Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin Moskova’dan Kopuşu Ne Anlama Geliyor?

Geçen hafta Fener Rum Patriği'nin Ukrayna Kilisesi'nin Moskova patrikhanesinden kopmasını onaylamasının ardından bazı çevreler bunu, 1054'te Katolik ve Ortodoks kiliselerinin ayrılarak Hristiyanlığın bölündüğü döneme benzetiyor. Uzmanlar bu durumu Hilmi Hacaloğlu'na yorumladı

Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin Moskova’dan Kopuşu Ne Anlama Geliyor?

 

MEDYABERLİN -Geçen hafta Ortodoks dünyasında son yüzyıllardaki ‘en büyük bölünme’ resmiyet kazandı.

Ortodoks dünyasında “eşitler arasında birinci” kabul edilen Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi, 1686 yılından bu yana en büyük Ortodoks cemaate sahip Rus Ortodoks Kilisesi’ne (Moskova patrikhanesi) bağlı olan Ukrayna topraklarında otosefal (bağımsız) Ukrayna Ortodoks Kilisesi/Kiev Patrikliği’nin kurulmasına onay verdiği berat ya da icazetnameyi denebilecek (tomos) belgeyi İstanbul’da imzalayarak Ukrayna metropoliti Epifaniy’e verdi.

Bu gelişmeye, en sert tepki beklendiği gibi Moskova’dan geldi. Moskova Patrikhanesi Kilise-Toplum İlişkileri Dairesi Başkanı Vladimir Legoyda, Patrik Bartholomeos’un imzaladığı beratı hiçbir hukuki hükme sahip olmayan bir ‘kağıt parçası’ olarak tanımlarken Moskova Patrikhanesi Dış Kilise İlişkileri Dairesi Başkanı Metropolit İlarion, Fener ile Moskova arasındaki bölünmeyi 1054 yılında Katolikler'le Ortodokslar arasındaki yaşanan bölünmeye benzetti ve etkilerinin yüzlerce yıl sürebileceğini söyledi.

Ilarion’un sözünü ettiği 1054 yılındaki bölünme Batı Kilisesi ile Doğu Kilisesi’nin Papa IX. Leo ile Patrik I. Mihayil Kirularios’nun birbirlerini aforoz etmesiyle başlamış ve 1965 yılında Papa VI. Paul ile Patrik Athenagoras’ın Vatikan’da aforozları karşılıklı olarak kaldırmasına dek devam etmişti.

2014 yılında İstanbul'da bir araya gelen Ortodoks kilisesi liderleri

2014 yılında İstanbul'da bir araya gelen Ortodoks kilisesi liderleri

Deniz Berktay: “Bu çatışma Hristiyanlık tarihindeki en büyük kopuşlardan biri”

Bugünkü bölünmeyi ‘tarihsel kopuş’ olarak niteleyen Doğu Avrupa ve Ortodoksluk uzmanı Deniz Berktay, bölünme Fener-Moskova rekabetinin tarihsel arka planı olduğunu hatırlatıyor.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan gazeteci Berktay, “Gerçekten de Fener Rum Patrikhanesi ile Moskova Patrikhanesi arasındaki bu çatışma aslında Hristiyanlık tarihindeki en büyük kopuşlardan biri. 1054 yılında Batı Kilisesi ile Doğu Kilisesi’nin, birbirlerini aforoz etmesiyle denk bir kopuş desek abartmış olmayız. Bildiğiniz gibi Fener, Vatikan’ın Katolik dünyasındaki mutlaklığına sahip değil. Fener Rum Ortodoks Patriği, Ortodoksların mutlak lideri değil ‘primus interpares’ (eşitler arası birinci) statüsüne sahip. Rus Ortodoks Kilisesi eskiden beri, ‘Biz Ruslar Hristiyanlığı Bizans’tan aldık, Fener Bizans’tan kaldı, ona saygımız var. Onursal liderimiz olarak tanıyoruz ama onursal liderlik dışına çıkıp fiili liderlik yapmak yetkisi yoktur. Osmanlı döneminde biz Ruslar Fener’e yardım yaptık, himaye ettik’ diyorlar. Gerçekten de Rus Ortodoks Kilisesi 200 milyon nüfusa sahip. Fener’in ise cemaati çok küçük” diyor.

