“İfade Özgürlüğü ve Demokratik Rekabet Etkilenmemeli”

AKP'nin “dezenformasyon ve yalan haber ile mücadele” gerekçesiyle gündeme getireceğini açıkladığı sosyal medya düzenlemesine ilişkin olarak gelecek seçimlerde ifade özgürlüğünü olumsuz etkilememesi ve insan haklarına aykırı veri gözetimi yapılmaması çağrısı yapıldı

“İfade Özgürlüğü ve Demokratik Rekabet Etkilenmemeli”

İktidar cephesinde AKP ve MHP’nin sunacağı sosyal medya düzenlemesinin gelecek seçimlerde ifade özgürlüğünü olumsuz etkilememesi ve insan haklarına aykırı veri gözetimi yapılmaması çağrısı yapıldı.

AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal’ın “dezenformasyon ve yalan haber ile mücadele” gerekçesiyle gündeme getireceklerini açıkladığı sosyal medya düzenlemesiyle internet ortamındaki haber sitelerine yönelik hükümler ve dolayısıyla yaptırımlar getirilmesi beklentisi gündemde. AKP’li Ünal, MHP’yle birlikte geçtiğimiz hafta kapalı toplantıda Cumhurbaşkanlığı’nın gönderdiği yasa taslağı üzerinde yapılan çalışmada, Avrupa Birliği ülkeleri ve ABD’deki örnekleri ele aldıklarını işaret etmişti. Ancak AKP ve MHP’nin, ortaklaşa TBMM’ye sunacağı yasa teklifiyle internet mecrasındaki medya kuruluşlarındaki gazetecilere basın kartı alma hakkı tanınması yönündeki olumlu adım gölgesi altında iktidara yönelik eleştirel içerikleri hedef alacağı görüşü ağırlıkta.

Türkiye’de 14 yıl önce hayata geçirilmiş olan “5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” kapsamında, AKP ve MHP’nin hayata geçirdiği hükümler ile “kişilik haklarını korumu” gerekçesiyle erişim engelleme kararlarında artış yaşandı. Gazeteciler Cemiyeti’nce yayımlanan Özgürlük için Basın (ÖiB) 2021 Yıllık Raporu’nda, “Anayasa’da halkın haber alma hakkı güvencesine yer verilmesine rağmen yolsuzluklar, usulsüzlükler gibi içerikli haberlere erişim engelleme kararları gün geçtikte çok katmanlı sansürlemeye dönüştü. Erişim engelleme kararlarıyla ilgili haberlere engelleme ve ardından bu engelleme kararlarıyla ilgili engelleme kararları alınması zinciri oluşmaya başladı. Kamuoyu bilgisine açık olması gerekli kamu ihalelerine ilişkin haberlerini de toplumsal hafızadan silmeye yönelik kararlar alınması dikkat çekti” tespiti yapılmıştı. AKP ile MHP, TBMM’de oy çokluğuyla yasalaştırdığı ve 30 Temmuz 2020’de yayımlanan değişiklik (https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/07/20200731-1.htm) ile Twitter, Facebook gibi sosyal medya platformlarına Türkiye’de temsilci bulundurma zorunluluğu getirilmişti.

“Türkiye’deki mevzuat halihazırda çok geniş yaptırımlar içeriyor”

Türkiye’de 238 sivil toplum örgütü tarafından yasama ve yürütme faaliyetlerine katkı sunma amacıyla oluşturulmuş çatı örgütlenme olan Denge ve Denetleme Ağı (DDA) ise, AKP’li Ünal’ın da gerekçe gösterdiği Avrupa ülkeleri ve ABD örneklerini inceleyerek sosyal medya düzenlemelerine ilişkin rapor hazırladı. Raporda, “Halihazırda uygulanan sansür ve engelleme Temmuz 2020’de yapılan yeni düzenlemeyle daha da genişletilmiştir. Sıklıkla uygulanan erişime engelleme yaptırımın yanında yeni düzenlemeyle içerik kaldırma yaptırımı da eklenmiştir. Benzer şekilde arama motorlarıyla yapılan aramalarda kişilik haklarının ihlali gerekçesiyle içeriklerin bağlantısının kesilmesi yaptırımı da eklenmiştir. Bu bağlamda incelendiğinde, Türkiye’deki mevzuat halihazırda çok geniş kapsamlı yaptırımlar içermektedir” denildi.

VOA Türkçe’yle paylaşılan raporda, sosyal medya alanını düzenlemesiyle “ifade özgürlüğü ve demokratik rekabeti olumsuz yönde etkileyecek uygulamalar oluşturulmaması gerektiği” dile getirildi. Sosyal medya mecrasına yönelik “temel hak ve özgürlükler ve demokratik rekabete zarar vermeden denetim yapılabilmesi için yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı şart” vurgusu yapıldı.

