Almanya’da Türkçe için 50 yıllık emek: Yeni engeller, 501 öğretmen ve güçlü dayanışma
Berlin Başkonsolosluğu’na bağlı 501 Türkçe ve Türk kültürü öğretmeni, Almanya’daki çocuklara ana dili ve kültürü aktarmak için yarım asırlık birikimi yeni siyasi ve idari engellere rağmen sürdürüyor. Eğitim müşaviri, koordinatör ve öğretmenler, 24 Kasım vesilesiyle hem mesleğin anlamını hem de Almanya’da Türkçe mücadelesinin kritik dönemeçlerini anlattı. Arşiv Haber
Almanya’da 50 yıllık Türkçe dersi mirası
Programda söz alan Türkiye Cumhuriyeti Berlin Büyükelçiliği Eğitim Müşaviri, Almanya’da Türkçe derslerinin 50 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu hatırlattı. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı öğretmenler, Almanya’nın farklı eyaletlerinde Türkçe ve Türk kültürü dersleri veriyor, çocuklara hem ana dilin inceliklerini hem de Türkiye’nin tarihini, bayramlarını ve kültürel değerlerini aktarıyor.
Eğitim müşavirliği, bu 50 yıllık birikimi toplu halde görünür kılmak için Almanya genelinde Türkçe derslerinin statüsü, verildiği eyaletler ve ders türleriyle ilgili bilgilendirici broşürler hazırlıyor. Resmi web sayfaları ve sosyal medya hesapları üzerinden velilere, “Bulunduğunuz okulda Türkçe dersi var mı, yoksa talep edin” çağrısı yineleniyor.
Öğretmenler Günü’nün anlamı ve Atatürk vurgusu
Konuşmalarda, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nün tarihsel arka planı da hatırlatıldı. 24 Kasım 1928’de Mustafa Kemal Atatürk’e Millet Mektepleri Başöğretmenliği unvanının verilmesi, 1981’de Öğretmenler Günü olarak kutlamaların başlaması ve 1992’den sonra yurt dışındaki Türk öğretmenlerini de içine alan resmi bir uygulamaya dönüşmesi, mesleğin tarihsel saygınlığının temel dayanakları olarak öne çıkarıldı.
Hem Türkiye’de hem Almanya’da görev yapan öğretmenlerin ortak paydasının, “iyi insan, iyi vatandaş, yüksek ahlak ve sorumluluk bilinci” ile yeni nesiller yetiştirmek olduğu vurgulandı. Konuklar, öğretmenliğin “mefkuresi en yüksek, malzemesi insan olan meslek” olduğunun altını çizdi.
Almanya’da 501 kişilik öğretmen ordusu
Eğitim müşavirliği verilerine göre Almanya genelinde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı yaklaşık 501 öğretmen görev yapıyor. Bu öğretmenlerin tamamı Türkiye’de devlet okullarında en az 10 yıl tecrübe kazanmış, sınav ve mülakatlarla seçilmiş, özel uyum ve yurtdışı görev seminerlerinden geçmiş isimlerden oluşuyor.
Berlin’de ise 31 öğretmen, 67 okulda Türkçe ve Türk kültürü dersi veriyor. Çoğu öğretmen bir günde birden fazla okula gidiyor, ders programına göre sabah bir okulda, öğleden sonra başka bir okulda öğrencilerle buluşuyor. Bir kısım dersler sabah saatlerinde örgün eğitim içinde, bir kısmı ise öğleden sonra seçmeli ders veya etkinlik formatında yürütülüyor.
Gurbet koşullarında mesleki özveri
Programda, yurtdışı öğretmenliğinin “özel ve ağır sorumluluk içeren bir görev” olduğuna dikkat çekildi. Türkiye’de meslekî kıdem kazanmış öğretmenler, Almanya’ya gelirken sadece dil ve kültür öğretmeni değil, aynı zamanda ülke temsilcisi ve rol model olarak görülüyor.
Öğretmenlerin önemli bir kısmı ailelerinden, yakın çevrelerinden uzak; bazıları eş ve çocuklarını yanına alamadan görev yapıyor. Buna rağmen, hafta içi okullarda, hafta sonu sivil toplum kuruluşlarının mekânlarında cumartesi ve pazar sabahları dahi Türkçe derslerini sürdürdükleri, kimi zaman bir saatlik ders için iki saat yol gittikleri anlatıldı.
İlgili Haber
Bir Ülke Sınıflarında Bağımsızdır: Eğitimine Sahip Çıkmayan Geleceğini Teslim Eder
Berlin’de Türkçe derslerine dolaylı engeller ve alternatifler
Programda ele alınan en kritik başlıklardan biri, Berlin’de bazı ilçelerde Türkçe derslerine getirilen dolaylı engeller oldu. Özellikle bir dönem belediyelerin Türkçe sınıflarını kapatma yönündeki tutumu ve bazı okullarda konsolosluk öğretmenleriyle çalışmak istememe eğilimi dikkat çekti.
Resmi olarak “kapatma” ifadesi kullanılmasa da okul idarelerinin kira talebi, sınıf tahsisi sorunları veya “Türkçe derslerini eğitim senatörlüğü verecek” söylemiyle Türkiye’den gelen öğretmenlerin dışlandığı ifade edildi. Bu süreçte veliler bilgilendirilmiş, toplantılar ve basın açıklamaları düzenlenmiş, sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte protesto eylemleri yapılmış ancak sınırlı sonuç alınabilmiş durumda.
