Berlin’de Kırmızı Belediye Sarayı İçin Beşli Yarış

Berlin’de 20 Eylül 2026’da yapılacak Eyalet Meclisi seçimleri öncesinde siyasi yarış hızlandı. Elif Eralp, Stefan Evers, Werner Graf, Kristin Brinker ve Steffen Krach, farklı siyasi programlarla Berlin yönetimine talip. Anketler hiçbir partiye tek başına iktidar şansı tanımazken, seçimden sonra üç partili bir koalisyon kurulması bekleniyor.

Berlin’de Kırmızı Belediye Sarayı İçin Beşli Yarış
Berlin Yönetici Belediye Başkanlığına aday Elif Eralp, Stefan Evers, Werner Graf, Kristin Brinker ve Steffen Krach. Arka planda Berlin Kırmızı Belediye Sarayı. Görsel: Medya.Berlin

Berlin’de seçim kampanyası son ve belirleyici aşamasına girdi. Kentin sokakları adayların portreleri, siyasi mesajlar ve seçim afişleriyle kaplanırken, yarış yalnızca hangi partinin birinci olacağı üzerinden yürümüyor. Asıl soru, Kırmızı Belediye Sarayı’nda kurulacak yeni yönetimin hangi partilerden oluşacağı.

Berlinliler 20 Eylül 2026’da hem 20. Berlin Eyalet Meclisi’ni hem de 12 ilçenin meclislerini belirlemek üzere sandığa gidecek. Bu seçimde ilk kez 16 ve 17 yaşındaki Alman vatandaşları da Eyalet Meclisi için oy kullanabilecek.

Berlin Eyalet Seçim Kurulu, yaklaşık 2,5 milyon kişinin oy kullanma hakkına sahip olacağını öngörüyor. Seçmenler Berlin Yönetici Belediye Başkanı’nı doğrudan seçmiyor. Sandıktan çıkacak milletvekili dağılımının ardından Yönetici Belediye Başkanı, Berlin Eyalet Meclisi tarafından belirlenecek.

Anketlerde Yarış Değişiyor

Forsa’nın 4-18 Ağustos tarihleri arasında 1.535 kişiyle gerçekleştirdiği araştırmaya göre Sol Parti yüzde 22 ile ilk sırada yer alıyor. CDU ve AfD yüzde 18’er, Yeşiller yüzde 16, SPD ise yüzde 12 düzeyinde ölçüldü. BSW yüzde 4, FDP ise yüzde 3 ile yüzde 5’lik seçim barajının altında kaldı.

Forsa araştırmasından kısa süre önce yayımlanan INSA anketinde ise CDU yüzde 20 ile birinci sıradaydı. Sol Parti yüzde 19, AfD yüzde 17, Yeşiller yüzde 16, SPD yüzde 15 seviyesinde gösterilmişti.

Araştırmalar arasındaki fark, seçmen tercihlerinin henüz kesinleşmediğini ortaya koyuyor. Anketlerde ilk beş parti arasındaki mesafenin daralması, kampanyanın son haftalarında yaşanacak gelişmelerin seçim sonucunu değiştirebileceğine işaret ediyor.

Anketler seçim tahmini değil, yapıldıkları dönemdeki siyasi eğilimin fotoğrafı olarak değerlendiriliyor. Ancak mevcut veriler, herhangi iki partinin rahat biçimde çoğunluk sağlayamayacağını ve seçimden sonra üç partili bir koalisyonun gündeme gelebileceğini gösteriyor.

Elif Eralp Yarışın Merkezine Yerleşti

Sol Parti’nin başbakan adayı Elif Eralp, partisinin son Forsa araştırmasında birinci sıraya yükselmesiyle seçim yarışının merkezine yerleşti. Hukukçu olan Eralp, göçmen bir ailenin çocuğu olarak Almanya’da dünyaya geldi. Ailesi Türkiye’den Almanya’ya göç etti.

