Türkiye Bütçesinde Cari Açık ve Kur Tartışması

TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmelerde muhalefet özellikle Türk Lirası’nın değer kaybının kur artışının bütçe üzerindeki etkileri üzerinde odaklandı. Artan yoksulluk nedeniyle erken seçim çağrısı yapıldı

Türkiye Bütçesinde Cari Açık ve Kur Tartışması

TBMM haftaya bütçe görüşmeleriyle başladı. Meclisin Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan AKP ve MHP’nin oylarıyla geçen 2022 yılı Türkiye Cumhuriyeti bütçesinin Genel Kuruldaki görüşmeleri parti liderleri ve grup temsilcilerinin konuşmalarıyla başladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın anayasal açıdan yürütme erkinden tek başına sorumlu kişi olmasına rağmen mevcut siyasal sistemde TBMM’ye hesap verme zorunluluğu olmaması durumu 2018 yılı Haziran ayından beri olduğu gibi bu yılki bütçe görüşmelerinde de sürdü. Bu durum, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yerine parlamenter sisteme geçilmesi gerektiği görüşündeki muhalefet cephesi açısından bütçeye “hayır” oyu verilmesi kararında temel gerekçeyi oluşturdu.

Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 26 Ekim’de başlayan ve 26 Kasım’da tamamlanan ilk bütçe tartışmalarının ardından bugün TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmelerde muhalefet özellikle Türk Lirası’nın değer kaybının kur artışının bütçe üzerindeki etkileri üzerinde odaklandı.

Muhalefet, “faiz indirimiyle döviz kurunda artış olsa dahi Türkiye’nin, ihracatını arttırarak ekonomik büyümeyi sağlayacağı” görüşüne sert tepki gösterdi.

Muhalefet, “TBMM’ye bütçe sunulduğunda dolar kuru 9,36 Türk Lirası iken Türkiye Cumhuriyeti’nin bütçesi 188 milyar 279 milyon dolar idi. Bugün ise 13,75 Türk Lirası’na ulaşan dolar kuru üzerinden (bütçe) 127 milyar 345 milyon dolara düştü” bilgisini verdi. Bu çerçevede Türkiye’nin 2022 yılı bütçesi şimdiden 1 ay içerisinde yüzde 10’luk değer kaybına uğradığı vurgulandı.

Fuat Oktay
Fuat Oktay

Fuat Oktay Cumhurbaşkanlığı’nın hazırladığı bütçeyi nasıl savundu?

Erdoğan’ın bulunmadığı bütçe görüşmelerinin açılış gününde, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Türkiye ekonomisi üzerine bazı göstergelerin göz ardı edilerek değerlendirmeler yapıldığını kaydetti, döviz kurlarında Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinden kaynaklanan bir artış olmadığı görüşünü ileri sürdü. Türk Lirası’nın “manipülatif” şekilde değer kaybettiğini ve Türkiye’ye diz çöktürülmeye çalıştığını savunan Oktay, “Kurlarda son dönemde yaşanan hareketlenmeyi sadece politika faizi çerçevesine bağlamak son derece yanlıştır ve Türkiye’nin büyüme, ihracat, cari denge ve mali disiplinde sahip olduğu başarıyı yok sayma anlamına gelmektedir. Salgın kaynaklı olağanüstü koşullarla birlikte sadece Türkiye’de değil, diğer pek çok ülkede de politika faizinin enflasyonun altında yer aldığı bir dönemden geçmekteyiz. Son dönemde yaşanan gelişmeleri; doların dünyada güçleniyor olması, para birimimize karşı yapılan spekülatif hareketler ve ülkemizin döviz talebini artıran etmenler çerçevesinde ele almak gerekmektedir. En yüksek büyüme ve ihracat artışlarını gerçekleştirdiğimiz bu dönemde para birimimiz, manipülatif ataklara maruz kalmaktadır. Son günlerdeki kur hareketleri, ekonominin gerçeklerine uygun değildir. Bu manipülasyon girişimlerinin bize olduğu kadar, bunu yönlendirenlere de giderek artan bir maliyeti vardır ve bu sınama, ekonomi üzerinden ülkemize sözde diz çöktürmek isteyenler için de sürdürülebilir değildir” dedi.

