Filistinli Ressamın Tabloları Kaldığı Huzurevinin Duvarlarını Süslüyor

Kurduğu bisküvi fabrikasında Türk ortağının kendisini dolandırmasıyla iş hayatı son bulan Ali Salim, 15 yılı aşkın süredir Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki huzurevlerinde kalıyor. Şu an Gaziantep’in Nizip ilçesindeki huzurevinde kalan 77 yaşındaki Filistinli ressam, yaptığı tablolarla iki sergi açtı

Filistinli Ressamın Tabloları Kaldığı Huzurevinin Duvarlarını Süslüyor
Ali Salim

Üniversite okumak için 20'li yaşlarında Türkiye’ye gelen Filistinli Ali Salim, İstanbul’da aşık olduğu Türk asıllı kadınla evlendikten sonra Türkiye’ye yerleşti. İş hayatından dolayı sanattan uzaklaşan Salim, yıllar sonra huzurevinde kalmaya başlayınca resim sanatına tekrar döndü.

Kurduğu bisküvi fabrikasında Türk ortağının kendisini dolandırmasıyla iş hayatı son bulan Ali Salim, 15 yılı aşkın süredir Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki huzurevlerinde kalıyor. Şu anda Gaziantep’in Nizip ilçesindeki huzurevinde kalan 77 yaşındaki Filistinli ressam, yaptığı tablolarla iki kez sergi açtı.

Sergilerde birçok eseri yoğun ilgi gören ve alıcı bulan Ali Salim, artık gözleri eskisi gibi görmediği için resim sanatını da bırakmaya hazırlanıyor. Salim, sanatını icra etmesi için kendisine sağlanan uygun ortama karşılık vefa borcunu ödemek için de birbirinden değerli tablolarını yaklaşık 10 yıldır kaldığı huzurevine hediye etmiş.

Tabloları yaşadığı huzurevinin duvarlarını süsleyen Ali Salim, Filistin’den Türkiye’ye uzanan hayat hikâyesi ve ‘boşluk’ adını verdiği ilham kaynağıyla resim sanatına başlamasını VOA Türkçe ’ye anlattı.

Ali Salim
Ali Salim

‘Ailem doktor olmamı isterdi’

“Adım Ali Salim. Filistin’de doğdum, Filistin’de büyüdüm. İlk ve ortaokulu Filistin’de okuduktan sonra Kuveyt’e gittim. Ağabeyimin yanında liseyi bitirdim. Daha sonra üniversite okumak için İstanbul’a geldim. Ağabeyim benden doktor olmamı istedi. Ama ben yeterli puanı alamadığım için Fen fakültesine girerek Zooloji okudum. Daha sonra Türk bir kadınla evlendim ve Türk vatandaşı oldum. Bu evlilikten 5 tane çocuğum oldu. Bu süreçte iş hayatına da atılmıştım. Bir Türk vatandaşla ortak olarak bisküvi fabrikası kurduk. Sonra o arkadaş sırtımdan vurdu, beni dolandırarak Amerika’ya kaçtı. Ben de daha sonra kendi isteğimle huzurevine girdim. Tabi huzurevinde bir boşlukta kaldım, ne yapacağımı bilemiyordum. Kendi kendime dedim ‘Ali senin Arapça yazın güzel, bir meşgale olarak hat sanatı yapmaya başla’ dedim. Yaşlılarla haşır neşir olmaktansa kendimi sanata vermeye başladım. Güzel şeyler ortaya çıkınca kendimi ilerletmeye başladım. Yağlı boya tablolar yapmaya başladım. Doğa resimleri, kent resimleri yapmaya başladım. Daha sonra Gaziantep’te 2 kez sergi açtım. Yaptığım tablolar öyle kapışıldı ki inanamadım. Biraz tanınmaya başladım.’’

‘Çalışmalarımı yaparken ilham kaynağım ‘boşluk’’

Vaktini boşa harcamamak ve sürekli üretmek için bir arayış içerisinde olduğunu vurgulayan Ali Salim, yıllarca resim yaptıktan sonra artık gözlerinin eskisi gibi görmediğini belirterek “Resim ya da hat sanatı çalışırken kendimi kaptırıyorum. Farklı bir şey düşünmüyorum. Bu süreçte ilham kaynağımsa, boşluk. Bu ilham bende Aksaray’da doğdu. Huzurevine girdiğimde baktım ortamda herkes yaşlı, kimsede bir faaliyet yok, boş vakit çok. Çalışmalarım bana meşgale oldu. Yıllarca hat sanatları, tablolar yaptım. Ama artık mecburen resim yapmayı bırakmak zorunda kaldım. Gözlerim zayıfladı, artık eskisi gibi göremiyorum, dolayısıyla pek devam edecek halim kalmadı’’ dedi.

Ali Salim
Ali Salim

‘İnsan yaşadıkça miras bırakır, ben de eserlerimi bıraktım’

Kaldığı huzurevine vefa borcunu ödemek ve öldükten sonra hatırlanmak için tablolarını hediye eden Ali Salim “Bir insan arkasında miras bırakır ya, elimden bu işi yapmak geliyor, devlet de yıllardır bana bakıyor. Bu yaptığım eserleri miras olarak huzurevine bıraktım. Tablolarımı huzurevine hediye ettim, onlar da duvarlara astılar. Aynı zamanda girişte duvarları süsledim, taş örme desenleri şeklinde. İnsan yaşadıkça bir miras bırakması lazım, ben de bu eserlerimi bıraktım, belki yarın beni hatırlarlar. Bütün insanların barış içerisinde yaşamasını tavsiye ederim. Yoksa bu hayat çekilmez olur. Herkes kendini bilsin, haddini bilsin. Kimseye kötülük yapmayın. Birbirinizle iyi geçinin. Allah hepimizi şerden korusun“ dedi.

Orhan Erkılıç