Bağdat'taki Kanlı Çatışmaları Ne Tetikledi?

Aylardır tırmanan gerginlikler ve siyasi boşluğun hakim olduğu Irak'ta farklı Şii gruplar arasında uzun yıllardır devam eden iktidar mücadelesi, bu hafta kanlı sokak çatışmalarına dönüştü

Bağdat'taki Kanlı Çatışmaları Ne Tetikledi?

Aylardır tırmanan gerginlikler ve siyasi boşluğun hakim olduğu Irak'ta farklı Şii gruplar arasında uzun yıllardır devam eden iktidar mücadelesi, bu hafta kanlı sokak çatışmalarına dönüştü.

Şii lider Mukteda El Sadr yanlıları, 24 saat boyunca Irak hükümet merkezinin bulunduğu Yeşil Bölge'yi cephe hattına dönüştürdü. Güvenlik güçleri ve rakip milislerle çatışan Sadr yanlıları, Irak'ın başkenti Bağdat'ı felce uğrattı. Sadr'ın bugün tek kelimelik "çekilin" çağrısı üzerine çatışmalar aynı hızla sona erdi.

Sadr destekçileri silahlarını bıraktı ve bölgeden ayrıldı.

Başbakan dahil Iraklı liderler, bu çağrı sonrasında Şii dinadamına teşekkürlerini iletti ve itidalli tutumunu övdü.

El Sadr, siyasi nüfuzunu hem bir yandan sokağı istikrarsızlaştırma hem de yandaşlarını hızla hizaya getirme becerisinden alıyor. Dün siyasetten çekileceğini açıklaması Iraklılar'a, Sadr'ın itidalli sesinin kesilmesinin kaos, yıkım ve ölüme yol açabileceğini gösterdi.

30 kişinin ölümüne, 400'den fazla kişinin yaralanmasına neden olan protestolar ve ağır çatışmalar sona ermiş olsa da bu olayları başlatan siyasi çıkmaz henüz çözüme ulaşmaktan çok uzak.

Akıllardaki sorularsa El Sadr’ın ne istediği ve Irak'taki krizin sonu olup olmadığı.

Mukteda El Sadr kim?

Popülist bir din adamı olan El Sadr, Amerika'nın 2003 yılında Irak'ı işgal etmesinden sonra direnişin simgesi olarak ortaya çıktı. Sadr'ın kurduğu Mehdi Ordusu adlı milis grubu daha sonra dağıldı; ancak sonra Barış Tugayları olarak yeniden kuruldu.

Hem ABD hem İran muhalifi Sadr, kendini reform karşıtı politikalara sahip bir milliyetçi olarak konumlandırdı. Gerçekte ise Sadr, kilit kamu hizmeti pozisyonlarına yaptığı atamalarla Irak devlet kurumlarında derin etkisi bulunan bir düzen figürü.

Saddam Hüseyin'e karşı duruşu nedeniyle 1999'da suikast sonucu öldürülen Ayetullah Muhammed Sadık el Sadr'ın oğlu olan Mukteda El Sadr, cazibesinin büyük kısmını aile geçmişinden alıyor. Destekçilerinin çoğu, bir zamanlar babasına sadık oldukları için şu anda Mukteda El Sadr'a bağlı kaldıklarını söylüyor.

El Sadr nihayetinde siyasete girdi ve rakiplerine karşı siyasi koz elde etmek için sık sık takipçilerine çağrıda bulunarak, öngörülemez ve abartılı tutumuyla ün kazandı. Dinle yoğrulmuş güçlü söylemi ve devrim çağrıları, haklarından mahrum bırakılmış kesimler arasında derin yankı uyandırdı.

Şii lider bu stratejiler sayesinde, Irak'ın en yoksul kesimlerinde yoğunlaşan, tabandan gelen ve kendisine şiddetle bağlı bir kitleye sahip güçlü bir oyuncu haline geldi. Yeşil Bölge'yi basan çoğu Sadr destekçisi işsizdi ve Irak'ın siyasi elitlerini suçluyorlardı.

2021 yılı Ekim ayındaki seçimlerde Sadr'ın partisi, mecliste en çok sandalye elde eden parti oldu. Ancak bu, hükümette çoğunluğu garanti altına almaya yetmedi. Sadr'ın hükümet kurmak için İran’ın desteklediği Şii rakipleriyle müzakereyi reddetmesi Irak'ı onuncu ayına giren benzersiz bir siyasi boşluğa sürükledi.

Sadr yanlıları ne istiyor?