Soğuk Savaş döneminde Doğu Batı gerilimi, Ortodoks kiliseleri üzerinden devam etti

Ukrayna ve Rusya’yı yakından takip eden Berktay, Fener-Moskova geriliminin anlaşılması için Ortodoks kiliselerinin hem Soğuk Savaş’taki rollerini hatırlamak gerektiğini söylüyor:

“Soğuk Savaş’tan beri Batı dünyası, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’ni destekliyor. Kremlin SSCB döneminde olduğu gibi bugün Putin iktidarında Moskova’daki Rus Ortodoks Kilisesi’ne desteğini devam ettiriyor. Almanya’nın 2. Dünya Savaşı’nı kaybettiği andan itibaren Balkanlar’ın kimin nüfuz alanı olacağı konusu gündeme geldi. Böylece SSCB lideri Stalin, dinle barışma politikası izlemeye karar verdi. Moskova patrikhanesi Kremlin’in sağ kolu haline gelirken ABD de Fener’in başına I. Athenagoras’ı getirdi. 1949’da ABD Başkanı Harry Truman’ın özel uçağıyla İstanbul’a gelen Ortodoks din adamı, bir günde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduktan sonra Moskova’yla bağları olduğu bilindiğini için istifa ettirilen sol görüşlü 5. Maximos’un yerine Patrik oldu. Sonrasında Athenagoras’ın, ‘Truman doktrinin dini bölümünü teşkil etmekteyim’ dediğini de eklemeliyim.”

Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko Fener Rum Patrikhanesi'nden çıkarken

Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko Fener Rum Patrikhanesi'nden çıkarken

Doç. Güneş: “2014’ten beri Batı yanlısı siyasi tercihini belirginleştiren Ukrayna, artık dini olarak da Rusya’yla bağını kopardı”

Paris 8. Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak bulunan Doçent Dr. Hakan Güneş, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde de birçok Ortodoks kilisesinin Fener’den kopmuş olduğuna dikkat çekerken Fener-Moskova geriliminin 2014 yılındaki Euromeydan eylemleriyle zirve yaptığının da altını çiziyor.

VOA Türkçe’ye konuşan Doçent Güneş, “Aslında Ukrayna Kilisesi zaten kendini otosefal ilan etmişti ancak Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi bu kararıyla onu kutsadı ve ona meşruiyet gücü ilave etti. Hatırlayın geç Osmanlı çağında sırasıyla Yunan, Bulgar, Sırp ve Karadağ kiliseleri kademeli olarak Fener’den ayrılmıştı. Bu kopmalar milli devlet olmakla eş zamanlı yaşanmıştı. Kanada ve ABD’deki birçok Ortodoks kilisesi özellikle 1970’li yıllardan beri Moskova’yla bağlarını koparmışlardı. Neredeyse her çeyrek yüzyılda kiliselerin benzeri kopma kararlarını görüyoruz. Ortodoks dünyasının uzun zamandır iki merkezi var. Biri Fener biri Moskova. Bu rekabet şimdi yeni bir boyut kazanmış oluyor. Ukrayna, 2014 yılında Euromeydan’da Batı yanlısı tercihini ortaya koydu. Siyasi tavrı belirginleştiren Ukrayna dini alanda da bunun mantıki uzantısı gerçekleştirdi ve Rusya’yla dini bağını kopardı” diyor.

