Türkiye Çelik Sektöründe Gözler AB ve ABD’de

​​​​​Dünya Ticaret Örgütü’nün Avrupa Birliği’ne, ülkelerin ihracatına kota sınırlandırmasını gözden geçirmesi için tavsiye kararı vermesinin ardından, Türkiye’de çelik sektörünün beklentisi ABD ile kota ve vergiler konusunda uzlaşma sağlanması

Türkiye Çelik Sektöründe Gözler AB ve ABD’de

AB’nin kendi üretimini korumak için 2018 yılından itibaren çelik ürünleri ithalatına koyduğu kota ve ilave vergilendirmeler nedeniyle Türkiye mağduriyet yaşıyordu. Ancak Ukrayna’yı işgal girişimine karşı Rusya’ya yaptırım uygulanması nedeniyle, Türkiye’den çelik talebinde artış yaşanması olasılığı gündemde.

Son olarak Ticaret Bakanlığı, iki yıl önce AB’nin uygulamalarına karşı Dünya Ticaret Örgütü’ne şikayet başvurusu yapan Türkiye’nin kazandığını açıkladı. Örgüt, Brüksel yönetimine uluslararası ticarette koruma önlemleri anlaşmasıyla uyumlu kararlar alması gerektiği uyarısı yaptı.

Türkiye’nin şikayetlerinin kabul edilmesi, savaş kaynaklı talep artışıyla birlikte AB’nin kota ve ilave vergilendirme uygulamalarını gözden geçirmesini sağlayabilir. Ancak demir-çelik sektöründe Ukrayna savaşı kaynaklı hammadde sıkıntısı ortaya çıkmışken, AB’nin yanısıra aslında ABD ile de çelik ihracatını kolaylaştıracak vergi ve kota muafiyeti gibi anlaşmalar yapılması beklentisi ortaya çıktı.

“AB’nin itiraz etmemesi savaş kaynaklı Ankara’ya jest”

AB uzmanı Mithat Can Baydarol, VOA Türkçe’ye değerlendirmesinde, Brüksel’in Dünya Ticaret Örgütü’nün kararına itiraz etmediğine dikkat çekti ve bunun savaş nedeniyle Ankara’yla ilişkileri iyileştirme amaçlı olduğu yorumunda bulundu.

“Türkiye’nin DTÖ Paneli’ne gitmesi dahi cesaret işi ve bugüne kadar AB’yle ilişkileri olumsuz etkileme adına bu yola gidilmesinde korkular vardı. Bunun aşılmış olması önemli” diyen Baydarol, savaş nedeniyle Ukrayna ve Rusya üzerinden Çin’e uzanan ticaret hattında tıkanma olduğu için, Çin çeliğine ulaşmakta sıkıntı olduğunu ve Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyaç duyduğunu kaydetti.

Karara itiraz etmemesi nedeniyle AB’nin gelecek Temmuz’dan itibaren düzenleme yapacağı beklentisi oluştuğunu söyleyen Baydarol, bunun Avrupa’nın şu anda Türkiye’nin demir-çeliğine muhtaç olmasından kaynaklı olduğu görüşünü paylaştı. Baydarol, “Karadeniz’de 24 Şubat’ta savaş başlaması itibariyle AB’nin DTÖ’de itiraz etmemesinin Türkiye’yle ilişkileri de iyileştirmekte bir jest olduğunu da söylememiz mümkün” dedi.

Rusya’ya yaptırımlar nedeniyle Avrupa’yla arasında enerji sorunu oluştuğunu işaret eden Baydarol, “Güney ve doğusundaki enerji kaynakları aktarımında Türkiye önemli transit ülke haline geldi. Türkiye çevresindeki ülkeler ile diplomatik açıdan barış sürecine girdi ve bu aslında doğalgaz taşımacılığını rahatlatacak bir durum. Türkiye, aynı zamanda doğu ile batı arasında karayolu ve demiryolu ulaşımında da tek yol oldu. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin uygulanmasıyla da Avrupa açısından stratejik önemini ortaya koydu. Artık Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, çelik gibi sektörler yönünden iyileştirme yapılması yerine AB’nin Türkiye’ye tam üyelik kapısını açacak daha kapsayıcı adımlar atması gerekiyor. Ancak yakın zamanda bunun ihtimali henüz düşük gibi” diye konuştu.

