CHP ve HDP'den AKP’nin Ukrayna Politikasına Eleştiri

CHP lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “zik zak politikasını” izlediğini söylerken, HDP Eş Genel Başkanı Buldan “Sürekli krizlerden beslenen AKP hükümeti bu savaşta da barışın tarafında saf tutmazsa, büyük bir ekonomik krizin altında ezilen halkımız daha ağır bedeller ödeyecektir” dedi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi için “kabul edilemez” demesine karşın Avrupa Konseyi’nde Türkiye adına çekimser oy kullanılmasını “zik zak” ifadesiyle eleştirdi.

Kılıçdaroğlu, bugün TBMM’de parti grubunda yaptığı konuşmada, Rusya-Ukrayna savaşında altıncı gün geride kalırken milletvekillerine yönelik açıklayıcı bilgilendirme yapılmamasına tepki gösterdi. “Bari Cumhur İttifakı'na saygı duyun” diyen Kılıçdaroğlu’na göre; Karadeniz’deki savaşa ilişkin “millet iradesine saygı gereği TBMM’nin bilgilendirilmesi gerekliydi” ve Erdoğan’ın Dışişleri Bakanlığı’nın temsil edilmediği bir toplantıyla durum değerlendirmesi yapmış olması yeterli değildi.

Gizli oturumda yine Rusya’nın tutumu konuşulacak

Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları sonrasında CHP grubu, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik başlattığı askeri operasyonun ardından Türkiye'nin aldığı önlemler ve Türk vatandaşlarının tahliye sürecine ilişkin olarak meclisin bilgilendirilmesi amacıyla genel görüşme açılması için TBMM Başkanlığı’na başvurdu. Saat 15.00’te TBMM Genel Kurulu açıldığında AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun yarın TBMM’yi bilgilendireceğini açıkladı. Ancak AKP grubu, yarın vereceği önergesiyle Çavuşoğlu’nun konuşması sırasında TBMM’deki oturum için oy çokluğuyla “gizlilik” kararı alınmasını planlıyor. Dolayısıyla Çavuşoğlu’nun yarın TBMM’deki bilgilendirmesi “gizli oturum” kapsamında yapılırsa gizli oturum tutanağının en az on yıl boyunca kamuoyuna açıklanmaması hükmü geçerli. TBMM’de en son 28 Şubat 2020’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin İdlib’te 34 can kaybı vermesinin ardından 3 Mart 2020’de Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İdlib’deki gelişmelerle ilgili milletvekillerine sunumlarını gizli oturumda yapmıştı.

TBMM Genel Kurulu’nda gizli oturum yapılması durumunda tutanağını yeminli stenograflar tutacak. Görüşmede milletvekillerine yardımcı olmak amacıyla sağır ve dilsiz kavaslar görev yapacak. Oturum bitince ilgili tutanak metni bir zarf içerisinde katip üyelerce mumla mühürlenecek ve TBMM gizli evrak arşivine kaldırılacak. Oturumda sadece Bakanın değil tüm konuşmalar devlet sırrı olarak kabul edilecek. Bu nedenle milletvekilleri konuyla ilgili açıklama yapamayacak. Gizli görüşme tutanağı 10 yıl boyunca sır olarak saklanacak. Bu süre bitiminde ise o günkü TBMM yapısında grubu olan siyasi partilerin temsilcilerinden oluşan Danışma Kurulu’nun teklifi üzerine arşivdeki gizli tutanak, TBMM Genel Kurulu’ndaki oylamayla kamuoyuna açılabilecek.

İstanbul Boğazı'ndan geçen bir nükleer Rus denizaltısı
İLGİLİ HABERLER

Türkiye Montrö’yü 'Harfiyen' Uygulamakta Kararlı

Kılıçdaroğlu Erdoğan’ın tutumunu nasıl eleştirdi?

Kılıçdaroğlu, bugünkü parti grubunda, AKP’nin devleti parti olarak yönettiği görüşüyle Ukrayna politikasına yönelik Erdoğan’ın ilk değerlendirme toplantısını şöyle eleştirdi:

