Avusturya’da Siyasi Kriz Büyüyor

Yakın tarihinin en büyük politik skandalıyla çalkalanan Avusturya'da koalisyon hükümeti dağıldı; Başbakan Sebastian Kurz hakkında da güven oylaması yapılması gündeme geldi

Avusturya’da Siyasi Kriz Büyüyor

BERLİN — 

Yakın tarihinin en büyük politik skandalıyla çalkalanan Avusturya'da koalisyon hükümeti dağıldı; Başbakan Sebastian Kurz hakkında da güven oylaması yapılması gündeme geldi. Cumhurbaşkanı Alexander van der Bellen, parlamentoyu güven oylaması için önümüzdeki Pazartesi özel bir oturuma çağırdı. Muhalefetteki 'Liste Pilz’ adlı parti oylamayı talep ederken, Kurz’un koalisyon ortağı Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) oylamaya destek verdiğini açıkladı. Dün Kurz tarafından İçişleri Bakanlığı görevinden alınan FPÖ’lü politikacı Herbert Kickl, "Bize güven duyana, biz de güven duyarız. Bize güvenmeyene, biz de güvenmeyiz" diyerek, partisinin oylamada Kurz’a karşı oy kullanacağını ima etti. Avusturya Parlamentosu’ndaki en büyük muhalafet partisi Sosyal Demokrat Parti (SPÖ)’nin de güven oylamasında Kurz’a karşı oy kullanması durumunda Avusturya Halk Partisi (ÖVP) liderinin istifası gerekecek.

Bu durumda, Cumhurbaşkanı Bellen’in, bağımsız siyasetçi ve teknokratların katılımıyla geçici hükümet oluşturması bekleniyor. Bellen Dışişleri Bakanı hariç Özgürlük Partisi’nin kabinedeki bütün üyelerini görevden aldı. FPÖ eski Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Heinz-Christian Strache’nin İbiza’da kendini bir Rus milyarderin akrabası olarak tanıtan bir kadına, partisine yapılacak bağışlar karşılığında, ülkedeki kamu ihalelerinden pay vermeyi taahhüt ettiği gizli kamera görüntülerinin açığa çıkması sonrası yaşanan skandal, ÖVP-FPÖ koalisyonunun dağılmasına neden olurken, Cumhurbaşkanı Bellen Eylül başında erken seçim yapılacağını açıklamıştı. Avusturya’nın Avrupa ve dünyadaki itibarının söz konusu olduğunu söyleyen Bellen, ülkede siyasete olan güveninin de en kısa zamanda yeniden kazanılmasına ihtiyaç bulunduğunu açıkladı.

Bu arada sadece Avusturya’da değil, Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde tüm Avrupa’da siyasi gündemi alt üst eden gizli kamera görüntüleri Avrupa'da 'Rusya alarmı'na neden oldu. Çok sayıda yorumcu, uzun zamandır Rus istihbaratının ve Rus oligarkların Avrupa’daki aşırı sağcı, sağ popülist parti ve hareketlerle dirsek teması içinde olduğunu ve gizli mali destek verdiğini savunuyor. Fransız sağcı lider Marine Le Pen ve Almanya için Alternatif (AfD) partisi liderleri, Rusya’ya olan yakınlıklarını saklamıyor ve Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’e yönelik sıcak mesajlar veriyor.

Söz konusu oluşumlar, Batı'nın Rusya'ya uyguladığı yaptırımlara muhalefet ediyor. Almanya’da mülteci kriziyle oy patlaması yaşayan yabancı ve İslam karşıtı AfD’nin karıştığı bağış skandalının arkasında da Rus kaynakların olduğu iddia ediliyor. 2016’daki genel seçim öncesinde, AfD Grup Başkanı Alice Weidel’in seçim kampanyasında kullanması için toplam 280 bin Euro bağış yapıldığı ortaya çıkmış, AfD paranın Belçika’dan geldiğini öne sürerken, bağışçı listesindek isimlerin paravan olduğu ve AfD’ye para bağışının Rusya üzerinden aktığı öne sürülmüştü.

Alman basınında ‘İbiza skandalı’ olarak tanımlanan Avusturya’daki olay ise, kendisine temiz politikacı süsü veren aşırı sağcı ve sağ popülist siyasetçilerin iktidarı ele geçirmek için her türlü yolsuzluğa nasıl hazır olduğunu göstermesi açısından çok önemli olarak tanımlanıyor. Skandalın 26 Mayıs’ta yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde aşırı sağcı ve sağ popülist partilereoy kaybettirmesi bekleniyor. Avusturya’daki siyasi deprem öncesinde yapılan kamuoyu araştırmalar, aşırı sağcı ve sağ popülist partilerin Avrupa Parlamentosu'nda üçüncü büyük grup olacağını ortaya koyuyordu.