‘‘Ülkemize Yönelik Bühtandan Geri Dönülmüştür’’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 büyükelçiliğin Viyana Sözleşmesi’nin “devletlerin içişlerine karışılmaması” konusunu güvence altına alan 41. maddesine atıfta bulunmasını olumlu bulduğunu söyledi ve bu açıklamayla Türkiye’ye yönelik bühtandan (iftira) geri dönüldüğünü kaydetti

‘‘Ülkemize Yönelik Bühtandan Geri Dönülmüştür’’
(Arşiv)

Türkiye ile işadamı Osman Kavala’nın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararına rağmen tutuklu olmasına tepki gösteren 10 ülke arasındaki ‘‘persona non grata’’ krizi bugün ABD Büyükelçiliği’nin yayınladığı ve diğer 10 ülkenin de ‘‘retweet’’ ettiği sosyal medya mesajıyla son buldu.

Kabine toplantısının ardından kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, büyükelçiliklerin Viyana Sözleşmesi’nin ‘‘devletlerin kanun ve nizamlarına riayet etmek ile içişlerine karışmamak’’ konusunu güvence altına alan 41. maddesine atıfta bulunmasını olumlu bulduğunu söyledi.

‘‘Türkiye kendi duruşunu sergilemeye başladığında paniğe kapıldılar’’

Kendisine ‘‘Avrupa'nın ve dünyanın en kıdemli lideri’’ olarak atıfta bulunan Cumhurbaşkanı konuşmasının önemli bir kısmını ‘‘10 büyükelçi’’ krizine ayırırken Atatürk’ün Sakarya Savaşı öncesinde sarf ettiği ‘‘hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır’’ sözünü hatırlattı.

Erdoğan, ‘‘Gazi Mustafa Kemal'in milli mücadelenin en kritik safhalarından biri olan Sakarya'da söylediği ‘Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır’ ilkesi ülkemiz için hala geçerlidir. Boş bıraktığımız, gereken tedbiri almadığımız her alanın ülkemizin istiklali ve istikbali için bir tehdit olarak karşımıza çıktığı gerçeğini defalarca yaşadık. Diplomasiden güvenliğe, ekonomiden teknolojiye uzanan geniş bir yelpazede ülkemizi güçlü tutmak için canla başla mücadele ediyoruz. Geçmişte ülkemizi istedikleri gibi yönlendirebilenler, Türkiye artık kendi duruşunu sergilemeye başladığında paniğe kapıldılar. Bayraklar farklı, lisanlar farklı, çehreler farklı, ifadeler farklı olabilir ama amaç aynıdır; o da büyük ve güçlü Türkiye hedefinin önünü kesmektir. Ya bu ülkenin bağımsızlığını, vakarını, büyüklüğünü kabul edeceksiniz ya da içinde çırpındığınız kibir ve nefret çukurunda debelenmeye devam edeceksiniz’’ dedi.

‘‘Milletimizin hassasiyetlerine saygı duymayanların sıfatı ne olursa olsun bu ülkede barınamaz’’

Osman Kavala'nın tutukluluğunun dördüncü yıldönümünde ‘‘Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bu husustaki kararları doğrultusunda Osman Kavala'nın derhal serbest bırakılmasının sağlanması için Türkiye'ye çağrıda bulunuyoruz’’ şeklinde açıklama yapan Kanada, Fransa, Finlandiya, Danimarka, Almanya, Hollanda, Yeni Zelanda, Norveç, İsveç ve Amerika Birleşik Devletleri büyükelçiliklerinin Türk yargısına hakaret ettiğini belirten Erdoğan, bugünkü açıklamayı ise bühtan yani iftiradan geri dönme olarak yorumladı.

