisinin kuruluşunu 1915 tarihi olarak alır. O tarihten önceki sol Varna, Selanik ve İstanbul merkezli Osmanlı solunu yok sayar nedeniyle sadece misaki milli sınırları içinde sıkıştırır. Kendini ve milli sol  olarak ortaya çıkar. Osmanlı solunun, yok sayılması yapılacak en büyük yanlışlardan birisi, ikinci yanlış, misakı milli sınırlarının içerisinde 72 kültürün bulunduğunu inkarı Kafkasya'dan Ortadoğu'ya ve bakanlara kadar Osmanlıdan kalma çok kültürlülük yok sayılmış ve yerine Avrupa merkezli düşücenin getirdiği milliyetçilik ülke realitesine ters düşmesine rağmen zor kullanarak milliyetçiliğin dayatılmasını ve ülke halkının baskı altına alınmasını, ignoere ederek ,1915-1960 yılına kadar TKP olarak gelmişti. 1915 öncesi Abdülhamit’i devirenlerin ‘’Sol tarihinde bir şekilde yer almaz. itdahiterakiciler, Hınçaklar, Taşnaklar. Osmanlı sosyalist fıkrası, ahrar fıkrası, jöhn Türkler (genç Osmanlılar) Selanik’teki anarşistler ve Varna’lı muhalif sol hakkında hiçbir tartışma açmadan 1915-1960 TKP olarak kalmışlardır. Buda ortaya çıkacak olan Natonun 1960-konsept sol proğramın eski TKP kadrosunun iç TKP ve yurtdışı TKP olarak bölünmüşlüğü 1960 Natonun ülke içinde bulunan TKP kadrosunun bölünmüşlüğü konsept solun hayata geçirilmesine yardımcı olmuştur.

1960 daki askeri darbenin demokrat olarak algılanmasında solun çok büyük payı vardır. 1960 darbesi Neu liberalizmin Türkiye’de hayata geçirilmesinin ilk hamlesiydi. Bu darbe 1.başbakan Menderes ve bakanlarını sudan bahanelerle asmasına rahmen demokratik darbe ve demokratik anayasa olarak gelecek kuşaklara aktarılmıştır. 1960 ların başında faaliyete geçen anti komünizm denilerek Feytullah Gülen, Ergenekon, Konturgrilla, projeleri ve konsept sol hareketliliği başlamıştır. Doğan Avcıoğlu, Mihri Belli Beraberliği, ülkede yeni sol hareketlenme ,devletin toleransıyla faaliyete geçmiştir. Batı tamamen örnek alınmış ve Neu liberal toplum çalışmalısı  başlatılmış olur. Batıda geliştirilen 68 hareketinin Anadolu ayağınıda oluşturması bu yeni ‘Demokratik’ Anayasa ile harekete geçirilmiş olur. MDD (Milli Demokratik Devrim) 68 gençlik hareketinin ortaya çıkışı ile gelişen öğrenci hareketinin anti-emperyalist yönünün ağır basmasının önünü kesmek için gençlik hareketinin parçalanması işi çok zor olmamıştı. Küba devrimi ve Che etkisiyle Latin Amerika daki silahlı devrim modeli ülkede MDD ye alternatif olarak ortaya çıktı. Türkiye Cumhuriyetinin realitesinden kopup sanki Türkiye muz cumhuriyeti gibi algılanarak silah ve ile tanışmış oldu. Bugüne kadar solun kültüründe bulunmayan şiddet ile tanıştılar. İbrahim Kaypakkaya Mao-Cin örneğini aldı. Mahir Çayan Latin Amerika modellerini aldı. Deniz Gezmiş ve arkadaşları da gelişen modaya uyarak silahı eline almıştı ülkenin realitesini bilenler ülke halkının duygusallığını bilerek onun üzerine uyarladıkları konseplerini hayata geçirdiler. İbrahim KaypakKaya işkencede öldürüldü. Mahir ve arkadaşları Kızıldere de katledildiler. 1970 darbesinin nedeni olacak bu gençlik hareketi gösterilmiştir.  Denizin arkadaşlarını vurularak ve Deniz ve iki arkadaşı asılarak katledildiler. 1970 ve 1974 yılında bu gençler kahraman olarak Türk milli solunun tarihine geçmiş oldu. 

