Yayıncılık ve Baskı Maliyetleri Endişe Yaratıyor

Döviz kuruna bağlı maliyet artışları nedeniyle sıkıntıda olduğunu açıklayan yayıncılık ve matbaacılık sektörü temsilcileri, yeni asgari ücretler ve okuyucunun alım gücünün düşmesi nedeniyle 2022 yılında daha da zorlanacakları düşüncesinde

Yayıncılık ve Baskı Maliyetleri Endişe Yaratıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ekonomi modeliyle döviz kurlarında yaşanan artıştan dolayı yayıncılık ve matbaacılık sektörlerinde gelecek yıla ilişkin endişeler giderek büyüyor.

Türkiye gündemi bugün itibariyle Merkez Bankası’nın Perşembe günkü Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına kitlendi. Merkez Bankası, Eylül, Ekim ve Kasım aylarında peş peşe imza attığı faiz indirimi kararlarıyla döviz kuru artışını tetiklemişti. Bankanın yarın alacağı kararın gıda, tekstil gibi pek çok sektörde fiyatları nasıl etkileyeceği merak konusu.

İLGİLİ HABERLER

“Faiz İndirimi Sürerse Döviz Durdurulamaz"

Döviz kuruna bağlı maliyet artışları nedeniyle sıkıntıda olduğunu açıklayan yayıncılık ve matbaacılık sektörleri temsilcileri, VOA Türkçe’ye yaptıkları değerlendirmede diğer işverenler gibi, vergi ve SGK (sosyal güvenlik primi) indirimleri yapılarak asgari ücrette iyileştirme yapılabileceği görüşünde. Sektör temsilcileri, bu yapılmazsa, temel girdi kalemleri olan ithal kağıt ve mürekkepteki yüksek fiyatlar yüzünden asgari ücret artışına bağlı olarak 2022 yılı başında işçi çıkarmak zorunda kalabileceklerini belirtti. Yayıncılık ve matbaacılık sektörlerinde sadece döviz kuruna bağlı şimdiden yüzde 100 maliyet artışı olduğu belirtilirken, diğer maliyetler ve vergiler de buna eklendiğinde 2022 yılında işletmelerine kilit vurmak zorunda kalabilecekleri gündemde.


“Yayıncılık sektöründe maliyetler yüzde 200 arttı”

Türkiye Yayıncılar Birliği İkinci Başkanı Koray Seçkin, VOA Türkçe’ye değerlendirmesinde, ithal girdiler nedeniyle kur artışıyla birlikte yüzde 200’lük maliyet artışıyla karşı karşıya kaldıklarını açıkladı.

Yayıncılık sektöründe sadece iki girdi kaleminde yani personel ücretleri ve eğer yazar Türk ise telif ücreti için Türk Lirası’nın geçerli olduğunu belirten Seçkin, diğer tüm girdiler için döviz üzerinden hesaplama yaptıklarını açıkladı. Seçkin, “Eğer yazar yabancı ise telif ücretini de döviz olarak ödemek zorundasınız. Bu durumda sadece personel giderlerimiz TL cinsinden hesaplanıyor. Biz yurtdışındaki yayıncılardan farklı olarak iki taraftan birden sıkışmış durumdayız: Bir yandan döviz kuru geçtiğimiz yıldan bugüne yüzde yüz arttı dolayısıyla maliyetler o oranda arttı. Bir yandan da girdilerimizi yurtdışından ithal ettiğimiz kağıt, karton, kuşe, matbaada kullanıldığımız kalıp, solvent, mürekkep neredeyse tüm maddeler, bütün bunlar hepsi döviz bazında arttı. Dolayısıyla bizim maliyetimiz yüzde 200 artmış durumda” dedi.

“Matbaacılıkta yüzde yüz döviz ile çalışıyoruz”

Ankara’da matbaacılık sektöründe faaliyet yürüten Murat Tarcan da, VOA Türkçe’ye yaptığı açıklamasında, dövize bağımlı bir sektör olduklarını ve hem hammadde maliyetlerindeki artış hem de okurlar açısından alım gücündeki azalmayla sıkıntı içinde olduklarını açıkladı.

