Metin Külünk’ten Ergenekon ve FETÖ Sürecine İlişkin Çarpıcı İddia

AK Parti eski MYK üyesi Metin Külünk, Ergenekon süreci, FETÖ’nün devlet içindeki yapılanması ve 15 Temmuz’a giden süreç hakkında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Külünk, Ergenekon iddianamesinde “boş bırakılan bir numara” olduğunu belirterek, bunun dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik bir hazırlığın işareti olduğunu ileri sürdü.

Metin Külünk’ten Ergenekon ve FETÖ Sürecine İlişkin Çarpıcı İddia
AK Parti eski MYK üyesi Metin Külünk, Ergenekon süreci ve FETÖ’nün devlet içindeki yapılanmasına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Külünk’ün açıklamaları, Ergenekon davalarının sadece bir yargı süreci değil, Türkiye’nin devlet yapısını ve özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta kademesini hedef alan stratejik bir operasyon olduğu iddiasını yeniden gündeme taşıdı.

“Stratejik Hedef Türk Ordusunu FETÖ’ye Teslim Etmekti”

Metin Külünk, Ergenekon sürecinin arkasındaki temel hedefin Türk ordusunu zayıflatmak ve FETÖ yapılanmasına alan açmak olduğunu savundu.

Külünk, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ortaya çıkan tasfiye tablosuna dikkat çekerek, FETÖ’nün Türk Silahlı Kuvvetleri içinde kritik rütbelere kadar ilerlediğini söyledi.

Külünk, açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı:

“Ergenekon sürecinde stratejik hedef Türk ordusunu tamamıyla FETÖ’ye teslim etmekti. 15 Temmuz’da tasfiye edilen FETÖ örgütüyle iltisaklı kadrolara baktığımızda korgeneral, tümgeneral, orgeneral seviyesine kadar bu örgütün geldiği görülüyor.”

Külünk’e göre örgüt, yalnızca üst komuta düzeyinde değil; tugay, alay ve daha alt seviyelerde de etkili hale gelmişti.

İlgili Arşiv Video

“Ergenekon İddianamesindeki Boş Bir Numara Erdoğan’dı”

Konuşmanın en çarpıcı bölümlerinden biri, Ergenekon iddianamesinde yer aldığı ileri sürülen “boş bırakılan bir numara” iddiası oldu.

Metin Külünk, bu boşluğun dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik bir hazırlığın göstergesi olduğunu savundu.

Külünk, şu ifadeleri kullandı:

“Ergenekon iddianamesindeki boş bırakılan bir numara Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisiydi.”

Bu sözler, Külünk’ün Ergenekon sürecini yalnızca askerî kadroları hedef alan bir operasyon olarak değil, nihai aşamada siyasi iktidarı ve Erdoğan’ı da hedef alabilecek daha geniş bir planın parçası olarak gördüğünü ortaya koydu.

“Bu Örgüt Erdoğan’a ‘Önümüzden Çekil’ Dedi”

Külünk, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile FETÖ arasındaki mücadelenin bir anda başlamadığını, sürecin 2009’lu yıllarda görünür hale geldiğini belirtti.

Külünk’e göre FETÖ, zamanla Erdoğan’dan kendi önünü açmasını ve siyasi iradenin örgütün hareket alanına engel olmamasını istedi. Erdoğan’ın buna karşı çıktığını söyleyen Külünk, bu kırılmanın FETÖ ile mücadelede önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti.

Külünk, “Bu örgüt Sayın Erdoğan’a artık bizim önümüzden çekil dedi. Sayın Cumhurbaşkanı ise ‘Hayır, çekilmem’ dedi” değerlendirmesinde bulundu.

Ergin Saygun ve İlker Başbuğ Detayı

Metin Külünk, FETÖ ile siyasi irade arasındaki gerilimin 2009’lardan itibaren belirginleştiğini savunurken, Ergin Saygun ziyareti ve İlker Başbuğ’un tutuklanmasına yönelik itirazı da bu sürecin önemli işaretleri arasında gösterdi.

Külünk’e göre Erdoğan, bu gelişmeler üzerinden FETÖ’nün devlet içindeki gücünü ve yönelimini daha net biçimde gördü.

“Emniyet İstihbaratı Ele Geçirilmişti”

Külünk, Ergenekon iddianamelerinin hazırlanma sürecine ilişkin de ağır iddialarda bulundu. İddianamelerin önemli bir bölümünün savcılar tarafından değil, FETÖ’nün etkili olduğu emniyet ve istihbarat birimleri içinde hazırlandığını öne sürdü.

Külünk, “Ergenekon iddianamelerinin çok önemli bir kısmı orada yazıldı. Adı geçen savcılar sadece imza attılar” dedi.

Bu süreçte şantaj, tehdit, karalama ve insanların hayatlarını hedef alan yöntemlerin kullanıldığını savunan Külünk, FETÖ’nün en kritik yapılanma alanlarından birinin emniyet istihbaratı olduğunu belirtti.

“FETÖ İlk Değil, Son da Değil; Bunun Adı Gladio”

Metin Külünk, FETÖ’nün devlet içindeki paralel yapılanma olarak tek örnek olmadığını ileri sürdü. Külünk, bu tür yapıların tarihsel devamlılığı bulunduğunu ve bunun “Gladio” kavramıyla açıklanabileceğini savundu.

Külünk, FETÖ’nün devlet dışı bir gücün devleti kontrol etme girişimi olduğunu belirterek, Türkiye’nin kendi bağımsız istikametini belirlemesinden rahatsız olan dış merkezlerin bu tür yapılara alan açtığını iddia etti.

“Erbakan da İtibarsızlaştırılmak İstendi”

Konuşmasında merhum Necmettin Erbakan’a da değinen Külünk, Erbakan’ın geçmişte sistematik biçimde itibarsızlaştırılmak istendiğini savundu.

Külünk, 1976 yılına ait bir karikatürü örnek göstererek, Erbakan’a yönelik siyasi ve medya kampanyalarının tesadüf olmadığını ifade etti. Ona göre, Türkiye’de bağımsız siyaset üretmeye çalışan aktörler farklı dönemlerde benzer itibarsızlaştırma yöntemleriyle karşı karşıya bırakıldı.

“Türkiye Kontrol Altında Tutulmak İstendi”

Külünk, açıklamalarının son bölümünde Türkiye üzerinde etkili olmak isteyen dış güçlere dikkat çekti. ABD, Almanya, İsrail ve İngiltere gibi ülkelerin Türkiye’yi kendi stratejik hesaplarından bağımsız düşünmediğini savundu.

Külünk’e göre Türkiye’nin bağımsız hareket etme arayışı, içeride ve dışarıda bazı çevreleri rahatsız etti. Bu nedenle devlet kurumları üzerinde nüfuz kurmaya çalışan yapıların dönem dönem devreye sokulduğunu ileri sürdü.

İlgili haber
Perinçek’ten X Odasında Çarpıcı Çıkış: “600 Bin İnsan Katılsa Korkmam!”

Metin Külünk’ün açıklamaları, Ergenekon süreci ile FETÖ yapılanması arasındaki ilişkiyi yeniden tartışmaya açtı. Özellikle “Ergenekon iddianamesindeki boş bırakılan bir numara Erdoğan’dı” iddiası, konuşmanın en dikkat çekici bölümü olarak öne çıktı.

Külünk’ün sözleri, Ergenekon sürecinin yalnızca askerî bürokrasiye yönelik bir operasyon değil, nihai aşamada siyasi iktidarı da hedef alabilecek daha geniş bir planın parçası olduğu iddiasını gündeme taşıdı.


İlgili  Belgesel