Altılı Masada NATO’daki Tutuma Eleştiri

CHP, İyi Parti, Gelecek Partisi, DEVA, Saadet Partisi ve Demokrat Parti liderleri, buluşmalarında Türkiye’nin NATO kapsamında İsveç ve Finlandiya’nın üyelikleriyle ilgili tutum değişikliği için “iç siyaset malzemesi” değerlendirmesi yapıldı

Altılı Masada NATO’daki Tutuma Eleştiri

CHP, İyi Parti, Gelecek Partisi, DEVA, Saadet Partisi ve Demokrat Parti liderleri, buluşmalarında Türkiye’nin NATO kapsamında İsveç ve Finlandiya’nın üyelikleriyle ilgili tutum değişikliği için “iç siyaset malzemesi” değerlendirmesi yapıldı.

Türkiye’de muhalefet cephesinde AKP-MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı karşısında gelecek seçim sürecinde iktidar değişimini sağlama hedefindeki altılı masa, haftanın son gününde İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ev sahipliğinde beşinci kez buluştu. İyi Parti Genel Merkezi’ne saat 14.00’deki buluşmaya sırasıyla Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu geldi.

Liderler, ilk kez 12 Şubat’ta Ahlatlıbel Zirvesi’yle buluşmaya başlamış ve ardından 28 Şubat’ta Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi Mutabakatı’nı açıklamıştı. Sonrasında parti adlarına göre alfabetik sırasıyla partiler ev sahipliğinde yuvarlak masada liderler buluşmaya devam etti. Gelecek ayda Saadet Partisi Lideri Karamollaoğlu, diğer liderleri ağırlayacak.

Liderlerce yapılan ortak açıklamada, “Türk dış politikasında son yıllarda kişisel ve tepkisel tercihlere bağlı olarak yaşanan; savrulma, hedefsizlik ve vizyonsuzluğun son örneği, NATO’nun Madrid Zirvesi sürecinde görülmüştür. Türkiye’nin haklı taleplerini somut güvencelere bağlamayan üçlü mutabakat metni, bir iç siyaset malzemesi olarak kullanılması dışında herhangi bir değer taşımamaktadır. Bu çerçevede dış politikayı şahsi menfaatlere göre değil, millî menfaatlere göre yöneteceğiz. Türkiye’yi itibarı sarsılan değil; sözü dinlenen, saygın ve bölgesinin en güçlü ülkesi yapacağız” denildi.

Ekonomi için tespit: Sermaye kontrol sistemine geçiş adımları

Türkiye’nin AKP-MHP’nin izlediği politikalar nedeniyle otoriterleştiği vurgulanan açıklamada, ekonomideki son duruma ilişkin “Son dönemde devreye sokmaya çalıştığı politikaların dünyaya kapalı ve otoriter bir yapının kalıcı nitelik kazanması hedefine dönük olduğu açıktır. Bu çerçevede, BDDK’nın geçtiğimiz hafta içinde aldığı kararlar da açık bir şekilde serbest kambiyo sisteminden sermaye kontrol sistemine geçişin adımları olarak görülmektedir. Siyasi iktidar tarafından Haziran ayında TBMM’ye sunulan ek bütçe ise ekonomi politikalarının iflasının itirafıdır. İktidar, tercihini bir kez daha enflasyonla ve işsizlikle mücadeleden, çiftçinin, memurun ve emeklilerin dertlerinden değil yandaş müteahhitlerinden ve faiz lobilerinden yana yaptığını açıkça göstermiştir” tespitleri yapıldı. Bu noktada Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) döviz kurunu düşürmek amacıyla özel şirketler mevduatlarıyla ilgili Türk Lirası zorunluluğu yönünde kararlar alması “sermaye kontrolü adımı” olarak eleştirildi.

Muhalefet cephesi olarak ekonomiyle ilgili vaatler ise, “Genel Başkanlar olarak bizler, iktidarın ülkemizi geçen yüzyılda kalan, kapalı bir ekonomi-politik sisteme yöneltme çabalarına karşı mücadele etme kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz. Kurallı, verimli, rekabetçi, istihdamı önceleyen bir ekonominin güvencesi olarak, yüksek enflasyon ve işsizliği bitirmeye, çiftçimizi, emekçimizi, sanayicimizi, esnafımızı, memurumuzu ve emeklimizi refaha kavuşturmaya; milletimizin hiçbir ferdini açlık sınırının altında bir asgari ücrete mahkûm etmemeye kararlıyız” ifadeleriyle açıklandı.

“13. Cumhurbaşkanı demokrasi aşıklarının adayı olacaktır”

Liderlerce yapılan ortak açıklamada, buluşma öncesinde iddia edildiği üzere gelecek süreçte açıklanacak ortak Cumhurbaşkanı adayı tarafından seçimlerde dile getireceği vaatler ve iktidar olunduğunda yapılacaklar listesine ilişkin “yol haritası” hazırlığı konusuna değinilmedi. Ancak olası iktidar değişiminde hayata geçirileceği iddiasıyla “Anayasal ve Yasal Reformlar Komisyonu” çalışmasına devam edileceği vurgulandı.

Ortak Cumhurbaşkanı adayına ilişkin açıklamada, “Bilinmesini isteriz ki; altı siyasi partinin ortak akıl ve makulde buluşmak üzere oluşturduğu istişare mekanizmasını, adaylık tartışmasına indirgemeye çalışanlar, milletimizin ve ülkemizin geleceğine dair büyük bir kazanım olarak gördüğümüz çalışmalarımızı asla sekteye uğratamayacaktır. Bir kez daha ilan ediyoruz ki; Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı, Güçlendirilmiş Parlamenter sistemden yana olan, demokrasi âşıklarının adayı olacaktır” denildi.

Açıklamada, Türkiye’nin yaşadığı sorunlar konusunda “Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçtiğimiz 2018 yılından bu yana sadece siyasi iktidarın ve bir avuç azınlığın memnun olduğu, vatandaşlarımızın ise feryat ve isyan ettiği, adaletsiz, haksız ve keyfi uygulamalarla, çarpık ve gayri ahlaki kriterlerle karşı karşıyayız. Ülkemizin yaşadığı, özellikle son dört yıldır katlanarak artan ve milletimize ağır bir yük hâline gelen tüm sorunların kaynağında, tek bir kişinin ve onun belirlediği dar bir zümrenin tahakkümünü esas alan Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi vardır” vurgusu yapıldı.

Liderler, buluşmalarında önce ortak açıklama üzerinde çalıştı ve ardından akşam yemeği yedi. Akşener’in “kadın dayanışması” talimatıyla kadınlarca hazırlanmış olan su böreği, yaprak sarma gibi yemekler sofradaydı.

Yıldız Yazıcıoğlu