Kalın'dan İsveç ve Finlandiya'ya NATO Mesajı

NATO'nun 28-30 Haziran'da Madrid'de yapacağı zirve için geri sayım başlarken, Türkiye'nin Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya üyelik başvurusuna itirazlarının giderilmesi çalışmaları da hızlandı.

Kalın'dan İsveç ve Finlandiya'ya NATO Mesajı

NATO'nun 28-30 Haziran'da Madrid'de yapacağı zirve için geri sayım başlarken, Türkiye'nin Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya üyelik başvurusuna itirazlarının giderilmesi çalışmaları da hızlandı.

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal başkanlığındaki bir heyet, Brüksel'de NATO karargahında Finlandiya ve İsveçli muhatapları ile biraraya geldi.

Kalın, uzlaşma için topun iki ülkede olduğunu belirterek, "Genel olarak açık, samimi bir görüşme ortamı vardı. Bundan sonraki adımların ne olacağı karşı tarafın atacağı somut adımlara bağlı" dedi.

Ukrayna'daki savaşın ardından güvenlik kaygıları nedeniyle hızlı bir şekilde NATO'ya üye olabilmek için başvuran İsveç ve Finlandiya'nın, 8 gün sonra yapılacak NATO zirvesinde adaylık sürecinin başlaması umudu azalıyor.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, önümüzdeki hafta Madrid'de yapılacak bir ittifak zirvesinden önce uzlaşma yakalayabilmek umuduyla, Türk, İsveç ve Fin temsilcilerini Brüksel'de NATO Karargahı'nda biraraya getirdi.

Stoltenberg'in başkanlık ettiği görüşmede Finlandiya delegasyonuna Finlandiya Cumhurbaşkanlığı Ofisi Dış ve Güvenlik Politikası Direktörü Petri Hakkarainen; İsveç heyetine de, Başbakanlık Dışişleri ve Güvenlik Politikası Konseyi'nden sorumlu Devlet Sekreteri Oscar Stenström başkanlık etti.

Toplantının ardından açıklama yapan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, bir uzlaşma sağlanamadığının işaretlerini vererek, "Türkiye'nin taleplerine dönük yasal düzenlemelerin yapılması gerekir. Bu adımları ne kadar hızlı atarlarsa süreç pozitif yönde ivme kazanır" dedi.

İttifaka üye olmak isteyen ülkelerin NATO müktesebatını uygulaması gerektiğini vurgulayan Kalın, "NATO'nun bir güvenlik ittifakı olduğunu göz önünde bulundurursak, İttifaka üye olmak isteyen ülkelerin, üyelerin güvenlik hassasiyetlerini dikkate alması gerektiğini söyledik. Genel olarak açık samimi bir görüşme ortamı vardı. Bundan sonraki adımların ne olacağı karşı tarafın atacağı somut adımlara bağlı. Ayrıca Türkiye'ye dönük silah ambargosunun kaldırılmasını da istedik. Müzakere ettiğimiz bir takım metinler var ama bu metinlerden daha önemlisi şüphesiz sahada atılacak adımlar da önemli" diye konuştu.

Kalın bir soru üzerine de, NATO zirvesine 8 gün kala, Türkiye'nin çekincelerinin ortadan kalkması için İsveç ve Finlandiya'dan kapsamlı adımlar beklediklerini ilettiklerini kaydeti. Türkiye'nin NATO'nun genişleme sürecine karşı olmadığını belirten Kalın, "Biz beklentilerimizi ilettik. Bizim bir miladımız yok. Bu süre içinde, ne kapsamda adım atacaklarını hep birlikte göreceğiz. Bize söylenen 1 Temmuz itibariyle çıkacak yasalar olduğu ve daha kapsamlı adımlar atacakları" ifadelerini kullandı.

