AİHM'den Türkiye'ye Deniz Yücel Cezası

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Alman Die Welt medya kuruluşunun Türkiye muhabiriyken 14 Şubat 2017'den 16 Şubat 2018'e kadar tutuklanarak özgürlüğünden yoksun bırakılan gazeteci İlker Deniz Yücel'i haklı buldu

AİHM'den Türkiye'ye Deniz Yücel Cezası
Gazeteci Deniz Yücel

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Alman Die Welt medya kuruluşunun Türkiye muhabiriyken 14 Şubat 2017'den 16 Şubat 2018'e kadar tutuklanarak özgürlüğünden yoksun bırakılan gazeteci İlker Deniz Yücel'i haklı buldu.

AİHM, Türkiye'nin bu tutukluluk kararıyla, Arupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 5/1, 5/5 ve 10'uncu maddelerinin ihlal edildiğine hükmederek Türkiye'yi, Deniz Yücel'e 13 bin 300 Euro tazminat ödemeye mahkum etti.

Mahkeme, Anayasa Mahkemesi'nin 28 Mayıs 2019 tarihli kararında, Yücel'in "özgürlük ve güvenlik hakkının yanı sıra ifade ve basın özgürlüğü hakkının da ihlal edildiğine karar verdiğine ve kendisine uğradığı manevi zararın yanı sıra masraf ve giderler için bir meblağ ödendiğine dikkat çekerek, "Ancak Mahkeme, bu meblağların açıkça yetersiz olduğu ve Yücel'in Sözleşme'nin 34. maddesi kapsamında da mağdur olduğunu" vurguladı.

Karar gerekçesinde, Yücel'in bir suç işlediğinden şüphelenmek için makul sebepler bulunmadığından, tutuklu yargılanmasına karar verildiğini tespit eden AİHM, bunun AİHS'in 5/1 maddesinin ihlali anlamına geldiğini belirtti.

Anayasa Mahkemesi tarafından Yücel'e verilen meblağlar açıkça yetersiz olduğu için, başvuranın uygun ve yeterli tazminat almadığı kanaatine varıldığı, "Bu nedenle Mahkeme, Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurunun mevcut davada Sözleşme'nin 5/5 maddesine göre etkili bir hukuk yolu teşkil etmeyeceğine karar vermiştir" denildi.

"Sivil toplumu sindirme amacı"

AİHM ayrıca, özgürlüğünden yoksun bırakılan Yücel'in tutukluluğunun, "ifade özgürlüğü hakkını kullanmasına müdahale" oluşturduğuna da karar verdi. AİHM karar gerekçesinde, "Yücel'in bir suç işlediğinden şüphelenmek için makul bir neden bulunmadığından, bu müdahalenin kanunla öngörülmediği tespit edilmiştir. Mahkeme, eleştirel seslerin geçici olarak tutuklanmasının, hem gözaltına alınan kişi için hem de bir bütün olarak toplum için birden fazla olumsuz etki yarattığını hatırlatır. Zira, burada olduğu gibi özgürlükten yoksun bırakmayla sonuçlanan bir tedbirin uygulanması, kaçınılmaz olarak ürperticidir. Sivil toplumu sindirme ve muhalif sesleri susturma amaçlı bu eylemin ifade özgürlüğü üzerindeki etkisi açıktır" denildi.

Başvurunun değerlendirilmesinin ardından 7 hakimli Birinci Daire, 2'ye karşı 5 oyla, Yücel'in tutukluluğunun, AİHS'nin "özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5/1'inci; "kanunsuz tutukluluk halinde tazminat hakkını" düzenleyen 5/5'inci ve ifade özgürlüğünü düzenleyen 10'uncu maddesine aykırı olduğunu kararlaştırdı.

Son olarak Mahkeme, oy çokluğuyla (4'e karşı 3 oyla), Deniz Yücel'in talebinde yer alan, "soruşturma dosyasına erişim hakkını" düzenleyen AİHS'nin 5/4'üncü maddesinin ihlal edilmediğine karar verdi. Yücel'in "delillerin tümüne sınırsız erişim hakkından yararlanmamış olsa bile, tutukluluğunun yasallığının etkili bir şekilde sorgulanması için esas teşkil eden içerik hakkında yeterli bilgiye sahip olduğu" kanaatine vardı.

Mahkeme, oy çokluğuyla (5'e karşı 2 oyla), Türkiye'yi Deniz Yücel'e 12 bin 300 Euro manevi tazminat, 1000 Euro da masraflar için olmak üzere toplam 13 bin 300 Euro tazminat ödemeye mahkum etti.

Karar oylamasında, Türk hakim Saadet Yüksel ile Çek hakim Ales Pejchal karşı görüş belirtti.

Arzu Çakır