Ekonomik Kriz Güneydoğu'da Fırsata Çevrilebilir mi?

Türk Lirası, Irak Dinarı karşısında da değer kaybetti. Binlerce Iraklı, alışveriş yapmak için Şırnak’a geldi. Krizin komşu ülkelerde yaşayanlara yaradığı görüşü hakim ve bu tabloyla son zamanlarda sıkça tartışılır oldu. Peki krizin komşulara gerçek yansıması nasıl oldu?

Ekonomik Kriz Güneydoğu'da Fırsata Çevrilebilir mi?

Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz, Güneydoğu’da sınır ticaretini hareketlendirse de iş çevreleri, uzun vadede pazar kaybından endişeli. Döviz kurunun yükselmesi nedeniyle yaşanan ithal hammadde sıkıntısı iş adamlarını düşündürürken Türkiye’de üretilen ürünler için krizin,fırsat olabileceğini savunanlar da var.

Irak, hem güneydoğuda faaliyet gösteren iş adamları hem de Türkiye için önemli bir gelir kapısı. Dolar kurunun yükselmesiyle Türk Lirası, Irak Dinarı karşısında da değer kaybetti. Bunun üzerine binlerce Iraklı, alışveriş yapmak için Şırnak’a geldi. Krizin komşu ülkelerde yaşayanlara yaradığı görüşü hakim ve bu tabloyla son zamanlarda sıkça tartışılır oldu. Peki krizin komşulara gerçek yansıması nasıl oldu?

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya’ya göre sınır ticareti diğer bölgelerde olduğu kadar artmadı. VOA Türkçe’ye konuşan Kaya, bunu Irak Kürt bölgesiyle ilişkilerin normalleşmemesi ve Habur Sınır Kapısı'nda yaşanan sorunlara bağlıyor. Kaya, “TL’nin değer kaybetmesi özellikle sınır illerinde canlılık yaratıyor ama bu bizim bölgemize tam yansımış değil. Bunun temel nedenlerinden bir tanesi de Kürdistan bölgesiyle halen siyasi ilişkilerin normalleşmemesi ve kapıda gidiş gelişlerde sorunlar yaşanması. Bir de Suriye'deki çatışmalı durumun halen devam etmesi ister istemez etkiliyor” dedi.

Pazar kaybı riski

Kaya, dövizin yükselmesinin, ithalata bağlı üretimlerde hammadde sıkıntısının yaşanmasına yol açtığına dikkat çekerek Irak’taki pazarın kaybedilme riski olduğuna vurgu yaptı. Hammaddesi Türkiye’de bulunan ürünlerin daha fazla ihraç edilerek pazarın korunması uyarısı yapan Kaya, “Özellikle İran'ın ürünleri Irak'ta, başta Süleymaniye olmak üzere, Türk ürünleri yeterli oranda bulunamadığı için, Türkiye ürünlerinin yerine geçmeye başladı. Türkiye bu kapıyı çok ihmal etti. Tamamen Türkiye'de ürettiğimiz ürünleri, tavuk ve yumurta gibi, bu toprakların hammaddesinden elde ettiğimiz ürünleri satabileceğimiz bir pazar konusunda istediğimiz noktada değiliz. Aslında bugün o pazara TL’nin değer kaybıyla çok daha rahat, hızlı bir şekilde girebiliriz. Tek engel var burada Kürdistan bölgesi ve Türkiye arasındaki siyasi sorunları minimize ederek ticari ilişkileri ön plana çıkararak yeni bir politika oluşturabilir” dedi.

Kriz fırsata çevrilebilir mi?