Türkiye ekonomisinin geleceğini çok olumlu şekilde anlattığı gözlemlenen Oktay, “Biz yatırım, üretim, istihdam ve ihracatı önceliklendiren bakış açımızla ülkemizin döviz ihtiyacını en aza indirecek ve bu saldırılara karşı çok daha dayanıklı bir ekonomik yapıyı hızlı bir şekilde tesis edeceğiz. Türkiye’de nasıl vesayetleri geride bırakarak daha demokratik bir yapıyı hakim kıldıysak, nasıl güçlü bir kalkınma altyapısı oluşturduysak aynı şekilde üretime ve istihdama dayalı topyekun bağımsız bir ekonomiyi de ülkemize kazandıracağız. Döviz kurlarındaki yükseliş, bazı bütçe giderlerinde artışa neden olurken aynı zamanda bütçe gelirlerini de olumlu yönde etkilemektedir. 2022 yılında istihdamın 2021 yılına göre 1 milyon 277 bin kişi artması, işsizlik oranın ise yüzde 12’ye gerilemesi beklenmektedir. Türkiye; yüksek büyüme, ihracatta artış ve cari dengenin iyileşmesi ile istihdam piyasasında salgın döneminin başarıyla atlatılmasına ek olarak, diğer birçok gösterge açısından da bu dönemde oldukça iyi bir konumdadır. Kamu maliyesi Türkiye ekonomisinin en güçlü çıpası olmaya devam edecektir” diye konuştu. Bunun yanı sıra CHP’nin 128 milyar dolar rezerv kaybı yaşadığını açıkladığı Merkez Bankası’yla ilgili ise tam tersi görüşünü dile getirerek, “Merkez Bankası’nın rezervleri de son dönemde 35 milyar doların üzerinde bir artışla 126 milyar doları aşmıştır” ifadesini kullandı.

Türkiye bütçesi bu yıl nasıl idi, gelecek yıl nasıl olacak?

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay’ın verdiği bilgiye göre; 2021 yılı sonunda Türkiye’nin bütçesinde giderler kalemi 1 trilyon 506 milyar 3 milyon lira, gelirler kalemi 1 trilyon 276 milyar 3 milyon lira ve bütçe açığı ise 230 milyar 16 milyon lira olacak. Yıl sonunda vergi gelirleri yaklaşık 1 trilyon 58 milyar lira, vergi dışı gelirler ise yaklaşık 218,4 milyar lira olarak öngörüldü.

2022 yılı bütçesinde ise, bütçe giderleri 1 trilyon 751 milyar lira, bütçe gelirleri 1 trilyon 472 milyar 6 milyon lira ve bütçe açığı ise 278 milyar 4 milyon lira olarak planlandı. Vergi gelirleri ise 1 trilyon 258,3 milyar lira olarak bekleniyor.

Böylece 2022 yılında 2021 yılına göre vergi gelirlerinde yüzde 18,9 oranında artış öngörüldü.

AKP iktidarı, ayrıca 2022 yılında sağlığa, 122,6 milyar lira, eğitime 273,5 milyar lira, tarıma 57,6 milyar lira, reel sektör desteklerine 68,9 milyar lira ve sosyal devlet harcamalarına 104,2 milyar lira kaynak ayıracağını ilan etti.

