Hakan Demir’den AfD uyarısı: Demokrasi kendi araçlarıyla korunmalı

SPD Federal Meclis Milletvekili Hakan Demir, Berlin seçimlerine iki gün kala gazeteci Mustafa Ekşi’ye konuştu. Altenbraker Presse Room’daki röportajda AfD’nin yükselişi, olası parti yasağı tartışması, çifte vatandaşlık, SPD’nin kaybettiği seçmenler, sosyal devlet, gençlere ulaşma sorunu ve seçim sonrası koalisyon seçenekleri ele alındı. Demir, AfD konusunda tarihsel örnekler üzerinden uyarıda bulunurken kendi partisine de özeleştiri yöneltti: “İşçilerin haklarını düzgün savunamıyoruz” ve “Gençlere ulaşamıyoruz.”

Hakan Demir’den AfD uyarısı: Demokrasi kendi araçlarıyla korunmalı
SPD Federal Meclis Milletvekili Hakan Demir ile Berlin seçimleri öncesinde Altenbraker Presse Room’da bir araya geldik. AfD’nin yükselişini, çifte vatandaşlığı, olası AfD yasağı tartışmasını, SPD’nin durumunu ve Berlin seçimleri sonrasında ortaya çıkabilecek siyasi tabloyu konuştuk. Fotoğraf: Medya.Berlin
Hakan Demir’den AfD uyarısı: Demokrasi kendi araçlarıyla korunmalı
Hakan Demir’den AfD uyarısı: Demokrasi kendi araçlarıyla korunmalı
Hakan Demir’den AfD uyarısı: Demokrasi kendi araçlarıyla korunmalı
Hakan Demir’den AfD uyarısı: Demokrasi kendi araçlarıyla korunmalı

BERLİN – Berlin’de 20 Eylül’de yapılacak Eyalet Meclisi seçimlerine iki gün kala yarış oldukça açık. 10 Eylül tarihli son ARD BerlinTrend araştırmasında Sol Parti yüzde 21, CDU yüzde 20, AfD yüzde 18, Yeşiller yüzde 16 ve SPD yüzde 12 seviyesinde ölçüldü. BSW ise yüzde 4’te kaldı. Mevcut CDU-SPD hükümeti bu tabloya göre çoğunluğu sağlayamıyor.

Seçim öncesi siyasi tabloyu SPD Federal Meclis Milletvekili Hakan Demir ile Altenbraker Presse Room’da konuştuk. Gazeteci Mustafa Ekşi’nin sorularını yanıtlayan Demir’in açıklamalarında özellikle AfD’nin yükselişi geniş yer tuttu.

Demir: “Her şey aynıdır demiyorum”

AfD’nin yükselişini değerlendiren Demir, Almanya’nın Weimar Cumhuriyeti dönemine ve Nasyonal Sosyalistlerin iktidara geliş sürecine gönderme yaptı. Ancak geçmiş ile bugünü birebir eşitlemediğinin altını özellikle çizdi.

“Her şey aynıdır demek istemiyorum” diyen Demir, buna rağmen demokratik sistemlerin kendi mekanizmaları üzerinden zayıflatılabileceğini savundu.

Demir’e göre AfD konusunda tartışılması gereken temel meselelerden biri, partinin göçmenlere ve farklı toplumsal gruplara yönelik politikalarının anayasal düzenle nasıl bağdaştığı.

Türkiye kökenli bazı seçmenlerin AfD’ye oy vermeyi düşündüklerini kendisinin de duyduğunu belirten Demir, bu seçmenlerin AfD’nin programını ve temsilcilerinin açıklamalarını ayrıntılı biçimde incelemesi gerektiği görüşünü dile getirdi.

AfD’ye oy veren Türkiye kökenliler de gündemdeydi

Mustafa Ekşi’nin, Berlin’de bazı Türkiye kökenli seçmenlerin neden AfD’ye yöneldiğine ilişkin sorusuna Demir, bunun sınırlı bir kesim olduğunu düşündüğünü söyleyerek yanıt verdi.

Demir, bu yönelimin arkasında diğer partilere yönelik hayal kırıklığının bulunabileceğini kabul ederken AfD’nin göç ve vatandaşlık politikaları nedeniyle Türkiye kökenli seçmenlerin bu tercihini anlamakta zorlandığını ifade etti.

Demir’in bu sözleri kendi siyasi değerlendirmesi. Berlin’de AfD’nin yükselişi ise anketlere açık biçimde yansıyor: 10 Eylül BerlinTrend’inde parti yüzde 18 ile üçüncü sırada ölçüldü.

Çifte vatandaşlık: “Kolay kolay alamazlar”

Röportajın önemli bölümlerinden biri çifte vatandaşlığa ayrıldı.

