Obama İklim Zirvesinde Çin ve Rusya’yı Eleştirdi

Eski ABD Başkanı Obama, Glasgow’da yaptığı konuşmada, "Dünyanın en fazla sera gazı emisyonu yayan ülkeleri olan Çin ve Rusya'nın liderlerinin görüşmelere katılmaması cesaret kırıcıydı" dedi

Obama İklim Zirvesinde Çin ve Rusya’yı Eleştirdi

Eski ABD Başkanı Barack Obama, iklim değişikliği konusunda harekete geçmekten kaçınmak için siyasi oyun oynamayı tercih edecekleri kınadı; Obama, Rusya ve Çin'le aynı anda ABD’deki Cumhuriyetçi siyasetçileri de hedef aldı.

Obama, Glasgow'da süren BM İklim Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, "Dünyanın en fazla sera gazı emisyonu yayan ülkelerin ikisi olan Çin ve Rusya'nın liderlerinin görüşmelere katılmayı bile reddettiğini görmek cesaret kırıcıydı" dedi.

Eski ABD Başkanı, küresel ısınmaya karşı mücadele verenlere katılarak, iklim değişikliği için fon ayrılması konusunda gelişmekte olan ülkelerle yıllardır çıkmazda olan zengin uluslara, harekete geçme çağrısında bulundu.

Ada ülkelerinin panelinde konuşan Barack Obama, "Uyum ve dirayet konusunda yardım etmek için şimdi harekete geçmeliyiz" dedi ve tehdidin yakınlığı konusundaki görüşlerinin Hawaii'de büyüdüğü yılların tecrübesiyle şekillendiğini kaydetti.

Obama, imzalanmasına aracılık ettiği Paris anlaşmasının iklim değişikliğiyle mücadele için bir çerçeve oluşturduğunu, ancak o zamandan beri çok az şey yapıldığını söyledi.

Eski ABD Başkanı, Glasgow'daki konuşmasında, dünyanın en fazla sera gazı emisyonu üreten iki ülkesi Çin ve Rusya’nın liderlerini zirveye bile katılmadıkları için eleştirerek, "Varmamız gereken yerin yakınında bile değiliz" dedi.

Obama, Rusya ve Çin’in statükoyu korumak için ulusal planlarının, aciliyet ve isteklilik göstermemesinin tehlikeli olduğunu kaydetti, ‘’Bu bir utanç" ifadelerini kullandı.

Eski Demokrat Başkan, Cumhuriyetçi Kongre üyelerini de eleştirdi. Obama, hem kendisinin hem de şimdiki Demokrat Başkan Joe Biden'ın elinin, "iki büyük partiden birinin sadece kenarda oturmakla kalmayıp, aynı zamanda iklim bilimine karşı aktif bir düşmanlık ifade etmeye ve iklim değişikliğini partizan bir mesele haline getirmeye karar vermesi nedeniyle" büyük ölçüde kısıtlandığını söyledi.

Obama, "ABD'de konuşmamı dinleyenlere şunu söylememe izin verin: Florida'daki eviniz denizlerin yükselmesiyle su altında kalıyorsa veya Dakota'da tarladaki ekinleriniz çürüyorsa veya California'daki eviniz yanıyorsa, Cumhuriyetçi veya Demokrat olmanızın bir önemi yok. Doğa, fizik, bilim, parti üyeliğini umursamıyor" ifadelerini kullandı.

Barack Obama konuşmasında, "ilerlemek için birleşin" anlamına gelen eski bir Hawaii atasözünü de hatırlattı ve "Hepiniz bir kanoda kürek çekmek istiyorsanız, aynı yönde ve aynı anda kürek çekmeniz gerekir. Her kürek birlikte hareket etmelidir, ilerlemenizin tek yolu bu" dedi.

Glasgow’da ikinci haftaya girildi

İskoçya’nın Glasgow kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nin (COP26) ikinci ve son haftasına girildi. Bakanlar iklime bağlı kayıp ve zararları karşılama vaatlerini yerine getirmenin ayrıntılarını ve ulusların iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamalarına nasıl yardımcı olunacağını ele almayı sürdürüyor.