Eralp, 2018-2023 yılları arasında Sol Parti Berlin yönetiminde görev yaptı. 2021’den bu yana Berlin Eyalet Meclisi üyesi olan Eralp, 2024’te Sol Parti Meclis Grubu Başkan Yardımcılığına, 2025’te ise Berlin Sol Parti Eyalet Başkan Yardımcılığına seçildi.

Eralp’in kampanyasında yüksek kiralar, kamusal konut üretimi, büyük konut şirketleri karşısında kiracıların korunması ve sosyal eşitsizlikle mücadele öne çıkıyor. Sol Parti, Eralp ile seçimi kazanarak Berlin’de ilk kez kendi saflarından bir kadın Yönetici Belediye Başkanı çıkarmayı hedefliyor.

Yuvaların Kapatılmasına Karşı Çıktı

Eralp, Medya.Berlin’in takip ettiği Alman-Türk Gazeteciler Birliği Berlin toplantısında, çocuk sayısındaki geçici düşüş gerekçe gösterilerek yuvaların kapatılmasını eleştirdi.

Berlin’deki çocuk yuvalarında personel eksikliği bulunduğunu belirten Eralp, mevcut kapasitenin azaltılması yerine bakım kalitesini yükseltmek amacıyla kullanılması gerektiğini söyledi. Kısa vadeli nüfus verilerine dayanılarak okul ve yuva kapatılmasının gelecekte yeni kapasite sorunlarına yol açabileceğini savundu.

Tempelhofer Feld’in yapılaşmaya açılmasına da karşı çıkan Eralp, Berlinlilerin 2014 yılında yapılan halk oylamasında alanın korunması yönünde karar verdiğini hatırlattı. Alanın kent yaşamı ve iklim dengesi bakımından önemine dikkat çeken Eralp, konutların Berlin’de belirlenen diğer yerleşim bölgelerinde yapılmasını istedi.

Elif Eralp: “Yuvalar kapatılmamalı, Tempelhofer Feld korunmalı”

Stefan Evers CDU’nun Yeni Adayı

CDU, mevcut Berlin Yönetici Belediye Başkanı Kai Wegner’in yeniden aday olmaması üzerine seçim yarışına Stefan Evers ile giriyor.

1979 yılında Paderborn’da doğan Evers, 1999’da Berlin’e geldi. Potsdam Üniversitesi’nde hukuk eğitimi alan Evers, öğrencilik döneminde Federal Meclis milletvekillerinin yanında çalıştı. Daha sonra strateji ve iletişim danışmanlığı yaptı.

Evers, 2011’den bu yana Berlin Eyalet Meclisi’nde görev yapıyor. CDU Meclis Grubu Başkan Yardımcılığı, Berlin CDU Genel Sekreterliği ve grubun parlamenter yöneticiliği görevlerinde bulundu. 2023’te Berlin Maliye Senatörü oldu. 2026’da kültür ve toplumsal uyum alanlarının sorumluluğunu da üstlendi.

CDU’nun kampanyasında kamu yönetiminin işler hâle getirilmesi, güvenlik, ekonomik disiplin, eğitim, çocuk yuvaları ve belediye hizmetlerinin iyileştirilmesi öne çıkıyor.

Evers, kampanyasında Berlin’i yönetecek kişinin güvenilir olması gerektiğini vurguluyor. CDU’nun temel hedefi, iktidar tecrübesini öne çıkarırken Wegner döneminde yaşanan siyasi tartışmaların etkisinden uzaklaşmak.

Werner Graf Yeşillerin Koalisyon Kozu

Yeşillerin başbakan adayı Werner Graf, parti yönetimindeki uzun yıllara dayanan tecrübesiyle seçmenin karşısına çıkıyor.

1980 yılında Neumarkt’ta doğan Graf, Bremen’de uluslararası siyaset yönetimi eğitimi aldı. Yeşillerin federal düzeydeki yönetim kadrolarında görev yaptı. 2016-2021 yılları arasında Berlin Yeşiller Eyalet Başkanı oldu. 2021’den bu yana Berlin Eyalet Meclisi’nde yer alan Graf, 2022’de Yeşiller Meclis Grubu eş başkanlığına seçildi.

