Die Linke’nin Berlin’deki İktidar Paradoksu: Radikal Vaatler, Geçmişten Kalan Sorular

Die Linke Berlin’in 2026 seçim programı; konut, sosyal adalet, barış ve kapsayıcılık başlıklarında iddialı vaatler içeriyor. Ancak partinin Berlin’de yaklaşık 16 yıl iktidar ortağı olması, “Neden bu sorunlar o dönemde çözülemedi?” sorusunu yeniden gündeme getiriyor.

Die Linke’nin Berlin’deki İktidar Paradoksu: Radikal Vaatler, Geçmişten Kalan Sorular
Die Linke, Elif Eralp öncülüğünde 20 Eylül 2026 Berlin Eyalet Meclisi seçimlerine konut ve sosyal adalet ağırlıklı bir programla hazırlanıyor. Arşiv foto: Mustafa Ekşi

Berlin’de 20 Eylül 2026’da yapılacak Eyalet Meclisi seçimleri öncesinde partilerin programları ve geçmiş dönem performansları tartışılıyor. Ramazan Gezer tarafından hazırlanan “Die Linke Berlin – Eylül 2026” başlıklı eleştirel analiz, partinin SED’den günümüze uzanan dönüşümünü, Berlin’deki iktidar ortaklıklarını ve yeni seçim vaatlerini mercek altına alıyor.

Analize göre Die Linke’nin en önemli açmazı, sosyal adalet iddiasıyla Berlin yönetimine katılmasına rağmen konut, eğitim ve kamu hizmetlerindeki temel sorunların bu dönemlerde ağırlaşması. Bu durum çalışmada “iktidar paradoksu” olarak tanımlanıyor.

SED’den Die Linke’ye Uzanan Dönüşüm

Die Linke’nin siyasal kökleri, Demokratik Almanya Cumhuriyeti’ni yöneten Sosyalist Birlik Partisi’ne, yani SED’e dayanıyor. Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından SED önce PDS’ye dönüştü; 2007 yılında Batı Almanya merkezli WASG ile birleşerek Die Linke adını aldı.

Partinin geçmişi, Stasi gözetimi, seyahat kısıtlamaları ve ifade özgürlüğü ihlalleri nedeniyle hâlâ eleştiri konusu oluyor. Buna karşılık PDS, Almanya’nın birleşmesinin ardından ekonomik ve toplumsal kayıplar yaşayan Doğu Almanların temsilcisi olarak önemli bir siyasal alan kazandı.

Die Linke, 2024’te Sahra Wagenknecht’in partiden ayrılarak BSW’yi kurmasıyla yeni bir bölünme yaşadı. Ancak parti, 2025 Federal Meclis seçimlerinde yüzde 8,8 oy alarak yeniden toparlandı.

Berlin’de Zirveden Gerilemeye

PDS, 1990 Berlin seçimlerinde yüzde 9,2 oy alırken 2001’de yüzde 22,6 ile tarihinin en yüksek Berlin sonucuna ulaştı. Daha sonraki seçimlerde ise oy oranı kademeli olarak geriledi. Parti 2021’de yüzde 14,0, yenilenen 2023 Berlin seçiminde ise yüzde 12,2 oy aldı.

Die Linke özellikle Lichtenberg, Marzahn-Hellersdorf ve Treptow-Köpenick gibi doğu ilçelerinde uzun yıllar güçlü kaldı. Ancak kuşak değişimi, Doğu-Batı ayrımının zayıflaması ve AfD ile BSW’nin protesto oylarına yönelmesi partinin geleneksel tabanını daralttı.

Elif Eralp İle “Karşılanabilir Berlin” Hedefi

Die Linke, 2026 Berlin seçimlerine baş aday Elif Eralp öncülüğünde ve “Berlin bezahlbar machen” sloganıyla hazırlanıyor. Programın merkezinde konut politikası bulunuyor.

Partinin öne çıkan vaatleri arasında yeni bir kira tavanı düzenlemesi, tahliyelerin durdurulması, 75 bin yeni kamu konutu ve “Deutsche Wohnen & Co enteignen” referandum sonucunun uygulanması yer alıyor.

Analizde, programın Berlin’de düşük gelirle de güvenli ve bağımsız bir hayat kurulabileceği iddiasını taşıdığı belirtiliyor. Bununla birlikte bu hedefe ulaşmak için sunulan ekonomik araçların yeterince somutlaştırılmadığı savunuluyor.

Konut Politikası Geçmiş Sınavında

Die Linke, Berlin’de 2002-2011 yılları arasında SPD-PDS; 2016-2023 döneminde ise SPD-Yeşiller-Die Linke koalisyonlarında iktidar ortağı oldu.

Bu nedenle yeni konut vaatleri kadar partinin geçmiş performansı da tartışmanın merkezinde bulunuyor. Analizde, Die Linke’nin yönetimde olduğu dönemlerde konut açığının büyüdüğü ve kiraların yükseldiği belirtilerek şu temel soru yöneltiliyor:

Berlin’i karşılanabilir hale getirmek isteyen parti, uzun yıllar iktidar ortağı olduğu dönemde bunu neden başaramadı?”

