"Türkiye Belarus'a Gidenlerden Sorumlu Tutulamaz"

VOA Türkçe'ye konuşan mülteci ve göç uzmanı Prof. Dr. Murat Erdoğan, Türkiye'nin Belarus’a ellerinde vize ve pasaport belgeleriyle seyahat edenlerden sorumlu tutulamayacağı görüşünü dile getirirken, bu konuya Türkiye'yi karıştırma girişimlerini "kötü niyetli" olarak yorumluyor

"Türkiye Belarus'a Gidenlerden Sorumlu Tutulamaz"

Türkiye, Belarus'tan kaynaklı olarak Polonya’nın yaşadığı kaçak göçmen trafiğiyle ilgili sorumlu gösterilmeyi reddediyor ve Türk Hava Yolları’nın saygınlığını hedef alıcı bir yaklaşım sergilendiğini savunuyor. Prof. Dr. Murat Erdoğan da, Türkiye'nin Belarus’a ellerinde vize ve pasaport belgeleriyle seyahat edenlerden sorumlu tutulamayacağı görüşünde. Erdoğan, Türkiye'nin isterse zaten ev sahipliği yaptığı nüfusu tutmama yoluyla "Avrupa Birliği’ne mesaj verebileceğini" belirtiyor.

Dışişleri Bakanlığı’ndan bugün yapılan açıklamada, öncesinde Türk Hava Yolları’nın (THY) da yazılı açıklamayla reddettiği göçmen trafiğine ilişkin uluslararası kamuoyundaki tartışmaya tepki gösterildi. Açıklamada, “Üçüncü ülke vatandaşlarının Belarus toprakları üzerinden müttefikimiz Polonya, Litvanya ve Letonya’ya yasadışı geçişi konusunda gerekli önlemlerin alınmadığı ve sınır bölgelerinde zor durumda bırakıldıkları üzüntüyle görülmektedir. Yaşanan çok boyutlu sorun bu yıl 70. yılını kutladığımız Mültecilerin Hukuki Statüsü Hakkında Cenevre Sözleşmesi’nden kaynağını alan uluslararası koruma sisteminin aşınmasına sebep olabilecektir. Son on yıldır dünyada en çok sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye’nin, Polonya, Litvanya ve Letonya’nın karşı karşıya bırakıldıkları bu sınamayı en iyi anlayan ülkelerden biri olarak müttefiklerine desteği tamdır. Öte yandan, Türkiye’nin, tarafı olmadığı bir konuda sorunun parçasıymış gibi gösterilmeye çalışılmasını reddediyoruz. Ayrıca, bu konuda şeffaf şekilde bilgi paylaşılmasına rağmen, THY gibi küresel çapta saygınlığa sahip bir şirketimizin hedef alınmasını kasıtlı buluyoruz” denildi.

Türkiye’nin yasadışı göç ve insan kaçakçılığıyla mücadele için her fırsatta uluslararası topluma davette bulunduğunu kaydeden Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin tüm taraflara çözüm konusunda desteğe her zaman hazır olduğunu yineledi.

Belavia
İLGİLİ HABERLER

AB Havayollarına Yaptırımı Görüşecek THY Listede Yok

Bu arada Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, Polonya Dışişleri Bakanı Zbigniew Rau’yla dün akşam Belarus sınırındaki göçmen krizi hakkında telefon görüşmesi yaptı. Bakan Çavuşoğlu’nun, bir tarafı olmamasına rağmen Türkiye’nin sorunun bir parçası olarak gösterilmeye çalışılmasından ve bu çerçevede Türkiye ve THY’ye karşı mesnetsiz iddialardan duyduğu üzüntüyü mevkidaşına bildirdiği açıklandı. Tüm iddiaları Türkiye’nin reddettiğini vurgulayan Çavuşoğlu’nun, “Bu iddialara ilişkin kamuoyunun doğru bir şekilde bilgilendirilmesi gerektiğini de ayrıca muhatabına hatırlatmış, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için Polonya’dan teknik ekiplerin Türkiye’ye gelmesi teklifinde de bulunmuştur” bilgisi verildi.