Graf’ın kampanyasının merkezinde iklim politikası, kiracıların korunması, konut üretimi, toplu taşıma, bisiklet yolları ve Berlin’in aşırı sıcaklara karşı hazırlanması bulunuyor.

Yeşiller açısından temel sınav, geleneksel çevreci tabanı korurken kent yönetiminde istikrar arayan merkez seçmenlere de ulaşabilmek. Anketlerde yüzde 16 civarında ölçülen parti, seçimden sonra hem Sol Parti öncülüğünde hem de CDU’nun yer alacağı olası koalisyonlarda kilit konumda bulunabilir.

Kristin Brinker AfD’nin İktidar İddiasını Taşıyor

AfD, 2021 ve 2023 seçimlerinde olduğu gibi 2026 seçimlerine de Kristin Brinker’i başbakan adayı olarak sokuyor. Brinker, parti içerisinde deneyimli ve güçlü bir isim olarak değerlendiriliyor.

1972 yılında Sachsen-Anhalt eyaletinin Bernburg kentinde doğan Brinker, Doğu Almanya’da büyüdü. Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından Berlin’e geldi. 1994-1999 yılları arasında Berlin Teknik Üniversitesi’nde mimarlık eğitimi aldı ve daha sonra doktorasını tamamladı.

Brinker, siyasete girmeden önce gayrimenkul sektöründe bağımsız çalıştı. 2013’te AfD’ye katıldı, 2016’da Berlin Eyalet Meclisi’ne girdi. 2021’den bu yana AfD Berlin Eyalet Başkanı ve Eyalet Meclisi grup başkanı olarak görev yapıyor. Aynı zamanda grubun bütçe ve maliye politikaları sözcülüğünü yürütüyor.

Brinker, AfD’nin 2023 seçimlerinde oyların yaklaşık yüzde 9’unu aldığı Berlin’de, partisinin en güçlü siyasi güç olabileceğini savunuyor. Güncel anketlerde AfD’nin yüzde 17-18 civarında ölçülmesi, partinin önceki seçim sonucunun belirgin biçimde üzerinde bir desteğe ulaşabileceğini gösteriyor.

Ancak diğer partilerin AfD ile koalisyona kapalı durması, yüksek oy oranının doğrudan hükümet ortaklığına dönüşmesinin önündeki en büyük engel olarak görülüyor.

AfD’nin Göç Ve Konut Politikaları Tartışılıyor

AfD’nin seçim programında göçün sınırlandırılması ve partinin “remigration” olarak adlandırdığı geri gönderme politikası önemli yer tutuyor. Programda yeni konutların dağıtımında uzun süredir Berlin’de yaşayanlara öncelik verilmesi savunuluyor.

AfD’nin bu yaklaşımı, eşitlik ilkesi ve göçmenlerin konut piyasasına erişimi bakımından eleştiriliyor. Berlin nüfusunun önemli bölümünün göç geçmişine sahip olması, göç politikalarını seçim kampanyasının en tartışmalı başlıklarından biri hâline getiriyor.

Brinker ise AfD’nin bütün göçmenleri aynı kategoride değerlendirdiği yönündeki eleştirileri reddediyor. Almanya’da çalışan, vergi ödeyen ve kurallara uyan göçmenlerin toplumun bir parçası olduğunu söylerken, düzenli göç ile iltica sisteminin birbirinden ayrılması gerektiğini savunuyor.

Tempelhofer Feld İçin Yeniden Referandum Önerisi

Brinker, Kazım Erdoğan başkanlığındaki Aufbruch Neukölln e.V. tarafından düzenlenen ve Medya.Berlin’in takip ettiği toplantıda konut, ulaşım, güvenlik, göç, ayrımcılık ve ekonomi politikalarına ilişkin soruları yanıtladı.

Tempelhofer Feld konusunda kişisel olarak alanın belirli ölçüde yapılaşmaya açılmasından yana olduğunu söyleyen Brinker, Berlinlilerin 2014 yılında verdiği kararın göz ardı edilemeyeceğini belirtti.

