Auschwitz: Sözün Bittiği Yer

Auschwitz: Sözün Bittiği Yer
Foto:Bedii Selvi

Berlin-

Avrupa’nın çeşitli şehirlerinden toplanan insanlar, bilinmeze doğru zoraki bir tren yolculuğuna çıkarıldılar. Hayvan taşımacılığı için kullanılan trenlerin içinde sıkış tepiş nazi kamplarına getirilen bu insanlar; üzerinde “çalışmak özgür kılar” yazılı bir kapının önünde toplandılar.

Hemen kapının girişinde onları karşılayan bando takımı, perişan haldeki bu insanlara durumun tehlikesini gizleyen sahte bir ümit vadediyordu. insanlar üzerinde özellikle yaratılmaya çalışılan bu algı, kötülüğün dizginlenemezliğinin en basit kanıtıydı. İçeriye girerken uzun kuyruklar oluşmuş ve iplerin nazi subaylarının elinde olduğu bir kader oyunu başlatılmıştı. Subaylar insanları sağlı sollu guruplara ayırarak tasnif işlemine giriştiler.

Aileler büyük küçük demeden birbirlerinden ayrılmak zorunda bırakılıyordu. İlk etapta kimlerin yok edileceğine nazi doktorları karar veriyordu.Ölüm meleği lakaplı Josef Mengele bu doktorlardan biriydi. Ölüm yolculuğunun ilk turundan kurtulanların ise var olmakla en ufak bir bağlantıları kalmamıştı. Kollarına kazınan numaralar bundan sonra kullanacakları isimleri olacaktı. Bedenen güçlü olanlar hiçbir tıbbi olanak sunulmadan, mevsim koşullarına uygun olarak giyinmeden, yemeden içmeden en ağır işlerde sonu ölümle biten bir tükenişe kadar çalıştırılıyorlardı.

Açlıktan, donarak ya da iş kazası nedeniyle ölmemiş olanlar, güçleri tükendiği anda imha kamplarına gönderiliyorlardı. Tasnif işlemi her hafta tekrar ediyordu. Blokların önüne çağrılan İnsanlar saatlerce bekletiliyor ve Doktor Mengele tek bir el hareketiyle kimin yaşayıp kimin yaşamayacağına karar veriyordu. 25. Blok ölüm bloğuydu. Mengele tasnif işinin yanı sıra insanlar üzerinde korkunç deneyler yapıyordu. Kadın denekler kısırlaştırılıyor, ikiz çocukların dilleri çekilerek kopartılıyordu. Bu acımasızlığın ne bir tarifi ne de bir sonu vardı.

Mayıs 1944 de Auschwitz Birkenauda gerçekleştirilen insan katliamı en yüksek seviyeye ulaştı. 1600 kişi temizlenmeleri için 236 metrekarelik duş odasına çıplak olarak sokulduklarında akıllarında olan tek şey yıkanmaktı. Üzerlerinde bulunan kıyafetleri duş odasının dışındaki numaralandırılmış askılara asmışlar ve çıkarken elbiseleri karıştırmamak için kendi numaralarını hafızalarında tutmuşlardı. İçlerindeki derin endişeye rağmen yıkandıktan sonra dışarıya çıkacaklarını düşünüyorlardı. Fakat zaman ilerlemiş ve duşluklardan su akmaması endişeleri artırmıştı.

Bir nazi subayının metal kutularda saklanan zyklon B gazını çatı boşluğundan içeriye atmasıyla, havayla temas eden zehir, duvarları delercesine yayılan feryatların sebebi oldu ve ardından kaçınılmaz hazin son gerçekleşti. Bu işlem gün içerisinde defalarca tekrarlanıyor, içeriden çıkartılan cesetler, aynı çatı altında bulunan krematoryumda yüksek sıcaklıktaki fırınlara atılarak imha ediliyordu.

Auschwitz de Nazilere bağlı SS güçleri tarafından yaklaşık 1 milyon 100 bin insan öldürüldü. Holokost olarak adlandırılan yahudi soykırımı toplamda ise 6 milyon kişinin canına mal oldu.

Asıl yok olansa insanlıktı.

Video muhabiri: Bedii Selvi
Seslendirme: Verda, Bedii Selvi