Bir Hanedandan Üç Kahraman: Yakup Ekşi, Ekşioğlu Ailesinin Hafızasını Anlattı

Ekşioğlu Vakfı’nın eski müdürü ve eğitimci Yakup Ekşi, “Bir Hanedandan Üç Kahraman” söyleşisinde Ekşioğlu ailesinin kökenine ilişkin sözlü tarih anlatılarını, aile şeceresini, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan tarihî hafızayı ve vakfın 35 yıla yaklaşan çalışmalarını anlattı.

Bir Hanedandan Üç Kahraman: Yakup Ekşi, Ekşioğlu Ailesinin Hafızasını Anlattı
Ekşioğlu ailesine mensup isimlerin yer aldığı arşiv fotoğrafı, ailenin tarihî hafızasını yansıtan önemli görsel belgeler arasında gösteriliyor. Fotoğraf, “Bir Hanedandan Üç Kahraman” söyleşisinde aktarılan sözlü tarih anlatıları kapsamında değerlendiriliyor.
Bir Hanedandan Üç Kahraman: Yakup Ekşi, Ekşioğlu Ailesinin Hafızasını Anlattı

RİZE / İKİZDERE – Eğitimci, araştırmacı ve Ekşioğlu Vakfı’nın eski müdürü Yakup Ekşi, “Bir Hanedandan Üç Kahraman” başlıklı söyleşide Ekşioğlu ailesinin kökenine ilişkin sözlü tarih anlatılarını, aile şeceresini, vakfın kuruluş sürecini ve Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan aile hafızasını anlattı. Yaklaşık 22 dakika süren söyleşide, aile arşivlerinden, mezar kitabelerinden ve yıllar içinde yapılan saha araştırmalarından örnekler paylaşan Ekşi, kesin belge ile sözlü geleneğin birbirinden ayrılması gerektiğine de dikkat çekti.

54 sayılık dergiyi tek başına hazırladı

Uzun yıllar öğretmenlik yaptıktan sonra Ekşioğlu Vakfı bünyesinde görev alan Yakup Ekşi, vakfın müdürlüğünü yürüttüğünü ve Ekşioğlu Vakfı Dergisi’nin 54 sayısını hazırladığını söyledi.

Derginin editörlüğünden yazı işleri müdürlüğüne kadar tüm yayın sürecini üstlendiğini belirten Ekşi, vakıf yayınlarının aile tarihinin kayıt altına alınmasında önemli rol oynadığını ifade etti.

“Köken konusunda yazılı belge az, sözlü anlatılar güçlü”

Söyleşinin önemli bölümünü Ekşioğlu ailesinin kökeni oluşturdu.

Yakup Ekşi, aile geçmişine ilişkin kesin yazılı belgelerin sınırlı olduğunu belirterek, bugün bilinen birçok bilginin kuşaktan kuşağa aktarılan sözlü anlatılardan oluştuğunu söyledi.

Aile büyüklerinden aktarılan rivayetlerden birinde, soyadının Gümüşhane’de bir kalaycı ustasıyla ilgili yaşanan bir olaydan geldiğinin anlatıldığını ifade eden Ekşi, bir başka anlatıda ise ailenin kökeninin Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon seferine katılan komutanlardan Taşköprülü Ali Paşa’ya dayandırıldığını dile getirdi.

Bu görüşün aile mensubu İmdat Ekşi’nin hazırladığı araştırmada da yer aldığını belirten Ekşi, söz konusu anlatıların tarihî belge olarak değil, aile hafızasının bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Taşköprü’deki mezar taşları araştırıldı

Yakup Ekşi, aile tarihini araştırırken Taşköprü’de bulunan eski mezarlık üzerinde de çalışma yaptıklarını anlattı.

Bugünkü adı Selahattin Köyü olan bölgede bulunan Ekşioğlu ailesine ait mezar taşlarının okunarak günümüz Türkçesine çevrildiğini belirten Ekşi, bu çalışmanın Ekşioğlu Vakfı Dergisi’nin 36. sayısında yayımlandığını söyledi.

Araştırmalarda öne çıkan isimlerden biri de Osmanlı döneminde Taşköprü’de ayanlık yaptığı belirtilen Ekşizade Süleyman Ağa oldu.

Ekşi, Süleyman Ağa’nın dönemin yerel idaresinde etkili isimlerden biri olduğunu, bölgenin güvenliği ve vergi düzeniyle ilgilendiğini ifade etti.

Ailenin ortak atası: Hacı İbrahim Ağa

Söyleşide aile şeceresi ayrıntılı şekilde ele alındı.

Yakup Ekşi’ye göre bugün binlerce kişiye ulaşan Ekşioğlu ailesinin temelini Hacı İbrahim Ağa’nın dokuz oğlu oluşturuyor.

