Berlin Anayasayı Koruma Raporu 2025: Türkiye bağlantılı yapılar ve MİT faaliyetleri raporda yer aldı
Berlin Eyaleti Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın 2025 raporunda Türkiye bağlantılı başlıklar; PKK, Ülkücü Hareket, DHKP-C, MLKP/Young Struggle, Millî Görüş Hareketi ve Türk istihbarat servisi MİT üzerinden değerlendirildi. Raporda Türkiye, Berlin’de faaliyet gösterdiği belirtilen yabancı istihbarat aktörleri arasında Rusya, Çin ve İran ile birlikte anıldı.
Berlin Eyaleti Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın 2025 yılı raporu, Almanya başkentinde iç ve dış kaynaklı güvenlik risklerinin arttığına işaret ediyor. Raporda aşırı sağ, aşırı sol, İslamcılık, yurtdışı bağlantılı aşırıcılık, casusluk faaliyetleri ve gençlerin radikalleşmesi başlıkları öne çıkarken, Türkiye bağlantılı yapılanmalar da ayrı bölümlerde ele alındı.
Raporun dikkat çeken bölümlerinden biri, yabancı istihbarat servislerinin Berlin’deki faaliyetlerine ayrılan “Spionageabwehr und Wirtschaftsschutz” başlığı oldu. Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı’na göre başkent; siyasi kurumları, diplomatik temsilcilikleri, ekonomi, bilim ve teknoloji alanındaki kuruluşları nedeniyle yabancı istihbarat servislerinin ilgi alanında bulunuyor. Raporda bu alandaki ana aktörler arasında Rusya, Çin, İran ve Türkiye sayıldı.
Türkiye başlığı: MİT’in Berlin’de aktif olduğu iddiası
Raporda Türk Milli İstihbarat Teşkilatı’nın, yani MİT’in, Berlin’de aktif olduğu belirtiliyor. Belgede MİT’in diğer istihbarat servisleri gibi “legal residentur” olarak tanımlanan resmi temsilcilikler, yani büyükelçilik ve başkonsolosluk çevresinden de faaliyet gösterebildiği ifade ediliyor.
Rapora göre MİT, Türk güvenlik mimarisinin merkezi unsurlarından biri olarak tanımlanıyor ve doğrudan Cumhurbaşkanına bağlı bir yapı olarak değerlendiriliyor. Berlin raporunda MİT’in ilgi alanında PKK ve destekçilerinin yanı sıra sistem muhalifleri ve “Gülen Hareketi” mensuplarının da bulunduğu ileri sürülüyor. Raporda ayrıca MİT’in bilgi toplama sürecinde devlet ve hükümet yanlısı Türk ya da Türk kökenli vatandaşlardan destek aradığı, MİT’in internet sitesindeki iletişim formu üzerinden gizlilik vaadiyle bilgi aktarılabildiği belirtiliyor.
Bu bölümde kullanılan dil, Türkiye açısından diplomatik ve hukuki hassasiyet taşıyor. Rapor, doğrudan cezai hüküm kurmuyor; ancak Berlin güvenlik makamlarının Türkiye kaynaklı istihbarat faaliyetlerini kamu güvenliği ve diaspora üzerindeki baskı ihtimali çerçevesinde takip ettiğini ortaya koyuyor.
PKK: Berlin’de 1.100 kişilik potansiyel değişmedi
Raporda PKK, “yurtdışı bağlantılı aşırıcılık” başlığı altında en büyük grup olarak yer aldı. Berlin’de PKK’ya atfedilen kişi potansiyeli 2025’te de 1.100 olarak gösterildi. Bu sayı 2024’e göre değişmedi.
Raporda, PKK’ya yakın bir haber ajansının 12 Mayıs’ta örgütün “silahlı mücadeleyi sona erdirdiğini ve örgütsel yapısını feshettiğini” duyurduğu belirtiliyor. Buna rağmen Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı, Berlin’deki PKK çevrelerinin örgütün geçmişteki terör faaliyetlerinden belirgin biçimde uzaklaştığına dair bir işaret görülmediğini kaydetti.
Raporda ayrıca Berlin’deki “Freie kurdische Gemeinde Berlin e.V.”, diğer adıyla “Nav Berlin”, PKK’ya yakın dernek yapılanması olarak anıldı. Bu derneğin Abdullah Öcalan’ın silah bırakma çağrısının okunması üzerine 27 Şubat’ta Brandenburg Kapısı’nda “Public Viewing” düzenlediği belirtildi.
Ülkücü Hareket: 450 kişilik potansiyel
Raporda “Ülkücü Hareket / Graue Wölfe” başlığı da Türkiye bağlantılı en önemli bölümler arasında yer aldı. Berlin’de Ülkücü Hareket’e atfedilen kişi potansiyeli 2025’te 450 olarak gösterildi. Bu sayı 2024’e göre değişmedi.
Raporda Ülkücü Hareket’in Türkiye’de ortaya çıktığı, ideolojik olarak büyük ölçüde MHP çizgisine yakın değerlendirildiği ve Alman aşırı sağına benzer şekilde “Türk olmayanlara karşı üstünlük duygusu” üzerine kurulu olduğu iddia ediliyor. Metinde özellikle Kürtlere yönelik düşmanlık, antisemitizm ve İsrail karşıtlığı bu ideolojik çerçevenin unsurları arasında sayılıyor.
