Ersan Şen’den kritik kanun teklifi değerlendirmesi: “Siyasetin önü infaz tamamlanmadan açılıyor”
Prof. Dr. Ersan Şen, TBMM’ye sunulan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin infaz ve siyasi haklara ilişkin hükümlerinin Anayasa’nın 76. maddesi bakımından ciddi tartışmalara yol açabileceğini belirtti. Şen ayrıca, banka hesabı veya kartını dolandırıcılık amacıyla başkasına kullandıranlara yönelik yeni ceza indiriminin kapsamını değerlendirdi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 5 Ağustos 2026 tarihinde sunulan 12 maddelik “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”, hukuk ve siyaset çevrelerinde tartışılmaya devam ediyor.
Ceza Hukukçusu Prof. Dr. Ersan Şen, teklifin Türk toplumu tarafından nasıl karşılanacağı, kabul görüp görmeyeceği ve eşitlik ile adalet ilkeleri açısından başka suçları ve örgütleri kapsamamasının doğurabileceği tartışmaları saklı tutarak, infaza ilişkin hükümlerini değerlendirdi.
Soruşturma, kovuşturma ve infazların ertelenmesi öngörülüyor
Şen’in değerlendirmesine göre teklif; PKK/KCK mensupları hakkında, örgütün faaliyeti kapsamında işlenen bazı suçlardan yürütülen soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesini içeriyor.
Düzenlemenin kapsamına; terör örgütü kurma veya yönetme, örgüte üye olma, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, örgüt propagandası yapma ve terörizmin finansmanı suçları da giriyor.
Ancak örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçların kapsam dışında tutulması öngörülüyor.
Teklif ayrıca;
- Soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesini,
- Koruma tedbirlerinin kaldırılmasını,
- Kanun yolu incelemesinde bozma kararı verilmesini,
- Mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesini,
- Belirli şartlarla mahkûmiyetten doğan hak yoksunluklarının kaldırılmasını
düzenliyor.
En dikkat çekici hüküm: Hak yoksunluklarının kaldırılması
Şen’e göre teklifin en dikkat çekici hükümlerinden biri, 7. maddenin 4. fıkrasında bulunuyor.
Bu hüküm uyarınca kurulacak Kurulun dönemsel değerlendirmesi sonrasında; soruşturma ve kovuşturmalardan doğan hak yoksunluklarının sulh ceza hâkimliği veya ilgili mahkemeden, mahkûmiyet hükümlerinden kaynaklanan hak yoksunluklarının ise infaz hâkimliğinden kaldırılması talep edilebilecek.
Şen, bu düzenlemenin mevcut infaz ve milletvekili seçilme yeterliliği sisteminden önemli ölçüde ayrıldığı görüşünde.
Mevcut sistemde mahkûmiyet nedeniyle milletvekili seçilme yeterliliğini kaybeden bir kişinin bu hakkı yeniden kazanabilmesi için kural olarak cezanın tamamen infaz edilmesi, infazın tamamlanmasından sonra üç yıl geçmesi ve yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verilmesi gerekiyor.
Teklif ise erteleme süresi henüz sona ermeden ve infaz hukuken tamamlanmış sayılmadan, Kurulun değerlendirmesi üzerine hak yoksunluklarının kaldırılmasına imkân tanıyor.
Şen bu durumu, “Teklif, siyasetin önünü infaz süreci tamamlanmadan açmaktadır” sözleriyle değerlendirdi.
Anayasa’nın 76. maddesi tartışması
Ersan Şen, yürürlükteki yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumunun bile milletvekili seçilme yeterliliği bakımından tartışmalı olduğunu belirtti.
Anayasa’nın 76. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan seçilme engellerinin yalnızca kanuni bir düzenleme veya yasaklanmış hakların geri verilmesi kararıyla ortadan kaldırılıp kaldırılamayacağının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunan Şen, bu sınırlamaların doğrudan Anayasa’dan kaynaklandığına işaret etti.
Yüksek Seçim Kurulunun, yasaklanmış hakların iadesine dayanarak milletvekili seçilmesinin önünü açan kararları bulunduğunu hatırlatan Şen, buna rağmen mevcut yaklaşımın anayasal açıdan yeniden ele alınması gerektiğini ifade etti.
Şen’e göre teklifin, olağan yasaklanmış hakların geri verilmesi sürecini dahi beklemeden ve infazın ertelenmesi devam ederken siyasi hakların önünü açması, Anayasa’nın 76. maddesi bakımından daha ağır bir hukuki sorun oluşturabilir.
“Anayasal sınırlamalar kanunla kaldırılamaz”
Şen, kanun teklifinin mahkûmiyetten doğan hak yoksunluklarını kaldırmayı amaçladığını, ancak Anayasa’da doğrudan düzenlenen milletvekili seçilme yeterliliği sınırlamalarının sıradan bir kanun hükmüyle bertaraf edilemeyeceğini vurguladı.
Teklifin yasalaşması halinde erteleme ve hak yoksunluklarının kaldırılmasına ilişkin hükümlerin Anayasa’ya uygunluğu konusunda ciddi hukuki ve siyasi tartışmaların gündeme gelmesi bekleniyor.