Cumhurbaşkanı, ‘‘Türkiye'nin nezaketini, eski alışkanlıklarına yönelenler yaptıkları yanlışı kabul etmedikleri sürece hak ettikleri cevabı alacaklardır. Son dönemde bazı ülkelerin büyükelçileri tarafından yapılan açıklamayı da aynı çerçevede değerlendiriyoruz. Bu tavır yargı teşkilatımız, hakimlerimiz, savcılarımız ve avukatlarımızla birlikte yargı mensuplarımıza bir hakarettir. Türk yargısı kimseden talimat almaz, kimsenin emrine girmez. Ortaya koyduğumuz tavır bu sorumlu ve samimi duruşun tezahürüdür. Bizim niyetimiz kriz çıkarmak değil, ülkemizin hakkını hukukunu onurunu ve egemenlik haklarını korumaktır. Bugün aynı büyükelçiler tarafından yapılan yeni bir açıklamayla yargımıza ve ülkemize yönelik bühtandan (iftira) geri dönülmüştür. Viyana Sözleşmesi'nin 41. maddesine vurgu yapan bu büyükelçilerin beyanlarında daha dikkatli olacaklarına inanıyoruz. Ülkemizin bağımsızlığına ve milletimizin hassasiyetlerine saygı duymayanların sıfatı ne olursa olsun bu ülkede barınamayacağını da ifade etmek istiyorum’’ dedi.

‘‘Kendi ülkelerinin aleyhindeki kampanyaların gönüllü aparatlığına soyunan mankurtlar’’

Erdoğan, bu krizde kendisinin tutumunu eleştiren siyasetçi, gazeteci ve eski diplomatları sert bir dille eleştirdi.

Cumhurbaşkanı, ‘‘Türkiye'nin bugün yaşadığı en büyük sancılardan biri bu tür meselelerde yerli ve milli duruş sergilemeyi bir türlü başaramayan kimi siyasetçi, eski diplomat ve medya mensubundan oluşan güruhtur. Kendi ülkelerinin aleyhindeki kampanyaların gönüllü aparatlığına soyunan mankurtları milletimiz yakından takip etmektedir. Önümüzdeki dönemde pek çok sorunumuzla birlikte bu hastalıklı zihniyetten de kurtulacağız. Terörle ve darbeyle yapamadıklarını ekonomiyle yapmak için başlattıkları saldırıları engelledik ve engelliyoruz. Ülkemizin izlediği ekonomi politikasını hala anlamamış olanlar dönüp Milli Mücadele'ye bakmalıdır’’ dedi.

‘‘Azınlık vakıflarının seçim usulleriyle ilgilisi hususu değerlendirdik’’

Tüm dünyada yükselen doğalgaz ve elektrik fiyatlarını halka yansıtmamak için sübvansiyon uygulandığını dile getiren Erdoğan, bugünkü cumhurbaşkanlığı kabine toplantısında yıllardır uluslararası düzeyde eleştiri konusu olan azınlık vakıflarının seçim sorununu ele aldıklarını vurguladı.

Cumhurbaşkanı, ‘‘Bugünkü kabinemizde talimatımızla ülkemizin 58 ilindeki 1585 cemevi ziyaret edilerek hazırlanan kapsamlı bir çalışmayı görüştük. Aynı şekilde İnsan Hakları Eylem Planı’nda yer alan azınlık vakıflarının seçim usulleriyle ilgili hususu da değerlendirdik. Hangi kökene, hangi inanca, hangi meşrebe sahip olursa olsun Türkiye’nin, 84 milyon vatandaşımızın her birinin meselesi bizim meselemizdir. Mili beraberliği güçlendirecek her adımı geçmişte attık, bugün de sürdüreceğiz’’ dedi

30-31 Ekim tarihlerinde İtalya’nın başkenti Roma’da yapılacak G-20 Zirvesi’ne katılacağını söyleyen Erdoğan, bu toplantı sonrası İskoçya’nın başkenti Glasgow’da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’ne (COP26) de iştirak edeceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 30 Eylül’de ‘‘Nasip olursa Roma’da (ABD Başkanı) Biden’la görüşeceğiz’’ demişti.

Hilmi Hacaloğlu