Tarcan, “Matbaa sektöründe bizim döviz olarak yüzde yüz olarak bir çalışmamız var. Yani kullandığımız mürekkep, alkol buna bağlı ham maddeleri zaten döviz bazlı alıyoruz. Bunun dışında ana gider kalemimiz olan kağıdı da döviz cinsinden temin edebiliyoruz. O yüzden kitap baskısında ya da herhangi kağıt ürünü baskısında maliyet artışları ister istemez inanılmaz seviyede. Çok yükseldi. Rekabet olasılığımız zaten yok. Bunun dışında insanların alım gücü de zayıflıyor. Bu çerçevede, şu an üretimde çok ciddi anlamda düşüş söz konusu. Hammadde temininde çok ciddi zorluklar çekiyoruz. Dolayısıyla üretim düştüğünde bu yılın sonu itibariyle ciddi anlamda bir zarar etmemiz söz konusu” diye konuştu.

Yayıncılık sektörünü salgın ve KDV indirimi rahatlattı

Başkentte aynı zamanda akademik yayınlar ve eğitim sektöründe büyük ölçekli bir yayıncılık şirketi sahibi olan Koray Seçkin, Corona virüsü salgını nedeniyle eve kapanma dönemleriyle birlikte Türkiye’de kitap satışlarında artış olduğunu söyledi. Seçkin, “Yayınevleri ve kitapevleri pandemideki ekonomik sıkıntılardan 2020 yılında ve 2021’in ilk altı aylık döneminde kısmen etkilendi diyebiliriz. Mesela eve kapanan insanlar kitap okumaya biraz ağırlık verdi. Özellikle kültür ve çocuk kitaplarında ciddi artışlar oldu, 2020 yılında. Yüz yüze eğitimden uzak kalan öğrenciler de yardımcı ders kitapları ve sınavlara hazırlık kitaplarında ciddi bir talep yarattı. Bu açıdan 2020 yılı dolayısıyla sektörü çok ciddi olumsuz etkiledi diyemeyiz. 2021 ilk altı ayında bu eğilim benzer şekilde devam etti” bilgini verdi.

Bu noktada 1 Şubat 2019 itibariyle yürürlüğe girmiş olan KDV’nin (Katma Değer Vergisi) sıfırlanmış olmasını sorduğumuz Seçkin, KDV kaynaklı yayıncılık sektörü üzerindeki yükün hafiflediğini ancak geçmiş yıllarda da bu vergi yükünü okuyucuya yansıtmamaya çalıştıkları için maliyet açısından tümüyle kendilerini rahatlatmadığını açıkladı. Öğrencilere yönelik sınav hazırlık ve yardımcı kitaplarda halen yüzde 18 KDV uygulandığını da anımsatan Seçkin, Aralık 2021 itibariyle artık KDV’nin sıfır olması nedeniyle döviz kuru kaynaklı maliyette değişiklik olmadığını işaret etti.

Matbaacılık sektöründe KDV değişmedi döviz esas sorun

Matbaacılık sektörü açısından baskı süreçlerinde “yayıncı” olmayan tüm şirketler açısından KDV zorunluluğu bulunduğunu hatırlatan Murat Tarcan ise, kitapevleri ve yayınevleri için oluşan sıfırlanmış KDV avantajına da sahip olmadıklarını ifade etti.

Türkiye'de Yeni Ekonomi Modeli Başarılı Olur mu?

Tarcan, “Bizim için önemli olan döviz. Döviz kuru bu şekilde yükselmeye devam ederse devletin de zaten bize sunabileceği bir önlem yok. Vergi indirimi vesaire yapılması da bizim maliyetlerimizi düşürmeyecektir. Döviz bazında kağıt başta olmak üzere tüm hammaddelerimize zam geliyor. Bu bakımdan ister istemez ciddi anlamda önlem alınması gerektiğini düşünüyorum yoksa insanlar kitap almada çok ciddi sıkıntı çekecekler” diye konuştu.