Ana muhalefetin itiraz noktaları neler?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşması geçen yıl olduğu gibi bu yıl da en çok tartışma yaratan konuşma oldu. Kılıçdaroğlu, kürsüdeyken geçen yıl olduğu gibi AKP’lilerce “Aday olacak mısın?” sorusu sıkça seslendirildi ancak kendisi bu soruya herhangi bir yanıt vermedi. Kılıçdaroğlu’nun kürsüde “millete, sırtına borç yükü yüklendiği” konusunu anlattığı sırada yaptığı el hareketi ise epeyce tartışıldı. AKP, “özür dile” diye sıkça bağırdığı CHP liderine kınama cezası verilmesini talep ederken, sonrasında toplantıya ara vererek görüntüleri izlediğini açıklayan TBMM Başkanı Mustafa Şentop bu ceza talebini reddetti.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın faiz ile ilgili ekonomi teorisini eleştirerek, tam tersine Türkiye’nin ciddi faiz yükü altında ezildiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, “Erdoğan diyor ki: ‘Ben hiçbir zaman faizci olmadım, hiçbir zaman faizci olmadım.’ Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, bütün faizcilerin, bütün tefecilerin tek umudu Erdoğan’dır.Bu yıl 180 milyar lira olan faiz ödemesi bu bütçede kaç lira oluyor? 240 milyar lira oluyor. Hani siz faize karşıydınız? Allah’ın her günü 74 milyon 571 bin 369 dolar faiz ödeniyor, her gün. Her saat başı 3 milyon 107 bin 140 dolar faiz ödeniyor. Faizi düşürecekmiş, hangi faiz düştü? Çiftçinin faizi mi düştü, emeklinin faizi mi düştü, bankalardan kredi kartı alıp da alışveriş yapan vatandaşın faizi mi düştü?” tepkisini dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, neden hayır oyu vereceklerini de “Bu bütçe milletin alın terini sömüren bir bütçedir. Bu bütçe fakirden alıp zengine veren bir bütçedir. Bu bütçe çiftçinin alın terini sömüren bir bütçedir. Bu bütçe Türkiye Cumhuriyeti devletini fakirleştiren bütçedir. Bu bütçe cumhuriyet tarihinin en büyük kaynak transferiyle fakirden alıp zengine veren bir bütçedir. O nedenle bu bütçe, açık ve net söylüyorum, Türkiye Cumhuriyeti devletine yapılmış bir kumpas bütçesidir. Bu bütçeden kim faydalanacak, kim faydalanacak? Çiftçi faydalanmıyor, emekli faydalanmıyor, esnaf faydalanmıyor, hiçbirisi faydalanmıyor; faizleri aynen duruyor. Kumpas bütçesine, bu millete 83 milyona kumpas kuran bu bütçeye ‘hayır’ diyeceğiz çünkü bu bütçe fakirden fukaradan, garipten gurabadan parayı toplayıp bir avuç tefeciye, Londra'daki tefecilere, dolar baronlarına ve uyuşturucu baronlarına hizmet eden bir bütçedir, asla kabul etmiyoruz” diye açıkladı.

Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin borçlanmasını anlatırken de “Merkez Bankası’nın verilerini söylüyorum: 31 Aralık 2020 - 24 Kasım 2021 dolardaki artış 5 lira 20 kuruş. Bu ne demek? Türkiye'nin dış borçları 2 trilyon lira arttı. Peki, bu bütçede 2022'de toplayacağımız vergiler ne kadar? 1 trilyon 258 milyar lira. Borçlarda artış var, toplayacağımız vergilerden çok daha fazla. Dolarla borçlandılarsa Amerika'daki enflasyon, Avroyla borçlandılarsa Avrupa Birliği’ndeki enflasyonu da sırtımıza yıkıyorlar” diyerek kendi eline sertçe vurdu.

HDP bütçe için ne dedi?

HDP adına Eş Genel Başkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar, 2022 yılı bütçesi üzerine değerlendirmelerini paylaştı. Sancar, bütçede halkın yararına olumlu bir yön olmadığını vurgulayarak, Erdoğan’ın ekonomi teorisini eleştirdi ve “Hakikat bizzat halkın yaşadığı yerdedir; sokaktadır, manavdadır, pazardadır, markettedir. TÜİK verileriyle bu hakikati gizleyebileceğini sananlar büyük yanılıyorlar, yanıldıklarını büyük darbelerle öğrenecekler. Halkın kendilerine vereceği dersle bunun farkına varacaklar. İhracata dayalı bir büyüme deniliyor ve bu büyüme de bir grup sermayedarın daha zenginleşmesi, yoksulun ise daha da yoksullaşmasıdır. Yeni bir ekonomik modelden bahsediliyor ama bu model daha önce denendi. Asıl yapılmak istenen ülkeyi ucuz emek cennetine çevirmektir; küresel sermaye için ucuz emek cennetine, ülke halkları için cehenneme dönüştürmektir” dedi.

Türkiye ile ilgili uluslararası göstergelerden örnekler anlatan Sancar, “Sefalet endeksine baktığımızda Türkiye 1’nci sıradadır. En sefil ülke kategorisinde yer almaktadır. Bütün bunları yaratan bu düzendir, bu düzenden beslenen mevcut iktidardır. Bu iktidarın siyasal, sosyal ve ekonomik programları bu ülkeyi çoklu krize sokmuştur. Bu çoklu kriz her geçen gün derinleştirmekte ve bedeli ağırlaşmaktadır. Ekonomik kriz bunun bir göstergesi, bir boyutudur. Bunun temelinde siyasi çöküş ve düzenin bozukluğu yatmaktadır” diye konuştu.

