‘’Yılın En İyi Türk Dünyası Kadın Sanatçısı’’

Moldova Kişinev, Türkiye’de  ‘’Yılın En İyi Türk Dünyası Kadın Sanatçısı’’, İç işleri Bakanlığından  ‘’Yunus Emre Yılı Özel Ödülü’’ gibi ödüller aldım Türkiye’nin her yerinde Belediyelerin ve farklı kurumlarım etkinliklerine katılım sağlıyorum.

‘’Yılın En İyi Türk Dünyası Kadın Sanatçısı’’
Leonida
‘’Yılın En İyi Türk Dünyası Kadın Sanatçısı’’
‘’Yılın En İyi Türk Dünyası Kadın Sanatçısı’’
‘’Yılın En İyi Türk Dünyası Kadın Sanatçısı’’

Dilek Öksüz- Leonida kimdir? Bize kendinizi tanıtır mısınız?

Bana göre bu sorulan en zor soru genelde, kimim ben? İnsan hep değişir, öğrenir ve gelişir, en son öğrendiğim şey ise bizim ‘’Hiç kimse ‘’ olmadığımız. Ama tabi ki herkesin olduğu gibi benim de bir hayat hikayem var, onu hala yazmaktayım.

Moldova Kişinev'de 1998 yılında dünyaya geldim. Baba tarafında Gagavuz Türküyüm, anne tarafında ise Rus kökenli. Hayatımın merkezinde hep sanat oldu diyebilirim. Zira ailemde sanatın farklı dallarıyla ilgilenen ve ülkemde çok başarılı olan yakınlarım var, ben ise bir gün bile boşa geçirmedim ve kendimi hep daha fazla sanat dalında geliştirmeye adadım, hala öyleyim. Türkiye’ye geldikten sonra müzik kariyerim de başladı, daha 17 yaşındaydım, eğitimime devam ederken profesyonel olarak sahne almaya başladım. İstanbul Üniversitesi’nde Sinema Radyo Televizyon bölümünün son yılını okumaktayım, bunu seçtim çünkü bildiğiniz üzere Yedinci Sanat dalı olarak kabul görmüş,anlayacağınız sanatla alakalı olan hiçbir alanı yabancı bırakmak istemedim. Müzik ve şan eğitimim ise özel olarak hocalarımla devam ediyorum. Bir Yunus aşığıyım ayrıca ikinci vatanım olan Türkiye’mi can-ı gönülden seviyorum.Biliyor musunuz, insan doğduğu yeri seçemez ama ne olsa memleketini sevmeli, yaşadığı yer ise artık onun kaderi olur. Türkiye’de büyümeye başladım aslında, burada duyduğum ve söylediğim ezgiler bana can verdi, buradaki insanlar beni destekledi. Zor zamanlar da geçirmedim değil fakat önemli olan sonuç, kendimin en güzel versiyonunu çizebilmek için mücadelem ve beni seven insanlar, benim için onlar önemli.

Türkiye’de  ‘’Yılın En İyi Türk Dünyası Kadın Sanatçısı’’, İç işleri Bakanlığından  ‘’Yunus Emre Yılı Özel Ödülü’’ gibi ödüller aldım Türkiye’nin her yerinde Belediyelerin ve farklı kurumlarım etkinliklerine katılım sağlıyorum. Örneğin: ‘’Dünya dillerinde Yunus Emre ilahileri ‘’(yaklaşık 10 farklı dilde çevirip seslendirdiğim) ,’’10 Kadın 10 Şarkı’’ , ‘’Yeşilçam Şarkıları’’ ‘’Srebrenitsa’’ vs.konserleriyle dinleyicilerimle buluşuyorum. Farklı Televizyon programlarına katılıyorum ve yeni projelerim için çok sıkı çalışıyorum.

