‘‘Montrö’nün Verdiği Yetkiyi Kullanmakta Kararlıyız’’

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Montrö Sözleşmesi'nin boğazlardaki gemi trafiği konusunda verdiği yetkiyi, krizin tırmanmasının önüne geçecek şekilde kullanmakta kararlı olduğunu söyledi, ancak Erdoğan “Ne Ukrayna’dan ne de Rusya’dan vazgeçeriz” diye ekledi

‘‘Montrö’nün Verdiği Yetkiyi Kullanmakta Kararlıyız’’

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Montrö Sözleşmesi'nin boğazlardaki gemi trafiği konusunda verdiği yetkiyi, krizin tırmanmasının önüne geçecek şekilde kullanmakta kararlı olduğunu söyledi, ancak Erdoğan “Ne Ukrayna’dan ne de Rusya’dan vazgeçeriz” diye ekledi.

Erdoğan, bugün 3 saat 45 dakika süren Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplantısının ardından Rusya-Ukrayna krizi konusunda Türkiye’nin duruşuyla ilgili “milli çıkarlar” vurgusu yaptı ve diplomatik politikaya devam edileceği mesajını verdi.

Birleşmiş Milletler’in (BM) son olarak Ukrayna krizinde yeterince rol alamadığını belirten Erdoğan, “Dünya beşten büyüktür” görüşünü yineleyerek, Rusya ve ABD’nin BM Güvenlik Konseyi’nin hakemlik ve çözüm mevkilerinde bulunmaları nedeniyle işlerin içinden çıkılamaz hale geldiği yorumunu yaptı.

Erdoğan, özetle "Karadeniz’deki krizde de her ikisini dost olarak gördüğümüz Ukrayna ve Rusya’ya aralarındaki sorunları diyalog yoluyla çözmeleri çağrısında bulundum, bu telkini yaptım. Arabuluculuk dahil gösterdiğimiz samimi gayretin şahidi bizzat Ukrayna ve Rusya liderleri. Bu süreçte barış ve istikrarın temini için çok yönlü diplomatik girişimlerimizi kesintisiz sürdürdük, sürdürüyoruz. Maalesef sonuçta korkulan oldu.

Montrö Sözleşmesi'nin boğazlardaki gemi trafiği konusunda ülkemize verdiği yetkiyi, krizin tırmanmasının önüne geçecek şekilde kullanma kararındayız. Rusya'nın Ukrayna topraklarına yönelik saldırısını kabul edilemez görüyor, Ukrayna yönetiminin ve halkının verdiği mücadeleyi takdir ediyoruz. Türkiye, BM, NATO ve Avrupa Birliği başta olmak üzere içinde yer aldığı kurumlar ve ittifaklar çerçevesindeki sorumluluklarını bugüne kadar harfiyen yerine getirmiştir. Ülkemizle ilgili son yıllarda tüm sınamalarda olduğu gibi Karadeniz'deki durumu da selametle atlatacağımızdan şüphe duyulmamalı. Milli çıkarlarımızdan ödün vermeyeceğiz. Ama bölgesel ve küresel dengeleri de ihmal etmeyeceğiz. Ne Ukrayna'dan ne Rusya'dan vazgeçeriz” açıklamasında bulundu.

İLGİLİ HABERLER

Montrö Sözleşmesi’nin 19. Maddesi Nasıl Yorumlanıyor?

Ukrayna’daki Türk vatandaşları ile ilgili ise Erdoğan, “Bugüne kadar 5 bin vatandaşımız Ukrayna topraklarından ayrılarak ülkemize ve diğer ülkelere geçti. Taleplere göre trenler ve otobüslerle tahliye işlemlerini sürdüreceğiz” ifadesini kullandı.

