Türkiye Ermenistan İlişkilerinde Diasporasının Etkisi

Türkiye’yle, Ermenistan arasında 13 yıl sonra özel temsilciler aracılığıyla dün yüz yüze diplomatik temas kuruldu. Bu gelişmeyle birlikte başta ABD’de olmak üzere yurt dışındaki Ermeni Diasporası’nın Paşinyan yönetimi üzerinde baskı yaratacağı görüşü tartışılıyor

Türkiye Ermenistan İlişkilerinde Diasporasının Etkisi
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan

Türkiye’yle, Ermenistan arasında 13 yıl sonra özel temsilciler aracılığıyla dün yüz yüze diplomatik temas kuruldu. Bu gelişmeyle birlikte başta ABD’de olmak üzere yurt dışındaki Ermeni Diasporası’nın Başbakan Nikol Paşinyan yönetimi üzerinde baskı yaratacağı görüşü tartışılıyor.

Türkiye’yle Ermenistan ilişkilerinde normalleşme süreci kapsamında Ankara’nın Ermenistan Özel Temsilcisi Büyükelçi Serdar Kılıç ve Erivan’ın Özel Temsilcisi Ermenistan Parlamentosu Başkan Yardımcısı Ruben Rubinyan, dün Moskova’da görüştü. Görüşmeye ilişkin yapılan ortak açıklamada “Taraflar, müzakereleri tam normalleşme hedefiyle ön şart olmaksızın sürdürme hususunda mutabık kalmışlardır” ifadesi dikkat çekti. Dolayısıyla Ankara ve Erivan’ın diplomatik süreci ilerletmek istediği yorumu yapıldı.

No media source currently available

0:000:08:340:00

CHP’li TBMM Dışişleri Komisyonu üyesi ve Emekli Büyükelçi Ünal Çeviköz, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın Karabağ’daki savaşı kaybetmesinin ardından seçimi kazandıktan sonra Türkiye’yle müzakere sürecine yeşil ışık yaktığını vurguladı. VOA Türkçe’yle dünkü görüşmeye ilişkin değerlendirmesini paylaşan Çeviköz’e göre, ABD başta olmak üzere yurt dışındaki Ermeni Diasporası’nın Türkiye’yle ilişki kurulmaması yönünde sert tepkiler gösterecek. Buna karşı Paşinyan’ınsa Ermenistan içerisinde seçimlerden aldığı güce yaslanması mümkün.

Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Kıdemli Analisti Dr. Turgut Kerem Tuncel de Ermeni Diasporası’nın “radikal” olarak adlandırılabilecek bir grubunca “şiddet çağrısı” yapıldığını da belirterek Paşinyan hükümetine karşı Ermenistan içerisinde isyana teşvik ihtimalini gündeme getirdi. VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Tuncel “Ermeni Diasporası’nın en azından bir kısmının oldukça olumsuz bir tutum içerisinde olduğunu söyleyebiliriz. Aslında bu da yeni bir şey değil. Çünkü 2008-2009 yıllarında yürütülen normalleşme girişimlerine de Ermeni Diasporası’nın büyük bir kısmı itiraz etmişti ve o dönem Ermenistan Cumhurbaşkanı olan Serj Sarkisyan, diasporayı ikna etmek için farklı ülkelerde diaspora temsilcileriyle görüşmeler yapmıştı. Benzer bir durumu bugün de yaşıyoruz. Günümüzde tabii ki Paşinyan hükümetinin radikal Ermeni diasporasının taleplerine karşı nasıl bir duruş sergileyeceği süreç için çok belirleyici olacak” dedi.

Çeviköz: "İkili bir süreç yürütülmesi doğru olacaktır"

Emekli Büyükelçi ve aynı zamanda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Başdanışmanı Ünal Çeviköz, özel temsilciler düzeyindeki görüşmeden CHP olarak memnuniyet duyduklarını ve Türkiye’nin tüm bölge ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmesinden yana olduklarını kaydetti. Özel temsilcilerce yapılan ilk görüşme için Moskova’nın Ermenistan’ın talebiyle belirlendiğini işaret eden Çeviköz, geçmişte Türkiye ile Ermenistan arasında Viyana gibi kentlerde görüşmeler yapıldığını belirterek “İki ülke ilişkilerinde Rusya etkisi izlenimi yaratılmaması için bundan sonraki görüşme yeri Moskova olmayacaktır diye düşünüyorum. Eğer üçüncü bir ülkede toplantı yapılması eğilimi olursa, bunun daha önce tercih edilmiş Viyana gibi daha bağımsız bir kent olması uygun olacaktır. Ama zannediyorum ki sonraki toplantı, ya Ermenistan’da ya da Türkiye’de olacaktır. Karşılıklı olarak Ermenistan ve Türkiye’de görüşmeler yapılırsa daha anlamlı olur” yorumunu yaptı.

Karabağ nedeniyle Paşinyan’ın zor durumda olduğunu ve Ermeni Diasporası’nın tepkisiyle karşı karşıya olduğunu belirten Çeviköz, ancak “seçimlerden Ermenistan içerisinde güçlü bir destek almasıyla Paşinyan’ın buna güvenerek normalleşmeye girme imkanı bulduğunu” ifade etti. ABD’de Ermeni Diasporası’nın bir kısmının Paşinyan yönetimi üzerinde Türkiye’yle ilişkileri normalleştirmeme baskısı yapılabileceğini belirten Çeviköz, bu noktada “ABD yönetimi Ermeni diasporası tarafından olası engellemelere karşı olumlu bir rol oynayabilir m?” sorumuza karşılık ABD’nin bu şekilde konuya müdahil olamayacağını söyledi. Çeviköz, “Biliyorsunuz tam tersine ABD siyasetinde diaspora, yönetimler üzerinde baskı oluşturuyor. ABD Başkanı Joe Biden’ın da 24 Nisan 2021 tarihindeki açıklamasında ‘soykırım’ kelimesini kullanması da oradaki Ermeni diasporasına başka türlü bir imkan verdi. Belki içeride böylesi bir gelişmeyi kaydetmiş olmayı ABD yönetimi üzerinde Türkiye aleyhinde daha fazla kullanmak isteyeceklerdir. Şu ana kadar özel temsilciler aracılığıyla yürütülecek Türkiye ile Ermenistan’ın normalleşme adımına, ABD’nin pek müdahil olduğu görüntüsü yok. Zaten iki ülkenin ikili bir süreç olarak yürütmesi daha doğru olacaktır” dedi.