İnsan olmanın duygusallığında müzik, edebiyat, filmler ile 1968 hareketinin duygusallığı ülkeye yayılmış oldu. 1972-1974 yılları arasında insanlar cezaevinden sevgililerine ve ailelerine mektup yazamazken bazı çevreler parti proğramını yazıp dışarıda basıp dağıtmaya başlamışlardı. 1969 yılının ortalarında Milliyetçi, dini akıncılar ve sol diye üç farklı hareket ortaya çıkmıştı. Bu üç farklı akım üniversitelerde zemin oluşturmuştur. 1974 yılına gelindiğinde gençlik hareketi, üniversitelerden, lise ve ortaokullara inmişti. Atatürk rozetlerinin dağıtıldığı lise ve orta okullarda gençler üç ana politik akımın etkisine girdi. Milliyetçilik, Akıncılar ve solcular 1970 darbesi ülkedeki Neu liberal gelişmeyi ülkeye daha derin temellerle ülkeye yerleştirildi. Ülkenin kendi değerlerinin yerine batı merkezli düşüncenin ve kültürünün Anadoluya yerleştiği süreç çok hızlı şekilde geliştirilerek toplum tarihine ve kültürüne yabancılaştırıldı. 1974 de ceket yakasındaki rozetler Atatürk dü,  1975 de Lenin ve Che olarak yer değiştirdi. Birçok kitapçıda parasız dağıtılan broşürler Alman sendikasının Türkçe broşürleri veya deftercikleri su içer gibi okuyorduk 1976 da mahallelerde okullarda ağabeyler belirdi ve onlar gençlerin eline parti malı şahsa zimmetli silahlar dağıtmaya başlandı. Aynı semte birlikte büyüyen gençler tüm farklı taraflarda yer almalarına rağmen 1975-1976 da şiddet sadece metropollerde belirmeye başlamıştır. Taşrada aynı mahallenin gençleri bir birine şiddet uygulama zorluğu yaşarken, gene ağabeyler ortaya çıktı.,Lise üniversite çıkışlarında gençlere saldırmaya başladı. Suni gerginlikler ve korku geçlerin birbirlerine yaklaşımı başlatılmış oldu. Bu gelişmelerin tümü bu üç yıl içerinde kolluk kuvvetleri, polisin Mit’in gözü önünde oluyordu. Ama tutuklama, sorgulama olmuyordu. Daha sonraki dönemlerde MHP taraftarlarının  bir çoğunun MIT elemanın yönlendirmesiyle cinayetler ve hatta da toplu cinayetler işlenmeye başlamıştı. Bombalar sokak çatışmaları sokak kavgaları  1976-1977-1978-1979-1980 eylül üne kadar kesintisiz devam etti. Ve devlet seyretti. Aynı devlet 12.09.1980 bu olayları askeri darbe ile bir günde bitirdi. Bu provakasyon ortamı askeri darbenin nedeni olarak gösterilerek IMF nin (Dünya Bankası) elemanları ABD den ülkeye gelerek Neu libarezlizimin geçişi tamamlanmış oldu. 1974-1980 yılları arasında 35000 aydınını, en erdemli gençlerini kaybetti ülkesi için,  ülke halkının daha adil yaşayabileceği bir mücadelesini verdi. Kendisi için hiçbir beklentisi olmadı. Bu devrimciler, akıcılar, ve Milliyetciler, 1980 askeri darbesinden sonra deletin oluşturduğu ortamın sorumlusu tutuklanarak 1.683.000 bin gencecik, fedakar çocuklar ,fişlendi. 650.000 kişi gözaltına alındı. 170.000 bin kişi yargılandı. 517 kişiye idam cezası verildi.  50 kişi asıldı. 400 gazeteci yazar için 4 bin yıl hapis istendi. 388.000 kişiye pasaport verilmedi. 30.000 kişi işden atıldı. 100 binler yurtdışına kaçmak zorunda kaldı. Binlercesi ceza evlerinde açlık grevleri ile öldü veya engelli hale geldiler. Bugün yardıma muhtaç durumda yaşamak zorunda kaldılar bu ülkenin en fedakar en çalışkan gençliğini Neu liberalizme geçişi sağlamak için bu konsept sollar veya sağlar ortaya çıkartan derin ilişkilerin elemanlarıda mükafatlandırıldılar.

