Fransa Senatosu'nda Türkiye Buluşması

Fransa ile Kurtuluş Savaşı'nı kazanan TBMM arasında imzalanan ve Ankara hükümetini "batıda tanıyan ilk uluslararası anlaşma" özelliğini taşıyan 1921 Ankara Anlaşması'nın 100'üncü yıldönümü için Fransa Senatosu'nda bir panel düzenlendi

Fransa Senatosu'nda Türkiye Buluşması

Fransa ile Türkiye arasında yaşanan yüksek gerilimli diplomatik kriz döneminin ardından sular duruluyor mu?

İki ülke arasında Doğu Akdeniz konusunda yaşanan uzun kriz döneminden sonra, taraflar en azından uzlaşılan konular üzerinde ilerleyebilmek için çaba harcıyor. Uzun süredir donma noktasına gelen ilişkilerde, liderlerin görüşmeye başlamasından sonra, sınırlı da olsa temaslar yeniden başladı.

Önce ekonomik alanda başlayan temaslara Fransa Senatosu'ndaki Türkiye buluşması ile politik ve diplomatik bir aşama eklendi. Fransa ile Kurtuluş Savaşı'nı kazanan TBMM arasında imzalanan ve Ankara hükümetini "batıda tanıyan ilk uluslararası anlaşma" özelliğini taşıyan 1921 Ankara Anlaşması'nın 100'üncü yıldönümü için Senato’da bir panel düzenlendi.

Senato Fransa-Türkiye Dostluk Grubu'nun ev sahipliğinde, Comite France-Turquie tarafından organize edilen paneli, Türkiye'den gelen TBMM Türkiye-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar ve komisyon üyeleri, Türk ve Fransız parlamenterler ile konuklar izledi.

Panele, Fransa Senatosu Türk-Fransız Dostluk Grubu Başkanı Senatör Jean Claude Requier, Comite France-Turquie'nin eski başkanı Osmanlı tarihçisi Alexandre Jevakhoff, Türkiye Büyükelçisi Ali Onaner ve Fransa Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği direktörü David Cvach konuşmacı olarak katıldı.

Comite France-Turquie'nin başkanı Marc Büker'in moderatörlüğünü yaptığı panelde ilk sözü ev sahibi Senato Dostluk Grubu Başkanı Jean Claude Requier aldı. Jean Claude Requier, Türkiye'nin Fransa için hala güvenlik, göç ve terörle mücadele konusunda vazgeçilmez bir partneri olduğunu belirterek, "Avrupa göçmen akınını Türkiyesiz yönetemez. Türkiye ile ilişkileri geliştirmek, Gümrük Birliği anlaşmasını yenilemek, ekonomik ilişkileri ilerletmek gerekir. İki ülke parlamenterleriyle yeni bir başlangıç yaparak, parlamentolar arası ilişkileri de geliştirmek için çalışacağız" dedi.

"İmzalanan tek kapsamlı politik anlaşma"

"Atatürk: Türkiye'nin Kurucu Babası" adlı kitabın da yazarı, tarihçi Alexandre Jevakhoff da Fransa hükümeti ile TBMM arasında 1921 yılında imzalanan Ankara Anlaşması’nın tarihi önemini anlattı. Osmanlı tarihi uzmanı Jevakhoff, Mustafa Kemal'in Fransa'yı ve Fransızca'yı bilmesinin Ankara Anlaşması'nın imzalanmasında önemli olduğunu söyledi.

Jevakhoff, "Eğer Türkler Sakarya'yı kazanmasaydı, Fransa Ankara anlaşmasını imzalamazdı. Fransa hükümeti, Sakarya'nın sonucunu görmeyi bekledi. Ankara'nın Moskova ile de anlaştığını görünce kararını verdi. Ankara Anlaşması tarihi bir anlaşmadır. Çünkü ondan sonra Türkiye ve Fransa arasında küresel bir politik anlaşma imzalanmadı. Daha sonra imzalanan anlaşmaların hepsi ekonomik ya da teknik anlaşmalar oldu" diye konuştu.

Onaner: "Fransa ile Libya'da çizgimiz yaklaştı"

Türkiye'nin Paris Büyükelçisi Ali Onaner, Ankara Anlaşması'nın 100 yıl önce Fransa ve Türkiye arasındaki savaş halini bitirmesi açısından büyük önem taşıdığını belirterek, ilişkilerde yaşanan uzun süreli gerilimin ardından, bugün gelinen noktayı değerlendirdi.