2013 ve 2015 arasında Türkiye’nin Irak’la ticaret hacminin yıllık, 13 milyar dolar seviyesinde olduğunu ifade eden Kaya bu rakamın 7 Milyar dolara kadar düştüğünü söyledi. Türkiye’de yaşanan krizin gerekli adımlar atılması halinde fırsata çevrilebileceğini ifade eden Kaya, “Ticaret hacmimiz bugünlerde 7 milyar dolara kadar geriledi. Son 1 yılda artış olmakla birlikte istediğimiz seviyede değil. Bizim o pazardaki gücümüzü yeniden yakalamamız gerekiyor. Bu krizi fırsata çevirebilme imkanı iki açıdan var. Bir mal satışı konusunda var. Özellikle bölgede üretilen ürünlerin Kürdistan'a satılması için önemli bir fırsat ele geçti. Diğer bir konu da gerek pandemiden kaynaklanan gerekse son dönemdeki ekonomik nedenlerle yaşanan istihdam kaybını da telafi edecek bir bölge” diye konuştu.

Van’da karamsar tablo

Türkiye’nin İran’la sınır kenti olan Van’daysa tablo karamsar. Uluslararası Sanayiciler ve İş İnsanları Derneği (USIAD) Van Temsilcisi Halil Tandoğan, sınır ticaretinden yeterince yararlanmadıklarını söyledi. Tandoğan, Türk Lirası’yla birlikte İran Tümeni’nin de değer kaybettiğini vurgulayarak, bununla birlikte hem ambargo hem de İran’ın tutumu nedeniyle ticaretin gelişmediğini belirtti. VOA Türkçe’ye konuşan Tandoğan, siyasetçilerin bu duruma müdahale etmesi gerektiğini vurgulayarak “Bizim bir TL’miz onların 3.82 Tümeni iken şu anda 2.8’e geriledi. Şu anda İran bizim açımızdan daha pahalı bir durumda oraya gidip kolay kolay bir mal alıp getiremiyoruz. İran'la belli kalemlerde ticaret var. Türkiye gübre, plastik ürünleri, doğal gaz alıyor ama yeterli değil. Iraklı yapılan ihracatın yüzde onu bile İran'la yapılmıyor” şeklinde konuştu.

Tandoğan, Van’ın İran’la en uzun sınıra sahip bölge olmasına rağmen ticaretten yeterince yararlanamadığını sözlerine ekledi.

‘Tek çare ihracatı arttırmak’

Uluslararası Sanayiciler ve İş İnsanları Derneği (USIAD) Genel Başkanı Nevaf Kılıç da krizinden çıkışın ihracatla mümkün olacağını ifade etti. VOA Türkçe’ye konuşan Kılıç, kur yüksekliğinin ihracatçıları olumsuz etkileyeceğine dikkat çekerek “Kurdan dolayı Irak'la ve diğer ülkelerle ihracat yapan üreticilerimiz hammadde alımında sıkıntı yaşıyor. Dövizin yükselmesinden kaynaklanıyor. Temennimiz bir an önce kurun sabitlenmesi, enflasyonun düşmesi. Bu, bundan sonraki süreçte ihracatımızı çok etkileyecektir. Bu krizden bir fırsat yaratıp hem Irak'ta hem komşu çevre ülkeler hem de diğer ülkelere ihracatımız artabilir. Şu andaki en büyük çıkış noktamız ihracat” dedi.

‘İhracatı aksatmamak lazım’

Türkiye’nin Irak’taki pazarı kaybetme riski Kılıç’ı da endişelendiriyor. Türkiye’nin bu pazarı başka ülkelere kaptırmaması gerektiğini savunan Kılıç, “Irak pazarını ne Çin ne Hindistan'a ne de İran'a kaptırmak istemiyoruz. Türk markalarının, Irak’ın 19 ilinde de yer almasını istiyoruz. Biz gönderemezsek mecburen başka ülkelerden ithalat yapmaya başlayacaklar. Irak petrol zengini bir ülke, üretimi çok az dışarıya bağımlı. Ürünleri eksik verdiğimiz zaman, ihtiyaçlarını başka yerden karşılayacaklar. Bu nedenle ihracatımızı aksatmamamız lazım. Bu süreçleri iyi yönde kullanıp fırsata çevirme imkanı da doğuyor. Bu imkan var şu anda. Hammaddesi Türkiye'de olan birçok ürün var. Bunları arttırmak lazım ülkeye döviz kazandırmamız lazım” diye konuştu.

Mahmut Bozarslan