İki örnek Dev-yolun yumruğu çizen şahıs, Bugün film endüstrisinin en büyüklerinden  birisi hatta bu şahıs ‘Feto’ya güzel güzel söylevleri ile de tanınıyor.

İkinci örnek 1974 den sonra Bazı insanlar, basın tarafında olaylar abartılarak isim  olması sağlandı. Gene bu şahıs bir montaj sanayinin en büyüğü tarafından çağrılarak MİT müsteşarlığının eşliğinde  kendisine  yüklü miktarda para verilerek, bir sol yapının içinde yer alması istenir. Kendisinin isim olamasıda iki katlı karakolun camından atlayıp kaçmasıda günlerce ülkenin tüm gazetelerin de abartılarak çok becerikli biri haline getirilmiş ve renkli basında abartılarak isim olması sağlanmıştır. Buna benzer hikayeler çok daha önemlisi acil hareketinin kurucusu ve yönetiri şahıs Türkiye sınırları içerisinde anti emperyalist ve ABD karşıtı söylev ve eylemler yaparken Suriye de bir arap milliyetçisi ve Hatay Reyhanlı’nın Suriye topraklarına tekrar kazanımı için çalışma sürdürür. Bu çalışmaları yapar iken Suriye istihbaratının da en üst düzeyde görevlere getirilir. Ve Esat ailesinin damadı da olur. Bu günlerde de general rütbesi ile Suriye devletinin hizmetindedir. Ama sağır sultanın bile haberi oldu. Bu durumdan Türkiye kamu oyu bilgilendirilmemiştir. Bazı sözüm ona devrimciler bugün bile onu anti emperyalist ilan ediyorlar. Bu konsept sollar, Nato tarafından oluşturulurken Türkiye’nin zenginliği olan farklılıklar üzerine oynanmıştır. Birçok siyasi yapı ülkede bulunan kültürel gruplar üzerine olmuştur. Ülkede bulunan vatandaşların farklılığına dayanarak üretilen siyasi gruplarda bugün izleri bile kalmamıştır. Ama kürt milliyetçiliğini dünya insanlığın kurtaran direnişçiler  gibi gösteren Nato 2021 de değişik açıklamalar ile türk milliyetçiliğini de terörist ilan etmeye çalıştılar Avrupa daki Türk milliyetçiliğinin yaş ortalaması 60 civarındadır. Onlar bugün Avrupa da ibadet ederek var oluşlarını sürdürdüğünü söyleyebilirim. Real durumlarıda, hiçbir gençlik çalıması da bulunmamaktadır. Kürt kimliğini kahraman yapıp, batıda Türküm demeyi de ve sahiplenmeyi de ’’ istenmeyenler’’ olarak 60 yıldır sürdürmektedir. Bu yeni solun en büyük yanlışı Avrupa merkezli düşünmesidir. 1970 yıllarda programlanan kafalardir. Batının emperyalist emellerine ulaşmak için kendisinin işbirlikçisi durumuna getirmiştir. Anti emperyalist duruş yerine batı merkezli düşünen kafalar üretilmiştir. Bugün arada 70 lerin karakol kaçkını Almanya daki aktif durumu ABD kaydırarak  tarih profesörü olmuştu. Şu anda emperyalizmin sözcülüğüne soyunmuştur.