“Ruslar, milli benliklerinin çıkış noktası gördükleri büyük hac merkezleri Kiev’i barındıran Ukrayna’yı kendi doğal nüfuz alanları olarak görüyor”

Deniz Berktay, Soğuk Savaş sonrası dönemde ilk kez Estonya’da açık bir şekilde Fener’le karşı karşıya gelen Moskova’nın bu kez bağları koparmasını Ukrayna’nın başkenti Kiev’in Ruslar için taşıdığı anlama bağlıyor:

“Fener Moskova arasındaki Ortodoks nüfus konusundaki nüfuz mücadelesi Soğuk Savaş sonrasında da hız kesmedi. Sovyetler dağıldıktan sonra iki kilise Estonya konusunda anlaşmazlık yaşadı. Estonya küçük bir ülke 1 milyondan biraz fazla nüfusu var. Bu nüfusun %20’sinden azı Ortodoks. Ama 1996’da Fener’in Estonya’daki Soğuk Savaş döneminde sürgün giden bağımsız Ortodoks kilisesine otosefallik vermesi de iki kilise arasında gerilim yaratmıştı. Ama bu kez kriz derin çünkü Ukrayna yalnız Doğu ile Batı arasında çatışma alanı değil aynı zamanda Rusların ilk başkentleri ve milli benliklerinin çıkış noktası olarak gördükleri Kiev’e sahip. Doğu Slavları, Kiev Prensliği zamanında Hristiyanlığı kabul etti. Kiev büyük bir dini merkez. Burada bulanan Peçarsk manastırı, Ortodoks dünyasının en büyük manastırı ve Rusların hac merkezlerinden biri.”

2009 yılında bir araya gelen Rus Ortodoks Patriği Kirill ve Fener Rum Patriği Barthalomeos

2009 yılında bir araya gelen Rus Ortodoks Patriği Kirill ve Fener Rum Patriği Barthalomeos

Fener, Moskova’yla karşı karşıya gelmeyi nasıl göze aldı?

31 Mart’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi birçok kamuoyu araştırmasında Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko, eski başbakan Yulya Timoşenko’nun gerisinde görülüyor.

Deniz Berktay, Ukrayna Kilisesi’nin Moskova’dan bağımsızlığını elde etmesinin seçimler öncesi Poroşenko’ya önemli bir koz kazandırdığını vurguluyor.

“Cumhurbaşkanı Poroşenko, Ukrayna’ya milli kiliseyi armağan eden lider olarak düşük reytingini yükseltmeye başladı. Aslında daha önce de Kravçuk ve Yuşçenko gibi milliyetçi cumhurbaşkanları da Moskova’dan bağımsız kilise kurmak istediler ama başaramadılar. Yuşçenko Türkiye’ye geldiğinde mutlaka Fener’i ziyaret ederdi. Ama o dönemlerde 2004-2010 arasında Patrik Bartholomeos özellikle iki nedenle buna yanaşmadı. Birincisi, Moskova Kilisesi, Ortodoks dünyada en fazla cemaate sahip dini merkez; ikincisi Ukrayna’daki yönetim ve dini cemaat bu kararı ne ölçüde destekleyecek. Ancak malum Rusya Kırım’ı ele geçirdikten sonra Ukrayna’daki Doğu ve Batı yanlıları arasındaki denge değişti. Rus ağırlıklı Kırım ve Donbas bölgeleri Ukrayna’nın kontrolünden çıktı, Rus yanlıları güç kaybetti, komünist parti kapatıldı. Böylece Batı yanlıları ve milliyetçiler siyasette ağırlıklı hale geldi. Hatta öyle ki ‘Rusya’yla dost kalmalıyız’ demek vatana ihanetle özdeşleştirildiğinden kimse bu cümleyi kuramıyor bile.”

Rusya ve Moskova Kilisesi ne yapabilir?

Şimdi herkesin Rusya’nın özellikle de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ne yapacağını merak ediyor. Kırım’ı Rusya topraklarına katan, Donbas’a Ukrayna’dan koparan, Suriye’de oyun kurucu olan Rusya lideri, Fener’in Moskova’ya attığı çalıma nasıl yanıt verecek?

