Documenta’da İsrail ve Yahudi Karşıtlığı Tartışmaları

Almanya’nın Kassel kentinde her beş senede bir düzenlenen ve geçen hafta sonunda kapılarını ziyaretçilere açan Documenta‘da bulunan eserlerden biri, Yahudi düşmanlığı yaptığı gerekçesiyle örtüldü

Documenta’da İsrail ve Yahudi Karşıtlığı Tartışmaları

Venedik Bienali’nin yanı sıra çağdaş sanatta dünyanın en önemli ve prestijli etkinliklerinden Documenta, büyük bir skandalla başladı. Almanya’nın Kassel kentinde her beş senede bir düzenlenen ve geçen hafta sonunda kapılarını ziyaretçilere açan Documenta‘da bulunan eserlerden biri, Yahudi düşmanlığı yaptığı gerekçesiyle örtüldü.

Endonezyalı sanatçı kolektifi Taring Padi’ye ait olan ve Documenta’nın ana binasının girişindeki alanda yer alan devasa yapıtta, Endonezya’daki Suharto diktatörlüğünün şiddetini konu alan motiflerden birinde, İsrail’in istihbarat teşkilatı Mossad ajanı olarak etiketlenen bir motifin, domuz suratlı olması antisemitizm olarak yorumlandı ve büyük tepki çekti.

Bunun üzerine Taring Padi kolektifi, eserin bulunduğu büyük panoyu örtme kararı aldı ve işlerinin antisemitizmle herhangi bir şekilde bağlantılı olmadığını vurgulayarak "Bu resimdeki detayların, asıl amacından farklı anlaşılmasından dolayı üzgünüz. Bu bağlamda yol açtığımız tepki nedeniyle özür dileriz" şeklinde bir açıklama yaptı.

2017 yılındaki sergiden bir kare
2017 yılındaki sergiden bir kare

"Halkın Adaleti " adlı yapıtın bu yılki Documenta’daki pek çok eserin aksine yeni değil, 2002 yılında Adelaide’deki Güney Avustralya Sanat Festivali’nde gösterilmek için yapıldığı öğrenilirken yaşanan bu olay, Almanya’da sanat özgürlüğünün sınırları tartışmasına neden oldu.

Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier, etkinliğinin açılışında yaptığı konuşmada sanatsal ifade özgürlüğünün de sınırları olduğunu belirtti ve "Sanat özgürlüğü kapsamında İsrail’i eleştirmek mümkün. Ancak İsrail’in varlığını tartışmaya açmak, sanatın sınırlarını aşan bir durum" dedi.
Federal hükümetin Kültürden Sorumlu Devlet Bakanı Claudia Roth, söz konusu eserin asılmasını engellemediği için Documenta yönetimini suçlayan açıklamasında, "Sanatsal ifade özgürlüğü, insan onuru zedeleyici, ırkçı ve Yahudi karşıtlığına izin vermemeli" şeklinde bir açıklama yaptı.

İsrail Büyükelçisi : Yahudi karşıtı eserleri uzaklaştırın

Berlin'deki İsrail Büyükelçiliği’nden yapılan açıklamada ise, "Şu anda Kassel'de gerçekleşen Documenta'da halka açık olarak gösterilen Yahudi karşıtı unsurlara öfkeliyiz" denilirken "Bazı eserlerde gösterilen unsurlar, Nazi döneminde Goebbels ve yandaşlarının, Alman tarihinin karanlık zamanlarındaki propagandasını hatırlatıyor" denildi. Büyükelçilik, Yahudi karşıtı tüm eserlerin, sergiden uzaklaştırılmasını talep etti. Amerikan Yahudi Komitesi ise, Documenta yöneticilerinin görevden alınması çağrısında bulundu.

Documenta yönetimi Filistin yanlısı suçlaması

Almanya’daki Yahudi örgütlerinin temsilcileri, etkinlik başlamadan önce de Documenta'nın küratörlüğünü üstlenen Endonezyalı sanat kolektifi Ruangrupa’yı İsrail karşıtı aktivitelerde bulunduğu söylenen BDS (Filistin İçin İsrail'i Boykot Girişimi) hareketi ile bağlantılı olmakla suçlamış ve davet edilen sanatçılar arasında İsrail vatandaşlarının olmadığını öne sürmüştü. Almanya Parlamentosu 2019 yılında, İsrail'in Filistin topraklarının işgaline son vermesi, Filistinlilere eşit haklar sağlaması ve Filistinli mültecilerin dönüşüne izin vermesi için uluslararası baskı oluşturmaya çalışan BDS'yi, Yahudi karşıtı bir hareket ilan ederek kınamıştı.

Alman Anayasa Mahkemesi de sanat özgürlüğünün sınırları var demişti
Almanya’da sanatsal ifade özgürlüğü, anayasanın beşinci maddesi tarafından garantileniyor. Söz konusu madde, "Herkesin, düşüncesini söz, yazı ve resimle özgürce ifade edip yayma ve herkese açık olan kaynaklardan, hiçbir engele uğramadan, bilgi edinme hakkı vardır. Sansür uygulanamaz" diyor. Buna rağmen sanatçıların kendilerini ifade etmelerindeki sınırlar sıklıkla tartışmalara neden oluyor. Nitekim Alman komedyen Jan Böhmermann'ın 2016 yılında bir televizyon kanalında okuduğu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik hakaret içeren şiiri de büyük tartışmalara neden olmuştu. Türkiye ile Almanya arasında diplomatik krize yol açan şiir, hicvin sınırlarını mahkemeye taşıdı.

O dönemde olaya sert tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın, şiirin tümünün yasaklanması için yaptığı başvuruda Hamburg Eyalet Mahkemesi şiirin 24 dizesinden 18'ine yasak getirmişti. Böhmermann ise, anayasa ile güvence altına alınan sanat ve fikir özgürlüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi‘ne başvurmuş, mahkeme Böhmermann’ın başvurusunu, daha fazla gerekçe sunma gereği duymadan geri çevirmişti. Böylece, şiirle ilgili olarak Almanya’da hukuksal yollar tükenmişti.

Cem Dalaman