Bugün Feto dediğimiz yapının bir parçasıydı. Konsept sol 1980 darbesinin üzeriden 42 yıl geçmesine rağmen hiçbir özeleştiri yapamamıştır. Öldürülen 35-40 bin Genc insanin üzerinde konuşacak hiçbir şey yoktur. Ne parçalanmışlığını nede yapılan yanlışların bedelinin büyüklüğü üzerine tartışılmamıştır. Bu konsept solun bugün batının işbirlikçisi durumuna gelişinin daha önceden düşünüldüğü ve buna göre yönlendirmelerin 2010 yılına kadar ülkenin farklılıkları üzerine oynanması ve bugün PKK nın Nato'nun askeri gücü haline gelmesi de bundan 40-45 yıl önceki oyunun bir parçasıydı. Türk milli solu 1950 lerden itibaren batı merkezli düşünmeyi ön plana koymuştu. Batının teknikteki ve bilimdeki ileri durumunu modern toplum yapısı olarak algılayarak batının tabiata karşı ve insanlığına karşı işledikleri barbarlığı ve insanlık suçu işlemelerini Kore, Vietnam Latin Amerika, çin, arap coğrafyasında cetvel ile çizilen sınırları tartışmadan Hitlerin insanları katletmek için fabrika kurmasını yüzeysel eleştiriler ile geçiştirirdi. Laiklik denilen batı kafasının kendi halkını ötekileştirilmesini dur demeyi beceremedi. Çünkü batı gözlüğü ile dünyaya bakar hale gelmişti. Ve Anadolu’nun realitesinden uzaklaşmış ve halkının ötekileştirilmesi olayına en ufak tavır altmamıştır.

Türkiye bu Neu libarilizme geçişini üç darbe ve ülkenin en erdemli mütevazi çocuklarını katletmesini batının işbirlikçisi durumuna gelmiş iktidarlar ve mandacı partilerin en ufak bir tavır almadan bu olayların gelişimi ve hayata geçirilmesine göz yummuştur. Bir devlet düşünün o devletin Gümrük Bakanı silah kaçakçıligindan, 1980 de 8 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Bir ordu düşünün ,dışarıdan gelecek saldırılar ile uğraşacağına ülkede 10 yılda bir darbe ve darbeden sonra subaylara işkence ve şiddeti kendi halkına karşı işlesin ve en son görüldü ki 15 temmuz kendi halkına ateş edip 251 kişiyi katletsinin ve 2734 kişiyi yargılasın ne milli sol nede konsept solu bu 15 temmuz da doğru tavrı gösterememiştir. Batının  çekmeleri ile düşünceyi öğrendiği için öldürülen, yaralananların insan olduğunu unutup batını çekmecesi olan „gericilik“ çekmecesine koydu ve tavır alınmadı. Bu gelişen olaylara tavırsızlığının kaynağı da kendi değerlerinde kopmasıdır. Anti emperyalist duruş halkın problemlerine yabancılaştı. Filistin davasına sahiplenme, ülkenin en büyük problemi yukarıdakiler ile aşağıdakiler olduğunu unutup batının işbirlikçiliğinde son 10 yılda rekor kırdı.

ABD  tam yüzyıl önceki söylevlerini 100 yıl sonra Ortadoğu coğrafyasına bir Kürdistan kurma çalışmalarını başlattı. Konsept Kürdistan konusunda da misakı milli sınırlarının bölünmesini bile Türkiye, Suriye, Irak, ve İran  sınırları içerisinde yeni İsrail (Kürdistan) kurmak için bu alanlarda bulunan teşkilatları silahlandırarak Nato’nun askeri gücü haline getirdi. Gene konsept sol yapılanması proğramı içerisinde birkaç kürt teşkilatının kurulması da bu gülerin hazırlığı idi. ABD’nin Sevr anlaşmasının zor ile koydurduğu madde Kürdistan'ın kurulmasıydı ve bunu gerçekleştirmek için 50 yıllık ön hazırlığınıda yapmıştır. Bu macera Ortadoğu'yu top yekün savaşa sokacaktır. Ve ülkemizin ve komşu ülkelerin kan gölü haline getirerek ve insanlar hangi kültürden olursa olsun büyük acılar yaşayacaklardır. Yeni bir devletin bu coğrafya da kurulmaya kullanılması 3ncü paylaşım Savaşının çıkması demektir. Devrimcilerin böyle bir gelişmede tavrı savaşa karşı sadece barış çağrısı yapıp üç dört kuşağın yükünü taşıyacağı bir savaşın taraftarı olmaz sadece barıştır. Düşündüğü ve onu harekete geçiren şey halkının hep birlikte barış içerisinde yaşanmasıdır. Batının kafa tasçı politikaları yerine ipek yolunun düşünce tavrı ile farklılıkların zenginlik olduğu ve farklılıkların binlerce yıl birlikte yaşamayı başarmıştır. Batı elini ayağını bu alanlardan çekerse gene bu farklılıklar geçmişte olduğu gibi hep birlikte yaşamayı hayata geçirir.

