Berlin Türk Şehitliği: Osmanlı’nın Berlin’deki son toprağından Almanya Türklerinin hafızasına uzanan 140 yıllık tarih
Arşivlerden çıkan belgeler, mezar taşları ve tapu kayıtları Berlin Türk Şehitliği’nin bilinmeyen hikâyesini ortaya koyuyor
Berlin’in Neukölln ilçesinde bulunan Türk Şehitliği ve Şehitlik Camii, bugün Almanya’daki Türk toplumunun en önemli sembollerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak bu alanın tarihi yalnızca modern göç hikâyesiyle sınırlı değil. Ortaya çıkan arşiv belgeleri, Prusya Krallığı kayıtları, Osmanlı Devleti’nin diplomatik yazışmaları ve mezar taşları, Berlin Türk Şehitliği’nin yaklaşık 140 yıllık çok katmanlı tarihini gözler önüne seriyor.
Belgeler incelendiğinde şehitliğin yalnızca bir mezarlık olmadığı; Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki diplomatik varlığının, Türkistan mücadelesinin, Cumhuriyet’in ilk yıllarının ve Almanya’daki Türk göç tarihinin kesiştiği eşsiz bir hafıza mekânı olduğu görülüyor.
ilgili Video
Şehitliğin hikâyesi 1886 yılında başladık
Neukölln Devlet Mahkemesi arşivlerinde bulunan tapu kayıtları, Berlin Türk Şehitliği’nin hukuki temelinin 1886 yılında atıldığını gösteriyor.
Belgelerde Osmanlı Hariciye Nazırı Said Paşa’nın Berlin Büyükelçisi Tevfik Bey’e gönderdiği vekâletname yer alıyor. Fransızca hazırlanan bu belgede Osmanlı hükümeti adına Berlin’de mezarlık arazisi satın alma yetkisi veriliyor.
Arşivde ayrıca Prusya’nın İstanbul Büyükelçisi’nin Berlin’e gönderdiği yazışmalar bulunuyor. Bu yazışmalarda Osmanlı Devleti’nin mezarlık arazisini satın alma talebi ve Said Paşa’nın yetkilendirmesi teyit ediliyor.
Belgeler, Prusya makamlarının Osmanlı Devleti adına yapılan başvuruyu kabul ettiğini ve arazinin resmî olarak Osmanlı Devleti’nin kullanımına bırakıldığını ortaya koyuyor.
5 Temmuz 1886 tarihli mahkeme kararında mezarlığın Osmanlı yönetimine tahsis edildiği açıkça belirtiliyor.
Tapu kayıtlarında “Muhammedanischer Friedhof”
Neukölln Tapu Dairesi kayıtlarında mezarlığın kullanım amacı da açık şekilde yazılmış durumda.
Arşiv belgelerinde alanın “Mohamedanischer Friedhof” yani “Muhammedî Mezarlık” olarak tanımlandığı görülüyor.
Bazı tapu sayfalarında ise doğrudan “Islam Friedhof” yani “İslam Mezarlığı” ifadeleri yer alıyor.
Bu kayıtlar, Berlin Türk Şehitliği’nin Avrupa’daki en eski Müslüman mezarlıklarından biri olduğuna işaret ediyor.
Osmanlı’nın Berlin’deki son toprağı
- yüzyılın sonlarında Osmanlı Devleti’nin Almanya ile kurduğu yakın ilişkiler sonucunda Berlin’e gelen diplomatlar, öğrenciler, askerî personel ve devlet görevlileri için bu mezarlık önemli bir merkez hâline geldi.
Osmanlı döneminde Berlin’de vefat eden çok sayıda diplomat ve devlet görevlisi burada toprağa verildi.
Bu nedenle şehitlik zamanla yalnızca bir mezarlık değil, Osmanlı’nın Almanya’daki kalıcı varlığının sembollerinden biri hâline dönüştü.
Hafız Şükrü Efendi: Şehitliğin yeniden kurucusu
Arşivlerdeki en dikkat çekici isimlerden biri Berlin Osmanlı Sefareti İmamı Hafız Şükrü Efendi.
