Münih’te güvenlik zirvesi başladı

Münih’te düzenlenen güvenlik zirvesi, 60’tan fazla devlet ve hükümet başkanını bir araya getirerek Avrupa’nın savunma mimarisi, Ukrayna savaşı ve transatlantik ilişkiler ekseninde kritik mesajlara sahne oldu. Zirve, küresel güç dengelerinin yeniden tanımlandığı bir dönemde diplomatik nabzı yükseltti.

Münih’te güvenlik zirvesi başladı
Münih’te düzenlenen güvenlik zirvesinde dünya liderleri ve üst düzey yetkililer, Avrupa’nın savunma kapasitesi ve küresel kriz başlıklarını ele almak üzere aynı sahnede bir araya geldi.Foto:Kİ

Münih’te düzenlenen ve küresel güvenlik mimarisinin en önemli platformlarından biri olarak kabul edilen Münih Güvenlik Konferansı, bu yıl “güvenlik konferanslarının zirvesi” söylemiyle açıldı. Konferansın uzun yıllar başkanlığını yürüten Wolfgang Ischinger, 60’tan fazla devlet ve hükümet başkanının katılımıyla tarihin en geniş üst düzey temsilinin sağlandığını açıkladı.

Rusya, Belarus ve İran’dan hükümet temsilcilerine davet gönderilmemesi dikkat çekerken, organizasyonun jeopolitik konjonktür bağlamında net bir siyasi çerçeve çizdiği değerlendiriliyor.

Ukrayna savaşı ve Avrupa’nın güvenlik eşiği

Ischinger, Ukrayna’daki savaşın beşinci yılına girmek üzere olduğunu hatırlatarak, “Münih’te sıcak salonlarda otururken iki saatlik uçuş mesafesinde sivillerin saldırı altında olduğunu” vurguladı. Bu ifade, konferansın merkezinde yine Rusya-Ukrayna savaşının ve Avrupa’nın savunma kapasitesinin yer alacağını gösteriyor.

Konferansın bu yılki temaları arasında transatlantik ilişkilerdeki gerilimler, İran dosyası ve Avrupa’nın stratejik özerklik arayışı öne çıkıyor.

Açılışı Merz yapacak, gözler Macron ve Rubio’da

Friedrich Merz, konferansı ilk kez Almanya Başbakanı sıfatıyla açacak. Merz’in dış politika vizyonunu ortaya koyacağı konuşmada Avrupa’nın askerî ve ekonomik kapasitesinin güçlendirilmesine vurgu yapması bekleniyor.

Aynı gün Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da kürsüye çıkacak. Rubio’nun konuşması, geçen yıl ABD Başkan Yardımcısı’nın sert açıklamalarının ardından özellikle dikkatle izlenecek.

Merz’in programında Rubio’nun yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Wolodymyr Zelenskyy ile görüşme de bulunuyor. Akşam saatlerinde ise Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık liderlerinin yer aldığı E3 formatında temaslar yapılacak.

ABD heyeti ve iç siyasi yansımalar

Konferans yönetimi, bu yıl Münih’te tarihinin en geniş ABD delegasyonlarından birinin beklendiğini duyurdu. Ancak ABD’deki kısmi “government shutdown” süreci nedeniyle bazı Kongre üyelerinin katılımı finansman gerekçesiyle sınırlandırıldı. Bazı isimlerin ise kişisel imkânlarla Münih’e gelmeyi planladığı belirtiliyor.

Bu durum, transatlantik ilişkilerdeki kırılganlığın yalnızca dış politikada değil, iç siyasi dinamiklerde de karşılık bulduğunu ortaya koyuyor.

AfD üç yıl sonra yeniden sahada

Almanya iç siyasetinde ise Alternative für Deutschland temsilcilerinin üç yıl aradan sonra yeniden konferansa katılması dikkat çekti. Parti eş başkanları davetli listesinde yer almazken, savunma politikası ve parlamento düzeyinde temsil edilen bazı isimler programa dahil edildi. Ancak AfD temsilcilerine panel konuşmacılığı rolü verilmedi.

Transatlantik “sıcak başlık”: Siber güvenlik

Atlantik-Brücke resepsiyonunda konuşan FBI yöneticisi Andrew Bailey, siber suçlarla mücadelede kamu-özel sektör iş birliğinin önemine dikkat çekti. ABD’de devlet kurumlarının veri erişim yetkilerinin Avrupa’ya kıyasla daha geniş olduğu biliniyor. Bu durum, veri koruma ve güvenlik yaklaşımı konusunda iki yakadaki temel anlayış farkını bir kez daha gündeme taşıdı.

Münih’te diplomasi maratonu

Konferans, 1963’ten bu yana Münih’in simge mekânlarından Hotel Bayerischer Hof’ta düzenleniyor. Katılımcı sayısının 1000’i aştığı organizasyonda kadın temsil oranının yüzde 30’a ulaştığı belirtiliyor. Program sabah erken saatlerde çalışma kahvaltılarıyla başlıyor, gece geç saatlerde “nightcap” olarak adlandırılan resepsiyonlarla sona eriyor.

ABD ve savunma teknolojileri başlıkları yoğun ilgi görürken, Çin oturumlarına katılımın görece düşük kalması dikkat çekti. Buna karşın Berlin yönetiminin Çin ile ekonomik ilişkileri sürdürme yönündeki temasları, bu başlığın önümüzdeki dönemde yeniden ağırlık kazanabileceğine işaret ediyor.

Münih’teki zirve, Avrupa’nın güvenlik mimarisinin yeniden tanımlandığı, ABD ile ilişkilerin sınandığı ve küresel güç dengelerinin tartışıldığı bir döneme denk geliyor. Konferansın çıktıları, yalnızca diplomatik nezaket beyanlarıyla sınırlı kalmayacak; Avrupa’nın stratejik yönelimleri açısından somut sonuçlar doğurabilecek nitelikte görülüyor.