“Yargı bağımsızlığı olmazsa geriye gidiş olacak” uyarısı

Almanya, Fransa ve İngiltere gibi ülkelerdeki düzenlemeleri ele alan raporda, TBMM’nin gündemine getirilecek sosyal medya düzenlemesiyle ilgili somut önerilerde bulunuldu. Bu çerçevede, “Sosyal medya platformlarının etkin denetimi için yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının sağlanmış olması ve denetlemeyi yapacak düzenleyici ve denetleyici kurumun yürütmeden ve denetlediği alandan bağımsızlığını gerektirmektedir. Bu yapısal unsurlar sağlanamadığı takdirde demokratik ülkelerde uygulanan sosyal medya düzenlemelerinin bire bir modellenmesi de temel hak ve özgürlüklerde geriye gidişe neden olacaktır” uyarısı da yapıldı.

İçerik moderasyonu ve içerik kaldırma uygulamalarıyla ilgili de “Bu kararlara karşı adli yollara başvurma olanağının açık tutulması gerekmektedir” görüşü aktarıldı. Raporda, “Hangi sosyal medya içeriklerinin içerik kaldırma yaptırımıyla karşılaşacağının şeffaf ve karar vericilerin öznel kararlarına bırakılmayacak şekilde tanımlanması gerekmektedir. Demokratik rekabetin özüne ilişkin olan içeriklerin bu tip yaptırımlarla karşılaşmayacağı yapılan düzenlemelere net şekilde eklenmelidir” denildi. Bu konuda İngiltere’nin iyi örnek olduğu işaret edildi.

Türkiye’de iktidar cephesince hayata geçirilecek yeni düzenleme için “Veri gözetimi sadece kanunların ve uluslararası insan hakları standartlarının öngördüğü şekilde ve amacıyla orantılı şekilde uygulanmalıdır” uyarısıyla birlikte raporda, iyi uygulamalar için International Principles of Human Rights to Communication Surveillance çerçevesine bakılması önerisi paylaşıldı.

İngiltere’de ifade özgürlüğü için “siyasi bağlam” önlemi

Denge ve Denetleme Ağı’nın (DDA) raporunda, İngiltere’nin neden iyi örnek olarak nitelendirildiği “siyasi bağlam” önlemi gerekçesiyle açıklandı. Raporda, “İngiltere örneğini diğer demokratik ülkelerden ayıran özellik ise yasa tasarısına eklenen ve ifade özgürlüğünü güvence altına alan bariyerlerdir. Bu çerçevede, içerikleri modere ederken, sosyal medya platformlarının içeriğin neden paylaşıldığına ilişkin siyasi bağlamı dikkate almaları gerekecektir. Şayet içerik ‘demokratik açıdan önemliyse’, içeriğe yüksek düzeyde koruma sağlamaları gerekecektir. Buna, parlamento, seçim veya referandumda yapılacak bir oylama, hükümet politikasını veya bir siyasi partiyi teşvik eden veya karşı çıkan, güncel siyasi bir mesele üzerine kampanya yürüten içerikler de dahil olacaktır. Şirketlerin ayrıca belirli siyasi bakış açılarına karşı ayrımcılık yapması yasaklanacak ve aidiyetleri ne olursa olsun her siyasi görüşe eşit koruma uygulamaları gerekecektir” denildi.

Demokratik örneklerde şeffaflık var, hapis cezası yok

Raporda, Avrupa Birliği (AB) tarafından hazırlanan Dijital Hizmet Yasama Kararı (Digital Services Act) ve Amerika’da sivil toplum önerileri doğrultusunda yeniden gözden geçirilen Tüketici Şeffaflığı ve Platform Hesap Verebilirliği Kanunu’na (Platform Accountability and Consumer Transparency Act) da demokratik rejimlerde sosyal medya alanını düzenleme anlamında ele alındı. Bunun sonucunda “Demokratik rejimlerde gündeme alınmış ve halihazırda uygulanan sosyal medya düzenlemelerine ilişkin temel bileşenler” de raporda şöyle sıralandı:

- Sosyal medya platformlarının içerik moderasyonuna ilişkin raporları şeffaf şekilde kamuoyuyla paylaşma zorunlulukları.

- İçerik moderasyonu ile ilgili kararların sosyal medya platformlarına bırakılması.

- İçerik kaldırma ile ilgili kararlara adli itiraz mekanizmaları.

- Yaptırıma tabi olan içerik türlerinin nefret suçu, cinsel istismar, kendine zarar vermeyi teşvik etme gibi içeriklerle sınırlandırılması.

- Para cezası dışında sosyal medya platformlarına herhangi bir yaptırım bulunmaması.

- Sosyal medya platformlarının ilgili ülkelerde temsilci bulundurma zorunluluğu.

Böylece Türkiye’de eğer AKP’li Ünal’ın ifade ettiği üzere uluslararası örnekler bağlamında söz konusu Avrupa ülkeleri ve ABD örnekleri ele alınıyorsa demokratik rejimlerde, şeffaflık ve adli itiraz yolu açıklık özelliklerine dikkat çekildi.

Yıldız Yazıcıoğlu