Buna karşın, eğitim müşavirliği ve koordinasyon birimi, iki kanalı aynı anda işletiyor: Bir yandan Berlin Eğitim Senatörlüğü ile sürekli diyalog halinde olarak senatonun kendi Türkçe derslerini açmasını takip ediyor, diğer yandan konsolosluk öğretmenlerini STK’ların dersliklerine taşıyarak Türkçe eğitimini kesintiye uğratmamaya çalışıyor.
Şu anda Berlin’de sivil toplum kuruluşları üzerinden yaklaşık 550 öğrenciye Türkçe ve Türk kültürü dersleri veriliyor. Örgün eğitimde ise 67 okulda dersler aralıksız devam ediyor.
İki dilliliğin çocuklara katkısı ve kimlik meselesi
Konuşmalarda, iki dilliliğin çocukların zihinsel, psikolojik ve kişisel gelişimi açısından önemli bir avantaj olduğuna işaret edildi. Bilimsel çalışmaların iki dilli bireylerin tek dillilere göre problem çözme, uyum ve akademik başarı gibi alanlarda öne çıktığını belirten eğitim müşaviri, “Dilimin sınırları dünyamın sınırlarını belirler” sözünün altını çizdi.
Evde kullanılan sınırlı “mutfak Türkçesi”nin tek başına yeterli olmayacağı, kelime haznesi dar kalan çocukların hem duygularını hem de kültürel aidiyetlerini ifade etmekte zorlandığı aktarıldı. Okuldaki Türkçe dersleriyle hikâyeler, masallar, tarih anlatıları, milli ve dini günler, Almanya’ya göç tarihi gibi başlıklarda hem kelime dağarcığının hem de özgüvenin güçlendiği vurgulandı.
Sınıf içi gözlemler ise çocukların kimlik algısındaki ikili durumu açıkça ortaya koyuyor. Bazı öğrenciler “Alman pasaportum var, ben Alman’ım, Türkçe ile işim yok” derken, ders ilerledikçe türküler, hikâyeler ve tarih bağlamı üzerinden kendi köklerini yeniden keşfediyor. Diğer bir kısım öğrenciyse hem Türk hem Alman kimliğini birlikte taşımayı “zenginlik” olarak görüyor.
Türk öğretmen, çocukla okul sistemi arasındaki köprü
Programda, Türkçe ve Türk kültürü öğretmenlerinin yalnızca dil öğretmeni değil, aynı zamanda öğrenciler ile Alman eğitim sistemi, okul idaresi ve aileler arasında “köprü” rolü gördüğü defalarca vurgulandı.
Bazı velilerin hâlâ yeterli Almanca bilmediği, okul idareleriyle iletişim kurmakta zorlandığı, bu boşluğu çoğu zaman Türk öğretmenlerin doldurduğu ifade edildi. Çocukların, sadece dersle ilgili değil, aile içi sıkıntılar, uyum sorunları ve kişisel dertleri için de en rahat Türk öğretmenlere açıldıkları örneklerle anlatıldı. Derste bir anda “Öğretmenim dün akşam evde şöyle bir şey oldu” diye başlayan cümlelerin, bu güven ilişkisinin en somut göstergesi olduğu belirtildi.
Türkçe dersinin statüsü ve velilere çağrı
Almanya’daki sistem gereği Türkçe ve Türk kültürü derslerinin pek çok yerde notla değerlendirilmemesi ve karneye girmemesi, öğretmenlerin altını çizdiği en önemli yapısal sorunlardan biri. Not baskısı olmadan verilen derse öğrencilerin bir bölümünün isteğe bağlı bakması, Türkçe dersini spor, kulüp ya da başka etkinliklerle eşit kategoride görmesi, katılımı zaman zaman düşürüyor.
Buna karşılık, bazı okullarda Türkçe yabancı dil olarak seçilebiliyor ve abitur (lise bitirme) dersi kapsamına alınabiliyor. Bu durumda Türkçe notu doğrudan öğrencinin akademik başarısına yansıyor. Konuklar, velilerin okul kayıt döneminde mutlaka Türkçeyi seçenekler arasında aramasını, varsa mutlaka seçmesini, yoksa okul idaresine ve yerel eğitim makamlarına yazılı talepte bulunmasını önerdi.
“Çocuk neredeyse biz oraya gideriz” anlayışıyla hareket eden öğretmenler, haftada sadece iki saatlik dersle bütün yükün kendilerine bindirilmesinin gerçekçi olmadığını, asıl belirleyici olanın aile desteği ve velilerin talepkâr tutumu olduğunu vurguladı.
Mesleki dayanışma ve 24 Kasım kutlaması
Berlin’de görev yapan öğretmenler, 24 Kasım Öğretmenler Günü için başkonsolosluk çatısı altında ortak bir program hazırlıyor. Eğitim müşavirliği, merkez koordinasyon birimi, konsolosluk öğretmenleri ve Berlin Eğitim Senatörlüğü’nde görevli Türk kökenli öğretmenlerin tamamı bu etkinliğe davet edildi.
Öğretmenler, meslektaş dayanışmasının gücünü, ortak etkinlikler, 23 Nisan programları ve yıl içindeki buluşmalarla diri tuttuklarını belirtti. Programın sonunda, Almanya’daki ve dünyadaki tüm öğretmenlerin 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlandı; yurtdışında görev yapan 501 öğretmene ayrıca teşekkür edildi.
Son bölümde, sunucu, kendi ilkokul öğretmeni ve tarih öğretmenine özel bir vefa selamı göndererek, Cumhuriyet’in kurucusu ve “başöğretmen” Mustafa Kemal Atatürk’ü minnetle andığını ifade etti. Türkçenin, Cumhuriyet’in temel değerlerinden biri olarak korunmasının ve gelecek kuşaklara aktarılmasının, ancak bu fedakâr öğretmenlerin gayretiyle mümkün olacağı vurgulandı.
arşiv video