Demir, Almanya’da vatandaşlık hukukunun değiştirilmesi ve çoklu vatandaşlığın genişletilmesi için SPD içinde uzun yıllar mücadele ettiklerini anlattı.

Ekşi’nin, AfD’nin iktidara gelmesi durumunda çifte vatandaşlık hakkını geri alıp alamayacağı sorusuna Demir:

Kolay kolay alamazlar.” yanıtını verdi.

Demir, mevcut hakları savunmaya devam edeceğini belirtirken tartışmayı yalnızca vatandaşlık hukukuyla sınırlamadı. Demokratik kurumların güçlü tutulmasının kazanılmış hakların korunması açısından da belirleyici olduğunu savundu.

AfD yasağı konusunda Anayasa’nın 21. maddesine işaret etti

Röportajın en dikkat çekici bölümlerinden biri olası AfD yasağı tartışması oldu.

Demir, Alman Anayasası’nın 21. maddesine atıfta bulunarak insan onuruna, demokratik düzene ve hukuk devletine karşı hareket eden siyasi partiler için anayasal mekanizmaların bulunduğunu söyledi.

Demir’in yaklaşımına göre AfD’nin bu şartları taşıyıp taşımadığı konusunda son sözü siyasetçiler değil, Federal Anayasa Mahkemesi söylemeli.

Demir, siyasi partilerin geçmişte de yasaklandığını hatırlatarak Almanya’nın tarihsel deneyimi nedeniyle “savunmacı demokrasi” anlayışına sahip olduğunu ifade etti.

Kendi tutumunu ise şu sözlerle anlattı:

“80-90 yaşına geldiğimde geriye baktığımda, elimden ne geldiyse denedim diyebilmek istiyorum.”

AfD’nin sosyal medya gücüne dikkat çekti

Demir’in açıklamalarındaki önemli noktalardan biri, AfD’nin yükselişini yalnızca rakip bir partinin başarısı olarak ele almamasıydı.

SPD’nin de kendi eksiklerini görmesi gerektiğini söyledi.

Özellikle sosyal medya konusunda AfD’nin diğer partilerden daha etkili olduğunu savunan Demir:

“Her genç Alice Weidel’ı tanıyor, Lars Klingbeil’i tanımıyor. Gençlere ulaşamıyoruz.”

dedi.

Demir’e göre sorun sadece sosyal medyada daha fazla paylaşım yapmak değil. Siyasi iletişimin seçmenle duygusal bağ kurması gerektiğini söyleyen SPD’li milletvekili, geleneksel partilerin çoğu zaman rakamlar ve hazırlanmış konuşmalar üzerinden siyaset yaptığını belirtti.

AfD’nin ise sosyal medyada sembolleri, kısa mesajları ve duygusal iletişimi daha etkili kullandığını savundu.

BerlinTrend araştırmasında da 16-34 yaş grubundaki katılımcıların dörtte üçünden fazlası siyasi karar vericiler tarafından yeterince dikkate alınmadığını belirtmişti.

SPD’ye özeleştiri: “İşçilerin haklarını düzgün savunamıyoruz”

Demir’in eleştirileri yalnızca AfD’ye yönelik değildi.

Berlin’de SPD’nin yüzde 12 civarındaki anket seviyesini değerlendiren Demir, partisinin çalışanların gündelik sorunlarına yeniden daha güçlü biçimde yönelmesi gerektiğini söyledi.

Willy Brandt dönemini hatırlatan Demir, SPD’nin tarihsel siyasi kimliğinin merkezinde çalışanların ve sosyal hakların bulunduğunu vurguladı.

Şu an işçilerin haklarını düzgün savunamıyoruz.”

diyen Demir, sosyal demokratların bu alanda yeniden daha belirgin bir politika izlemesi gerektiğini savundu.

Emeklilik, sağlık sigortası ve çalışma sürelerine değinen Demir, sosyal sistemde reform ihtiyacı bulunduğunu kabul etmekle birlikte bunun çalışanların kazanılmış haklarının geriletilmesi anlamına gelmemesi gerektiğini söyledi.

Demir’e göre SPD, sosyal devlet ve çalışan hakları konusunda profilini yeniden güçlendiremezse seçmen kaybının devam etmesi riski bulunuyor.

AfD’nin yükselişi yalnızca hükümetin hataları mı?

Mustafa Ekşi, röportajda Almanya’nın ekonomik sorunlarını ve SPD’nin federal iktidar dönemindeki performansını da gündeme getirdi.

Demir, hükümetlerin ve geleneksel partilerin hatalarının bulunduğunu kabul etti ancak AfD’nin yükselişinin yalnızca bunlarla açıklanamayacağını savundu.

Donald Trump, Vladimir Putin ve Elon Musk üzerinden uluslararası siyasi gelişmelere değinen Demir, Avrupa’nın siyasi bütünlüğünü zayıflatmak isteyen aktörlerin bulunduğu görüşünü dile getirdi.