Hesap ve kartını kullandıranlara yarı oranında ceza indirimi
Ersan Şen ayrıca, dolandırıcılık suçlarına ilişkin yeni düzenlemeyi de değerlendirdi.
16 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilen yargı paketiyle Türk Ceza Kanunu’nun nitelikli dolandırıcılık suçunu düzenleyen 158. maddesine yeni bir fıkra eklendi. 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren hüküm, banka veya kredi kartı ile banka, ödeme hizmeti ya da kripto varlık hesaplarının dolandırıcılık amacıyla başkasına kullandırılmasını düzenliyor.
Buna göre, dolandırıcılık suçuna katılımı yalnızca kendisine veya başkasına ait hesap, kart ya da zorunlu erişim bilgilerini haksız menfaat sağlamak amacıyla başkasına vermekle sınırlı kalan kişinin cezası yarı oranında indirilecek.
Şen’e göre yeni hükümle, hesabını veya kartını kullandıran kişinin “yardım eden” mi yoksa “müşterek fail” mi sayılacağı yönündeki tartışmanın da sona erdirilmesi amaçlanıyor. Düzenleme, bu kişiyi söz konusu fiil bakımından fail kabul ediyor ancak cezasının yarı oranında indirilmesini öngörüyor.
İndirim her dolandırıcılık eyleminde uygulanmayacak
Yeni hüküm yalnızca hesap, kart veya bunlara erişim sağlayan bilgilerin başkasına verilmesiyle sınırlı eylemler bakımından uygulanabilecek.
Hesabını veya kartını kullandıran kişinin dolandırıcılığın planlanmasına ya da gerçekleştirilmesine ayrıca katılması durumunda, yarı oranındaki özel ceza indiriminin uygulanması mümkün olmayacak.
Şen, düzenlemenin dolandırıcılık fiiline doğrudan katılmayan ancak öncesinde hesabını veya kartını kullandıran kişiler için özel bir iştirak hükmü niteliğinde olduğunu belirtti.
Kesinleşmemiş dosyalarda yeni hüküm dikkate alınacak
Henüz kesinleşmemiş ve yargılaması devam eden dosyalarda, sanığın eylemi yalnızca hesap veya kart kullandırmaktan ibaretse yeni ceza indirimi uygulanabilecek.
Sanığın mağdurun zararını gidermesi ve Türk Ceza Kanunu’nun 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık şartlarını taşıması halinde, soruşturma veya kovuşturmanın aşamasına göre cezasında ayrıca indirim yapılabilecek.
Tutuklu sanıklar bakımından ise kanun değişikliğinin tutukluluk durumuna etkisinin ilgili hâkim veya mahkeme tarafından ayrıca değerlendirilmesi gerekecek.
Kesinleşmiş dosyalarda zarar şartı
Cezası 31 Temmuz 2026 tarihinden önce kesinleşen hükümlüler için farklı bir yöntem uygulanacak.
Dolandırıcılık eylemi yalnızca banka hesabını veya kartını kullandırmakla sınırlı kalan ve daha önce etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmayan hükümlülere, kararı veren mahkeme tarafından bildirim yapılacak.
Hükümlünün bu bildirimden itibaren altı ay içerisinde mağdurun zararını aynen iade veya tazmin yoluyla tamamen gidermesi halinde etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilecek. İnfazın ertelenmesi veya durdurulması için de mağdurun zararının karşılanması gerekecek.
Yeni suçlarda zarar giderilmese de indirim zorunlu olacak
Şen’in değerlendirmesine göre 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra işlenen suçlarda, kişinin eylemi yalnızca hesabını veya kartını dolandırıcılıkta kullanılmak üzere başkasına vermekle sınırlıysa cezanın yarı oranında indirilmesi zorunlu olacak.
Bu durumda fail, mağdurun zararını gidermemiş ve etkin pişmanlık hükümlerinin şartlarını taşımamış olsa bile, kanunda öngörülen özel indirimden yararlanabilecek.
Aynı banka hesabının veya kredi kartının kullandırılması nedeniyle birden fazla kişinin sorumlu tutulduğu dosyalarda ise faillerden birinin yaptığı zarar ödemesinin diğer sanıklar bakımından da dikkate alınması öngörülüyor.
İki düzenleme de yeni hukuki tartışmalar doğuracak
Şen’in değerlendirmesi, iki düzenlemenin farklı hukuki sonuçlarına dikkat çekiyor. Toplumsal bütünleşme teklifinde infaz tamamlanmadan hak yoksunluklarının kaldırılabilmesi anayasal açıdan tartışılırken, dolandırıcılık düzenlemesinde yalnızca hesabını veya kartını kullandıran kişiler için kapsamlı bir ceza indirimi getiriliyor.
Her iki düzenlemenin de eşitlik, adalet, suç ve ceza dengesi, mağdur hakları ve kamu vicdanı bakımından yeni tartışmalara yol açması bekleniyor.