“Türkiye’de Silahlı Şiddet Son 7 Yılda Yüzde 75 Arttı”

Bireysel silahlanmanın önlenmesi için çalışmalar yürüten Umut Vakfı, son 7 yılda silahla işlenen şiddet olaylarının yüzde 75 arttığını açıkladı. Türkiye’de silahlı şiddetin en çok yaşandığı bölge Marmara Bölgesi, en fazla artışın yaşandığı bölgeyse Akdeniz oldu

“Türkiye’de Silahlı Şiddet Son 7 Yılda Yüzde 75 Arttı”

İZMİR- Bireysel silahlanmanın önlenmesi için çalışmalar yürüten Umut Vakfı, 2021 yılında basına yansıyan silahlı şiddet olaylarını derledi. Vakfın hazırladığı Türkiye Silahlı Şiddet Haritası’na göre yıl içinde 3 bin 801 silahlı şiddet olayı yaşanırken, bu olaylarda 2 bin 145 kişi öldü, 3 bin 896 kişi yaralandı. Olayların 3 bin 172’sinde (yüzde 85) ateşli silahlar, 629’unda (yüzde 15) ise kesici aletler kullanıldı.

Silahlı şiddet haberlerinin derlenmeye başlandığı 2015’ten bu yana geçen son 7 yılda silahla işlenen şiddet olayları yüzde 75 arttı. 2021’de, 2020 yılından 119 daha fazla şiddet olayı yaşandı. Araştırmada Türkiye’de silahlı şiddetin en çok yaşandığı bölgelere de yer verildi. Her yıl olduğu gibi nüfus yoğunluğunun en yüksek olduğu Marmara Bölgesi, 985 silahlı şiddet olayıyla başı çekti. Bir yılda silahlı şiddetin yüzde 21 ile en çok arttığı bölge ise 551 şiddet olayıyla Akdeniz oldu. Ege (492) ve İç Anadolu’da (507) ise bir önceki yıla göre yüzde 6’lık düşüş yaşandı. 2021’de Güneydoğu Anadolu’da 526 ve Karadeniz’de 524 silahlı şiddet olayı görüldü. Olayların en çok yaşandığı iller ise sırasıyla, İstanbul (447), Adana (228), Samsun (222), İzmir (154), Bursa (149), Şanlıurfa (148), Antalya (135), Kocaeli (133), Konya (117) ve Diyarbakır (110) oldu.

Vakıftan yapılan açıklamada, “Bireysel silahlanmayı arttırıcı değil, azaltıcı yasal düzenlemeler yapın. Adam öldürenlerin, yaralayan canilerin elini kolunu sallayarak dışarıda gezmelerini önleyin. Cezasızlığın önüne geçin. Şehir eşkıyalarının düğün, asker uğurlaması ve çeşitli eğlencelerde silah kullanmasının önüne geçin. Bu şehir eşkıyaları, silahı eline aldığında sadece ufak bir para cezasıyla kurtulamayacağını, cezaevini boylayacağını bilmeli. Bireysel silahlarla ölen ve yaralananların yanı sıra mağdur olan yüzlerce ailenin mağduriyetini önlemek için adaleti ve hukuku üstün kılın, mağduriyetleri önleyin. Magandaların kurbanı olan insan ve hayvanların ‘huzur ve güven içinde’ yaşamalarını sağlayın” ifadeleri kullanıldı.

Silahlı şiddette 2021’deki artış önceki yıllardan daha fazla

Umut Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve psikiyatri uzmanı Dr. Ayhan Akcan, 1990 yılından bu yana bireysel silahlanmanın kolaylaşarak artması sonucunda silahlı şiddet olaylarının yüzde 20’den yüzde 85’e yükseldiğini söyledi. VOA Türkçe’ye değerlendirmede bulunan Akcan, “Cinayetlerde silah kullanım oranı, özellikle intiharda silah kullanımı ve silahla soygun, gasp, hırsızlık gibi hadiselerde artış yüzde 400, yüzde 500 oldu. Buradaki kullanılan silah türlerine baktığımızda da maalesef yüzde 70'inde tabanca, yüzde 30'unda da tüfek görüyoruz” dedi.

Türkiye’de silahlı şiddet olaylarının son hız arttığını kaydeden Akcan bu olayların genellikle dışarıdan gelen bir tehdide değil en yakındaki kişilere yöneldiğini de belirtti: “Her yıl yüzde 3-5 civarında artış vardı. Maalesef 2021 yılıyla 2020 yılını karşılaştırdığımızda yüzde 12,5 gibi bir artış var. Silah şiddeti insanları öldürüyor. Maalesef ölen insanların illiyet bağına da baktığımızda tanıdık bildik, kardeş, eş, karı koca, komşu, esnaf. Silah dışarıdan gelecek tehditten, hırsızlıktan çok maalesef aile içerisindeki ortamda kullanılıyor. Sosyal olaylarda, boşanma aşamasında, alacak verecek meselesinde, bir gönül meselesinde veya en ufak bir trafik olayında maalesef kullanılıyor. Bu olayların yüzde 90'ı tanıdıklar arasında, ailede çok dramatik sonuçlarla sonuçlanıyor. Onun için biz diyoruz ki, sivil halktaki silahı sınırlandırmadan Türkiye'deki bireysel silahlanmayı çözemezsiniz.”