Berlin’de bu çevreyle bağlantılı örgütlü yapılar arasında ADÜTDF ve ANF anılıyor. Rapora göre bu dernekler kamuoyuna dönük açıklamalarda daha temkinli hareket ederken, daha çok içe dönük etkinlikler ve topluluk faaliyetleri üzerinden görünür oluyor. Rapor, Ülkücü çevrelerin Türk kökenli toplum içinde ağ kurma ve kabul görme stratejisi izlediğini ileri sürüyor.
DHKP-C ve MLKP/Young Struggle da raporda
Türkiye bağlantılı sol örgütler de raporda ayrı başlıklar halinde yer aldı. DHKP-C’nin Berlin’deki kişi potansiyeli 30 olarak gösterildi. Raporda DHKP-C’nin 2025 yılında İsrail karşıtı protesto ortamına katıldığı, Mısır Büyükelçiliği önünde açlık grevi ve Kreuzberg’de gösteri düzenlediği aktarıldı.
MLKP’nin gençlik yapılanması olarak değerlendirilen Young Struggle ise 2025 raporunda ayrı bir aktör olarak öne çıkarıldı. Rapora göre Young Struggle, Berlin’de İsrail karşıtı protesto hareketinde aktif rol aldı. Bu yapı için 20 kişilik potansiyel verildi. Raporda Young Struggle’ın özellikle gençleri politize etmeye dönük faaliyetleri ve sosyal medya kullanımı vurgulandı.
Millî Görüş: 450 kişilik legalist İslamcı potansiyel
İslamcılık bölümünde Türkiye bağlantılı en önemli başlık “Millî Görüş Hareketi” oldu. Raporda Millî Görüş, “şiddet yönelimli olmayan legalist İslamcılık” kategorisinde değerlendirildi. Berlin’de Millî Görüş Hareketi’ne atfedilen kişi potansiyeli 2025’te 450 olarak gösterildi; bu sayı 2024 ile aynı kaldı.
Rapora göre Millî Görüş’ün kurucusu Necmettin Erbakan, Türkiye’deki laik siyasi sistemi kaldırarak İslamcı bir devlet düzeni kurmayı hedefleyen siyasi çizginin temsilcisi olarak sunuluyor. Belgede Erbakan’ın “Adil Düzen” anlayışının İslamcılık ve Türk milliyetçiliğini birleştirdiği, halk egemenliği ve çoğulcu parti sistemi gibi demokratik ilkelerle uyumsuz görüldüğü iddia ediliyor.
Gençler üzerinden radikalleşme uyarısı
Raporun genel çerçevesinde gençlerin radikalleşmesi özel dosya olarak işlendi. Türkiye bağlantılı yapılar bu bağlamda da değerlendirildi. PKK’nın gençlik yapılanması Komalên Ciwan’ın Berlin’de hâlâ aktif olduğu, sosyal medya kanalları üzerinden gösteri ve etkinlik çağrıları yaptığı belirtildi. Ülkücü çevrelerin ise hem sosyal medyada hem de çocuk ve gençlik faaliyetleri üzerinden etki alanı oluşturmaya çalıştığı ifade edildi.
Raporda özellikle sosyal medya, tüm ideolojik alanlarda ortak radikalleşme kanalı olarak tanımlanıyor. Aşırı sağ, aşırı sol, İslamcı ve yurtdışı bağlantılı yapıların gençleri çevrimiçi propaganda, semboller, kısa videolar, etkinlik çağrıları ve aidiyet dili üzerinden hedef aldığı vurgulanıyor.
İlgili Arşiv Haber
Almanya'da İslami Kurumların Finansmanı Araştırmaları
Sayılarla Türkiye bağlantılı başlıklar
Berlin Anayasayı Koruma Raporu’na göre 2025’te yurtdışı bağlantılı aşırıcılık potansiyeli 1.700 kişi olarak kaydedildi. Bunun içinde PKK 1.100 kişiyle en büyük grubu oluşturdu. Ülkücü Hareket 450 kişiyle ikinci büyük Türkiye bağlantılı kategori olarak yer aldı. DHKP-C 30, MLKP/Young Struggle 20 kişi olarak gösterildi. İslamcılık bölümünde ise Millî Görüş Hareketi 450 kişiyle ayrıca listelendi.
Berlin raporu, Türkiye bağlantılı yapıların tek bir kategori altında değil, farklı güvenlik başlıkları içinde ele alındığını gösteriyor. PKK ve DHKP-C sol/ayrılıkçı ya da devrimci-terör bağlantılı yapılar olarak, Ülkücü Hareket aşırı milliyetçi/aşırı sağcı kategori içinde, Millî Görüş legalist İslamcılık başlığı altında, MİT ise yabancı istihbarat faaliyetleri kapsamında değerlendiriliyor.
Bu tablo, Berlin’deki Türk ve Türkiye kökenli toplumun tamamını değil, güvenlik makamlarının izleme alanına giren belirli yapı ve çevreleri ilgilendiriyor. Haberde bu ayrım özellikle önem taşıyor; çünkü raporda adı geçen yapılar üzerinden geniş Türk toplumunu genellemek, gazetecilik açısından yanıltıcı olur.