Bunlar Demir’in siyasi değerlendirmeleri olarak röportajda yer aldı.

Türkiye için AB üyeliği mesajı

Demir, Avrupa’nın geleceği konusunda ise daha bağımsız bir Avrupa Birliği fikrini savundu.

Avrupa’nın ABD, Rusya ve Çin karşısında kendi siyasi ve ekonomik ağırlığını koruyabilmesi için birlik içinde hareket etmesi gerektiğini belirten Demir, Türkiye konusunda da dikkat çekici bir mesaj verdi.

“Umarım 10 sene sonra, 20 sene sonra Türkiye de Avrupa Birliği’ne girer.”

diyen Demir, Türkiye’nin katılımının daha güçlü bir Avrupa Birliği oluşturabileceğini savundu.

“Birinci olan otomatik olarak başbakan olmaz”

Berlin seçimlerinin en kritik sorularından biri de Sol Parti ile CDU arasındaki yakın yarış.

Son BerlinTrend’de Sol Parti yüzde 21, CDU yüzde 20 ile ölçülürken aradaki fark yalnızca bir puan. AfD yüzde 18, Yeşiller ise yüzde 16 ile onları takip ediyor.

Ekşi, bu yakın yarışta Sol Parti’nin başbakan adayı Elif Eralp’in göreve gelmesini engellemek amacıyla başka partilerden CDU’ya stratejik oy kayması yaşanıp yaşanamayacağını sordu.

Demir spekülasyon yapmak istemediğini belirterek farklı bir noktaya dikkat çekti:

“Önemli olan hangi partinin birinci olduğu değil, hangi partinin oy çoğunluğuna gidebildiği.”

Berlin’de seçimden birinci çıkan partinin adayının otomatik olarak Regierender Bürgermeister olmadığına işaret eden Demir, hükümeti kurabilmek için Eyalet Meclisi’nde çoğunluk gerektiğini vurguladı.

Güncel anket aritmetiğinde mevcut CDU-SPD koalisyonu çoğunluğa ulaşamıyor. Sol Parti-SPD-Yeşiller veya CDU-Yeşiller-SPD gibi üçlü hükümet modelleri matematiksel seçenekler arasında bulunuyor.

BSW barajı geçerse sandalye hesabı değişecek

Röportajda BSW’nin yüzde 5 barajını geçip geçmemesi de ele alındı.

Demir, BSW’nin parlamentoya girmesinin diğer partilerin sandalye dağılımını etkileyeceğini ve koalisyonların çoğunluk marjlarını daraltabileceğini söyledi.

Son BerlinTrend’de BSW yüzde 4 seviyesinde bulunuyor. rbb’nin koalisyon analizine göre BSW’nin yüzde 5 ile parlamentoya girmesi mevcut olası üçlü koalisyonların matematiksel çoğunluklarını daraltabilir.

Federal siyasete etkisi de konuşuldu

Demir, Berlin seçiminin sonuçlarının yalnızca eyalet siyaseti açısından değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Federal hükümet ve CDU/CSU içindeki tartışmalara da değinen Demir, seçim sonuçlarının federal düzeyde yeni siyasi tartışmalara yol açabileceğini savundu.

Ancak mevcut federal hükümetin devam etmesi gerektiğini söyleyen Demir, siyasi istikrarsızlığın AfD’nin daha fazla güç kazanmasına zemin hazırlayabileceği görüşünü dile getirdi.

Türk kökenli seçmenlere sandık çağrısı

Röportajın sonunda Mustafa Ekşi, Demir’e Berlin’deki Türkiye kökenli seçmenlere mesajını sordu.

Demir, çifte vatandaşlık için uzun yıllar mücadele edildiğini hatırlatarak vatandaşlıkla birlikte kazanılan siyasi katılım hakkının kullanılmasını istedi.

Seçmenleri 20 Eylül’de sandığa gitmeye çağıran Demir, SPD milletvekili olarak partisinin Berlin’deki adaylarının desteklenmesini istediğini de açıkça ifade etti.

Berlin seçimine iki gün kala ortaya çıkan tablo, tek bir partinin belirleyici olacağı bir seçimden çok parçalı bir Eyalet Meclisi ihtimaline işaret ediyor. Son ARD araştırmasında dört parti yüzde 16 ile 21 arasındaki dar bir bantta bulunuyor. AfD’nin yüzde 18’lik seviyesi, SPD’nin yüzde 12’ye gerilemesi ve BSW’nin barajın hemen altında bulunması, seçim gecesinin ardından koalisyon pazarlıklarının en az sandık sonucu kadar önemli olacağını gösteriyor.

Hakan Demir ile gerçekleştirdiğimiz video röportajın tamamını yakında YouTube kanalımızda izleyebilirsiniz.