Eski AB Büyükelçisi'nden Türk İHA Yorumu

Avrupa Birliği’nin eski Ankara Büyükelçisi Marc Pierini, Ukrayna ordusunun Rus güçlerine karşı Türkiye'nin insansız hava araçlarını kullanmasının Türk ekonomisi açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirtti

Eski AB Büyükelçisi'nden Türk İHA Yorumu
Ukrayna Bağımsızlık Günü, Kiev, 20 Ağustos 2021

Gözler Ukrayna- Rusya sınırına çevrilmişken Türkiye’nin hem Ukrayna hem de Rusya ile ilişkileri gündemde.

Ankara, Kırım’ın 2014’te Moskova tarafından ilhakına kesin bir dille karşı çıksa da Türkiye turizm gelirinin önemli kısmını Rusya’dan sağlıyor. Türkiye, doğalgazının büyük kısmını da Rusya’dan alıyor. İşte bu noktada Türkiye’nin Rusya’ya uygulanacak yaptırımlara katılmakta çekimser kalması bekleniyor.

Türkiye’nin Ukrayna’ya insansız hava aracı (İHA) ve silahlı insansız hava aracı (SİHA) satışı Rusya cephesinde rahatsızlığa yol açmış, Rusya, Ukrayna’nın Türkiye yapımı SİHA’ları Donbas’ta Rusya yanlısı ayrılıkçılara karşı kullandığını iddia ederek tepkisini ifade etmişti. Türkiye’nin Kiev yakınlarında üretim üssü kuracak olması da iki ülke arasında tansiyonu yükselten bir başka gelişme.

Johns Hopkins Üniversitesi Uluslararası Araştırmalar Merkezi ve Bologna Enstitüsü Politika Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen “Türkiye, Rusya ve Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da Güç Mücadelesi” başlıklı panelde konuşan Avrupa Birliği’nin eski Ankara Büyükelçisi ve Carniege Avrupa uzmanlarından Marc Pierini, Türkiye’deki askeri sanayiye vurgu yaparak, Türkiye’nin silahlanma konusunda diğer NATO ülkelerine bağımlı olmamak, hatta ihraç etme hedefine işaret etti.

Pierini, Türkiye’nin tank inşa etmeye başlaması, ihracat yapması, zırhlı personel taşıyıcıların yanısıra özellikle insansız hava araçlarıyla öne çıktığını söyledi.

Yüksek irtifalı ve uzun süre havada kalabilen insansız hava araçlarının sadece ABD, Çin, İsrail ve Türkiye tarafından üretildiğini hatırlatan Pierini, bunun oyunun kurallarını değiştirecek kadar önemli olduğu değerlendirmesi yaptı.

Güçlü bir insansız hava aracının stratejik bir şekilde kullanabileceğini ifade eden Pierini, bu noktada Türkiye'nin NATO ve Rusya'yı dengeleyen politika benimsediğini söyledi.

“Türkiye özünde, Ukrayna'ya verdiği desteği yönetmeye çalışıyor çünkü bu ona NATO'dan artı bir puan kazandırıyor. Türkiye, Kırım'ın ilhakını hiçbir zaman kabul etmediği için, aynı zamanda Türkiye'yi Rusya'nın misilleme tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor’’ dedi.

Pierini, Ukrayna'daki krizin bir askeri çatışmaya dönüşecek olması halinde, Rusya’nın Türkiye'ye yönelik misillemelerinin kaçınılmaz olarak görüleceğini ifade etti.

Türkiye’nin insansız hava aracı ihraç etmesiyle ilgili tartışmaların gündeme geldiği panelde Pierini, Türkiye’nin bu araçlarla Suriye’de sadece Esat rejimini değil, Ruslar’ı da durdurduğunu savundu.

Türkiye’nin bunun bedelini ödediğini dile getiren Pierini, Libya'nın Trablus kentinde Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni iktidarda kalmasında, Dağlık Karabağ’da, Azerbaycan'ın Ermenistan'a karşı büyük bir zafer elde etmesinde de yine bu insansız hava araçlarının etkili olduğunu ifade etti.


“Bunun Türkiye'ye verdiği duygu, güç duygusudur’’ diyen Pierini, bunun sadece bu araçların çok verimli olmasından değil, olası bir çatışmada rekabet edebilecek benzer araç üreten tek bir Avrupa ülkesi olmamasından kaynakladığını söyledi.

Pierini, Fransa ve İngiltere’nin bu teknoloji alanındaki gecikmeyi telafi etmek için acele ettiğini de sözlerine ekledi; “Bu alanda Türk savunma sanayisinin çok büyük bir üstünlüğü var’’ diyerek bunun sadece bir askeri güç değil aynı zamanda siyasi gücün de önünü açtığını ifade etti.


Büyükelçi Pierini, nedeni provokasyon olsun ya da olmasın, Ukrayna ordusunun Rus güçlerine karşı Türkiye'nin insansız hava araçlarını kullanması ve Rusya'nın misilleme yapmasını tetikleyecek kayıplar olması halinde, Türk ekonomisi açısından bunun olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirtti.

Marc Pierini, Rusya’dan Türkiye’ye turizmin durması ya da gaz tedarikinin durdurulması gibi ihtimallere atıfta bulunarak, Türkiye’nin dışa bağımlı bir ekonomi olduğu ve Batı’dan gelen kısa vadeli paraya ve doğrudan yabancı yatırıma güvendiği görüşünü paylaştı.

Özlem Tınaz