“Mültecileri politik olarak araçsallaştırma hikayesi yaşanıyor”

Türk–Alman Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Erdoğan da, Türkiye’nin tepki göstermekte haklı olduğu, elinde vizesi ve pasaportu olan kişilere uluslararası hukuk açısından da seyahat engellemesi yapılamayacağı görüşünde.

Aynı zamanda İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (İGAM) Başkan Yardımcısı görevini yürüten Erdoğan, “Türkiye’nin bu işin içerisine karıştırılmaya çalışılmasını sıkıntılı buluyorum. Sahada yıllardır mülteciler ile çalışan birisi olarak söyleyeyim ki şu ana kadar duyduğum en saçma şeylerden birisi” ifadesini kullandı.

Polonya’nın dolayısıyla Avrupa Birliği'nin son dönemde önemli bir kriz yaşadığını belirten Erdoğan, “Belarus’a ulaşmış olan Suriyeli, Afgan ve Iraklı mülteciler Polonya’ya bir şekilde geçiş yapıyor. Bu konuda Belarus hükümetince bir destek verildiği görülüyor, en azından mültecileri engellemediği görülüyor. Tam tersine Belarus askerlerince demir tel örgülerin kesildiği bilgisi mevcut. Bu aslında mültecileri politik olarak araçsallaştırma hikayesi. Belarus bu konuda gerçekten çok yanlış bir politika izliyor. Aslında zor durumda olan insanların, sığınma arayışındaki göçmenlerin haklarını ihlal edecek bir süreç ile karşı karşıyayız” dedi.

İLGİLİ HABERLER

Belarus Polonya Sınırında Göçmen Krizi Büyüyor

Polonya’nın direncini anlaşılabilir bulduğunu kaydeden Erdoğan, ancak Türkiye’nin krize dahil edilmesini ise sıkıntılı ve hatta saçma bulduğunu belirterek, “Türkiye üzerinden Belarus’a gidilmesi ve oradan da Polonya’ya geçiş yapılmasıyla ilgili Türkiye’nin bir sorumluluğu olamaz. İnsanlar eğer oraya pasaport ve vizeleriyle gidiyorlarsa oraya gitmeleri Türkiye’nin sorunu olamaz. Orada ne yaptıkları da Türkiye’nin sorunu olamaz. Türkiye’nin elinde yeterince mülteci zaten var, eğer Avrupa Birliği’ne bir mesaj vermek isterse Ege Denizi’ndeki kontrolleri azaltabilir ya da kendi sınır kapıları konusunda daha farklı bir politikaya dönüş yapabilir. Dolayısıyla bu konuya Türkiye’nin karıştırılması kötü niyetli. Türkiye’nin hiçbir şekilde müdahil olmadığı bir sürecin içerisine çekilmesi anlamına geliyor” diye konuştu.

“AB’nin mutlu kalesi içerisinde yaşayacağını düşünmesi yanlış”

Avrupa Birliği’nin ise son dönemde bu tip olaylarla karşılaştığını ve karşılaşmaya devam edeceğini de söyleyen Erdoğan, “Çünkü AB, kendisini dışarıdan her şeye kapısını kapatarak, mültecileri almayarak kendi mutlu kalesi içerisinde yaşayacağını düşünüyor. Bunu da gerçekleştirmek mümkün değil bugünün dünyasında. AB’nin kendi üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi ve daha fazla mülteciye kapılarını açması lazım. Her ülke açısından göçmen kapasitesi farklılaşabilir. Ne kadar göçmen alabileceğinizi, hangi mesleklerde ve yaş gruplarında göçmen alabileceğinize karar verebilirsiniz. Ama bizim karşı karşıya olduğumuz durum mültecilik yani düzensiz göçmenler. Türkiye’de sadece kayıtlı 4 milyon, düzensiz göçmenler ile birlikte 6 milyonluk bir nüfustan söz ediyoruz. Bu hiçbir ülkenin kolay kolay kaldıramayacağı bir yük. Ekonomisi güçlü Danimarka bile sıfır göçmen alacağız diyor. Türkiye’de olağanüstü bir sayı var, kendi nüfusunun yüzde 5’ini aşmış durumda. Bu konuda Türkiye’nin hem kendi tedbirlerini alması gerekiyor hem de uluslararası iş birliğinin daha da güçlenmesi gerekiyor” görüşlerini aktardı

Yıldız Yazıcıoğlu