Batı Avrupa birliğini hayata geçirmeye çalışırken insanlık için ileri bir adım atmaktadır. Farklılıklarını koruyarak biz avrupayız düz mantıgi ile hayata geçirmeye çalışıyor. Biz farklılıklarımız ile birlikte yaşamayı ve bunun zenginlik olduğunu yüzyıl öncesine kadar yaşamayı hayata geçirmiştik. Avrupa merkezli düşünerek bu farklılıkları dürüstçe konuşma yerine ,onlara zor olgusu ile dayatmalar ve asimilasyon hayata geçirmeye çalıştık. Biz batı karışmadan önce Ermeni, Yahudi, Rum, Türk, Gürcü, Arnavut, Arap ve diğer 60 kültür birlikte yaşamayı bin yıl hayata geçirmiştik. Bu coğrafyada dünyada var olan inançların hepsiyle birlikte yaşamayı binlerce yıldır sürdürmüştü. Saygı düzeyindeydi. İnsanların yaşamını hayata geçirmesi emperyalist emellerine ulaşmak için batı bizim farklılıklarımızı kaşır hale gelmişti. Bizde buna müsaade ettik.

Bizim anadoluda ve ipek yolunda insanlık açısında insanlığın en erdemli, sevgi, saygı, imecesi ile toplumsal dayanışmacılığı, her canlıya olan şefkat ile yaklasimini biz ileri toplun olarak algılayamadık veya algılamamız informasyon kirliliği ile engellenmiş oldu. Ileri toplum olarak bizim Avrupa’yı görmemizide, Bir metal yığını olan Eiffel kulesinin yapıldığı tarihlerde, Bu telgraf, radyo antenini olan ilerleme ve ilericilik olarak merkez düşünce yapımıza koyduk, insanlık değerleri ile ileride olan Anadolu insanının insanlığını, bilimsel gelişimeye değiştik. Avrupalı olmaya çalıştık. Biz bilim ve teknik gelişimi birkaç yılda bizim ülkemizde de geliştirebiliriz. Bunun en iyi örneği Çin’dir. Çin 30 yılda dünya liderliğine oynamaktadır. Ama bizim insanlık değerlerimiz 12 bin yıllık insanlık tecrübelerinden çıkarak şekillenmiştir. Bu değerlerin yerine Avrupa egeozmini koymalıyız, şu anda Z kuşağı sanal dünya sayesinde ben merkezli  egoist insanlar haline gelmiştir. Hiçbir sorumluluk yeteneğine sahip olmadan, egoist bir kuşak olarak yetişmektedir. Ülke değerlerlerinden nasibini almadan büyümektedir

1970 lerin gençliğinin katledilmesi, ceza evlerine atılması ve bu devrimciler ülke değerleri ile yetişmiş son kuşak olmuştur. Bu kırılan zincir bu günkü kuşaklara kadar kopmuştur. Tekrar ülkede o güzel insanları var etmek için çaba harcanmalı ve tekrar 12 bin yıllık insanlık değerlerine geri dönülmesinin yollarının aranması gerekir.

Eğer bunu hayata geçiremez isek gelecekteki kuşaklar hiçbir insanlık değeri bulunmayan bireysel ve toplusal hiçbir sorumluluk taşımayan kuşaklara toplumu ve ülkeyi teslim etmiş oluruz.

