Medya Göçmenleri Görmezden mi Geliyor?

VOA Türkçe’ye konuşan Gaziantep Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökgöz, medyanın göçmenleri görmezden gelerek sorun yokmuş gibi davrandığına dikkat çekti. Suriyeli gazeteci Hüsso ise Türkiye’deki medyanın göçmenler konusunda olaylara tek taraflı baktığını söyledi

Medya Göçmenleri Görmezden mi Geliyor?

GAZİANTEP - Türkiye’de toplum ve siyaset arasında sık sık nefret söylemleri ve ırkçı saldırılarla gündeme gelen göçmenlerin ve göçmenlerle ilgili bilgilerin sadece sosyal paylaşım sitelerinde yer alması akıllara "medya göçmenleri görmezden mi geliyor?" sorusunu getirdi.

VOA Türkçe’ye konuşan Gaziantep Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Gökgöz, medyanın göçmenleri görmezden gelerek sorun yokmuş gibi davrandığına dikkat çekti.

Suriyeli gazeteci Alaaddin Hüsso ise Türkiye’deki medyanın göçmenler konusunda olaylara tek taraflı baktığına vurgu yaparak, sığınmacılarla ilgili yapılan her toplantı ve oturuma Suriyelilerin de dahil edilmesi gerektiğini söyledi.

Gaziantep Üniversitesi Göç Enstitüsü tarafından hazırlanan “Göç ve Medyada Nefret Söylemi Paneli”ne Türkiye ve Suriye’den katılan alanında uzman akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve gazeteciler, son zamanlarda artan medyada nefret söyleminin göçmenler üzerindeki etkilerini tartıştı.

“Medyanın göçmenler konusunda negatif bir tavrı var’’

Konuşmacılar ve katılımcılar arasında karşılıklı görüş alışverişinin yapıldığı panel sonrası değerlendirmelerde bulunan Gaziantep Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Gökgöz, “Göç yoğun, ağır ve yıpratıcı bir konu. Özellikle son dönemde sosyal medyada göçmenlere dönük bir nefret söyleminin olduğunu görüyoruz. Bu konu hakkında müzakere etmemiz lazım, bunu kendi haline bırakamayız. Göçmenlere yönelik bu nefret tavrının makul bir toplumsal hayatı beraberinde getirmeyeceğini düşünüyorum. Özellikle medyanın bu konuda negatif bir tavrı var. Bu konuyu çözümleyerek anlamak gerekiyor. Medya neden böyle yapıyor, hangi toplumsal kilitleye hitap ediyor, siyasi söylemi ne oranda takip ediyor, şeklinde bazı sorular var’’ diye konuştu.

Türkiye’deki medyanın göçmenlerle ilgili haberlerde bile göçmenleri görmezden gelmesi toplum arasındaki uyuma zarar vereceğini belirten Prof. Dr. Gökgöz, toplumun medyadan gerçekçi bilgiler beklediğine vurgu yaptı.

Gökgöz, “Medya göçmenleri görmezden gelerek sanki sorun yokmuş gibi sorunu telafi eder bir tavır içerisinde olduğunu görüyorum. Bu aslında bizim ‘özneyi silmek’ dediğimiz bir kavram. Bu hatalı bir tavırdır. Medyanın bu gibi meselelerde özneyi silmek yerine onu daha da görünür bir hale getirmesi gerekir. İyi hikayeleri, iyi anlatıları ön plana çıkarması gerekir. İnsanların birbirleriyle bir hikaye değiş tokuş edebileceğini görünür hale getirmesi gerekir. Bu bağlamda da onların yokluğu üzerinden değil varlığı üzerinden dünyayı büyütebilmesi gerekir. Bizim medyadan beklediğimiz şey budur. Biz medyadan kente dair sahici bir enformasyon bekleriz ki bu enformasyon biz izleyicilerin üzerinde yürüyebileceği bir güzergah olarak işlev görür. Oysa burada toplumu oluşturan fertlerden biri yokmuş gibi davranılırsa, bireyin kentle, medyayla hem de ülkesiyle kurduğu ilişki fazlasıyla yara alır. Medyanın toplumdaki uyum perspektifini destekleyecek bir konumda yer alması gerekir’’ şeklinde konuştu.

“Suriyelilerin kendileriyle ilgili her konuya dahil edilmeleri gerekiyor’’

Türkiye’deki medyanın göçmenler konusunda yaptığı yayınları tek taraflı olarak ele aldığını belirten Suriyeli Gazeteci Alaaddin Hüsso, medyanın Türkçe bilen Suriyelileri yayınlara dahil etmesi gerektiğini vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:

“Medya göçmenlerle ilgili konuları tek taraflı ele aldığı zaman izleyici ve okuyucular da olaya tek taraflı bakmış oluyor. Suriyelilerle ilgili oturum, panel, konferans gibi etkinliklerde Suriyelileri de konuşmacı olarak dahil ederlerse, onların dertlerini kendi dillerinden anlama konusunda kolaylık sağlanmış olur. Medya mensuplarının Suriyelileri anlamaları için özellikle Türkçe bilen Suriyelilerle sürekli olarak diyaloğa geçmeleri gerekir. Bir başka konu ise medya ve politika arasında kopmayan bir bağ vardır. Örneğin; medyada yer alan bir oturumda siyasi süreç ön planda ama ortak tarih, ortak gelecek arka planda kalıyor. Bunun yanı sıra sinema filmlerinde Suriyelilerle ilgili konular kendilerinden değil de Türk halkının gördüğü açıdan ele alınıyor. Bu da eksik ve yanlış bilginin yayılmasına ve sert tepkiler olarak geri dönmesine neden oluyor.’’

(Arşiv)
İLGİLİ HABERLER

Türk Siyaseti ve Toplumunda Mülteci Gerilimi 

Orhan Erkılıç