300 Yıllık Acının İzleri Apartheid Müzesinde

Güney Afrika Cumhuriyeti, ırk ayrımcılığını geride bırakalı 25 yıl oldu. Ancak Güney Afrika yönetimi acının izlerini tamamen silmedi. O dönemin izleri bir müzede gelecek nesilleri bırakıldı

300 Yıllık Acının İzleri Apartheid Müzesinde

JOHANNESBURG, GÜNEY AFRİKA CUMHURİYETİ — 

Bu müzenin adı ‘Apartheid’. Yerel dillerinde ayrımcılık anlamına geliyor. Adını 1948’den itibaren devlet politikası olarak uygulanan ırk ayrımcılığı siyasetinden alıyor. Beyaz azınlığın siyahlara yönelik ayrımcı uygulamalarının izlerini bu müzede görmek mümkün. Güney Afrika yönetimi, gelecek kuşakların ders çıkarması amacıyla Apartheid dönemini müzede yeniden canlandırmış. 2001 yılında açılan müzede Apartheid rejiminin yükselişi ve düşüşünün sergilendiği dünyadaki tek örnek.

Irk ayrımına dikkat çekmek amacıyla müzenin tabelası siyah ve beyaz renklerle boyanmış. Müzeye giriş biletleri de yine iki renkli ve üzerinde ayrımcılık içerikli sloganlar yazıyor. Müzenin ön bahçesinde dikilen yedi temel değeri - demokrasi, eşitlik, uzlaşma, çeşitlilik, sorumluluk, saygı ve özgürlük - temsil eden sütun bulunuyor.

Müzenin giriş kapısı da ayrımcılık yapılan dönemden kalma. Daha önce havaalanlarında kullanılan ve siyahlarla beyazların ayrı ayrı kullandığı kapılar şimdilerde müzeye giriş için kullanılıyor. Kapıların üzerinde ‘beyazlar ve beyaz olmayanlar’ diye iki tabela yer alıyor. İçeride de bölgedeki madenlerde yaşamını yitirenlere ait kimlikler var. Müzenin iç avlusunda aynalara işlenmiş insan figürlerini görmek mümkün. Bu figürler ise Johannesburg'da 1886'da altın bulunmasının ardından bölgeye gelen göçmenleri temsil ediyor.

Avlunun duvarlarında da binlerce taş yer alıyor. Bu taşların her biri madenlerde ölen insanların anısına duvara eklenmiş. Müzeyi gezdiren rehberin söylediği ‘Madenlerde çalışan 7 bin siyahın yaptığı iş 70 bin beyazın yaptığı işe eşitti’ sözleri ayrımcılığı özetliyor.

Müzenin içinde ise Apartheid döneminde kullanılan malzemeler, uygulamalarla ilgili fotoğraf ve görüntüler, çatışmalarda kullanılan silahlar, idam iplerini bile görmek mümkün. Mandela’ya özel bir bölümün ayrıldığı müzede Mandela’nın 27 yıllık hapis cezasının 18 yılını çektiği hücrenin bir kopyası da yer alıyor. Demokratik Gelişim Enstitüsü (DPI) tarafından düzenlenen toplantı için Türkiye’den gelen akademisyen, sanatçı ve gazetecilerden oluşan grup ta müzenin ziyaretçiler arasındaydı.

Ziyaretçilerden sinema sanatçısı Kadir İnanır, Mandela’nın hücresini ziyaret etti. VOA Türkçe’ye konuşan İnanır, müzenin doğal olmayan yapısını eleştirerek, “Burayı çok modernize etmişler bu beni etkilemiyor. Doğal mekanlar olsa ister istemez adamın çektiği çileler vicdanın varsa hissedebiliyorsun ama bu sentetik geliyor bana” dedi.

Müzenin içinde şiddet olaylarının yaşandığı dönemlere ait görüntüleri izleme olanağı var. Mandela’nın serbest bırakılması, eski Devlet Başkanı Frederik Willem de Klerk’in Mandela’nın serbest bırakılması kararını mecliste açıklaması gibi tarihi görüntüler ziyaretçilerle buluşuyor.

Grupta bulunan Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun, müzenin zulmün sınırlarını gösterdiğini söyledi. VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Coşkun, “İnsanın insana yapabileceği zulmün gerçekten bir sınırı yok. Bunu burada çok net bir şekilde görebiliyoruz. Maddi olarak tahribata uğratmaktan, fiziki ve manevi olarak tahribata uğratmaktan o kadar büyük sınırlara ulaşılıyor” diye konuştu.

Gazeteci Ayşegül Doğan da müzeden etkilenenler arasında. VOA Türkçe’ye konuşan Doğan şunları söyledi; “Etkilenmemek mümkün değil, burada yaşananları, barış anlaşmasından 25 yıl sonra yeniden görmek, bir kez daha deneyimlemek, etkileyici. Tabi etkileyici olan bir diğer yanı da kayıt altına alınmış olması. Bunca kuşak, bunca olay sonra yeniden bellek tazelemesine sunduğu katkı önemli. Beni en çok etkileyen başka şey de, Mandela’nın özgürlüğüne kavuşarak ve kitlelerle buluştuğu an ve De Klerk’in Mandela’nın şartsız özgürlüğünü açıkladığı an beni çok etkiledi.”

Müzenin son bölümünde ise, ülkedeki bütün halkları temsil eden Güney Afrika bayrağı sergilenerek ve Güney Afrika ulusal marşı çalınıyor. Duvarlara Anayasa’nın yedi temel değerlerini, müzenin çıkış kapısındaki duvarlarında da görmek mümkün. Gezinin sonunda ziyaretçiler, sağdan bir taş almaya ve her yerde ırkçılığa karşı mücadele etme sembolü olarak, soldaki taş yığınına bırakmaya davet ediliyor.

  •