Doçent Dr. Hakan Güneş Putin’in sakin kalacağı kanaatinde.

“Ukrayna Kilisesi, Moskova’dan bağımsızlığını aldı. Şimdi gözler Moskova patrikhanesinde. Moskova Patrikliği kendisine bağlı bir metropol atayarak kendisine sadık bir kilisede mi kuracak yoksa sineye mi çekecek? Bana kalırsa bu süreçte, Putin radikal adımlar atamayacaktır. Bir de şu var. Ukrayna’daki Ortodoks kiliselerinin tümü bu kararı tanımış değil. Hala Moskova’ya bağlı olan kiliseler var. Özellikle Odessa ve Kharkov’da bulunan ve ağırlıklı Rusça konuşan Ortodoks cemaatin hatırı sayılı kısmının bu kararı kabul etmediğini biliyoruz. Ama ülkenin tümünde Ortodoks cemaatin ne kadarının bu karara iştirak ettiğine dair kesin bir rakama sahip değiliz. Ukrayna polisinin, Moskova yanlısı kiliselere yapmış olduğu baskınları biliyoruz.”

Deniz Berktay: “Ankara’nın Kerç boğazı ile ilgili tutumu Rusya ile ilişkilerin gidişatında çok daha kritik öneme sahip”

Suriye’de işbirliği yapan Türkiye ve Rusya ilişkileri Ukrayna meselesinden ötürü karşı karşıya gelebilir mi? Deniz Berktay’a göre, Kremlin için asıl öneli olan Türkiye’nin Karadeniz’deki tutumu.

“Türkiye, Fener’i engellemeyerek, patrikhanenin önünü kapatmayarak bu sürece dolaylı olarak Ukrayna yönetimine ve Batı’ya destek verdi. Zaten Kırım Tatarlarının lideri (Mustafa) Cemiloğlu, bir Türkiye ziyareti sonrası Türkiye’nin süreci engellemeyeceğini mesajını vermişti. Türkiye-Rusya ilişkilerinin diğer boyutları da düşünüldüğünde bu gelişme Moskova tarafından göz ardı edilebilir. Türkiye ile Rusya’nın politikalarının örtüşmediği bir konu olduğu açık ama Rus yetkililer Türkiye’yi kınayan bir açıklama yapmadılar. Rusya için Türkiye’nin Karadeniz politikası daha önemli. Ankara’nın Kerç boğazı ile ilgili tutumu ilişkilerin gidişatında çok daha kritik öneme sahip.”

Doç. Hakan Güneş: “(Bu gelişme) Türk-Amerikan yakınlaşmasının nişanesi olarak da okunabilir

“Fener patrikhanesi bütünüyle Türkiye’deki siyasi iradeden bağımsızdır. Ama hem Erdoğan hem de Patrik Bartholomeos Ukrayna’nın siyasi ve dini liderlerine sıcak ev sahipliği yaptı. İkisi de Batı yanlısı ortak tutuma sahip olduklarını söyleyebiliriz. Bu aslında ABD’nin PYD’ye verdiği desteği kademeli olarak azaldığı bir dönemde Türk-Amerikan yakınlaşmasının nişanesi olarak da okunabilir. Türkiye ile Rusya ilişkileri kuvvetli ama hala vizeler kaldırılmış değil. Ancak Ukrayna ile vize serbesti var. Türkiye Kırım Tatarları açısından Mustafa Cemiloğlu grubunu destekliyor ise Rusya başka bir grubu destekliyor. Aslında bundan da anlaşılacağı üzere Türkiye ile Rusya’nın Ukrayna üzerindeki farlılıkları yeni değil. Bu son gelişmeden sonra Rusya ile ilişkiler soğumasa da bir parça daha serinleyecektir diyebiliriz.”

VOA