Çeviköz, 1,5 saatlik ilk yüz yüze görüşme sonrasında her iki dışişleri bakanlığınca da aynı metinle açıklama yapıldığını da anımsatarak “Görüşme sırasında metin üzerinde de mutabakata varılmış ve her iki tarafça da aynı açıklama yapıldı. Birbirlerini üzecek söylem ve niyet içerisine girmedikleri mesajı verildi. Bu bir başlangıç ama sabırlı olmak lazım. İstikşafi görüşmeler zinciri olarak devam edecek” değerlendirmesini aktardı.

Tuncel: "Umutlanmak için gerekli şartlar söz konusu"

Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Kıdemli Analisti Dr. Turgut Kerem Tuncel de, 2020 sonbaharında yaşanan Karabağ Savaşı’ndan sonra bölgedeki yeni dinamikler ve yeni siyasal bağlam çerçevesince Türkiye’yle Ermenistan’ın normalleşme adımı içerisine girdiklerini ifade etti. Tuncel “Aslında normalleşme çabalarının başarıya ulaşması için umut verici birtakım hususlar olduğunu görüyoruz. Aynı zamanda bölgede 3 + 3 ya da altılı platform diye anılan ve Ermenistan – Azerbaycan – Gürcistan’la Türkiye, İran ve Rusya'nın bir araya geleceği ve bölgesel meseleleri konuşulacağı bir mekanizma da ortaya çıkabilir. Dolayısıyla sürece dair umutlanmak için bence gerekli şartlar söz konusu” diye konuştu.

İlk buluşma için Moskova’nın seçilmiş olmasıyla ilgili “Rusya’nın bu sürece olumlu şekilde yaklaşması ve bu süreci ilerletmek için çaba sarf etmesi olumlu bir gelişme olarak görülebilir” diyen Tuncel “Ama ideal olanı herhangi bir aracı olmadan aslında Türkiye ve Ermenistan'ın bir masa etrafında oturması. Belki de önümüzdeki günlerde süreç ilerledikçe O da mümkün olabilecektir” diye ekledi.

Ermeni Diasporası’nın görüşleri neler?

AVİM kıdemli analisti Tuncel, Ermeni Diasporası’nın etkisiyle ilgili “Günümüzde tabii ki Paşinyan hükümetinin radikal Ermeni diasporasının taleplerine karşı nasıl bir duruş sergileyeceği süreç için çok belirleyici olacak” derken Türkiye’nin bazı şartları olduğu iddiasına da açıklık getirdi.

Ermeni Diasporası’nın tavrıyla ilgili birkaç veriyi paylaşan Tuncel “Ermeni Devrimci Federasyonu’nun (Taşnak-Sütyun) 28 Aralık'ta 4 Ocak'ta ve 7 Ocak'ta yayınladığı bildiriler var. Bu bildirilere baktığımızda, aslında Ermeni diasporasının radikal olan kısmının bu sürece dair oldukça olumsuz bir tavra sahip olduğunu görüyoruz. Bu kesim, Ermenistan'ın Türkiye'ye karşı elinin zayıf olduğunu ve bu şartlar içerisinde Erivan’ın masaya oturmaması gerektiğini söylüyor. Fakat bu oldukça olumsuz bir tavır ve çözümü değil çözümsüzlüğü aslında öneren bir tavır. Bunun yanı sıra Ermeni diasporası Türkiye'nin Ermenistan'a karşı bir takım ön şartlar öne sürdüğünü iddia ediyor. Oysa dün her iki taraf da ön şartlar öne sürülmeyeceği açıkladı. Ermeni diasporasının iddiasına göre ise; birincisi, Türkiye bu süreçte Ermeni tarafından soykırım iddialarına dair girişimlerinden vazgeçmesini isteyecek. İkincisi, Türkiye'nin, Ermenistan'ın Azerbaycan’ın bütünlüğünü kabul etmesini dayatacağını söylüyorlar. Bunun anlamı dağlık Karabağ'ın Azerbaycan içerisinde bir bölge olarak kabul edilmesi olacak. Üçüncüsü de Türkiye'nin iki ülke arasındaki mevcut sınırın Ermenistan tarafından kabul edilmesini isteyeceğini ve bunun kabul edilemez olduğunu söylüyorlar. Dördüncü şart olarak da Türkiye'nin Azerbaycan'ı Ermenistan'ın Güney bölgesi üzerinden Nahçıvan'a ve oradan da Türkiye'ye bağlayacak Zangezur koridorunu açmak için dayatma yapacağını iddia ediyorlar. Bu iddialarla olumsuz bir şekilde yaklaşıyorlar” diye anlattı.

Paşinyan’ın da hedef alındığını belirten Tuncel, “Hatta 28 Aralık'ta Ermeni devrimci Federasyonu'nun yayınladığı bir bildiride, Paşinyan hükümetine karşı Ermeni halkını isyana çağırıyor. 4 Ocak'taki bildirideyse, şiddet yolunu da meşru bir yol olarak tanımlıyor” diye açıkladı.