Yeni bir inşaat kararının ancak yeniden halk oylaması yapılarak alınabileceğini savunan Brinker, Berlinlilerin bir kez daha karşı çıkması hâlinde önceki kararın korunması gerektiğini söyledi.

Brinker ayrıca inşaat izinlerinin hızlandırılmasını, mevzuatın sadeleştirilmesini ve özel yatırımcıların konut üretimine daha fazla katılmasını istedi. Bir inşaat başvurusuna belirli süre içerisinde yanıt verilmemesi durumunda başvurunun kabul edilmiş sayılabileceği bir “zımni onay” modeli önerdi.

Dr. Kristin Brinker: “Tempelhofer Feld için yeniden halk oylaması yapılmalı”

Steffen Krach SPD’nin Umudu

Berlin’i uzun yıllar yöneten SPD, seçim yarışına Steffen Krach ile giriyor. Parti yönetimi Krach’ı Berlin siyaseti için yeni bir yüz olarak sunarken, Krach siyasi ve idari görevlerde uzun yıllara dayanan tecrübeye sahip.

Krach, 2014-2021 yılları arasında Berlin’de bilim ve araştırmadan sorumlu devlet sekreteri olarak görev yaptı. Daha sonra Hannover Bölge Başkanı seçildi. Kariyerinin önceki dönemlerinde kamu yönetiminde ve SPD Federal Meclis Grubu’nda çalışan Krach, 1998’den bu yana SPD üyesi.

Siyaset bilimi eğitimi alan Krach evli ve üç çocuk babası. Kasım 2025’te SPD’nin Berlin Eyalet Meclisi seçimlerindeki başbakan adayı seçildi. Daha sonra Berlin SPD Eyalet Eş Başkanlığı görevini de üstlendi.

Krach’ın önündeki temel sorun, SPD’nin anketlerde gerilemesi. Son Forsa araştırmasında yüzde 12 seviyesinde ölçülen parti, beş büyük siyasi güç arasında son sırada kaldı. Krach’ın görevi yalnızca yeni seçmen kazanmak değil, SPD’den uzaklaşan geleneksel seçmeni de yeniden sandığa taşımak.

Yüksek Gelirlilere Ek Katkı Önerisi

Krach, Berlin’de Türkçe medya temsilcileriyle gerçekleştirdiği ve Medya.Berlin’in takip ettiği buluşmada, yüksek gelir gruplarına yönelik geçici ek katkı önerisini savundu.

Yıllık geliri 300 bin avronun üzerinde olan kişiler ile toplam geliri 500 bin avroyu aşan evli çiftlerden yüzde 5 oranında ek katkı alınmasını öneren Krach, düzenlemenin Almanya’daki vergi mükelleflerinin yaklaşık yüzde 0,27’sini etkileyeceğini söyledi.

Elde edilecek gelirin sağlık ve eğitim sistemlerinin güçlendirilmesinde kullanılabileceğini belirten Krach, düşük ve orta gelir gruplarının vergi yükünün hafifletilmesi gerektiğini vurguladı.

Krach ayrıca kira tavanı ve vergi politikaları gibi federal yetki alanına giren konularda Berlin’in Federal Konsey üzerinden girişim başlatmasını istiyor.

Steffen Krach: “Yüksek gelir grupları topluma daha fazla katkı sunmalı”

Wahl-O-Mat Seçmenlerin Kullanımına Açıldı

Berlin seçimleri için hazırlanan Wahl-O-Mat çevrim içi olarak seçmenlerin kullanımına açıldı. Federal Siyasal Eğitim Merkezi ile Berlin Eyalet Siyasal Eğitim Merkezi tarafından hazırlanan uygulama, seçmenlerin görüşleriyle partilerin programlarını karşılaştırıyor.

Wahl-O-Mat’ta partilerin 38 farklı önerme karşısındaki tutumları yer alıyor. Kullanıcılar her önerme için “katılıyorum”, “tarafsızım”, “katılmıyorum” veya “atlıyorum” seçeneklerinden birini işaretleyebiliyor. Sonuç bölümünde kullanıcının verdiği yanıtlarla partilerin tutumları arasındaki benzerlik oranı gösteriliyor.