Yunus Emre’nin ‘’Sevelim sevilelim’’ şiarını ,Mevlana’yı ,Tapduk Emre, Karacaoğlan, Nasreddin Hoca ve daha sayamadığım Türkiye’nin değerli şahsiyetler ve eserlerini tüm dünyaya tanıtmak ve Türklerin kendilerine hatırlatmak asıl amacım, bununla alakalı ilk çalışmalarım Eskişehir’de Mihalıççık ilçesinde oldu ,Yunus Emre türbesinde. ONY Yapım’la videoklip çalışmalarımıza devam ediyoruz.  Bunun gibi farklı farklı çalışmalarımız oldu,3 farklı dilde Şile’nin tanıtım müziği ve klibivs. Benim için onların hepsi sahidenözel ve anlamlı.

Bu yaz Gençlik ve Spor Bakanlığıyla Genlik kamplarında konferans ve konser verdim Rol model, orada birçok gence kültürlerini tanıtmaya çalıştım. Daha eğitim, Vatan, Tasavvuf gibi birçok konu üzerinde sohbet ettik.Hayatımın bir günü bile Sanat olmadan geçmiyor ve bu yolda ilerlemek benim en büyük hayalim.

Dilek Öksüz-Müzikle ne zaman tanıştınız? Oyunculuk ve tiyatroya olan yatkınlığınız, ne zaman fark ettiniz böylesine özel yeteneklerinizi ?

Üç yaşımda anaokulundayken söylediğim şarkılarla öğretmenlerimin dikkatini çektim, bu resimleri hala itinayla saklıyorum. Altı yaşıma geldiğimde ailem bu konuda eğitim almam gerektiğini düşünerek beni sanat okuluna gönderdi. Orada ilk önce dans sonrasında keman, piyano ve şan dersleri almaya başladım ayrıca kilise korosunda yer alıyordum. Çizim yapmayı her zaman sevdim, şiir yazıyor bestelerimi o zamanlardan itibaren yapmaya başladım. İlkokul öğretmenimle hala görüşüyorum, çok azimli ve hassas bir çocuk olduğumu anlatır, üzerimde onun da çok emeği var. Keşke mümkün olsa da bu yola devam etmem için en ufak bile katkısı olan insanlara tek tek teşekkür edebilsem, belki gelecekte daha başarılı olmam onlar için en büyük gurur olacak, kim bilir.  Kısacası kendimi bildim bileli müziğe aşığım, en güzel ve de en zor zamanlarımda sanatla iç içe oldum.
Öğrencilik hayatımda birçok okul etkinliklerinde ve yarışmalarda yer alarak ödüller aldım, inanın Moldova’da takdim edilen her diplomayı burada aldığım ödüllerle beraber odamı süsler ve gurur duyuyorum ,çünkü bu sadece şans değil, Allah’ın bana verdiği yeteneği çok emekle ve güzel amaçlarla süsledim. İz bıraktığın kadar varsın derler, buna inanıyorum ve duam hep insanların kalbimde iz bırakmak, örnek olmak.

Bir Sanatçı olarak sahneye çıktığın anda bir performans sergiliyorsunuz, icra ettiğiniz her eserin farklı duygusu var, bu da bir nevi her eserde ayrı bir havaya bürünüp bir tiyatrodan bir sahne sergilemek, bu yeteneğiniz olmazsa konser esnasında da pek kimseyi etkileyemezsiniz. Bu duyguları karşıya aktarabilmek için onları içselleştirmeniz gerekiyor . Oyunculuk yapmak en büyük hayallerimden biri aslında ve bu tutkum çocukluğuma kadar uzanıyor burada geliştirmeye devam ettim, İstanbul’da tiyatro eğitimi aldım. Çok yönlü olmayı seviyorum ve herkese birçok şeyle ilgilenmesini tavsiye ederdim, hayatımızın hangi döneminde bize bu kazanımlar faydalı olacağını bilemeyiz.

Dilek Öksüz-İslam la nasıl tanıştınız? Müslüman olmaya nasıl karar verdiniz ve niçin İslam ?