Zengin ulusların gelişmekte olan ülkelere yardım sağlama vaatlerini yerine getirememesi, güvensizliği körüklüyor ve küresel ısınmanın yıkıcı etkisini sınırlamak için emisyonları azaltmada ilerlemenin önünde büyük bir engel olarak görülüyor.

12 yıl önce Kopenhag'da düzenlenen BM iklim zirvesinde zengin ülkeler, gelişmekte olan ülkelere iklim değişikliğine uyum sağlamalarına yardımcı olmak için 2020 yılına kadar yılda 100 milyar dolar bağışta bulunma sözü vermişti

Bu hedef tutturulmadı. COP26'da daha zengin ülkeler hedefe en geç 2023'te ulaşacaklarını söylediler, bazıları ise bu bağışları 2022’de yapabilmeyi umuyor.

Son haftalarda ve aylarda ABD ve İtalya gibi zengin ülkeler "iklim finansmanı" taahhütlerini artırdı, ancak bazıları hala uluslararası örgütlerin adil bir katkı olarak dile getirdiği bağışların gerisinde kalıyor.

Öncelikler farklı

Gelişmekte olan ülkeler, daha sık görülen kuraklık, sel ve orman yangınlarına neden olan yüksek sıcaklıklara uyum sağlamalarına yardımcı olmak için daha fazla para talep ediyor. Gelişmiş ülkeler ise finansmanı, emisyonları azaltma amaçlı yönlendirmeye odaklandı.

Her ikisinin de maliyeti çok büyük. Ancak Glasgow görüşmeleri, küresel ısınmayı, sanayi öncesi seviyelerin üzerinde 1,5 Santigrat derece ile sınırlandırmak için 2015 Paris iklim görüşmelerinde konulan hedefi canlı tutamazsa, bu maliyet daha da yükselecek.

1,5 derecenin geçilmesi, dünyayı yıkıcı iklim etkileri riskiyle karşı karşıya bırakıyor.

Zorlukların altını çizen COP26 Başkanı Alok Sharma, "çok sayıda çözülmemiş meselenin" bulunduğu iklim finansmanı konusunda, taraflar arasında, "teknik çalışmaya aciliyetle devam etme arzusu" olduğunu söyledi.

Sharma, önceliğinin hız olduğunu kaydetti ve "Tüm müzakerelerimizde bir aciliyet duygusu olmalı" şeklinde konuştu.

Zengin ülkeler için potansiyel olarak 100 milyar dolarlık hedefe ulaşmaktan daha sorunlu olan, daha az gelişmiş ülkelerin tarihi emisyonların neden olduğu kayıp ve zararlarını nasıl tazmin edecekleri. Bu, henüz somut taahhütlerde bulunulmamış bir alan.

Sharma, bu meselenin tarihsel olarak kutuplaştırıcı bir konu olduğunu kabul etti, ancak yaklaşımın biraz değiştiğine inandığını söyledi; "Artık artan etkiler karşısında bu konuda eyleme geçilmesi gerektiğine dair pratik bir kabul var" dedi.

Gana Çevre Bakanı Kwaku Afriyie, iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkelerde uyum ve dayanıklılık için yapılan müzakerelerin, gelişmiş ülkelerin kamuoyunda dile getirdiği azmi yansıtmadığını söyledi; "Bu gerçekten çok talihsiz ve üzücü" dedi.

Herkesin ne yapılması gerektiğini bildiğini söyleyen Kenya Çevre Bakanı Keriako Tobiko ise, "Çok fazla çalıştay, toplantı ve konferans düzenlendi. Sürekli 'şimdi zamanı', 'zamanı geldi' denildi. Artık daha fazla zaman yok, hadi masaya para koyalım" dedi.

Çevrimiçi aktivist ağı Avaaz, Obama'nın benzer bir çağrıyı 2009’da yani 12 yıl önce de yaptığı ve yoksul uluslara yardım etmek için söze değil eyleme ihtiyaç olduğunu söylediği bir video yayınladı; ancak sonraki yıllarda çok az ilerleme kaydedildiğine dikkat çekti.