Bu 1970 konsept solu öyle Avrupa merkezli düşünür hale geldi, Almanya da bulunan kör gözlerinin önünde gelişen günlük ırkçılığa tavır alamaz haldeydi. Avrupa’nın yalakalığından Avrupa’da istenmeyen olmuş olan Türkiye’den göç edenlerin onurunu ve canının savunulması korunmasında aciz bir durumda 3 bim km uzaklıklardaki 84 milyona akıl verme küstahlığını göstermektedir. Kimliksiz kalmış bu arkadaşlar devrimci veya solcuyum diyerek kimliksizliğine kimlik katmaktadır. Akademik lakırdı ile ne kadar birikimi olduğunu kanıtlamaya çalışan toplumdan kopmuş kendi toplumunu ötekileştiren kimliğe bürünmüştür. Örnek Frau Merkel ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki tartışmadaki tavırları, demokratik hakkını kullanmak olan %62 AKP seçmeninin ötekileştirilmesi ve İslami fobinin tartışmalarının yapıldığı dönemde Frau Merkel işbirlikteliğine dönüşmüştür. Bu %62 nin entegre olamayacağı tartışmalarına katılmışlardı. Bugün bu seçmen başka tercihler edindiğinde entegremi olmuş olacak;

İkinci nokta Fran Merkel ve Cumhurbaşkanı Erdoğan 10 yılın üzerinde çok iyi anlaşan devlet başkanlarıydı. Hiçbir sorun yoktu şimdi hangi pastayı paylaşamıyorlar da bu tartışma başladı. Sorusunu sormaktan aciz durumdaydılar. Entegrasyon tartışmasının 24 milyon yabancının onurunu kırdığını ve farklılıkların ön plana çıkarılmasında tavır alamadılar. Ben entegre olmayacağım benim bu toplumda var oluşan bu toplumu zengimleştirir ve topluma katkım olur dediğinde ve Anayasanın 1-12 maddesine kadar bulunan maddelerde entegrasyon tartışmasının yanlışlığının kanıtıdır. Bu konularda hiçbir tavır almayan konsept sol su nanda yok olmak ile yüz yüze kalmıştır.

Geleceğin devrimcilerinin ilk görevi bu coğrafyanın insanlık değerlerinin korunması tekrar 1960-1970 li yılların insan olma değerlerine kavuşması ,adil su haklarının her canlı için ücretsiz olması ve her canlının su hakkının savunulması, temiz hava hakkının her canlı için savunulması, dünyada var olan zenginliklerin yukarıdakiler ile aşağıdakiler ve Halklar arasında adil paylaşımı, dünyada var olan kültürel farklılıkların korunması bu kültürel farklılıkların zenginlik olarak algılanması, batının geçen yüzyıllarda sorgulanması Amerika kıtasından tutunda Avustralya da yerlilerin yok edilmesinden yüzyıl önce Çin’e uygulanan Opyum savaşı ve bugün iran halkının opyum tüketicisi durumuna getiren batı değerlerine ve Aroganz ve lgnoransına karşı var olan kültürel zenginlikler ile karşı çıkmak gerekir.

Avrupa merkezli düşünen arkadaşlara bugünün örneği; Akdeniz ve Ege deniz toplu mezarlara dönüşmüş durumdadır. Ege denizi ayni sekilde Avrupaya gecmeye Calisan mültecilerin Botlarını Delerek veya keserek  Insanlari boğulmak üzere açık denizlerde Birakmislardir. Polanya Belarus sinirinde insanlar soğuk ile başlasa bırakılarak donma tehlikesi ,Aclik ve susuzluğa terk edilmislerdir. 240 insan Polonya sinir güvenliği ve polisinin sitdet uygulaması nedeni ile ölmüstür. Türkiye 5 milyon mülteci ile tüm kapılarını sınırlarını kapatarak tavır almıştır. Sınırlarında boğularak, donarak ve şiddet görerek insanlar ölmektedir. Bu durumu Avrupa üç maymunu oynayarak tarihinde tekrar insanlık suçu işliyor. Bir Lübnan 1,5 milyon mülteci kabul ederken 500 milyonluk Avrupa 1 milyon mülteci ile kendi aldığı tavır ile Avrupa değerlerini çiğnemektedir.

Avrupa için, Avrupa değerleri sadece Avrupa da yaşayanlar için geçerlidir. Avrupa egeozmi bu değerler ile dünyanın şekillenmesine kendi duruşu ile çifte ahlaklı yaklaşımını ve gene kendi değerlerine ters düşmektedir.

Ercan Yaşaroğlu