16 Eylül 1871 tarihinde Ünye’de doğan Hafız Şükrü Efendi, Berlin’de uzun yıllar görev yaptı.
Kitaptaki mezar taşı kayıtlarında onun için:
“Eski Osmanlı Sefareti İmamı ve Muhammedî Mezarlığın kurucusu”
ifadeleri kullanılıyor.
Şehitliğin bakımı, düzenlenmesi ve yeniden canlandırılmasında büyük emek verdiği belirtilen Hafız Şükrü Efendi, 7 Mart 1924 tarihinde Berlin’de vefat etti.
Bugün Berlin Türk Şehitliği’nin ayakta kalmasında onun katkılarının özel bir yeri bulunuyor.
Kurtuluş Savaşı’nın izleri Berlin’de
Şehitlikte bulunan mezarlar arasında Türkiye’nin Millî Mücadele dönemine tanıklık eden isimler de yer alıyor.
Kemalettin Sami Paşa’nın maiyetinde görev yapan Tevfik Raşid Efendi bunlardan biri.
Arşivlerde Ankara doğumlu olduğu belirtilen Tevfik Raşid Efendi’nin 27 Aralık 1926 tarihinde Berlin’de vefat ettiği kayıtlı.
Onun mezar taşı da bugün şehitliğin tarihî hafızasının önemli parçalarından biri olarak kabul ediliyor.
Almanya’da eğitim görürken hayatını kaybeden Türk gençleri
Şehitlikte yalnızca devlet görevlileri değil, Almanya’ya eğitim amacıyla gelen gençler de bulunuyor.
1909 doğumlu Necati Hakkı Bey’in mezar taşı kayıtlarında Almanya’da öğrenim görürken 1928 yılında meydana gelen bir kaza sonucu hayatını kaybettiği belirtiliyor.
Bu kayıtlar, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Avrupa’ya gönderilen Türk öğrencilerin hikâyelerine de ışık tutuyor.
Talat Paşa’nın ilk mezarı Berlin’deydi
Şehitliğin tarihindeki en önemli olaylardan biri Talat Paşa’nın buraya defnedilmesi oldu.
15 Mart 1921 tarihinde Berlin’de Ermeni komitacı Soghomon Tehliryan tarafından öldürülen Talat Paşa’nın naaşı ilk olarak Berlin Türk Şehitliği’ne getirildi.
Yaklaşık 22 yıl boyunca burada kalan naaş, 1943 yılında Türkiye’ye nakledildi.
Talat Paşa daha sonra İstanbul’daki Hürriyet-i Ebediye Tepesi’ne defnedildi.
Bu nedenle Berlin Türk Şehitliği, Talat Paşa’nın ilk mezar yeri olarak Türk siyasi tarihinde özel bir yere sahip.
Bahattin Şakir ve Cemal Azmi Bey’in mezarları
Şehitlikte yer alan en dikkat çekici mezarlar arasında Doktor Bahattin Şakir Bey ile Trabzon eski Valisi Cemal Azmi Bey de bulunuyor.
Her iki isim de 1922 yılında Berlin’de Ermeni militanların düzenlediği suikast sonucunda hayatını kaybetti.
Berlin Türk Şehitliği’nin Hafızası: Hamit İskender
Berlin’de yaşayan Türk toplumunun tarihî hafızasında önemli bir yere sahip olan Hamit İskender, yalnızca din görevlisi olarak değil, aynı zamanda Berlin Türk Şehitliği’nin tarihini kayıt altına alan isimlerden biri olarak öne çıktı. İskender’in kaleme aldığı “Berlin Türk Şehitliği – Dünü Bugünü” adlı eser, Osmanlı döneminden günümüze uzanan Şehitlik tarihini belgeleyen en önemli kaynaklar arasında yer alıyor. Kitapta yer alan fotoğraflar ve belgeler, bugün Berlin’in sembollerinden biri haline gelen Şehitlik Camii’nin inşasından önceki dönemi gözler önüne seriyor.