Son haftalarda olduğu üzere erken seçim çağrısını yineleyen Sancar, muhalefete işbirliği çağrısını da tekrarlayarak, “Erken seçim kararı bir an önce bu meclisten çıkarılmalıdır. Bütün muhalefet partilerine çağrımızı yineliyoruz: Erken seçim önergesini gecikmeden buraya hep birlikte getirelim. Ben biliyorum laf atanlar dahil, AKP sıralarında şimdi bulunan ve burada bulunmayan milletvekilleri arasında bu gidişattan vicdanı sızlayanların sayısı az değildir. Bu ülkeye sandığı getirelim. Eğer eminseniz yeni bir dönemi başlattığınız konusunda, kendinize güveniniz tamsa buyurun bu yeni dönemi halka oylayalım. Sandığı getirelim halkın önüne koyalım. O zaman bu yeni modeliniz onay alırsa devam edersiniz, eğer onay alamazsanız ki alamayacağınızı biliyoruz, demokrasi güçlerinin bu mücadeleden başarılı, kazançlı ve yüz akıyla çıkacağını biliyoruz. Bu ülkeye demokrasiyi ve barışı getirecek büyük bir toplumsal birikim ve vicdan olduğuna inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

İyi Parti neden 2022 yılı bütçesine hayır diyor?

İyi Parti adına, Genel Başkanı Meral Akşener’in milletvekili olmaması nedeniyle, TBMM Genel Kurulu’nda bütçe değerlendirmesini İyi Parti Grup Başkan Vekilleri Müsavat Dervişoğlu yaptı.

Dervişoğlu, “Bütçe yapma yetkisi elinden alınmış bir Mecliste, seçilmişlerin değil, atanmış bürokratların sunduğu bir bütçeyi tartışıyoruz. Hatta buna ‘tartışma’ demek dahi ne kadar doğru bilemiyorum. Saray’dan buraya bir metin geldi, yanında sayfalarca doküman. İçinde vatandaşın yoksulluğuna çare yok, EYT’linin sorununa çözüm yok, 3600 sözünüzü yerine getirecek kaynak yok, gençler yok, çocuklar yok, kadınlar yok. Bu bütçede geleceğe dair bir umut yok, insanımıza vadedilen bir mutluluk da yok. Bu bütçenin sahibi de burada yok. Nerede bu Cumhurbaşkanı? Kendi bütçesini savunmaya gelmiyor. Biz de diyoruz ki: Sayın Cumhurbaşkanı, TBMM’nin itibarını nazarı itibara almalı ve öyle davranmaya kendini mecbur hissetmelidir. TBMM’ye 4 bütçeden beri ne bütçeyi sunma ne de bütçeyi savunma zahmetine katlanamayan bir Cumhurbaşkanı’nın elbette ki bu yüce kuruma olan saygısı da tartışma konusu olacaktır. O sebeple bu bütçeye en başından itibaren öksüz ve yetim bir bütçe olarak bakıyoruz. Bu bütçe yokluk bütçesidir ve bu bütçenin sonucu da doğal sonucu da pek tabiidir ki yolsuzluktur” dedi. Dervişoğlu, devamında AKP’li vekillere “Bakanların dahi Cumhurbaşkanı izin vermeden konuşamadığı, onurlu bir istifa hakkına dahi sahip olmadığı, yalnızca af dileyebildiği bu ucube sistemde belki de size çok fazla yükleniyoruz, fazla şey istiyoruz. Sizlere hürriyet ve şahsiyet kavramlarının faziletini hatırlatıyor, lafın daha fazlasını feraset ve tahayyül kabiliyetinize bırakıyorum” seslenmesi ise salonda “şahsiyet ve şeref” odaklı sözlü kavgaya yol açtı.

AKP’lilerin bağırarak gösterdiği tepkilere karşı Dervişoğlu, “Şahsiyetinize ve şerefinize laf etmem. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin şerefini ayağa düşüren ben değilim” karşılığını verdi.

Yıldız Yazıcıoğlu