Erdoğan: "Kur Bugün Artar Yarın Düşer"

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, faiz karşıtı görüşünü yineleyerek ülkede son haftalarda yaşanan döviz kuru artışı için “Kur bugün artar yarın düşer” dedi

Erdoğan: "Kur Bugün Artar Yarın Düşer"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, faiz karşıtı görüşünü yineleyerek ülkede son haftalarda yaşanan döviz kuru artışı için “Kur bugün artar yarın düşer” dedi. Erdoğan ayrıca piyasadaki fiyat artışlarından ürün stokçuluğu yapanları sorumlu tutarak sert tepki gösterdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’de AKP parti grubu toplantısındaki konuşmasında Türkiye’deki mevcut ekonomi eksenli tartışmalara ilişkin TÜİK’in dün açıkladığı büyüme rakamını öne sürerek, doğru bir ekonomi politikası izledikleri görüşünü yineledi. Yüksek faize karşı olduğunu ve yarın da böyle olacağını söyleyen Erdoğan’ın, döviz kurundaki artışı Merkez Bankası’nın son iki aydır faiz indirimi kararı alarak uyguladığı ekonomi politikasıyla ilgili görmediğini açıklaması da dikkat çekti.

TÜİK’in dün 2021 yılı üçüncü çeyrek için yüzde 7,4’lük büyüme rakamı açıkladığını anımsatan Erdoğan, bu oranla Türkiye’nin, G-20 ülkeleri içerisinde ilk sırada yer aldığını savundu ve bu büyüme oranını ihracaat kaynaklı elde ettiklerini ve yüksek faizle bunun olamayacağını ifade etti. 2020 yılı sonunda çift haneli rakamla büyüme olacağını iddia eden Erdoğan, mevcut döviz kuru artışına bağlı fiyat artışları nedeniyle ekonomik kriz yaşandığı yönünde siyasi ve toplumsal muhalefet tarafından görüşler beyan edilmesini ise “faiz lobisi” ifadesini kullanarak suçladı.

Erdoğan “İstiyorlar ki ülke batsın mahvolsun. İstiyorlar ki 'ver eline al ekmeğini' günlerine geri dönsün. Biz bu mankurtlara hadi oradan diyoruz. Dün vesayete, terör örgütlerine, para baronlarına karşı hangi mücadeleyi verdiysek faiz lobisine karşı da aynı mücadeleyi veriyoruz. Bu yoldan geri dönmeyeceğiz. Faizleri artırarak paradan para kazananları sevindirmek yerine, faizi düşürüp yatırımı teşvik ediyoruz. Faiz, zengini daha zengin fakiri daha fakir yapan bir melanettir. Biz ülkemizi sıcak paranın cenneti yapmak yerine kalıcı yatırımlara kavuşturmanın mücadelesini veriyoruz. Kur ve fiyat artışını dikkatle takip ediyoruz. Düşük faizle, bu kısır döngüden kurtardığımız para tümüyle yatırıma, istihdama, üretime akacaktır. Düşük kurla ülkemizi ithalat cenneti haline çevirmek isteyenlere izin vermeyeceğiz. Kur dediğin bugün artar yarın düşer. Artık faiz oranlarını dayatmalara göre değil ülkemizin ihtiyaçlarına göre belirleyeceğiz. Kurdaki yükselişin makul sınırları aşması ekonomi politikamızın sonucu değildir” dedi.

“Stokçulara bu ülkeyi biz mezar edeceğiz”

Erdoğan, piyasalarda gıda fiyatları başta olmak üzere ürün fiyatlarındaki artışlardan dolayı stokçuluk yapıldığı görüşünü de yineleyerek “Stokçulara evelallah bu ülkeyi biz mezar edeceğiz. Stokçuluk bizim dinimizde haramdır, bunu yapamazsınız. Yapanlar varsa, bunun bedelini ödeyecekler” tepkisini gösterdi.

“Türkiye, siyasi ve ekonomik istikbalini bir daha asla CHP gibi, IMF ve benzeri küresel ekonomik vesayet kurumlarının reçetelerine teslim etmeyecektir” diyen Erdoğan, geçmiş konuşmalarında olduğu üzere Türkiye’nin mevcut ekonomik tablosunu eleştirenleri de suçlamaya devam etti.

“Türkiye ekonomik istikbalini CHP gibi, IMF gibi kurumlara teslim etmeyecek”

Erdoğan “Türkiye’nin son 19 yılına damga vuran demokrasi ve kalkınma hamlesi, her adımını yenisi takip eden dinamik bir süreç olarak yaşanmıştır. Şimdi bu dinamik sürecin yeni bir aşamasında bulunuyoruz. Yatırım, üretim, istihdam, ihracat odaklı büyüme stratejisiyle yolumuza devam edeceğimiz bu yeni politika, öyle bir anda ortaya çıkmış değildir” diyerek değişim ve kalkınma hamlesini hedef alanlar olduğu görüşünü savundu. Erdoğan, bu sefer “dış güçler”, “oyun” ifadesini kullanmamakla birlikte IMF (Uluslararası Para Fonu) mekanizmasıyla birlikte ana muhalefet partisi CHP’yi şu sözlerle suçladı:

“Eğitimden sağlığa, ulaştırmadan enerjiye tüm alanlarda zayıf altyapıya sahip bir ülkede, böylesine köklü ve büyük hedefleri olan bir değişimin hayata geçirilmesi zaten mümkün değildi. Esasen, Gazi Mustafa Kemal’in, Cumhuriyetimizin ilk yıllarındaki gayretlerinden itibaren, rahmetli Menderes’ten rahmetli Özal’a kadar pek çok devlet adamı, aynı hedef için harekete geçmiştir. Ama bu gayretlerin hepsi de tek parti faşizmi ve onun darbe-cunta görünümündeki farklı tezahürleri eliyle kesintiye uğramıştır. Hiç şüphesiz, bu ihanetlerin gerisinde, Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada söz sahibi olmasını istemeyen, geçtiğimiz asrın küresel yönetim düzenini kuranlar vardı. Türkiye’nin IMF’le ilk anlaşmayı yaptığı 1947 yılından itibaren, ekonomi politikaları ve çoğunlukla da onunla bağlantılı olarak siyasi politikalar, bu küresel sistemin kontrolü altında yürümüştür. Siyaset ve bürokrasi yanında, iş dünyasından medyaya kadar, ülkenin tüm dinamikleri, bu doğrultuda dizayn edilmiş, edilmeye çalışılmıştır. Menderes’ten Özal’a, rahmetli Erbakan hocamızdan bizim dönemimize kadar, bu sistemin dışına çıkarak ülkeyi kendi rotasına döndürmek isteyenlerse, hukuk ve ahlak dışı saldırılara maruz kalmışlardır. Buna rağmen milletimiz, her darbenin, her krizin, her ara dönemin ardından yeniden kendi değerleriyle, tarihiyle, kültürüyle, gerçek gücüyle buluşturacak kadroların önünü açmıştır. Türkiye, siyasi ve ekonomik istikbalini bir daha asla CHP gibi, IMF ve benzeri küresel ekonomik vesayet kurumlarının reçetelerine teslim etmeyecektir

Yıldız Yazıcıoğlu