“Sayın Erdoğan güvenlik zirvesini topladı. Güvenlik zirvesi hangi yasaya dayanıyor? Güvenlik zirvesinin bir alt yapısı var mı? Devletin temeli adaletse adaletin temeli de hukuktur. Güvenlik Zirvesi diye bir kuruluş hatırlamıyorum. Kimler katıldı ona baktım. Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Milli Savunma Bakanı, İçişleri Bakanı, AK Parti Genel Başkanvekili, AK Parti Grup Başkanı, AK Parti Sözcüsü, MİT Başkanı, İletişim Başkanı ve Genelkurmay Başkanı. Siz bir zirve topluyorsunuz eğer zirve devletin bir zirvesiyse bunun kurulu var. Milli Güvenlik Kurulu; bunun toplanması lazım. Siz bu kurumu bir tarafa bırakıp bir paralel yapı inşa ediyorsanız ve bu yapıyı partilileştirmişseniz ciddi bir sorunumuz var demektir. Dışişleri Bakanı Kazakistan'da katılmamış. Bir buçuk saat zirve sürüyor. Dışişleri Bakanlığı'ndan kimse yok. Böyle bir tabloyu hiç görmedim. Dış politika görüşülüyor Dışişleri Bakanı Kazakistan'da. Bu işlerde dirsek çürütmüş çok kişi vardır. Deneyimli bürokratlar vardır davet edersiniz gelirler. Güvenlik Zirvesi partinin zirvesi midir? Aynı gün parti sözcüsü açıklama yapıyor. Kardeşim sen devlet misin? Sen AK Parti'nin Grup Sözcüsü’sün. Kalkıyorsun devlet adına konuşuyorsun. Dışişleri’nden biri konuşur anlarım. MSB’den biri konuşur eyvallah dersin. Ben devletin bu duruma düşürülmesinden büyük bir üzüntü duyduğumu ifade edeyim. Devletin bu kadar çürüdüğünü, bu kadar ayaklar altına alındığını ilk kez görüyorum. Milli iradeye saygı duymuyorlar. Hadi muhalefete saygı duymuyorsun, Cumhur İttifakı’nın milletvekillerine saygı duy. Nasıl oluyor da bu kadar TBMM devre dışı bırakılıyor? AK Parti'nin bir matematik dahisi var ya Akbaşoğlu o bir açıklama yapıyor. Ben böyle bir tablonun Türkiye açısından kaldırılmaz olduğunu düşünen birisiyim. Devletin bir saygınlığı, kurumsal bir yapısı vardır. Burnumuzun dibinde bir savaş var. En çok etkilenen ülkelerden birisiyiz. Güvenlik Zirvesi diye toplayacaksın, TBMM'yi, Dışişleri Bakanlığı'nı tamamen devre dışı bırakacaksın oturacak partinin sözcüsü devlet adına açıklama yapacak. Erdoğan, 'Rusya'nın Ukrayna'ya başlattığı askeri harekatı kabul edilemez bulduğumuzu belirtiyorum' diyor. Avrupa Konseyi'nde gidiyorsun çekimser davranıyorsun. Niçin? Milli Güvenlik Kurulu'nu toplasaydın böyle zikzaklar çizmezdin. Milli Güvenlik Kurulu bir anayasal kuruldur. Böylesine olağanüstü bir olayla karşılaştığımızda devletin ilk toplaması gereken kuruldur. Sen oraya parti sözcünü, grup başkanvekilini, ne kadar işe yaramaz adam varsa çağırmışsın sonra güvenlik zirvesi diyorsun. Evet, tarafsız kalmamız lazım. Dış politikada ağzımızdan çıkan sözü ölçerek, tartarak konuşmamız lazım. İç politika gibi değildir. Bunlar dış politikayı da iç politika haline getirdiler. Büyük büyük laflar ediyorsun gidiyorsun çekimser oy kullanıyorsun. Niye? Rusya'yı kızdırmayalım diye. 100 yıl devlet geleneğimizi çürüttüler.”

Buldan: “NATO ve Rusya arasındaki egemenlik mücadelesi”

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Ukrayna’nın işgaline ilişkin “8 Mart aynı zamanda bütün dünya kadınları olarak emperyalist savaşlara hayır dediğimiz de bir gündür. İşte ne yazık ki tam da bugünlerde Rusya’nın başlattığı işgal hareketiyle gelişen bir savaşa üzüntüyle tanıklık etmekteyiz. Ben öncelikle bu savaşta şimdiye kadar yaşamlarını yitirenlerin yakınlarına başsağlığı diliyor, tüm Ukrayna halkının acısını paylaşıyor, dayanışma duygularımızı iletiyorum. Bu savaş halklara ölüm ve yıkım dışında başka bir şey getirmeyecektir. HDP olarak daha önce de söyledik; Ukrayna’da yaşananlar sadece iki ülke arasındaki bir gerilim-çatışma değildir; esas olarak NATO ve Rusya arasındaki egemenlik mücadelesidir, güç savaşıdır” dedi.Buldan, bugün TBMM’deki parti grubunda, AKP iktidarına hitaben Karadeniz’deki savaş atmosferi için şunları söyledi: “İşgal kabul edilemez, diyalog ve müzakere yolları açılmalıdır. Ne NATO’nun ne de Rusya’nın askeri yayılmacılığı bu soruna asla çözüm değildir. Ancak şu nettir; Rusya’nın uluslararası hukuku ihlal ederek başlattığı askeri müdahale kesinlikle kabul edilemezdir. Taraflar müzakere ve diyalog yollarını tekrar açmalıdır. Acil olarak bir ateşkesin ilan edilmesi için Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum devreye girmelidir. Uluslararası kurumlar da insani trajedilerin önlenmesi için sorumluluk almalıdır. AKP hükümetinin içerideki ve dışarıdaki savaş politikalarını nasıl bugüne kadar reddettiysek dünyanın herhangi bir yerindeki savaşı da aynı şekilde reddediyoruz, kabul etmiyoruz ve kınıyoruz. HDP olarak, kadınlar olarak halkların birarada özgür ve barış içerisinde yaşayabileceği koşulların sağlanması yönündeki her türlü barışçıl adımı desteklemeye devam edeceğiz. Sürekli krizlerden beslenen AKP hükümeti şayet bu savaşta da barışın ve uzlaşının tarafında saf tutmazsa, hali hazırda büyük bir ekonomik krizin altında ezilen halkımız çok daha ağır bedeller ödeyecektir. Halkımızın daha da zor durumlara düşürülmemesini önemsiyor ve hükümeti de bu konuda önemle uyarıyoruz. İçeride sizin zamlarınıza, sömürünüze, baskılarınıza karşı zaten mücadele vermekte olan halkımızı dışarıdaki savaşın da mağduru haline getirmeyin diye bir kez daha uyarıyoruz.”

Yıldız Yazıcıoğlu