“Türkiye’deki 25 milyon silahın yüzde 90’ı kayıt dışı”

Türkiye’de yasal yollarla silah edinmek için belirli şartlar sağlanmak zorunda. Silah taşıma ruhsatını sadece belirli mesleklere sahip vatandaşlar alabilirken, silah bulundurabileceğine dair Sağlık Kurulu raporu bulunan ve adli sicil kaydı temiz olan 21 yaşının üstündeki her vatandaş, 2022 yılında 3 bin 315 TL harç ödeyerek yanında taşımadan, yalnızca ev veya işyerinde bulundurmak şartıyla ‘silah bulundurma ruhsatına’ sahip olabiliyor. Bu ruhsatın da beş yılda bir yenilenmesi gerekiyor. Silah satışları devlet kontrolünde Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu'nun (MKEK) satış bürolarından yapılabiliyor.

Ancak Akcan’a göre Türkiye’de özellikle kayıt dışı silahlar yaygın durumda: “Türkiye'de 25 milyona yakın silah gözüküyor. Bunların yüzde 90'ı kayıt dışı, yüzde 10'u kayıt altında. Kayıt altına almak problemi çözmüyor. Süratle sosyal bir problem, işsizlik gibi, pahalılık gibi çok ciddi bir problem olarak görülerek, mutlaka bu silah şiddetine de çözüm üretilmesi lazım. (Kayıt dışı silahlara karşı) yasa çok ciddi uygulanmıyor. Caydırıcı değil. Caydırıcılığı daha da arttırılabilir. Geçmişte kuru sıkı silah Türkiye'de silahlı şiddetin yüzde 20'sinden sorumluydu. 2012 yılında kurusıkı silah kanunu tasarısı getirildi, bu suç olarak ortaya kondu ve caydırıcı oldu. Yasa dışı silah bulundurmak, Kabahatler Kanunu'na göre geçiştirilmemeli. Mutlaka ertelenmeyen, üç ay ile altı ay hapis cezası getirilmeli. Bunu yaparsanız burada talebi azaltırsınız. Ama işin özü, silahın yasa dışı ya da ruhsatlı olup olmaması çok belirleyici değil, o an ulaşılabilir olup olmaması belirleyici. Biz ısrarla bunu söylüyoruz, ruhsat altına alsanız da silahla ilgili şiddet devam ediyor.”

Bireysel silahlanmanın önlenmesi için neler yapılmalı?

Akcan, vakıf olarak en temel taleplerinin, Türkiye'de polis ve jandarma dışında tüm vatandaşların silah edinmesinin yasaklanması olduğunu vurguladı. Bireysel silahlanmanın azaltılması için hayata geçmesini istedikleri önerileriyse şöyle sıraladı: “Hem jandarma hem de polis bölgesindeki verilerin ortak bir veri tabanıyla her an ulaşılabilir olması gerekiyor. İkincisi, aile içi şiddette yapıldığı gibi mutlaka kamu spotu yapılması lazım. Türkiye'de her yıl 600-800'e yakın kişi havaya ateş edilen maganda kurşunuyla ölüyor. Havaya ateş etmeyi yasaklamak lazım. En azından bilgilendirmek lazım. Üçüncüsü mutlaka ihbar hattı gerekiyor. Bu ihbar hattı lokal değil, mutlaka 112 içine alınmalı ve kayıt altına alınmalı. Dördüncüsü de olmazsa olmaz en önemli kural. Kadına yönelik şiddette, yüzde 20 civarında bu olaylarda silah kullanılıyor. Aile içi şiddette kullanıldığı için erkek eve silah alırken yani bulundurma silah ruhsatı için başvurduğunda mutlaka eş rızası istenmeli. Özellikle ailelerin boşanma aşamasında, iflas aşamasında belli bir süre beylik tabancalarına el konulduğunda en azından intihar riski veya cinayet riskini de önlediğini biliyoruz. Bütün gelişmiş ülkelerde bu yapılıyor.”

Ruhsatlı silah almanın yasal tedbirlerle daha fazla zorlaştırılmasını isteyen Akcan, “Kişi silah ruhsatı talebi bulunduğunda dilekçesinin belli bir süre bekletilmesi gerekiyor. Çünkü kişi durup dururken silah ruhsatı talebinde bulunmuyor. Bir olay yaşıyor, çözüm üretemiyor. Silahla çözme doğrultusunda bir düşünce gelişiyor. O öfkeyle beraber başvuruyor. Onun için birçok ülkede 15 gün, 30 gün hatta 45 gün bekleme süreleri var. O süre bittikten sonra dilekçesinin işleme konulması bizim ülkemizde maalesef yok. Kişi başvurduğunda hemen ruhsat veriliyor. Nerede satılıyorsa silah alıyor, ardından işlemler başlatılıyor. Bu son derece sakıncalı” dedi. Akcan, silahlara çip takılarak takibinin yapılmasını ve ruhsat sahiplerine denetimin de arttırılmasını istedi.