NATO içerisinde daha önce yaşanan ve 11 yıl süren Yunanistan ve Kuzey Makedonya gerginliğine atıfta bulunan İbrahim Kalın şunları söyledi; "Yunanistan Kuzey Makedonya'nın üyelik sürecini isminden dolayı 11 yıl boyunca boykot etti. Makedonya bunun yüzünden ülkenin adını değiştirmek zorunda kaldı. Bundan sonra, Yunanistan Makedonya'nın üyeliğine "evet" dedi. Dolayısıyla ittifaka üye olmak önemli bir adım. 200 yıllık süreçte tarafsızlığı desteklemiş İsveç için önemli bir adım. Finlandiya için de önemli bir adım. Türkiye'nin taleplerine dönük yasal düzenlemelerin yapılması gerekir. Bu adımları ne kadar hızlı atarlarsa süreç pozitif yönde ivme kazanır" şeklinde konuştu.

Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal da, "Biz bu iki ülkeden bir tutum değişikliği bekliyoruz. Bir tanesi beklentilerimizi karşılamaya dönük bağlayıcı taahhütler, bir tanesi de somut, net adımlar. Bunları zaman içinde görmek istiyoruz. Bağlayıcı taahhütler kayıt altına alınmasını istediğimiz taahhütler. Bugün bunları yapıcı bir ortamda gündeme getirdik. Biz kendimizi belli bir milatla sınırlı görmüyoruz. Bu ülkeler ne kadar hızlı, kapsamlı, nitelikli adım atarsa, bu süreç o kadar hızlı ilerler" dedi.

Stoltenberg: "Dört gözle bir yol bulmayı bekliyorum"

Toplantının ardından açıklama yapan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de, "Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya katılmak için yaptıkları tarihi başvurular hakkında bugün yapılan yapıcı toplantıyı memnuniyetle karşılıyorum" dedi.

Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya katılımının ittifakı daha güçlü ve tüm Avrupa-Atlantik bölgesini daha güvenli hale getireceğini kaydeden Stoltenberg, "Türkiye'nin terörizm konusunda ele almamız gereken meşru güvenlik endişeleri var. Bu nedenle Finlandiya ve İsveç'in NATO üyeliği başvuruları konusundaki görüşmelerimize devam edeceğiz ve mümkün olan en kısa sürede bir yol bulmayı dört gözle bekliyorum" dedi.

Türkiye "kesin taahhüt" istiyor

Ukrayna savaşı nedeniyle kendi sınırlarına dayanan Rus tehdidinden korkan Stockholm ve Helsinki, Madrid'de yapılacak NATO zirvesi öncesi, ittifaka hızlı bir katılım için başvurdu.

NATO üyesi 30 ülkenin onaylaması umuduyla başvuruyu yapan iki Kuzey ülkesi, Ankara'nın vetosuyla karşılaştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, özellikle İsveç'i terör örgütlerine destek vermekle suçladı ve iki ülkeden "Türkiye'ye yazılı garanti vermesini" istedi.

Ankara, iki ülkenin terör örgütlerini desteklediğini ve üyelerine evsahipliği yaptığını savunarak geçen ay yapılan başvuruları engelleyeceğini açıkladı.

Türkiye, Stockholm ve Helsinki hükümetlerinden, ABD, AB ve bu iki ülkenin de terör örgütü olarak kabul ettiği PKK'nın yanısıra, "YPG, PYD, Fetö ve DHKP-C gibi örgütlere verdikleri desteği kesmelerini", İsveç'in terörle mücadele mevzuatını sıkılaştırılmasını ve terörist olarak tanımladığı kişilerin iadesini talep ediyor.

Hükümet ayrıca, Suriye'ye düzenlenen sınır ötesi harekatın ardından bu iki ülkenin Türkiye'ye uygulamaya başladığı silah ambargosunun da kaldırılmasını istiyor.

İsveç Başbakanı Magdalena Andersson geçen hafta yaptığı açıklamada, İsveç'in son yıllarda terörle mücadele yasasını sıkılaştırdığını ve yeni bir yasanın 1 Temmuz'da yürürlüğe gireceğini söyledi.

Finlandiya Başbakanı Sanna Marin de anlaşmazlık zirveye kadar çözülmezse işlerin "donma" riskini kabul etti. "Madrid'den önce bu sorunları çözmezsek, durumun donma riski var. Ne kadar süreceğini bilmiyoruz ama biraz zaman alabilir" diyerek uzlaşma ihtimalinin zayıfladığının işaretlerini verdi.

Arzu Çakır