Onaner, geçen yıl gerilen ilişkilerin artık daha "arzulanan bir seyir izlediğini" belirterek, son yıllarda Fransa ile ilişkilerin kalitesinin, beklentilerinin daha altında olduğunu ancak karşılıklı sarfedilen yoğun çabaların, bugün sonuç vermeye başladığını savundu.

Onaner, "Fransız Dışişleri'ndeki muhataplarımız da yoğun çaba gösteriyor. Küçük sayılabilecek ancak yurttaşlarımızın hayatında önemli ilerleme sağlayacak bir takım teknik konular üzerinde çalışmalar ilerliyor" dedi.

Panele konuşmacı olarak katılan Fransa Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği direktörü David Cvach da inişler çıkışlar olsa da, "Türk-Fransız ilişkilerinin uzun tarihe dayandığını" düşünmeden karar verilemeyeceğini söyledi.

Cvach, "İki ülke arasında ilişkilerin gelişmesi için çalışıyoruz. Türkiye'nin Paris Anlaşması'na katılması önemli. İkinci faktör liderler görüşmeye başladı bu önemli. Üçüncü faktör diplomasi. Ekonomi ve ticaret bakanlığı ile ortak çalışmalar yapıldı. Kültürel ilişkiler ele alınıyor ama elbette ilerleyebilmek için daha yapılması gereken çok iş var" görüşlerini dile getirdi.

Avrupa Stratejik Pusulası

Panelde yöneltilen "Bu olumlu gelişmelerden sonra bugün neler yapılabilir?" sorusuna karşılık Onaner, Cite Universitaire'de bir Türkiye Evi olması için çalıştıklarını kaydetti. Paris'te uluslararası değişim programları ile gelen akademisyen ve öğrencilerin konaklaması amacıyla kurulan ve 40 farklı yurttan oluşan komplekste yer alması planlanan Türkiye Evi için Onaner, ‘’Eğer başarırsak her iki taraf için de önemli bir adım olacak. Bu son derece alçakgönüllü bir örnek’’ dedi.

Daha iddialı yapılabileceklerinse bölgesel sorunlarla ilgili olduğunu belirten Türkiye Büyükelçisi Ali Onaner, ‘’Libya'da örneğin, Türkiye ve Fransa çok farklı noktadaydı, bugün neredeyse aynı tezleri savunuyor. Türkiye, Fransa tarafının çabalarından dolayı çok mutlu. Libya Konferansı'nın sonuç bildirisinde Türkiye'nin bakış açılarının da yer alması önemliydi, bu nedenle Türkiye katıldı bu konferansa. Daha fazla konuştukça, daha fazla aynı önceliklerimiz olduğunu göreceğimizi düşünüyorum. Çok işimiz var ama çok da iyimserim" diye konuştu.

Dışişleri Direktörü Cvach ise, "Libya konusunda Ali Onaner kadar iyimser olmasam da, bugün net bir şekilde daha yakın olduğumuzu söyleyebilirim. Libya gibi Ortadoğu politikasını da Türkiye ile konuşmadan yürütemezsiniz. Birlikte çalışmaya mahkum olduğumuz konular var. İklim bunlardan birisi. Terörle mücadele konusunu da Türkiye olmadan düşünemezsiniz. Göç konusunu da" yanıtını verdi.

Cvach, AB ile ilişkiler çerçevesinde tam üyelik dışında Türkiye ile Gümrük Birliği, göç, Corona virüsü ile mücadele ve Avrupa savunmasını yeniden yazacak Stratejik Pusula konusunda da görüştüklerini dile getirdi. Stratejik Pusula ile Avrupa kıtasına tehdit oluşturan unsurların belirlendiği ve buna karşılık ne tür önlemlerin alınması gerektiğini anlatan bir "Beyaz Kitap" olduğunu kaydeden Cvach, Mart ayında bu çalışmayı sonlandırmayı hedeflediklerini dile getirdi.

Cvach, "Bazı ülkeler Türkiye'nin de kıta için tehdit oluşturduğunun metne yazılmasını istedi. Fransa'nın bu konudaki pozisyonu nedir?" sorusuna, "Bu konudaki sorulara henüz yanıt veremem çünkü metin halen netleşmiş değil, hazırlık aşamasında. Üzerindeki tartışmalar sürüyor. Ancak AB dönem başkanlığını almaya hazırlanıyoruz ve sadece ulusal olarak değil, AB üyelerinin tümüyle uyumlu olmamız gereken bir döneme giriyoruz" yanıtını verdi.

Arzu Çakır