Bu dokuz oğuldan sekizinin soyunun günümüze kadar ulaştığını belirten Ekşi, özellikle Ali Ağa kolunun ailenin en kalabalık bölümünü meydana getirdiğini söyledi.

Hazırlanan soy ağaçlarının metrelerce uzunluğa ulaştığını belirten Ekşi, yalnızca Ali Ağa kolunun bile tek sayfaya sığmayacak kadar genişlediğini ifade etti.

Mesudiye kolunun hikâyesi

Röportajın dikkat çeken bölümlerinden biri de Ordu’nun Mesudiye ilçesinde yaşayan Ekşioğlu ailesinin geçmişi oldu.

Yakup Ekşi’nin aktardığına göre Sadullah isimli aile büyüğü küçük yaşta evinden ayrılarak Mesudiye’ye yerleşti.

Yıllar sonra ailesi tarafından bulunan Sadullah’ın kurduğu aile, bugün Mesudiye’deki Ekşi ailesinin temelini oluşturuyor.

Ekşi, iki kol arasındaki akrabalık bağlarının yıllar içinde yapılan soy kütüğü çalışmalarıyla yeniden ortaya konulduğunu anlattı.

1963’te hazırlanan soy kütüğü

Yakup Ekşi, aile tarihindeki en önemli çalışmalardan birinin 1963 yılında gerçekleştirildiğini söyledi.

Aile büyüklerinden Dursun Ekşi’nin Mesudiye’ye giderek yaşlı aile fertleriyle günler süren görüşmeler yaptığını belirten Ekşi, bu çalışmalar sonunda ayrıntılı bir soy kütüğü hazırlandığını ifade etti.

Bugün kullanılan aile şecerelerinin önemli bölümünün bu araştırmaya dayandığını kaydetti.

Ekşioğlu Vakfı’nın kuruluş amacı

1991 yılında İstanbul’da kurulan Ekşioğlu Vakfı’nın temel amacının farklı şehirlerde yaşayan aile bireylerini yeniden bir araya getirmek olduğunu anlatan Yakup Ekşi, vakfın yalnızca bir hemşehri kuruluşu olmadığını söyledi.

Vakfın öğrencilere burs verdiğini, ihtiyaç sahibi ailelere maddi destek sağladığını, sağlık giderlerini karşılamakta zorlanan kişilere yardımcı olduğunu belirten Ekşi, kültürel faaliyetlerin de vakfın temel çalışma alanlarından biri olduğunu dile getirdi.

Her yıl Ovit Yaylası’nda düzenlenen geleneksel buluşmaların da aile dayanışmasını güçlendirdiğini ifade etti.

“Ekşioğlu ailesi çok geniş bir nüfusa ulaştı”

Söyleşide ailenin nüfusuna ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Yakup Ekşi, 1990’lı yıllarda yapılan araştırmalarda Ekşi soyadını taşıyan yaklaşık 300 bin kişinin bulunduğuna ilişkin bilgiler bulunduğunu aktardı.

Bu rakamın resmî nüfus istatistiği değil, dönemin araştırmalarında dile getirilen bir bilgi olduğunu ifade etti.

Kurtuluş Savaşı anlatısı

Yakup Ekşi, aile arşivleri ve tarih araştırmalarına dayanarak Ekşioğlu ailesinin Milli Mücadele döneminde de aktif rol aldığını söyledi.

Ailenin Kurtuluş Savaşı sırasında asker gönderdiğini ve maddi yardımda bulunduğunu ifade eden Ekşi, bazı aile fertlerinin Topal Osman birliklerinde ve Doğu Cephesi’nde görev yaptığını belirtti.

Bu bilgilerin Orhan Naci Ak’ın Rize tarihi üzerine yaptığı çalışmalarda da yer aldığını dile getirdi.

Aile hafızasının kayıt altına alınması gerektiğini vurguladı

Söyleşinin sonunda Yakup Ekşi, aile tarihinin yalnızca geçmişi anlatmak için değil, gelecek kuşaklara kimlik bilinci kazandırmak açısından da önemli olduğunu söyledi.

Yıllar boyunca derlediği bilgi, belge ve mezar kitabelerinin gelecek nesiller için korunmasının büyük önem taşıdığını belirten Ekşi, sözlü tarih çalışmalarının yazılı kaynaklarla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Editör Notu

Bu haberde yer alan Taşköprülü Ali Paşa bağlantısı, aile kökeni, nüfus büyüklüğü ve bazı tarihsel olaylara ilişkin bilgiler, Yakup Ekşi’nin söyleşide aktardığı sözlü aile anlatıları ile kişisel araştırmalarına dayanmaktadır. Bu anlatılar, tarih yazımında kesin belge niteliğinde olmayıp sözlü tarih kapsamında değerlendirilmelidir.