The political crisis escalated in July when al-Sadr’s supporters broke into parliament to deter his rivals in the Coordination Framework, an alliance of mostly Iran-backed Shiite parties, from forming a government.

Siyasi kriz Temmuz ayında, El Sadr'ın destekçilerinin, çoğunlukla İran destekli Şii partilerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi'ndeki rakiplerini hükümet kurmaktan caydırmak için meclisi basmasıyla tırmandı.

Yüzlerce kişi, meclis binası dışında dört hafta boyunca oturma eylemi yaptı. Rakiplerini dışarıda tutan bir hükümet kurmak için yeterli sayıda meclis üyesi elde edemeyen Sadr, kendi blokuna, meclisteki görevlerinden istifa etmeleri talimatı verdi; erken seçim ve meclisin lağvedilmesi çağrısı yaptı.

Çoğu iktidardaki elitler tarafından uzun zamandır dışlandığını hisseden destekçileri, Sadr'ın bu çağrısına uydu.

Sadr yanlılarının yoğun olarak yaşadığı Bağdat'ın banliyösü Sadr Şehri’nde birçokları, sıcak yaz aylarında elektrik enerjisi gibi temel ihtiyaçların yetersiz olmasından yakınıyor. Banliyöde yaşayan çoğunluğun, Irak'ın güneyindeki kırsal kesimlerle bağı bulunuyor. Eğitim seviyesinin yetersizliği nedeniyle çoğu kişi, iş bulmakta zorlanıyor.

Temmuz'da meclisi, dün de hükümet sarayını basanların çoğu, genç erkeklerden oluşuyordu.

Ülkedeki derin sınıf ayrımcılığı ve mülksüzleştirme geçmişinin öfkelendirdiği Sadr yanlıları, kendilerini unuttuğuna inandıkları bir siyasi sistemde Sadr'ın devrim yapacağına inanıyor. Ancak gerçekte Irak'ın iktidar paylaşımına dayalı siyasi sisteminde Sadr, büyük güç ve etkiye sahip.

İLGİLİ HABERLER

Irak'ta Gerilim Sürüyor: En Az 10 Kişi Öldü

Çatışmalar neden çok tehlikeli?

El Sadr ve İran'ın desteklediği Şii kamp arasında yeni hükümetin oluşumu üzerinde aylardır devam eden siyasi gerginliklerin ve iktidar çekişmelerinin sonucu olan dünkü çatışmalar, Irak'ı sokak savaşının eşiğine getirdi.

El Sadr'ın Koordinasyon Çerçevesi'ndeki rakipleri, erken seçimlere karşı olmayacaklarının işaretlerini vermişti. Ancak her iki kamp da bu mekanizma üzerinde anlaşamıyor. Yargı, Sadr'ın meclisi anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle lağvedilmesi çağrısını reddetti.

Siyasi açmazın köklerinin hala çözüme kavuşturulamamış olması nedeniyle anlaşmazlıklar her an yeniden patlak verebilir. Irak'ın istikrarına yönelik en büyük tehdit, rakip Şii kamplara ait paramiliter güçler arasında uzun süreli silahlı çatışma.

Bu durum Bağdat'ın dışında dün gece Yeşil Bölge'deki çatışmalar sürerken yaşandı. Sadr'a bağlı milisler, İran'ın güney bölgelerde desteklediği milis grupların merkezini bastı. Bu hamle, geçmişte olduğu gibi, kısasa kısas saldırılara dönüşme riski taşıyordu.

Bu, Irak'da nüfuzu olan komşu ülke İran'ın en çok korktuğu senaryo. İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney dahil İranlı yetkililer, Şiiler’in birleşmesi çağrıları yaptı ve El Sadr ile diyalog başlatma girişiminde bulundu. Ancak Sadr bu teklifleri reddetti ve İran’ın desteklediği grupların olmadığı bir hükümet kurma kararlılığının arkasında durdu.

Irak nüfusunun üçte kişisi Şii, üçte biriyse Sünniler’den oluşuyor. Saddam Hüseyin iktidarı sırasında çoğunluktaki Şiiler, baskı altındaydı. Irak'ın ABD liderliğinde 2033 yılında işgal edilmesi ve Hüseyin'in devrilmesi, Irak'taki siyasi düzeni değiştirdi.

Şimdiyse Şiiler Amerikan kuvvetlerinin ülkeden büyük oranda çekilmesiyle birlikte iç çatışma yaşıyor. İran'ın desteklediği Şiiler’le Iraklı milliyetçi Şiiler nüfuz, iktidar ve devlet kaynaklarına erişim için birbiriyle mücadele ediyor.