Elektrikte KDV indirimi ve kademe değişikliği

Erdoğan, 1 Ocak’tan beri tartışma yaratan elektrik hizmeti fiyatlandırmasındaki aşırı artışa ilişkin kamuoyundaki beklentilere yönelik ise Katma Değer Vergisi (KDV) indirimi ve kademe değişikliği açıklaması yaptı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in geçtiğimiz günlerde özel elektrik dağıtım şirketleri sahipleriyle toplantısı sonrasında zam oranında değişiklik açıklaması yapmaması eleştirilmişti. Bugün ise Erdoğan, kabine ardından “Meskenlerde ve tarımsal sulamada kullanılan elektriğin KDV'si yüzde 18’den yüzde 8’e düşürülmüştür. Tüketimine göre faturalarda net yüzde 8 ile yüzde 14 oranında bir indirim sağlanmış olmaktadır. Mesken abonelerinin yıllık 7 milyar lira daha az fatura ödemesi temin edilmektedir. Ticarethane statüsündeki elektrik abonelerinin günlük 30 kilovatsaate, aylık 900 kilovatsaate kadar tüketimi olan ilk dilimine yüzde 25 indirim uygulanacak” diye konuştu.

Erdoğan, ekonomik tabloya ilişkin "Yaz aylarıyla birlikte milletimizi günlük hayatında sıkıntıya sokan enflasyon sorununu önemli ölçüde kontrol altına almış olacağız” dedi.

Öğrencilere burs artışı

Erdoğan, ayrıca “Lisans öğrencilerine verdiğimiz aylık 750 liralık bursu yüzde 67'lik artışla 1250 liraya çıkarıyoruz. TÜBİTAK'tan, yüksek lisans öğrencileri 3000-4250, doktora 5500-7500, doktora sonrası araştırmacılar 7500-10 bin liraya kadar aylık burs alabileceklerdir” sözleriyle öğrencilere destek vaadinde bulundu.

Muhalefeti 28 Şubat 1997 ile eleştirdi

Erdoğan kabine sonrası açıklamasında, bugün muhalefet cephesinde altı siyasi parti liderince “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” için mutabakata imza atılmasından duyduğu rahatsızlığı da ortaya koydu. Erdoğan, ‘‘28 Şubat darbesi tarihimizin kara sayfalarından biri olarak zihinlerimize yazılmıştır. Temennimiz darbe ve darbe girişimlerinin siyasi ve sosyal ayağını teşkil edenlerin de aynı yerli, milli, sivil vizyoner yaklaşıma kavuşmalarıdır. Tek parti faşizmi, darbe ve cunta dönemi alışkanlığıyla ham hayaller peşinde koşanların sonu hüsrandır. Benzer hesapların geçmişte de çok yapıldığını ancak hepsinin de sonunun hüsran olduğunu hatırlatmak isteriz” dedi.

Erdoğan, bugün öğlen Şule Yüksel Şenler Vakfı'nın Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlediği “Şule, 28 Şubat Özel Programı”nda yaptığı konuşmada da muhalefet cephesindeki toplantı için, “Milletimiz o meşum günlerde dik duranlarla, darbeye ve darbecilere alkış tutanları asla unutmamıştır, unutmayacaktır. Biz bugün burada fikrin, inancın, düşüncenin mücadelesini verenlerin ardından gidenlerle bu toplantıyı yaparken, bir diğer tarafta da başkaları başka türlü toplantılar yapıyorlar.

Fakat bizler, siyaset kurumunun ne anlama geldiğini gösterdik ve göstermeye devam edeceğiz. Az önce, Şule belgeselinde de izlediğimiz gibi bu ülkede demek ki bu bağımsızlık mücadelesini fikrin, düşüncenin, inancın verenler olduğu gibi maalesef bunun tam aksinin mücadelesini verenler var. Kıyamete kadar da olacak, bunu da bilelim. Fakat bunlar böyledir diye biz yolumuzdan hiçbir zaman geri duramayız. Ve aynı şekilde yolumuza devam edeceğiz. Unutmayalım, siyaset kurumu 12 Eylül ve 28 Şubat müdahalesinin aktörlerinin hak ettikleri cezalara çarpıtılması için bizim dönemimizde üzerine düşen sorumluluğu layıkıyla yerine getirmiştir. Millet iradesine kastedenler işledikleri suçların hesabını, milletin vicdanı yanında tarihte ilk kez hukuk önünde de vermek zorunda kalmışlardır. Böylece Türk demokrasisi rüştünü ispat ederken, siyaset müessesesi de 1960'tan beri süregelen bir burukluğundan kendini kurtarmıştır” ifadelerini kullandı.