2022 yılı beklentilerinde karamsarlık hakim

Türkiye Yayıncılar Birliği İkinci Başkanı Koray Seçkin, son altı aylık tablo itibariyle 2022 yılına yönelik yayıncılık sektöründe yavaşlama ardından da durma noktasına gideceklerini endişesini paylaştı. Seçkin, “Geçen bir yıllık sürede ağırlıklı olarak eskiden ürettiğimiz kitapları sattık şimdi yeni ürettiğimiz kitapları satmaya başladık. Bu yıl çok karlı olmayacaktır ama çok çok düşük bir zararla yılı kapatabiliriz. Ancak gelecek yılı düşüneceğiz hep beraber. Önümüzdeki yıl iki endişemiz var, maalesef artan fiyatlar nedeniyle okuyucular boyutuyla alım gücü düşüyor. Bunu görüyoruz. Başka şeylere öncelik verdiği zaman kitaba talebi azalacak. Maliyetler arttı ancak yayınevleri bunu henüz yansıtmadılar fiyatlarına. Yılbaşından itibaren fiyatlarda çok ciddi değişikler olacak. Maliyet yüzde 200 arttı ama fiyatları yüzde 200 artırabilir miyiz, mümkün değil. Olanak dışı ama yüzde 20, yüzde 30 belki yüzde 50 kitap fiyatlarında artış olacak 2022 yılı başlarında. Bu da talebi daha da azaltacak. Bu sektörde otuz yıldır buradayım ve önümüzdeki yılın en kara yıl olacağını düşünüyorum” dedi.

Gelecek yılı matbaacılık sektörü açısından yorumlayan Murat Tarcan da, “Süreç eğer böyle devam ederse insanlardaki alım gücünün daha da azalmasından dolayı biz bir noktada işsizlikle karşılaşacağız. Üretim yapamaz hale geleceğiz. Dediğim gibi hammadde temininde de çok ciddi zorluklar çekiyoruz. Elbette bu durum hem iş hem de sosyal hayatımızda çok ciddi olumsuz yansımalara yol açacak” diye konuştu.

Bu arada yayıncılık sektörü bakımından Avrupa Birliği (AB) ülkeleri dışındaki ülkelerden kağıt ithalatında gümrük vergisi oranında düşüş yapılması çağrısını da paylaşan Seçkin, “AB şu anda kendi ihtiyacını karşılayacak durumda değil. Oradan pek fazla kağıt ithalatı yapma imkanımız olmuyor. Diğer ülkelerden ithalatı kolaylaştırıcı iyileştirme yapılması olumlu sonuç yaratabilecektir. Türkiye’de yeniden kağıt fabrikası kurulması önerisi de var ama dünyada selüloz fiyatları sabit. Kağıt için de selüloz üretmiyoruz dolayısıyla ithal edeceğiz nihayetinde. Selüloz tonu da 50 dolardan çıktı1000 dolara. Türkiye’de fabrika kurulmalı elbette ama sektörü teşvik edici önlemler de alınmalı” açıklaması yaptı.

Asgari ücret artışı nasıl etkileyecek?

Hem yayıncılık hem de matbaacılık sektörlerinde olası asgari ücret artışıyla nasıl bir tablo ortaya çıkacağını sorduğumuz sektör temsilcileri, 2022 yılı başı itibariyle personel çıkarma ihtimalini gündeme getirdi.

Koray Seçkin, yayıncılıkta daha az kitap yayınlama, telifleri hali hazırda sorun yaratmayacak yani yeni mali yük yaratmayacak kitapları yayınlama yoluna gidebileceğini belirtti, ancak 2022 yılında kapılarını kapatacak yayınevleri ve kitapevleri olabileceğini açıkladı.

İşten çıkarma olmasını arzu etmediklerini vurgulayan Murat Tarcan da, “Böyle bir ortamda vergi oranlarında kolaylık gösterilmezse üretim yapabilmek bizim için çok daha zor bir hale gelecek. Vergi kolaylıkları olmazsa da biz tedbir almayı düşünüyoruz ister istemez” ifadesini kullandı.

Yıldız Yazıcıoğlu