MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir’in açıklamalarına Yüksel Aslan’dan analiz

Yüksel Aslan, iş dünyası temsilcilerinin ekonomi değerlendirmelerinde veri temelli, makroekonomik çerçeveye dayalı ve karşılaştırmalı analizler yapması gerektiğini vurguladı. Aslan’a göre popülist söylem yerine rasyonel iktisadi perspektif öncelik olmalı.

MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir’in açıklamalarına Yüksel Aslan’dan analiz
Yüksel Aslan -Ekonomist

Yüksel Aslan, MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir’in Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerini iktisadi veriler ve tarihsel karşılaştırmalar üzerinden ele aldı. Aslan’a göre yapılan açıklamalar, mevcut göstergelerle tam olarak örtüşmüyor ve yapısal dinamikleri yeterince dikkate almıyor.

Sanayinin milli gelir içindeki payı tartışması

Özdemir’in “1996’da GSYİH’de sanayinin payı yüzde 25 iken bugün yüzde 17’ye düştü, Türkiye sanayisini kaybediyor” sözlerine karşılık Aslan, tek başına oran üzerinden yapılan değerlendirmelerin eksik olduğunu savunuyor.

1996’da 25–30 civarında olan Organize Sanayi Bölgesi sayısının bugün 400’ün üzerine çıktığını, OSB dışı işletme sayısında ciddi artış yaşandığını ve ihracat hacminin 23 milyar dolardan 274 milyar dolar seviyesine yükseldiğini hatırlatıyor. Ayrıca Almanya’da sanayinin GSYİH içindeki payının yüzde 23, Avrupa Birliği ortalamasının ise yüzde 16–20 bandında olduğuna işaret ederek, Türkiye’nin oranının uluslararası karşılaştırmada “olağan dışı” bir tablo oluşturmadığını ileri sürüyor.

Aslan’a göre ekonomik yapının hizmetler lehine genişlemesi, küresel ölçekte yaygın bir eğilim ve bu durum otomatik olarak “sanayisizleşme” anlamına gelmiyor.

İşgücü açığı ve üretim kapasitesi

“Fabrikalarda hatlar boş, 300 kişi yerine 100 kişi çalışıyor” değerlendirmesini ise Aslan, işgücü arz-talep dengesi üzerinden yorumluyor. Almanya ve Avusturya’nın 1960–1980 döneminde yaşadığı işgücü açığına atıf yaparak, bu ülkelerin yabancı işçi politikaları ve işçi lojmanlarıyla sorunu yönettiğini belirtiyor.

Türkiye’de ise göç ve yabancı işgücü konusundaki toplumsal ve siyasal çekincelerin üretim kapasitesini sınırladığını savunuyor. Aslan’a göre işveren örgütlerinin daha rasyonel ve uzun vadeli bir göç politikası çerçevesi oluşturulması yönünde açık tutum alması gerekiyordu.

Ücret dengesi ve katma değer

Özdemir’in “beyaz yakalı mühendis, bir usta kalfasından daha az maaş alıyor” sözlerine karşılık Aslan, ücretlerin piyasa içinde katma değer üretimiyle belirlendiğini ifade ediyor. Nitelikli teknik ustaların birçok Avrupa ülkesinde de yüksek gelir elde ettiğini, Almanya’da bir şantiye şefinin (Polier) bazı durumlarda mühendisten daha fazla kazanabildiğini örnek gösteriyor.

Bu çerçevede ücret politikasının topluma değil doğrudan işveren kararlarına bağlı olduğunu, dolayısıyla sorumluluğun da iş dünyasına ait olduğunu dile getiriyor.

Fiyat farklılıkları ve piyasa denetimi

“Aynı çayın bir yerde 500, başka bir yerde 5 lira olması normal değil” çıkışını ise serbest piyasa perspektifiyle değerlendiriyor. Türkiye’de narh sisteminin bulunmadığını, fiyat farklılaşmasının piyasa koşullarının sonucu olduğunu belirtiyor.

Ayrıca MÜSİAD’ın binlerce işletmeyi temsil ettiğini hatırlatarak, fahiş fiyat veya spekülasyon gerekçesiyle üyelerine yönelik hangi somut yaptırımların uygulandığını sorguluyor.

Yüksel Aslan’ın analizine göre, iş dünyası temsilcilerinin kamuoyuna yaptığı açıklamaların veri temelli, karşılaştırmalı ve makroekonomik çerçeveye oturan bir içerikte olması gerekiyor. Eleştirilerin meşru olduğu ancak söylemin popülist bir dile kaymasının, ekonomik tartışmanın kalitesini düşürdüğü görüşünü savunuyor.

Aslan, Türkiye ekonomisinde sorun alanlarının bulunduğunu kabul etmekle birlikte, değerlendirmelerin yapısal dönüşüm, küresel eğilimler ve üretim kapasitesi artışı dikkate alınarak yapılması gerektiğini vurguluyor.