Faizi 9’a Çeken Merkez Bankası İndirimlere Son Verdi

Türkiye’de politika faizi 17 ay aranın ardından yeniden tek haneye indi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu bugünkü toplantısında 150 baz puan indirime giderek politika faizini yüzde 9’a çekti. PPK böylece üç ay üst üste toplamda 400 baz puan indirime gitmiş oldu

Faizi 9’a Çeken Merkez Bankası İndirimlere Son Verdi

Türkiye’de politika faizi 17 ay aranın ardından yeniden tek haneye indi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK), bugünkü toplantısında 150 baz puan indirime giderek politika faizini yüzde 9’a çekti. PPK böylece üç ay üst üste toplamda 400 baz puan indirime gitmiş oldu.

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, bu indirimle Ağustos ayında başlatılan faiz indirim sürecinin sona erdiğini açıkladı.

Merkez Bankası’nın indirim hamlesi sonrası para piyasalarında ciddi bir hareketlilik gözlenmedi. Binde altı değer kazanan Amerikan doları 18,61 seviyelerinde bulunurken, Euro ise Türk Lirası'na göre yüzde 3 civarında artış göstermiş durumda.

Bazı uzmanlar Merkez Bankası’nın yılbaşından bu yana 100 milyar dolarlık müdahalede bulunduğunu, bu sayede Türk lirasının yabancı paralar karşısında kaybının azaldığını dile getiriyor.

“Küresel büyüme tahminleri aşağı yönlü, resesyon kaçınılmaz”

PPK, toplantı sonrası yayınladığı açıklamada, küresel ekonomilerde enflasyonist sürecin, resesyonla birlikte sürmesinin beklendiği vurguladı.

Açıklamada, “Jeopolitik risklerin dünya genelinde iktisadi faaliyet üzerindeki zayıflatıcı etkisi artarak sürmektedir. Önümüzdeki döneme ilişkin küresel büyüme tahminleri aşağı yönlü güncellenmeye devam etmekte ve resesyonun kaçınılmaz bir risk faktörü olduğu değerlendirmeleri yaygınlaşmaktadır. Türkiye’nin geliştirdiği stratejik nitelikte çözüm araçları sayesinde temel gıda başta olmak üzere bazı sektörlerdeki arz kısıtlarının olumsuz etkileri azaltılmış olsa da uluslararası ölçekte üretici ve tüketici fiyatlarının artış eğilimi sürmektedir. Yılın ikinci yarısına dair öncü göstergeler ise zayıflayan dış talebin etkisiyle büyümedeki yavaşlamanın sürdüğüne işaret etmektedir” ifadeleri kullanıldı.

“Politika faizlerindeki indirimlerin seçimle dolaylı bir alakası var”

Karadeniz Teknik Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesi Yakup Küçükkale, Merkez Bankası’nın indirim kararını gerekçelendirdiği metinle, Ekim ayında “Cumhurbaşkanı faizi düşürsün Ekim’de, Kasım’da yüzde 9’a. ‘Bir daha da ellemeyeceğim faizi’ desin. 5-6 ay unutalım, artık faizi konuşmayalım, önümüze bakalım. Sanayici ve üretici belirsizlik ortamını sevmiyor. İstikrar olsun, o istikrarla devam edelim” diyen MÜSİAD Başkanı Mahmut Asmalı sözleri arasındaki paralelliğe dikkat çekti.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Profesör Küçükkale, “Merkez Bankası’nın bu kararları enteresan, hayretle izliyoruz. Üst üste iki ay faizler bir buçuk puan indirilerek yüzde 12’den yüzde 9’a gelindi. Zaten Ekim ayında MÜSİAD Başkanı da tam bunu tarif etmişti. Türkiye resesyonda değil ancak özellikle tekstil sektöründe durgunluk sinyalleri geliyor. Politika faizlerindeki indirimlerin seçimle dolaylı bir alakası var. Zaten hangi hükümet olursa olsun ufukta seçime güçlü bir ekonomiyle eli rahat girmek ister. Şu anda hükümet de ekonominin ayakları üzerinde durmasını istiyor. İnşaat sektörü de üç çeyrektir epey durgun. O sektördeki durgunluğun seçimde iktidarı olumsuz etkilemesi kaçınılmaz. Dolayısıyla üç aydır devam eden faiz indirimlerinin inşaat sektöründe piyasanın daha da sönük olmasını engellemek amacı da taşıyor olabilir” dedi.

“Eksi 60’larda reel faiz Türkiye’nin elini zayıflatıyor”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Kasım ayı başında 12 aylık enflasyonu yüzde 85,51 olarak açıkladı. Merkez Bankası’nın bugünkü indirimi sonrası enflasyon ve faiz makası 76,5 puana çıkmış oldu.

Prof. Küçükkale, “Politika faizinden ziyade kredi faizi ile enflasyon arasındaki makas daha önemli. Kredi faizi bugün yüzde 20-23 aralığında. Buradan bakıldığında da dünyada örneği olmayan bir durumla karşı karşıyayız. Eksi 60’larda bir reel faiz söz konusu. Böyle bir tablo elbette ekonomiyi çok zorlar. Yabancı sermaye girişleri açısından Türkiye’nin elini zayıflatan bir durum. Yabancı sermaye kazanamadığı ülkede durur mu? Durmaz? Yabancı sermayenin durmadığı bir ülkeye yeni yabancı sermaye gelir mi? Gelmez” dedi.