Yüksek Enflasyonun Küresel Etkileri Sürecek

Merkez bankaları başkanları, yüksek enflasyonun devam edeceği ve enflasyonu kontrol altına almak için daha fazla çaba sarfetmek gerekeceği mesajı verdi. Türkiye'nin de aralarında olduğu gelişmekte olan ülkelerde, iş kayıpları ve şokların hakim olduğu ekonomik resesyon olasılığı yüksek görünüyor

Yüksek Enflasyonun Küresel Etkileri Sürecek

Reuters haber ajansının analizine göre merkez bankaları başkanları, yüksek enflasyonun devam edeceği ve enflasyonu kontrol altına almak için daha fazla çaba sarfetmek gerekeceği mesajı verdi. Öte yandan özellikle gelişmekte olan ülkelerde, iş kayıpları ve şok dalgalarının hakim olduğu ekonomik resesyon olasılığı yüksek görünüyor.

Ancak Reuters'a göre yine de bu bedel, ödemeye değebilir. Merkez bankaları, enflasyonla mücadele becerilerine ilişkin güven inşa etmek için on yıllar harcadı. Bu mücadeleyi şimdi kaybetmekse modern para politikalarının temellerini sarsabilir.

Avrupa Merkez Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Isabel Schnabel, "Güveni yeniden elde etmek ve korumak, enflasyonu hedef düzeye hızla indirmemizi gerektiriyor. Enflasyon ne kadar uzun süre yüksek seyrederse satın alma gücünü korumamıza yönelik dirayet ve becerimize olan kamuoyu güvenini kaybetme riski, o kadar artar" dedi.

Schnabel, merkez bankalarının ekonomik büyüme sekteye uğrasa ve insanlar işlerini kaybetmeye başlasa bile yoluna devam etmesi gerektiği görüşünde.

"Resesyona girsek bile izlediğimiz yoldan ayrılmak dışında başka seçeneğimiz yok" şeklinde konuşan Schnabel, "Enflasyon beklentilerinde sapma olursa bunun ekonomi üzerindeki etkileri çok daha kötü olur" dedi.

Dünyanın en büyük ekonomilerinde enflasyon, yaklaşık 50 yıl öncesine kıyasla görülmemiş seviyelerde, iki haneli rakamlara yakın seyrediyor. Amerika dışında birçok ülkede enflasyonun zirve seviyeye erişmesine aylar kaldığı gözleniyor.

Reuters'a göre en büyük zorluklardan biri, merkez bankalarının elinde sadece sınırlı kontrol olduğunun görülmesi.

Rusya'nın Ukrayna'da yürüttüğü savaşın bir yansıması olan yüksek enerji fiyatları, para politikalarının üzerinde az etkisi olan bir arz şoku yaratıyor.

Yine merkez bankalarının kontrolu dışında olan aşırı hükümet harcamaları, sorunu körüklüyor. Merkez bankaları yöneticilerini biraraya getiren Jackson Hole toplantılarında sunulan bir araştırma, Amerika'daki enflasyonun yarısının, mali güdümlü olduğunu ve Amerikan Merkez Bankası'nın (FED), hükümetin işbirliği olmadan fiyatları kontrol altına almayı başaramayacağını ortaya koyuyor.

Reuters'a göre, fiyatları arttıran baskıların uzun süre devam etmesine yol açabilecek yeni bir enflasyon rejimi, hüküm sürmeye başlayabilir.

Küreselleşmeden uzaklaşma, Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaşa bağlı olarak ittifaklarda yeniden şekillenme, demografik değişiklikler ve gelişmekte olan ülkelerde imalat maliyetlerindeki artış, arz ve tedarik sıkıntılarını kalıcı hale getirebilir.

Uluslararası Ödemeler Bankası Başkanı Agustin Carstens, "Küresel ekonomi, tarihi bir değişimin eşiğinde" diyor. Carstens, tedarikteki olumlu etkenlerin enflasyonu kontrol altında tuttuğunu, ancak bu etkenlerin olumsuz hale gelmeye başlayabileceğini söylüyor.

Carstens, "Eğer durum böyle olursa enflasyon baskılarındaki son artış, beklenenden daha dirençli olabilir" şeklinde konuşuyor.

Tüm bunlar, önce FED, şimdiyse FED'in yolunu izleyen Avrupa Merkez Bankası'nın öncülüğünde alınan hızlı faiz artışı kararlarının devam etmesine ve faizlerin uzun yıllar yüksek kalmasına neden olabilir.

Gelişmekte olan ekonomilerde durum

Reuters'a göre, Amerika'da faiz oranlarının yüksekliğinden kaynaklanan sıkıntılar, ülke ekonomisi dışında gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini de olumsuz yönde etkileyebilir. Bu durum, özellikle de FED Başkanı Jerome Powell'ın, yüksek faiz oranlarının kalıcı olabileceğine işaret etmesiyle belirginleşebilir.

New York Üniversitesi Stern İşletme Fakültesi'nden Profesör Peter Blair Henry, "Şu an FED için bir dönüm noktası. Son 40 yılın güvenilirliği mercek altında. Bu nedenle ne olursa olsun enflasyonu düşürecekler, bunun gelişmekte olan ülkeler üzerinde yan hasar yaratma riski olsa da" diyor.

Gelişmekte olan birçok ülke, dolar cinsinden borçlanıyor. FED'in yüksek faiz oranları da bu ülkelere birkaç yönden darbe indiriyor.

Yüksek faiz, borçlanma maliyetlerini arttırıyor ve borcun sürdürülebilirliği sorununu gündeme getiriyor. Risk primleri yükselirken borçlanmak daha da zorlaşıyor.

Öte yandan dolar birçok başka para birimine karşı güçlenmeye devam ederken gelişmekte olan ülkelerde, ithalat enflasyonu yükselecek.

Türkiye riskli ülke sınıfında

Çin ve Hindistan gibi büyük ülkeler, bu riske karşı güvende gibi görünse de Türkiye'den Arjantin'e daha küçük olan birçok ülke, büyük zorluk çekiyor.

S&P Global, Güney Afrika, Arjantin ve Türkiye'deki kredi kuruluşlarının fon risklerinin yüksek ya da çok yüksek olduğu değerlendirmesinde bulunuyor. Çin, Hindistan ve Endonezya'daysa finans şirketlerinin kredi riski yüksek ya da çok yüksek olarak görülüyor.

Cornell Üniversitesi'nden ekonomi profesörü Eswar Prasad, "Sri Lanka ve Türkiye gibi birkaç gelişmekte olan ekonomi, FED'in faizleri yükseltmeye devam etmesi ve faizlerin yüksek seyretmesi durumunda büyük darbe alacak" dedi.

Profesör Prasad, "İki ya da üç yıllık yüksek faiz seyri, işleri zorlaştıracak. FED'in faizleri uzun süre yüksek tutacağı netleşirse baskılar hemen etkisini gösterebilir" şeklinde konuştu.