Geçmiş zararlar sektörde rahatsızlık nedeni

Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Aslan ise, DTÖ’nün yaptırım gücü olmaması nedeniyle geçmişteki kayıplardan dolayı kararı sektör açısından yeterli görmediklerini vurgulayan yazılı açıklama yaptı.

“Bu sonuç sonrası AB korunma önlemine ilişkin bir sonraki döneme dair karar alabilir ama bu karar geriye doğru işlemez” diyen Aslan, “AB’nin son beş yıldır hasmane bir tutum ile tek yanlı ve haksızca almış olduğu kararlara karşın halen mütekabiliyet çerçevesinde bir cevap vermemiş olmamız bizlere yapılan haksızlığın zararlarını daha da büyütmektedir” ifadelerini kullandı.

Aslan, dolayısıyla DTÖ kararı öncesinde çelik sektörü olarak Türkiye’nin AB’ye karşı gümrük kotası ve vergilendirme getirmesi beklentisi içinde olduklarını kaydetti. Açıklamada, son beş yıldaki zararları karşılanmayacak olsa da gelecek döneme ilişkin AB’nin Dünya Sağlık Örgütü kararına uyup uymayacağını beklemek gerektiğine dikkat çekildi.

Savaştan dolayı hammadde sıkıntısı endişesi

Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) de AB’nin Moskova’ya yaptırımlarından Türkiye’nin olumlu etkilenebileceğini; ancak sektör açısından hammadde sıkıntısı oluştuğunu açıkladı.

TÇÜD’ün aylık açıklamasında, “Hurda, antrasit, ferro siliko mangan, pik demiri gibi ana girdilerin önemli ölçüde Ukrayna ve Rusya’dan ithal ediliyor olması sebebiyle, işgalin çelik üretimimiz üzerindeki olumsuz etkisinin ciddi boyutlara ulaşmasından endişe duyulmaktadır. Özellikle, hammadde tedarikinde yaşanan darboğaz, fiyatların olağanüstü seviyelerde artmasına yol açmıştır” değerlendirmesi yapıldı.

Karadeniz’in riskli bölge ilan edilmesi sebebiyle gemi taşımacılığı için sigorta sorunu ortaya çıktığını belirten TÇÜD’ün açıklamasında, Karadeniz bölgesine yük taşıyan gemilere sigorta yapılmadığı işaret edilerek, “Bunun çözülmemesi, yalnızca bölgede 7,5 milyon ton üretim yapan çelik üreticilerini değil, çimentodan, gıdaya kadar tüm sanayi sektörlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Çözüm için acilen (Karadeniz’de) güvenli koridorlar oluşturulmasına ve Rusya’da olduğu gibi devlet güvencesinde sigortalama işlemlerine devam edilmesinin sağlanmasına ihtiyaç duyulmaktadır” denildi.

ABD’yle gümrük muafiyeti anlaşması beklentisi

TÇÜD açıklamasında, AB’den öte ABD’den beklentiler de dikkat çekti. Açıklamada, “ABD’nin, AB ve Japonya’nın ardından İngiltere ile de çelik ürünlerine yönelik gümrük vergisini kaldırıp, ihracatı kotaya bağlama hususunda uzlaşma sağlaması, vergiden muaf olan ülkelerin, ABD piyasasında ülkemize karşı avantaj elde etmelerine imkan sağlayacaktır. ABD ile mutabık kalınan 100 milyar dolar tutarındaki ticaret hedefi dikkate alınarak, ABD’nin, diğer ülkelerle olduğu gibi ülkemiz ile de benzer bir anlaşma yapmasının sağlanması, çelik ihracatımızın önceki yıllarda, ABD piyasasında yaşadığı kayıpların telafi edilmesi ve sektörün en azından yılın ikinci çeyreğindeki performansının arttırılması açısından önem taşımaktadır” ifadeleri yer aldı.

Yıldız Yazıcıoğlu