5 Soruda Biden-Erdoğan Görüşmesinden Beklentiler

Biden-Erdoğan görüşmesinden bir gün önce Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in üyeliklerine yeşil ışık yakması Türkiye’nin ikili zirvede elini güçlendirdi mi? Carnegie Vakfı uzmanı emekli büyükelçi Alper Coşkun’a göre Türkiye istediğini aldı ve görüşme olumlu havada geçecek

5 Soruda Biden-Erdoğan Görüşmesinden Beklentiler
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başkan Biden 31 Ekim 2021'de Roma'da yapılan G20 liderler zirvesinde bir araya gelmişti

Başkan Joe Biden ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki görüşme, Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in üyelik başvurusunu desteklediği bir ortamda gerçekleşecek. Biden’ın vardıkları mutabakattan dolayı üç ülkeyi de kutlaması Madrid’de bugün Erdoğan ile yapması beklenen ikili görüşmeye olumlu bir zemin hazırlayabilir mi? Tüm bu soruları Washington’daki düşünce kuruluşlarından Carnegie Vakfı kıdemli araştırmacısı Emekli Büyükelçi Alper Coşkun yanıtladı.

Türkiye istediğini aldı mı?

Türkiye’nin büyük ölçüde istediğini aldığını belirten Coşkun, “Hem Finlandiya hem de İsveç müstakbel NATO müttefikleri olarak Türkiye'nin güvenlik endişelerine saygı göstereceklerini ifade ediyorlar. Jenerik olmakla birlikte önemli bir ifade. PKK terör örgütüyle mücadele konusunda kuvvetli ifadeler var. Bunun bir terör örgütü olduğunun teyidi var” diye konuştu.

Coşkun VOA Türkçe’ye yaptığı açıklamada, “PYD, YPG ve FETÖ’den ayrı bir paragraf da bahsediliyor. Doğrudan terör örgütü nitelemesi yapılmamış. O herhalde uzlaşının bulunduğu nokta olsa gerek. İsveç ve Finlandiya bu yapılara destek vermeme taahhüdünde bulunuyorlar. Aynı paragrafın içerisinde İsveç ve Finlandiya terörizmin her türüyle mücadele etme taahhüdünü ifade ediyorlar” dedi.

Bu uzlaşı Türkiye’nin NATO ittifakındaki rolünü nasıl etkiler?

Emekli büyükelçi Coşkun, bu konuda da “Türkiye'nin bu konuda tereddüt beyan etmesi her ne kadar meşru sebeplerle dahi olsa bir tepkiye sebep olmuştu. Bir kere o hava bütünüyle ortadan kaldırılmış oldu. Bir nevi Türkiye rüzgarı arkasına alabilme imkanına sahip. Bu çözümün sağlanmış olması sayesinde Türkiye bir yandan da her ne kadar bu üçlü bir mutabakat olsa dahi, YPG’ye, FETÖ'ye yapılan atıflar, PKK terör örgütüyle mücadele bağlamında NATO müttefikleri bakımından da bir referans olarak hatırlatmada bulunabileceği önemli bir kazanım elde etti” yanıtını verdi.

Uzlaşma sonrası Biden-Erdoğan görüşmesinin havası yumuşar mı?

Emekli Büyükelçi Alper Coşkun’a göre Türkiye İsveç ve Finlandiya arasında varılan mutabakat olmasaydı belki de Biden görüşmesinin gerçekleşme ihtimali bile zora girebilirdi. Ancak şimdi daha olumlu bir tablo söz konusu:
“Türkiye ittifakın önünde bir tırnak içerisinde ‘engel olma’ rolünden yapıcı bir çözümü sağlamış ülke konumuna tekrar yerleşmiş durumda.
Bu Biden’la görüşme ve Türkiye Amerika ilişkileri bakımından mutlaka olumlu etki edebilecek bir husus. Hiçbir şey olmasa dahi daha yapıcı bir zeminde iki lider bir araya gelecek.”

F-16 satışı ve diğer konularda çözüm mümkün mü?

Carneige Vakfı araştırmacısı Alper Coşkun, NATO Zirvesi başlamadan önce Türkiye’nin itiraz ettiği iki ülkenin üyelik başvurusuna yeşil ışık yakmasının Biden ile yapacağı görüşmede Erdoğan’ın elini güçlendirdiği görüşünde. Uzman, iki ülke arasında uzun zamandır çözülemeyen sorunlar konusunda radikal bir değişiklik olmasa da olumlu havanın katkı sağlayacağını, ancak S-400’ler konusunda ABD’nin tavrında bir değişiklik beklemediğini söylüyor: “F-16 talebi bağlamında Başkan Biden zaten net bir şekilde olmamakla birlikte dolaylı olarak en azından ABD yönetimi buna sıcak sıcak bakabileceğini işaretlerini veriyordu. Madrid Zirvesi’ndeki bu gelişmeyle birlikte yönetimin Kongre nezdindeki i̇kna kabiliyetinin arttığını kabul etmek mümkün.”

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping Pekin'in Hong Kong'u İngiltere'den devralmasının yıldönümü görenlerinde
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping Pekin'in Hong Kong'u İngiltere'den devralmasının yıldönümü görenlerinde

Çin’in NATO Belgesine Girmesi Türkiye için neden önemli?

Alper Coşkun, Madrid’deki NATO Zirvesi’nde açıklanacak ‘Stratejik Konsept Belgesi’ne i̇lk kez Çin’in yarattığı endişelerin de yer alacak olmasının, Türkiye açısından da önemli bir gelişme olduğunu söyledi, ayrıca bir yandan NATO müttefiki olup bir yandan da (Çin ile) ilişkilerini korumak ve geliştirmek istemesini Rusya ile olan “dengeleri sürdürme” tutumuna benzetti. Uzman, bu yaklaşımın bir NATO müttefiki olarak Türk dış politikasının gündeminde ana eksene oturmaya başlayacağını sözlerine ekledi.

Mehtap Çolak Yılmaz