Annemin yakın arkadaşı, bir aile dostumuz bana Kur'an-ı Kerim'in Romence basılmış halini hediye etti ve ben de okumaya başladım. İncil ve öbür kutsal kitaplarla kıyasladım. Her kiliseye gittiğimde tekrarladığım bazı ritüellerinin değeri olmadığını hissediyordum, üstelik tarihi açıdan bakıldığında İslam büyün sorulara cevap veren mukaddes bir kitaptır, bütün Peygamberleri tanıyor ve değer veriyor.Hristiyanlıkta Hz. İsa var ve sonrası yok. Ama İslam'a bakıldığında Hz. Adem'den Hz. Muhammed'e kadar sürüp giden daha büyük bir kültür ve din ile karşılaşıyorsunuz.

Başka kutsal kitaplarda aslında yazıyor, Hz. İsa'dan sonra bir peygamber gelecek ama ne zaman bilinmiyor, bu olay çok tartışılıyor. Anlatılması gereken çok fazla detay var, onun için herkesin çok fazla araştırması gerekiyor. Bana gelince şunu söyleyebilirim ,bilginin de ötesinde hissiyat var, kalbimle hissettim bunun böyle olması gerektiğini ve tereddüt etmeden İslam’ı seçtim.

Hiç tepki gördünüz diye sorarsanız eğer şunu söyleyeyim. Bizim için bu çok ciddi bir olaydır.Düşünün ki Hristiyan olarak doğuyorsunuz, vaftiz ediliyorsunuz, herkes kiliseye gitmediği halde siz sürekli olarak kiliseye gidiyorsunuz, küçüklüğünüzden beridir orada yer almayı seçiyorsunuz ve sonra bir ailenin kendi dilinizde basılan Kur'an-ı Kerim'i size hediye etmesiyle tüm dünyanız değişiyor. Yunus Emre’nin şiirlerini okuduğum zaman da inanılmaz değiştim. Doğal olarak ibadet şeklim değişti, dualar öğrendim, ilahiler söylemeye başladım ve günden güne özüme daha da yakınlaştığımı hissediyordum. Velhasıl kelam, her şeyin özünde doğru yolu bulmak, iyi insan olmak var, bütün dinler bunu öğretiyor. Birbirimizin değer ve inançlarımıza saygı duymamız gerekiyor.

Beş yıl önce Müslüman oldum ama bu süre içerisinde kesinlikle araştırmaya ve öğrenmeye devam ettim.

Hz. Muhammed'in hayatını okudum ve gördüm ki hiçbir şey bize anlatıldığı gibi değilmiş. Moldova'dayken bize İslam ve Müslümanları - kafa kesen, insanların canına kıyan bir topluluk olarak anlatılıyordu. Artık Yeni medya çağında yaşıyoruz, her bilgiye rahatlıkla ulaşabiliyoruz, daha fazlasını öğrenmek bizim işimiz.  Türkler böyle güzel bir milletken arkadaşlarımın sadece dinlediklerine dayanarak ve yanlış tarih bilgilerine dayanarak bu ülkeyi ve İslam'ı kötü görmeleri beni açıkçası çok üzüyor, bunu yıkmak için elimden geleni yapacağım Allah nasip ederse.

Dilek Öksüz-Fransa’nın İslam karşıtlığına verdiğiniz tepki çok ses getirdi. İlahi ile karşılık verince iyi ve kötü tepkileri anlatır mısınız?

Charlie Hebdo dergisindeki Peygamber Efendimiz'e yapılan çirkin saldırılar beni derinden etkiledi. Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Fransız yetkililerin, İslam Peygamberi Hz. Muhammed'e yönelik hakaretlere destek veren söylemlerini de üzüntüyle karşıladım. Ne yapabilirim diye düşünürken aklıma Peygamber Efendimiz'i(s.a.v.)  büyük bir sevgi seli ile karşılayan Medineli Müminlerin Veda Tepesi'nde okuduğu Tale Al Bedru Aleyna (Ay Doğdu Üzerimize) ilahisini anladıkları dilde yani Fransızcaya çevirerek bir cevap vermek istedim. Çektiğimiz klipte de bilinçli olarak Fransa'da özgürlük, eşitlik, kardeşliği temsil eden sarı yeleği giyerek çekimleri gerçekleştirdim. Sözleri neredeyse bire bir çevirdim.

