İklim Aktivistlerine Terör Yasaları mı Uygulanacak?

Almanya hükümetinin iklim değişikliğine karşı yeterince önlem almadığını savunan ve küresel ısınmanın sonuçlarından korunmak için yalnızca birkaç yıl kaldığını iddia eden iklim aktivistlerin eylemleri devam ediyor

İklim Aktivistlerine Terör Yasaları mı Uygulanacak?

BERLİN - Almanya hükümetinin iklim değişikliğine karşı yeterince önlem almadığını savunan ve küresel ısınmanın sonuçlarından korunmak için yalnızca birkaç yıl kaldığını iddia eden iklim aktivistlerin eylemleri devam ediyor.

Kendi kuşaklarına başka çare bırakılmadığını savunarak sivil itaatsizlik eylemleri düzenleyen, yoğun saatlerde caddelere ellerini kuvvetli tutkallarla yapıştırarak, trafiği engelleyen ya da aynı şekilde müzelerde tanınmış eserlere domates salçası veya patates püresi gibi gıdaları atarak devleti iklim değişikliği politikalarını değiştirmeye çağıran aktivistler, dün de Berlin’in dünya çapında tanınan tarihi Brandenburg Kapısı’nın üstüne tırmanarak, "Herkes için hayatta kalmak istiyoruz" yazılı pankart astı.

Eylemin Berlin Duvarı’nın yıkılışının 28'inci yıldönümünde gerçekleştirilmesi dikkat çekti.

Brandenburg Kapısı, Berlin’in ikiye bölünmüş olduğu dönemin simgesi olarak biliniyor. Polis, eylemden sonra aşağıya inen aktivistleri göz altına aldı.

Eylemcilere tepkiler sertleşiyor

Talepleri arasında toplu taşımanın ucuzlatılması, karbondioksit emisyonun azaltılması için otobanlarda hız sınırı getirilmesi olan ve kendilerine "son kuşak" adını veren iklim protestocuları dünyanın dikkatini toplamak için giderek daha radikal yöntemlere başvuruyor.

Ancak geçen hafta Berlin’de aktivistlerin bir caddeyi kapattıkları eylemde, bir ambulansın gecikmesi ve kazada yaralanan bir bisiklet sürücüsünün yaşamını yitirmesi, Alman siyasetinde ve medyasında aktivistlere tepkiyi arttırdı.

Hemen her gün sürücülerin öfkesine ve tehditlerine maruz kalan ve yapıştıkları yerden sökülerek gözaltına alınan aktivistler, ülkenin Bild gibi en çok okunan gazetesi ve bazı politikacılar tarafından da kaos çıkarmakla ve insanlara zarar vermekle suçlanıyor.

Muhalefetteki Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) sözcüsü Alexander Dobrindt, eylemcilerin radikalleştiğini ve 1968 öğrenci hareketi sırasında ortaya çıkan ve 34 cinayetten sorumlu tutulan RAF terör örgütünü anımsattığını söyleyerek, gözaltına alınanların terörist olarak yargılanmasını talep etti.

CSU ile birlikte kardeş partisi CDU’nun Hessen Eyaleti Adalet Bakanı Roman Poseck, eylemler için daha sert cezalar istemekle kalmadı, eylemcileri terörist olarak cezalandırmanın belirli koşullar altında mümkün olacağını dile getirdi.

CDU/CSU’nun, iklim aktivistlerini daha ağır cezaya çarptıracak bir yasa önergesi hazırladığı öğrenilirken, mecliste görüşülmesi beklenen teklif Ceza Kanunu’nda çeşitli değişiklikler öngörüyor. Bunlar arasında, kamuya açık bir yolu kapatan ve kurtarma ekiplerinin çalışmalarını engellediğini kabul eden failler için en az üç ay hapis cezası uygulanması da yer alıyor.

Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser de eylemlerin suç teşkil ettiğini ve insanları tehlikeye attığını ve demokratik bir tartışmayla ilgisi olmadığını söyleyerek, "Suçlular hızlı ve tutarlı bir şekilde yargılanmalıdır" diye konuştu.

Aktivistlerden eylemlere devam kararı

İngiltere'de benzer bir eylemci grubunun yolları ablukaya alması, aktivistlerin haftalarca hapis cezasına çarptırılmasına yol açmıştı.

Almanya’da şimdiye dek yaklaşık 700 protestocunun gözaltına alındığı, çoğunun hakkında soruşturma açıldıktan sonra uygulanan en ağır yaptırımın para cezaları olduğu haber alındı.

Aktivistler tarafından yapılan açıklamada, eylemlerin devam edeceği ve savundukları dava uğruna para cezası ödemeye, hatta hapis cezasına bile razı oldukları bildirildi.

Cem Dalaman