Yardım kisvesi altında güç devşirme düzeni
Berlin’de bazı isimlerin siyaset, medya, ticaret ve yardım faaliyetleri arasında kurduğu çoklu kimlik düzeni; “yardım” kavramı üzerinden oluşan güç, nüfuz ve şeffaflık tartışmalarını yeniden gündeme taşıyor. Gerçek yardım ile kişisel vitrin arasında büyüyen çizgi ise toplumdaki güven duygusunu aşındırıyor.
Berlin’de artık yardım kolisiyle PR çalışmasının birbirine karıştığı bir dönem yaşanıyor.
Bazı isimlere bakıyorsunuz…
Her masada varlar.
Bir açılışta protokolde.
Ertesi gün yardım gecesinde.
Sonra spor kulübünde.
Ardından medya ekranında.
Bir bakmışsınız “iş insanı”…
Bir bakmışsınız “kanaat önderi”…
Bir bakmışsınız “gazeteci”…
Yetmiyor;
yardım derneği başkanı.
Berlin küçük şehir değil.
Ama hafızası güçlü şehir.
Kim hangi dernekte kavga etmiş…
Kim hangi yapıyla yollarını tartışmalı ayırmış…
Kim hakkında hangi iddialar konuşulmuş…
Toplum bunları unutmuyor.
Fakat ilginç olan şu:
Aynı isimler, birkaç ay sessiz kalıp başka tabelayla yeniden ortaya çıkıyor.
Yeni logo.
Yeni slogan.
Yeni mağduriyet hikâyesi.
Ama kadro aynı.
Yöntem aynı.
Çevre aynı.
Çünkü yardım sektörü artık sadece “yardım” değil.
Güç alanı.
Nüfuz alanı.
Dokunulmazlık alanı.
En tehlikelisi de burada başlıyor zaten.
Dini duyguların olduğu yerde insanlar sorgulamaktan çekiniyor.
“Allah rızası” denildiği an, birçok kişi hesap sormayı ayıp sanıyor.
Oysa gerçek yardım şeffaflıktan korkmaz.
Gerçek yardım hesap vermekten rahatsız olmaz.
Ama bugün bakıyorsunuz;
bazı yapılarda yardım faaliyetinden çok vitrin çalışıyor.
Kameralar hazır.
Fotoğraflar hazır.
Sosyal medya ekipleri hazır.
Yoksulun yüzü flu…
Dernek başkanının pozu net.
Çünkü mesele artık ihtiyaç sahibine ulaşmak değil;
görünür olmak.
Bir dönem gazetecilikle öne çıkan isim,
ertesi dönem yardım faaliyetleriyle sahnede.
Sonra siyaset koridorlarında.
Ardından ticaret ağlarında.
Hepsi birbirine karışıyor.
Ve bu karmaşanın içinde toplumun vicdanı yavaş yavaş yoruluyor.
Asıl zararı da gerçekten dürüst çalışan dernekler görüyor.
Sessizce yardım ulaştıran,
reklam yapmadan çalışan,
hesap verebilen insanlar zan altında kalıyor.
Çünkü birkaç kişinin kurduğu gösteri düzeni,
bütün alanın güvenini tüketiyor.
Bugün toplumun artık sadece duygusal çağrılara değil;
sicile bakması gerekiyor.
Kim bu kişi?
Geçmişi ne?
Toplanan para nasıl denetleniyor?
Bağımsız denetim var mı?
Yönetim şeffaf mı?
Aynı isim neden sürekli farklı tabelalar altında karşımıza çıkıyor?
Bunları sormadan yapılan her bağış,
iyi niyetin istismarına dönüşebilir.
Çünkü yardım kutsaldır.
Ama kutsal olan her alanın etrafında,
mutlaka onu kullanmak isteyenler de dolaşır.
Berlin’de mesele artık yardım değil.
Mesele;
yardım görüntüsü altında kurulan etki düzenidir.