Birçoğu tepki olumlu oldu açıkçası ama aynı zamanda bu mesajı anlamayan veya daha doğrusu anlamak istemeyen kişiler oldu, bu konuda belirtmek istedim, İslam sevgi ve hoşgörü dini ve bizim için o kadar hassas bir konu, Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) hakaret etmeleri göz ardı edilmemeli, bunu sanat diliyle yapmaya gayret ettim.Bir Müslüman olarak tebliğimi yaptığımı umuyorum.

Dilek Öksüz-Özel harekat polislerine özel müzik yaptınız bu ilgi ve sevgi sizde nasıl oluştu?

Emniyet Müdürü olan ve sanatçı kimliğinin daha çok öne çıktığı çok kıymetli bir hocam var. Ömrüm boyunca onun hayatıma kattıkları ve katabilecekleri için çok minnettarım. Buradan da tanıdığınız değerli hocam Ahmet Sula onlardan biri. Türkiye'de ikamet eden yabancı biri olarak Türk Polisinin çok kibar ve vicdanlı olduğuna defalarca şahit oldum. Onları gördüğüm her yerde kendimi hep güvende hissettim. Prodüktörüm ve Menajerim Osman Nuri Yazıcı stüdyoda Özel Harekat Polislerinin 38. yıldönümü için bir marş yapacağını konuşurken, ben de söz yazıp bir beste yapmak istediğimi söyledim. Emniyet Müdürlüğü'nün ve prodüktörümün takdirleri doğrultusunda bu çalışmam da yayınlandı ve çok ilgi gördü, umarım zamanla bunun gibi çalışmaların sayısı artacak.

Dilek Öksüz-Bir çok dil biliyor  kültür elçiliği yapıyorsunuz , adeta  müziğe kattığınız artıları nedir?

Yabancı dillere her zaman ayrı bir ilgim vardı, bir Polyglot (çok dilli)olma hayali diyebilirim.Bu Moldova’da başladı çünkü orada küçükken bile hem Romence hem Rusça konuşuyordum, okulda İngilizce, Fransızca dersleri gördüm.Seyahat ederken İtalyancayı öğredim. Türkiye’ye geldim ve doğal olarak eğitimimi devam edebilmem için zenginliklerine doyamadığım Türk dilini öğrenmiş oldum. Şarkılarla bu dilleri geliştirdim, farklı yerlerin müziğini dinlerken sözlerin anlamlarını merak edip çeviriyordum. 6 dili çok iyi derecede konuşabiliyorum, bunlar: Romence, Rusça, İngilizce, Türkçe, Fransızca ve İtalyanca ama bunlarla birlikte yaklaşık 20 dilde şarkı söylüyorum aralarında İspanyolca, Arapça, Portekizce, Belarusça, Yunanca  v.b. gibi. Gün geçtikçe yeni dillerde farklı eserler seslendirmeye devam edeceğim, şimdilerde dünyada en çok konuşulan ikinci dil olan İspanyolcayı kendim öğreniyorum.

Büyüdükçe bunun faydasını daha fazla görmeye başladım hem özel hem iş hayatımda. Bir insan ülkesinde gördüğü ile yetinmemeli, farklı kültürlerden beslenerek kendi yolunu çizmeli.

Her ülkenin kültüründen tatmak ve öğrenmek çok güzel bir duygu, bunu müzikle taçlandırıp adeta bir kültür elçisi olmak ayrı bir şans, aldığım her nefesle bunun hakkını vermek için çalışacağım.

İlgili Haber