Kullanıcılar kendileri için önemli gördükleri konulara daha fazla ağırlık verebiliyor ve cevaplarını sonuç ekranında yeniden değiştirebiliyor.

Uygulamada konut, eğitim, göç, kültür, atık yönetimi, ulaşım, konut şirketlerinin kamulaştırılması, iklim hedefleri, Almanca kursları, evsizlerin barınması, gece kulüpleri, trafiksiz pazar günleri ve bisiklet yolları gibi Berlin gündeminin öne çıkan konuları bulunuyor.

Sorular; Berlinli genç seçmenler ile bilim, gazetecilik ve eğitim alanlarından uzmanların katkısıyla hazırlandı. Siyasi partilerden alınan yanıtlar ve gerekçeler de uygulamada görülebiliyor.

Wahl-O-Mat, 2002’den bu yana Federal Siyasal Eğitim Merkezi tarafından farklı seçimler öncesinde hazırlanıyor. Federal Meclis’in 2025 seçimleri öncesinde uygulamanın yaklaşık 26 milyon kez kullanıldığı bildirildi.

Berlin Wahl-O-Mat uygulamasına wahl-o-mat.de⁠ adresinden ulaşılabiliyor. Araç seçmene hangi partiye oy vermesi gerektiğini söylemiyor; yalnızca siyasi tutumlar arasındaki benzerlikleri gösteriyor.

Konut Sorunu Seçimin Ana Başlığı

Berlin’de beş aday da konut krizinin büyüklüğünü kabul ediyor; ancak önerilen çözümler birbirinden önemli ölçüde ayrılıyor.

Sol Parti, kamusal konut üretimini ve büyük konut şirketlerinin daha sıkı denetlenmesini savunuyor. CDU, izin süreçlerinin hızlandırılması ve özel sektör yatırımlarının önünün açılması üzerinde duruyor. Yeşiller, konut üretiminin iklim ve kent planlamasıyla birlikte ele alınmasını istiyor.

AfD, özel yatırımcıların daha fazla sürece katılmasını ve yeni konutlarda uzun süredir Berlin’de yaşayanlara öncelik verilmesini savunuyor. SPD ise sosyal konut üretiminin artırılmasını, kiracıların korunmasını ve federal düzeyde yeni kira düzenlemeleri yapılmasını istiyor.

Tempelhofer Feld tartışması da konut ihtiyacı ile yeşil alanların korunması arasındaki siyasi gerilimin simgesi hâline geldi. Eralp alanın yapılaşmadan korunmasını isterken Brinker, muhtemel bir yapılaşma için yeni bir referandum yapılmasını savunuyor.

Asıl Mücadele Koalisyon Masasında Yaşanacak

Güncel araştırmalar, hiçbir iki partili koalisyonun rahat bir çoğunluğa ulaşamayabileceğini gösteriyor. Sol Parti-Yeşiller-SPD ittifakı aritmetik olarak mümkün seçeneklerden biri olarak öne çıkarken, CDU-Yeşiller-SPD koalisyonu da gündemdeki yerini koruyor.

AfD’nin yüksek oy oranına rağmen koalisyon ortağı bulamaması, seçim sıralaması ile kurulacak hükümetin birbirinden farklı olabileceğini ortaya koyuyor. FDP ile BSW’nin yüzde 5’lik barajı aşıp aşamayacağı da sandalye dağılımını ve koalisyon çoğunluklarını doğrudan etkileyecek.

Bu nedenle 20 Eylül gecesi yalnızca hangi partinin birinci olduğu değil, hangi partilerin birlikte çalışabileceği de belirleyici olacak. Sandık Kırmızı Belediye Sarayı’nın kapısını aralayacak; Berlin’i kimin yöneteceği ise büyük ölçüde seçim sonrasında kurulacak koalisyon masasında netleşecek.