Bu fotoğraf ve kitap, Berlin Türk Şehitliği’nin dönüşümünü anlatan kapsamlı bir haber dosyasında kullanılabilecek çok değerli birincil kaynak niteliğindedir.
Kitapta yer alan mezar taşı fotoğrafları ve açıklamalar, bu isimlerin bir dönem Berlin Türk Şehitliği’nde bulunduğunu gösteriyor.
Bahattin Şakir Bey ve Cemal Azmi Bey’in mezarları, Osmanlı’nın son döneminde yaşanan siyasi çatışmaların Berlin’e kadar uzanan izlerini taşıyor.
Türkistan’ın da hafıza mekânı
Şehitlik yalnızca Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ev sahipliği yapmadı.
Türkistan Millî Hareketi’nin önde gelen liderlerinden Mustafa Çokay’ın da burada defnedildiği belirtiliyor.
Arşiv kayıtlarında Buhara Halk Cumhuriyeti temsilcileri, Türkistanlı siyasetçiler ve bağımsızlık mücadelesi veren isimlerin mezarlarının da bulunduğu ifade ediliyor.
Bu durum Berlin Türk Şehitliği’ni yalnızca Türk tarihinin değil, Türkistan tarihinin de önemli mekânlarından biri hâline getiriyor.
1942 sayımı: 104 Müslüman mezarı
1942 yılında yapılan resmî tespitlerde mezarlıkta:
- 35 Türk mezarı
- 69 yabancı Müslüman mezarı
olduğu kaydedildi.
Daha sonraki incelemelerde yaklaşık 200 çocuk mezarının da bulunduğu belirlendi.
Bu rakamlar Berlin’in uzun yıllar boyunca Avrupa’daki Müslüman topluluklar için önemli bir merkez olduğunu gösteriyor.
Berlin Senatosu da koruma çalışmalarına destek verdi
1980’li yıllara gelindiğinde şehitlik yalnızca tarihî bir alan değil, Almanya’daki Türk toplumunun en önemli dinî merkezlerinden biri hâline geldi.
1988 yılında Hürriyet ve Tercüman gazetelerinde yayımlanan haberlerde Ramazan Bayramı namazında cami ve avlunun tamamen dolduğu, cemaatin sokaklara taştığı anlatılıyor.
Gazeteler “Camilere sığamadık” manşetlerini kullanıyordu.
Aynı dönemde Berlin Senatosu’nun tarihî Şehitlik Anıtı’nın restorasyonu için yaklaşık 360 bin Alman Markı harcadığı da kayıtlarda yer alıyor.
Turgut Özal’ın şehitlik ziyareti
25 Eylül 1987 tarihinde dönemin Başbakanı Turgut Özal, Berlin Türk Şehitlik Camii’ni ziyaret etti.
Şeref Defteri’ne yazdığı notta şehitliği Almanya’daki Türk vatandaşlarının itibar ettiği önemli bir merkez olarak tanımladı ve burada görev yapanları tebrik etti.
Aynı yıl Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mükerrem Taşçıoğlu da şehitliği ziyaret ederek DİTİB’in yurt dışındaki Türk toplumu için önemini vurgulayan bir mesaj bıraktı.
Geçmişten geleceğe uzanan yaşayan bir tarih
Bugün Berlin Türk Şehitliği ve Şehitlik Camii, Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki son fizikî miraslarından biri olma özelliğini taşıyor.
Prusya arşivlerinde bulunan tapu kayıtları, Osmanlı diplomatlarının yazışmaları, Talat Paşa’nın ilk mezarı, Türkistanlı liderlerin kabirleri, Cumhuriyet dönemi devlet adamlarının ziyaretleri ve Almanya Türklerinin hatıraları aynı alanda buluşuyor.
Bu yönüyle Berlin Türk Şehitliği, yalnızca bir mezarlık veya ibadethane değil; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, göç tarihinden diplomasiye uzanan çok katmanlı bir tarihî hafıza merkezi olarak varlığını sürdürüyor.