Almanya'da Geçen Bir Ömür ,Hızır Ekşi (1936-2021)

1961 yılında Türkiye’den Almanya’ya “misafir işçi” olarak giden Hızır Ekşi’nin anlatımı, ilk kuşak göçmenlerin yolculuğunu; seçilme sürecinden Berlin Duvarı yıllarına, çalışma hayatından ırkçılığa kadar çok boyutlu bir perspektifle ortaya koyuyor.

“A’dan Z’ye muayene ettiler, sağlam olmayanı almadılar”

1961 yılında, henüz 26 yaşındayken Almanya’ya giden Hızır Ekşi, sürecin tamamen resmi kanallar üzerinden yürütüldüğünü vurguluyor. Başvuruların Türkiye İşçi Bulma Kurumu aracılığıyla yapıldığını belirten Ekşi, Almanya’ya gidebilmek için kapsamlı sağlık kontrollerinden geçtiklerini anlatıyor:

“Sağlık problemi olanı kesinlikle göndermediler. Bir arkadaşımı kulağı ağır işittiği için almadılar.”

Sirkeci’den Almanya’ya: Bilinmezliğe yolculuk

İşçiler, Sirkeci Garı’ndan trenle yola çıkarak Avrupa’ya geçti. Dil bilmeden, sadece verilen adreslerle Almanya’ya ulaşan işçiler, dört aktarmalı bir yolculukla Saarbrücken’e vardı:

“Almancamız yoktu. Elimize adres verdiler, tren değiştirerek gittik.”

“Marangoz geldim, kazma kürek vermek istediler”

Mesleği marangozluk olan Ekşi, Almanya’da ilk karşılaştığı iş koşullarının beklentisinin dışında olduğunu belirtiyor:

“Bize kazma kürek verdiler. Çalışmam dedim. Tercüman getirdiler. Geri dönmeyi bile düşündüm.”

Ancak çevresindekilerin telkiniyle Almanya’da kalmaya karar verdi.

Saarbrücken’den Berlin’e: Ücret farkı belirleyici oldu

Dört yıl Saarbrücken’de çalışan Ekşi, daha yüksek ücretler nedeniyle Berlin’e geçti:

“Saarbrücken’de 4.70 alıyorduk, Berlin’de 8–8,5. O yüzden gittik.”

Bu süreçte Almanca öğrenmesinin kariyerinde dönüm noktası olduğunu ifade ediyor.

Berlin Duvarı’nın gölgesinde yaşam

Ekşi’nin anlatımı, Berlin Duvarı’nın inşası sonrası dönemin sert atmosferini yansıtıyor:

“Duvar örülüyordu. Her yer kontrol altındaydı. Sert baksan bile alıyorlardı.”

Doğu-Batı geçişinin mümkün olmadığını ve şehrin uluslararası güçlerin kontrolünde olduğunu vurguluyor.

“Almanlar gitmiyordu, Türkler gitti”

Berlin’in riskli yapısına rağmen göçmen işçilerin şehre yöneldiğini belirten Ekşi:

“Almanlar gitmiyordu. Türkler cesaretliydi, gittik.”

İnşaat sektöründe göçmen emeği

Berlin’in savaş sonrası yeniden inşasında göçmen işçilerin rolüne dikkat çeken Ekşi:

“Berlin’in birçok binasında bizim emeğimiz var. İşsiz kalmazdım.”

Türklerin yanı sıra Yugoslav işçilerin de yoğun olarak çalıştığını ifade ediyor.

İlk dernekler ve sosyal dayanışma

Berlin’de Türk işçilerin zamanla örgütlenmeye başladığını belirten Ekşi, ilk Türk derneklerinden birinin kurulduğunu anlatıyor:

“Bir bina bulduk, dernek kurduk. Orada toplanıyorduk.”

Aile birleşimi ve gurbetin zorlukları

İlk yıllarda yalnız yaşayan işçilerin zamanla ailelerini getirdiğini belirten Ekşi:

“Herkes getiremedi. Getirenlerin de hayatı kolay olmadı.”

Annesini Almanya’ya getirdiğinde yaşadığı bir olayı ise şöyle aktarıyor:

“Kaçak kaldığı için 5 yıl giriş yasağı koyacaklardı. Annem ‘Türkiye’de öleyim ama Almanya’ya gelmeyeyim’ dedi.”

Geri dönüş politikaları ve ticaret

1970’li yıllarda Almanya’nın göçmen işçilere geri dönüş teşviki verdiğini belirten Ekşi, bu dönemde ticarete atıldığını ifade ediyor:

“Kamyon aldım, nakliye işine girdim. Bir süre Türkiye’ye döndüm ama tekrar gittim.”

Şehitlik Camii ve saldırılar

Berlin’deki Şehitlik Camii çevresinde yaşanan saldırılar, Ekşi’nin hafızasında önemli yer tutuyor:

“Mezar taşlarını kırdılar. Camiye saldırılar oldu.”

Kendi imkânlarıyla camiye destek verdiğini de vurguluyor.

Irkçılık ve dışlanma

Ekşi, Almanya’da açık ayrımcılıkla karşılaştığını ifade ediyor:

“Bize ‘Küme Türkü’ derlerdi. İnsan yerine koymazlardı.”

İş yerinde ve sosyal hayatta göçmenlere yönelik önyargıların yaygın olduğunu belirtiyor.

Dil bilmeden hayatta kalma mücadelesi

Almanca bilmeden çalışmaya başlayan Ekşi, dili sahada öğrendiğini anlatıyor:

“Kelimeyi yazardım, akşam sözlükten bakardım.”

Dünden bugüne değişim

Bugün Almanya’daki Türk toplumunun farklı mesleklerde temsil edildiğini belirten Ekşi:

“Şimdi doktor da var, polis de, siyasetçi de.”

“Almanya çalışmak için, yaşamak zor”

Uzun yıllar Almanya’da yaşamış olmasına rağmen ülkeye duygusal bağ hissetmediğini ifade eden Ekşi:

“Almanya’da çalışırsın ama zevk yok.”

İlgili Arşiv Video