SPD-Yeşiller-Die Linke hükümeti döneminde kabul edilen Berlin kira tavanı düzenlemesi, yetki aşımı gerekçesiyle Federal Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti. Yeni bir kira tavanı vaadinin bu nedenle hukuki dayanağının da açık biçimde ortaya konulması gerektiği vurgulanıyor.

Barış Politikasıyla Diğer Partilerden Ayrışıyor

Die Linke’nin belirgin biçimde ayrıştığı alanlardan biri dış politika ve barış söylemi. Parti; silah sevkiyatlarına, NATO’nun savunma harcamaları hedeflerine ve Alman ordusu için oluşturulan özel fonlara karşı çıkıyor; diplomasi ve ateşkes çağrılarını öne çıkarıyor.

Berlin-Mitte ilçe programında Rheinmetall’in Wedding’deki tesisinin savaş silahı üretiminde kullanılmasına karşı çıkılması da bu politikanın yerel yansımaları arasında gösteriliyor.

Ancak bu alanda Die Linke yalnız değil. BSW de silah sevkiyatlarına karşı çıkarak kendisini “Berlin’in barış partisi” olarak konumlandırıyor. Analize göre her iki partinin ortak sorunu, silah sevkiyatlarına karşı çıkmanın Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısını desteklemek anlamına gelmediğini seçmene yeterince açık anlatamaması.

İlgili Haber
Berlin’de Kırmızı Belediye Sarayı İçin Beşli Yarış

Kamu Hizmetlerinde Somut Hedef Eksikliği

Analizde eğitim, sağlık ve kamu hizmetleri Die Linke açısından bir başka zayıf alan olarak değerlendiriliyor. Öğretmen açığı, bakımsız okul binaları, kreş kapasitesi, Bürgeramt ve Yabancılar Dairesi randevuları ile sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunların uzun süredir devam ettiği kaydediliyor.

Die Linke’nin bu alanlarda kamu yatırımlarını artırmayı savunduğu ancak personel, kapasite ve uygulama takvimine ilişkin ölçülebilir hedeflerin yeterince açık olmadığı ileri sürülüyor.

Trafik politikasında ise SPD-Yeşiller-Die Linke koalisyonu döneminde gerçekleştirilen yol düzenlemelerinin etkileri eleştiriliyor. Tali yolların kapatılması ve trafiğin ana arterlere yönlendirilmesi gibi uygulamaların emisyon, gürültü ve acil yardım araçlarının ulaşımı üzerindeki sonuçlarının daha kapsamlı değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Grundsicherung Alanlar Yeterince Görünür Değil

Die Linke, Hartz IV sistemine karşı çıkışı ve düşük gelirli kesimlerin haklarını savunmasıyla diğer partilerden ayrılıyor. Buna rağmen analiz, temel sosyal yardım alanların günlük yaşamına ilişkin sorunların Berlin programında yeterince ayrıntılı ele alınmadığını savunuyor.

Ruh sağlığı hizmetlerine erişim, sosyal hayata katılım, dinlenme hakkı ve yoksulluğun yol açtığı toplumsal dışlanma bu kapsamda öne çıkarılıyor. Parti düşük gelirli kesimlerin haklarını savunsa da bu gruplara yönelik uygulanabilir ve özel destek modellerinin programda daha açık yer alması gerektiği ifade ediliyor.

Kapsayıcılıkta Güçlü, Bazı Alanlarda Yüzeysel

Elif Eralp’in baş adaylığı, Die Linke’nin göçmen kökenli Berlinlilere verdiği önemli bir temsil mesajı olarak değerlendiriliyor. Programda isim temelli ayrımcılık, mülteci hakları ve Berlin’in göç toplumu kimliği ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Partinin Berlin’deki Tarafsızlık Yasası’nın kaldırılmasını desteklemesi de bu yaklaşımın bir parçası.

Bununla birlikte camilere yönelik saldırılar, İslam karşıtı şiddet, Romanların sorunları, engellilerin erişimi ve yaşlıların dijital hizmetlerden dışlanması gibi başlıklarda daha kapsamlı politikalara ihtiyaç bulunduğu belirtiliyor.

Öz Eleştiri Beklentisi

Analizin temel eleştirisi, Die Linke’nin geçmişteki iktidar dönemine yönelik açık bir öz değerlendirme sunmaması üzerinde yoğunlaşıyor. Konut, eğitim, trafik ve kamu hizmetlerinde yaşanan aksaklıklarda koalisyon ortakları kadar Die Linke’nin de siyasi sorumluluğu bulunduğu hatırlatılıyor.

Partinin 2026 programı konut ve sosyal adalet alanlarında Berlin’deki en radikal önerilerden bazılarını içeriyor. Barış politikası ve kapsayıcılık açısından da belirgin bir çizgi ortaya koyuyor. Ancak seçmen nezdindeki güven sorununun aşılması için yalnızca yeni vaatler değil, geçmişte uygulanamayan politikaların nedenlerine ilişkin açık bir muhasebe de gerekiyor.

Die Linke’nin seçimlerdeki en önemli sınavı, muhalefette güçlü biçimde savunduğu sosyal politikaları iktidarda nasıl hayata geçireceğini somut ve ölçülebilir biçimde göstermek olacak.


İlgili Haber
CDU’nun “Berlin Wird” Programı Tartışılıyor: Üç Yıllık İktidarın Ardından Hangi Sorunlar Çözülemedi?

Files